Pollyanna – İş Bankası Kültür Yayınları
₺220,00 Orijinal fiyat: ₺220,00.₺182,00Şu andaki fiyat: ₺182,00.
Pollyanna, Amerikan edebiyatının umudu ve iyimserliği temsil eden, bu özelliğiyle de en çok sevilen karakterlerinden biridir. Anne ve babasını kaybettikten sonra tek akrabası Polly Teyzesi ile birlikte yaşamak üzere kurgusal Beldingsville kasabasına giden Pollyanna Whittier, etrafındaki bütün yetişkinlerin hayatını olumlu yönde değiştirip güzelleştirir. Küçük kız bunu yoksul ama bilge babasının öğrettiği “mutluluk oyunu” sayesinde başarır. En karanlık olayda, en umutsuz durumda bile bir mutluluk vesilesi bulabilen Pollyanna, içselleştirdiği bu hayat felsefesini bütün kasabaya öğretir.
Pollyanna, pozitif psikolojinin “şükran” duygusunun insanın mutluluk ve esenliği üzerindeki etkisini araştırmaya başlamasından yaklaşık yüz yıl önce yayımlandı. Eleanor H. Porter’ın büyük ilgi gören 1913 tarihli romanı, şükran duymanın insan sağlığı üzerindeki faydalarının bilimsel olarak kanıtlandığı günümüzde yepyeni bir anlam kazanmıştır.
| Yayınevi | İş Bankası Kültür Yayınları |
|---|---|
| Yazar | Eleanor H. Porter |
| Sayfa Sayısı | 232 |
| Kağıt Cinsi | 1. Hamur |
| Baskı Yılı | 2024 |
| Boyut | “12, 00″, 50 X 21 |
| Cilt Tipi | Karton Kapak |
1 adet stokta
İş Bankası Kültür Yayınları – Pollyanna – İş Bankası Kültür Yayınları
/n
Pollyanna, Amerikan edebiyatının umudu ve iyimserliği temsil eden, bu özelliğiyle de en çok sevilen karakterlerinden biridir. Anne ve babasını kaybettikten sonra tek akrabası Polly Teyzesi ile birlikte yaşamak üzere kurgusal Beldingsville kasabasına giden Pollyanna Whittier, etrafındaki bütün yetişkinlerin hayatını olumlu yönde değiştirip güzelleştirir. Küçük kız bunu yoksul ama bilge babasının öğrettiği “mutluluk oyunu” sayesinde başarır. En karanlık olayda, en umutsuz durumda bile bir mutluluk vesilesi bulabilen Pollyanna, içselleştirdiği bu hayat felsefesini bütün kasabaya öğretir.
Pollyanna, pozitif psikolojinin “şükran” duygusunun insanın mutluluk ve esenliği üzerindeki etkisini araştırmaya başlamasından yaklaşık yüz yıl önce yayımlandı. Eleanor H. Porter’ın büyük ilgi gören 1913 tarihli romanı, şükran duymanın insan sağlığı üzerindeki faydalarının bilimsel olarak kanıtlandığı günümüzde yepyeni bir anlam kazanmıştır.
İlgili ürünler
Ateş Yakmak – Modern Klasikler 129
Jack London, Kuzey topraklarını konu alan eserlerinde okurlarını buzla sarmalanmış bir diyarda adım adım gezdirir. Biri 1902’de, öbürü 1908’de yayımlanan ve “Ateş Yakmak” başlığını paylaşsalar da birbirlerinden olay örgüsü yönünden ayrılan iki hikâyeyle, “Yaşama Azmi” adlı üçüncü bir hikâyenin bir araya getirildiği bu derlemede de Jack London insanın buz kaplı doğayla ve kendi benliğiyle yüzleşmesini anlatır. Gençliğinde Klondike bölgesine altın aramaya giden ve soğuğun hüküm sürdüğü bu topraklarda bizzat yaşamış olan London, Alaska’dan Yukon’a, Kolondike’ten Kanada tundralarına kadar yörenin coğrafyasına ve sakinlerine oldukça hâkimdir. Jack London’ın karakterleri Kuzey’in dört bir yanda uzanan bembeyaz topraklarında vahşi doğanın gücüyle amansız bir mücadele halindedir. Doğanın, soğuğun ve pek iyi bilmedikleri bir coğrafyanın pençesinde, hayata tutunmaya çalışırlar. Ve ateş yakmak, bu varoluş mücadelesinin ilk adımıdır.
Ceza Sömürgesi
Franz Kafka’nın külliyatından seçilen hikâyelerden oluşan Ceza Sömürgesi toplamda dört hikâye içeriyor. Bu hikâyeler de Dava ve Dönüşüm kitaplarında olduğu gibi, okuyucuyu Kafka’nın gizemli labirentlerinde dolaştırıyor ve modern hayatta bazen silik bir tablonun siması bazen de tabloyu bizatihi kendisi yapan insanın yasalar karşısındaki tutum ve davranışlarını betimliyor. Kafka’nın öykü ve romanlarında kullandığı ana unsur olan metafor ve çağrışımlar, bu hikayelerde de yer alarak okuyucuyla Kafka’nın kurmaca dünyası arasında kuvvetli bir bağ oluşturuyor.
Deccal Hristiyanlığa Lanet
Nietzsche, ölümünden sonra yayımlanan başyapıtında, çoğunluk karşısında azınlık bile olamayacak bir azlığı ifade ederken, o zamana kadar sağır kalınmış doğrulara kulak verecek yeni bir vicdanın doğuşunu muştuluyor, tıpkı bir peygamber gibi. O günden bugüne çok şeyler değişti. Hıristiyanlığa lanet okuyanlar, hele ki bu coğrafyada, hiç az değil. Keza yeni bir vicdanın doğuşunu bekleyenler de. Ama söz savını koruyor hâlâ:
“Bu kitap en azlarındır.”
Dorian Gray’in Portresi
Ressam Basil Hallward’ın sıra dışı güzelliğiyle Dorian Gray adlı bir genç adamın portresini çizmesiyle başlar her şey. Dorian portrede gördüğü genç ve güzel halinin büyüsüne öyle kapılmıştır ki yaşamının devamını tuvaldeki suretini koruyabilmenin hırsı içinde geçirir. Kendisinin bile haberdar olmadığı tutku ve arzularını ona açan Lord Henry Wotton’sa Dorian’ın güzellik, şehvet ve zevk peşinde günden güne yozlaşmasına önayak olur. Dorian Gray’in Portresi, cinselliğe dair kalıpları yıkarken estetik, güzellik ve sanat kavramlarına da felsefi bir yaklaşımda bulunur.
Oscar Wilde’ın sansasyonel romanı Dorian Gray’in Portresi, metinde olan bitenler kadar yayımlanma öyküsüyle de merak uyandırır. Romanın yayımlanmasından beş yıl sonra, Wilde bir gecede İngiliz edebiyatının en renkli figüründen bir cinsel suçluya dönüşmüştür. Romandan alıntılar eşcinsel olduğu gerekçesiyle yargılandığı duruşmalarda yazarın önüne kanıt olarak sürülür. O günlerde ne yaşanmış olursa olsun, roman dönemin cinsellik ve erkeklik algısında bir kırılma yaratması ve yazarın yaşamından kolayca görülebilen izler taşımasıyla çağdaşlarından ayrışır. Okur ve eleştirmenler, karakterlerin yazarın gerçek yaşamındaki hangi kişilerden esinlendiğine kafa yoradursunlar, kendisi ise şöyle der: “Benden çok şey barındırıyor. Basil Hallward benim olduğumu düşündüğüm şey, Lord Henry Wotton insanların benim hakkımdaki düşünceleri; Dorian’sa olmak istediğim şey – belki de başka bir çağda.”
#dünyaklasikleri #ingilizklasikleri #güzellik #sanat #yozlaşma #iyilikvekötülük
Dürtü
Seni kim bekliyor? Kıyım ve ölüm, belki, ama başka kimsenin beklediği yok! Uyan, Ferdinand, özgür olduğunu gör, tamamen özgürsün, kimsenin senin üzerinde bir yaptırımı yok ve kimse sana emir veremez; dinle, özgürsün, özgür, özgür! Bunu sana binlerce kez söyleyebilirim, on bin kere, her saat, her dakika, sen bunu hissedinceye kadar! Sen özgürsün. Özgür! Özgür!
Vatan denilen toprak parçasının yeni ölü bedenler isteğiyle yaptığı çağrıyı duyunca içinde engel olamadığı bir gitme dürtüsüyle ayağa kalktı Ferdinand. Oysa gitmek, ölmek, öldürmek istemiyordu ama onun iradesini ele geçiren başka bir güç vardı. Bir yanda özgürlüğü öte yanda bir nesneden öte görülmediği, ondan itaat bekleyen anavatanın çağrısı.
Zweig, Ferdinand’ın yaşadığı bu ikilem üzerinden milliyetçilik ve faşizmi sorguluyor. Zevkle ve düşünerek okuyacaksınız.
Frankfurt Seyahatnamesi
Frankfurt Seyahatnamesi, Ahmet Haşim’in İstanbul’dan tedavi amacıyla Almanya’nın Frankfurt şehrine gitmesi ve bu seyahatinde edindiği gözlem ve izlenimlerini konu alan kitabıdır.
Yazar, seyahatinde; müzecilik, mimari, yemek kültürü, insan ilişkileri ve insana verilen değerden bahseder.
Batıya yapılan bu seyahatle, Batı’dan ve batılılaşmadan övgü ile söz ederken, Doğu ile de kıyaslama yaparak Doğu’ya yönelik hayalini ve eleştirisini de dile getirir.
Kısa gezi hikâyelerinden oluşan bu kitap, bir anlamda dönemin Almanya ve Türkiye’sinin karşılaştırılmasıdır.

Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.