Genji’nin Hikayesi
₺1.620,00 Orijinal fiyat: ₺1.620,00.₺1.335,00Şu andaki fiyat: ₺1.335,00.
Dünyanın ilk romanı olarak kabul edilen bu eser, 11. yüzyılın başlarında soylu kadın Murasaki Shikibu tarafından yazılmıştır. Genji’nin Hikâyesi, üç kuşak boyu süren ve bir yüzyılın neredeyse dörtte üçünü kapsayan, yaklaşık 450 aktörün sahneye çıktığı ve dünya edebiyatının kurgu alanında öncü kabul ettiği bir başyapıttır.
Toplam 54 bölümden oluşan Genji’nin Hikâyesi, esasen, olağanüstü yakışıklılığı ve yetenekleriyle tanınan aristokrat “Işık Saçan Prens” Hikaru Genji’nin yaşamını ve 41. bölümden sonra da soyundan gelen bazı karakterlerin hikâyelerini anlatır. Roman, hem Genji’nin karmaşık romantik ilişkilerini, siyasi çabalarını ve kişisel mücadelesini takip eder hem de okurlara Heian dönemi Japonya’sındaki imparatorluk sarayının yaşamı hakkında zengin tasvirler sunar.
Genji’nin Hikâyesi’nin en dikkat çekici yönlerinden biri de düzyazı ile şiirin ustaca harmanlanmış olmasıdır. Roman, sadece karakterlerin duygularını anlatmakla kalmaz, aynı zamanda duygu, düşünce ve güzelliğin derinliğini yakalayan 800’den fazla geleneksel waka şiiri içerir. Bu şiirler, elden ele dolaşıp karakterler arasında derin bir iletişim kurarak düzyazının tek başına veremeyeceği duyguları açığa çıkarır. Oğuz Baykara da her dizesi genellikle 14 heceden oluşan ölçülü ve uyaklı beyitler hâlindeki şiir çevirileriyle Murasaki Shikibu’nun 1000 yıl önce Genji Monogatari’de yaratmış olduğu şiir şölenini onun ölümünden 1000 yıl sonra eserin Türkçe çevirisinde dilimize yansıtmaya çalışmıştır.
Sadece Japonya’nın değil dünya edebiyat tarihinin en büyük hazinelerinden biri olan ve ilk kez Türkçeye çevrilen, “Dünyanın İlk Romanı” Genji’nin Hikâyesi’nin büyülü dünyasında keyifli yolculuklar…
Genji’nin Hikâyesi, ülkemizin en eski, en büyük ve en muhteşem romanı olarak kabul edilmektedir. Çağlar boyunca ülkemizde hayranlıkla okunmuş, son zamanlarda birçok yabancı dile çevrilmiş olup şimdi dünyanın dört bir yanında bir dünya klasiği olarak övülmektedir.
— Genji Uzmanı Edebiyatçı İkeda Kikan
Japon edebiyatında ne daha önce gelen bir eser onun büyüklüğünü gölgelemiş ne de daha sonrakiler onun yüceliğine erişebilmiştir. Genji’nin Hikâyesi, 11. yüzyılın başından bu yana, klasik Japon edebiyatının en büyük şaheseri olmuştur.
— Japonolog Royall Tyler
| Yayınevi | Vakıfbank Kültür Yayınları |
|---|
1 adet stokta
Vakıfbank Kültür Yayınları – Genji’nin Hikayesi
/n
Dünyanın ilk romanı olarak kabul edilen bu eser, 11. yüzyılın başlarında soylu kadın Murasaki Shikibu tarafından yazılmıştır. Genji’nin Hikâyesi, üç kuşak boyu süren ve bir yüzyılın neredeyse dörtte üçünü kapsayan, yaklaşık 450 aktörün sahneye çıktığı ve dünya edebiyatının kurgu alanında öncü kabul ettiği bir başyapıttır.
Toplam 54 bölümden oluşan Genji’nin Hikâyesi, esasen, olağanüstü yakışıklılığı ve yetenekleriyle tanınan aristokrat “Işık Saçan Prens” Hikaru Genji’nin yaşamını ve 41. bölümden sonra da soyundan gelen bazı karakterlerin hikâyelerini anlatır. Roman, hem Genji’nin karmaşık romantik ilişkilerini, siyasi çabalarını ve kişisel mücadelesini takip eder hem de okurlara Heian dönemi Japonya’sındaki imparatorluk sarayının yaşamı hakkında zengin tasvirler sunar.
Genji’nin Hikâyesi’nin en dikkat çekici yönlerinden biri de düzyazı ile şiirin ustaca harmanlanmış olmasıdır. Roman, sadece karakterlerin duygularını anlatmakla kalmaz, aynı zamanda duygu, düşünce ve güzelliğin derinliğini yakalayan 800’den fazla geleneksel waka şiiri içerir. Bu şiirler, elden ele dolaşıp karakterler arasında derin bir iletişim kurarak düzyazının tek başına veremeyeceği duyguları açığa çıkarır. Oğuz Baykara da her dizesi genellikle 14 heceden oluşan ölçülü ve uyaklı beyitler hâlindeki şiir çevirileriyle Murasaki Shikibu’nun 1000 yıl önce Genji Monogatari’de yaratmış olduğu şiir şölenini onun ölümünden 1000 yıl sonra eserin Türkçe çevirisinde dilimize yansıtmaya çalışmıştır.
Sadece Japonya’nın değil dünya edebiyat tarihinin en büyük hazinelerinden biri olan ve ilk kez Türkçeye çevrilen, “Dünyanın İlk Romanı” Genji’nin Hikâyesi’nin büyülü dünyasında keyifli yolculuklar…
Genji’nin Hikâyesi, ülkemizin en eski, en büyük ve en muhteşem romanı olarak kabul edilmektedir. Çağlar boyunca ülkemizde hayranlıkla okunmuş, son zamanlarda birçok yabancı dile çevrilmiş olup şimdi dünyanın dört bir yanında bir dünya klasiği olarak övülmektedir.
— Genji Uzmanı Edebiyatçı İkeda Kikan
Japon edebiyatında ne daha önce gelen bir eser onun büyüklüğünü gölgelemiş ne de daha sonrakiler onun yüceliğine erişebilmiştir. Genji’nin Hikâyesi, 11. yüzyılın başından bu yana, klasik Japon edebiyatının en büyük şaheseri olmuştur.
— Japonolog Royall Tyler
İlgili ürünler
Denizler Arslanı
Falaka – Parıltı Yayınları
Osmanlı’da çocukluk nasıl yaşanırdı?
Eğitim hangi yollarla verilirdi?
Ahmet Rasim, başta bunları ve daha fazlasını, anılarından doğan Falaka’da, 19. yüzyılın İstanbul manzaraları eşliğinde anlatıyor.
Edebiyatımızın en üretken kalemlerinden Ahmet Rasim,
okul hayatının ilk dönemini oluşturan “mahalle mektebi” yıllarında yaşadığı olayları, kıvrak kalemiyle yazıya döktü. Bugünden bakıldığında bir yanı trajik, bir yanı komik sayılabilecek bu tecrübeleri 1927’de, Falaka adı altında yayımladı.
Falaka, o günden bu yana hayatımızda ve
Ahmet Rasim’in, dahası edebiyatımızın en çok okunan
kitapları arasında yer alıyor.
Şimdi, günümüz Türkçesiyle…
Şark Kızı
Şark kızı…
Yürükleri burkan, akılları şaşırtan yaşanmış hayat hikâyesi…
Aşkın, sadakatin ve mertliğin sembolü…
Kötülüklere karşı başı dik, iyiliklere karşı boynu eğik…
Ağrı dağı kadar müthiş bir cesaret!
Van Gölü gibi esrarengiz…
Onur dolu, iffet dolu…
Güzelliği karakterine kazınmış…
Dürüstlüğü inancından almış…
Dünyaya sığmayan bir sevdanın sahibi…
Şark kızı…
Anadolu Kızı…
Bu toprakların kızı…
Bu sevda masalında mest olmak istiyorsanız;
Ebedi aşkın doyumsuzluğuna buyurun…
Yıldırım Sesli Manasçı-Asker Çocuğu-Beyaz Yağmur
Cengiz Aytmatov’un birbirinden güzel üç hikayesinin yer aldığı kitap; aslında insan, mekan ve hafıza arasında birbirini sürekli besleyen ilişkinin göz önüne serilmesi bakımından büyük önem taşıyor. Aytmatov, Asker Çocuğu isimli hikayesinde tıpkı çocuk kahramanların olduğu diğer hikayelerindeki gibi, çocuğa uçsuz bucaksız bir hayal dünyası vermiştir. Yazarın bu hikayesinde yetim bir çocuğun babaya duyduğu hasret okuyucuya öyle kuvvetli hissettirilmiştir ki, kısacık bir hikayede bunu başarmak elbette Aytmatov’un ustalığını bir kez daha ispatlamaktadır. Beyaz Yağmur hikayesinde aşkın tertemiz halini, Yıldırım Sesli Manasçı’da ise ölümsüz olanın fikir olduğunu anlatan Aytmatov, şu sözlerle Kırgız kahramanını bir Manas anlatıcısına dönüştürür: “Bu dünyada insanlar doğar ve ölür. (…) Ama dünyada, insan hafızası zamana meydan okur. İnsanın kendi hayatı, göz açıp kapatıncaya kadar geçen zaman kadar kısadır. Ölümsüz olan düşüncedir, fikirdir. Ve bu fikirler insandan insana geçer. Ölümsüz olan Manas’tır”

Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.