Kadınlar Ülkesi – Modern Klasikler 190
₺136,00 Orijinal fiyat: ₺136,00.₺113,00Şu andaki fiyat: ₺113,00.
Dünyayı keşfetme hevesiyle yanıp tutuşan Van, Terry ve Jeff, varlığından tesadüfen haberdar oldukları Kadınlar Ülkesi’ne bir keşif gezisine çıkarlar. Sadece kadınlardan oluşan bir toplumun yapısıyla ilgili yürüttükleri tahminler ve halihazırda kafalarında bulunan eril kalıplar gördükleri manzara karşısında yerle bir olur. Jeff kadınları hizmet edilmesi ve korunması gereken varlıklar olarak görürken, Terry onların fethedilmesi ve kazanılması gerektiğini düşünmektedir. Ama mantık, eşitlik ve sevgi üstüne kurulu bu ülkede onların bu klişe beklentileri karşılık bulmaz.
Kadınlar Ülkesi 1915’te, yani Thomas More’un 1516’da yayımlanan Utopia adlı yapıtından neredeyse 400 yıl sonra tefrika edildi; kitap olarak yayımlanması ise 1979 yılını buldu. Ataerkil dünyaların ağırlıkta olduğu ütopya yazını, Charlotte Perkins Gilman’ın bu feminist ütopyasıyla birlikte yeni bir bakış açısı kazandı.
| Yayınevi | İş Bankası Kültür Yayınları |
|---|---|
| Yazar | Charlotte Perkins Gilman |
| Sayfa Sayısı | 200 |
| Kağıt Cinsi | 3. Hamur |
| Baskı Yılı | 2022 |
| Boyut | “12, 50 X 20, 50″ |
| Cilt Tipi | Karton Kapak |
1 adet stokta
İş Bankası Kültür Yayınları – Kadınlar Ülkesi – Modern Klasikler 190
/n
Dünyayı keşfetme hevesiyle yanıp tutuşan Van, Terry ve Jeff, varlığından tesadüfen haberdar oldukları Kadınlar Ülkesi’ne bir keşif gezisine çıkarlar. Sadece kadınlardan oluşan bir toplumun yapısıyla ilgili yürüttükleri tahminler ve halihazırda kafalarında bulunan eril kalıplar gördükleri manzara karşısında yerle bir olur. Jeff kadınları hizmet edilmesi ve korunması gereken varlıklar olarak görürken, Terry onların fethedilmesi ve kazanılması gerektiğini düşünmektedir. Ama mantık, eşitlik ve sevgi üstüne kurulu bu ülkede onların bu klişe beklentileri karşılık bulmaz.
Kadınlar Ülkesi 1915’te, yani Thomas More’un 1516’da yayımlanan Utopia adlı yapıtından neredeyse 400 yıl sonra tefrika edildi; kitap olarak yayımlanması ise 1979 yılını buldu. Ataerkil dünyaların ağırlıkta olduğu ütopya yazını, Charlotte Perkins Gilman’ın bu feminist ütopyasıyla birlikte yeni bir bakış açısı kazandı.
İlgili ürünler
Ateş Yakmak – Modern Klasikler 129
Jack London, Kuzey topraklarını konu alan eserlerinde okurlarını buzla sarmalanmış bir diyarda adım adım gezdirir. Biri 1902’de, öbürü 1908’de yayımlanan ve “Ateş Yakmak” başlığını paylaşsalar da birbirlerinden olay örgüsü yönünden ayrılan iki hikâyeyle, “Yaşama Azmi” adlı üçüncü bir hikâyenin bir araya getirildiği bu derlemede de Jack London insanın buz kaplı doğayla ve kendi benliğiyle yüzleşmesini anlatır. Gençliğinde Klondike bölgesine altın aramaya giden ve soğuğun hüküm sürdüğü bu topraklarda bizzat yaşamış olan London, Alaska’dan Yukon’a, Kolondike’ten Kanada tundralarına kadar yörenin coğrafyasına ve sakinlerine oldukça hâkimdir. Jack London’ın karakterleri Kuzey’in dört bir yanda uzanan bembeyaz topraklarında vahşi doğanın gücüyle amansız bir mücadele halindedir. Doğanın, soğuğun ve pek iyi bilmedikleri bir coğrafyanın pençesinde, hayata tutunmaya çalışırlar. Ve ateş yakmak, bu varoluş mücadelesinin ilk adımıdır.
Böyle Buyurdu Zerdüşt – Kırmızı Kedi Yayınevi
“Herkes için ve hiç kimse için bir kitap!”
Böyle karşılıyor eser bizleri.
Bu kitapta Nietzsche, şiirsel bir üslupla felsefi meseleleri dile getirmiş, kendi felsefi düşüncelerini ve kavramlarını açıklamıştır.
Düşünce tarihinde çığır açmış, üslubuyla kitabı belli bir kategorinin içine hapsedemediğimiz, edebiyatla felsefi çalışmanın sınırlarında gezinen eserde Nietzsche’nin “Ben bu kulaklara göre ağız değilim” gibi cümlelerini okurken tekrar tekrar düşünecek ve emin olun bu eseri defalarca okuyacaksınız!
Unutmadan, Nietzsche’nin Böyle Buyurdu Zerdüşt için “Yazılmış en derin eser” dediğini biliyor muydunuz?
Deccal Hristiyanlığa Lanet
Nietzsche, ölümünden sonra yayımlanan başyapıtında, çoğunluk karşısında azınlık bile olamayacak bir azlığı ifade ederken, o zamana kadar sağır kalınmış doğrulara kulak verecek yeni bir vicdanın doğuşunu muştuluyor, tıpkı bir peygamber gibi. O günden bugüne çok şeyler değişti. Hıristiyanlığa lanet okuyanlar, hele ki bu coğrafyada, hiç az değil. Keza yeni bir vicdanın doğuşunu bekleyenler de. Ama söz savını koruyor hâlâ:
“Bu kitap en azlarındır.”
Ermişin Bahçesi
Halil Cibran’ın ölümünün ardından yayımlanan eseri Ermişin Bahçesi , bir geri dönüşün hikâyesini anlatır. El Mustafa, on iki yıl boyunca uzak kaldığı adaya ayak bastığında geri dönüşün bütün sancı ve sızılarını yüreğinde taşır. Halkına kavuştuğu an, daha derin bir yalnızlığın pençesine düştüğü andır. Annesiyle babasının ebedi uykuya yattığı o bahçenin duvarları, dünyayla arasına çizdiği bir sınır çizgisine dönüşür. Onun sesine hasret kulaklara fısıldadığı ise yaşama ve yaşamın getirdiklerine ve götürdüklerine dair kedere bulanmış cümlelerdir.
Frankfurt Seyahatnamesi
Frankfurt Seyahatnamesi, Ahmet Haşim’in İstanbul’dan tedavi amacıyla Almanya’nın Frankfurt şehrine gitmesi ve bu seyahatinde edindiği gözlem ve izlenimlerini konu alan kitabıdır.
Yazar, seyahatinde; müzecilik, mimari, yemek kültürü, insan ilişkileri ve insana verilen değerden bahseder.
Batıya yapılan bu seyahatle, Batı’dan ve batılılaşmadan övgü ile söz ederken, Doğu ile de kıyaslama yaparak Doğu’ya yönelik hayalini ve eleştirisini de dile getirir.
Kısa gezi hikâyelerinden oluşan bu kitap, bir anlamda dönemin Almanya ve Türkiye’sinin karşılaştırılmasıdır.
Kesik Baş
“Türk romanında hakiki konuşma Hüseyin Rahmi ile başlar… Edebiyatımıza sokak onunla girmiştir.” –Ahmet Hamdi Tanpınar
Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın 1921 yılında Heybeliada’da tamamladığı, daha sonra İkdam gazetesinde tefrika edilen ve 1942’de tam hâliyle ilk defa yayımlanan Kesik Baş romanı, mizahtan, yaşadığı şehrin sokaklarında konuşulan dili yansıtmaktan ve zevkli bir okuma tecrübesi yaşatmaktan asla vazgeçmeyen yazardan gerilim dozu yüksek bir cinayet hikâyesi.
Bir kuyunun dibinde bezlere sarılmış vaziyette kesik bir baş bulunur. Bu korkunç cinayetin üzerindeki sır perdesini aralamak üzere açılan tahkikatla görevli zabıta Remzi ve yardımcısı Seyit maceralı mı maceralı, karışık mı karışık, bir acayip gizemin tam göbeğine düşerler.
Hüseyin Rahmi Gürpınar’dan Kesik Baş , deneyimli dedektif ve çaylak yardımcısı, mantık yoluyla çözülen cinayet gibi öğeleriyle Türk edebiyatının ilk polisiye romanlarından biri.
Toplum Sözleşmesi
Jean-Jacques Rousseau tarafından 18. yüzyılda toplumun nasıl yönetilmesi gerektiğini ele alan ilk eserlerden biri olan Toplum Sözleşmesi, eşitsizlik, toplum hakları, yasalar, demokrasi, siyasetin nasıl şekillenebileceği gibi konulara odaklanıyor. Rousseau’ya göre yurttaşlar olmadan erdem, erdem olmadan özgürlük, özgürlük olmadan devlet olmaz.
“Hiç şüphesiz salt akıldan kaynaklanan evrensel bir adalet vardır, ancak aramızda kabul edilen bu adalet karşılıklı olmalıdır. Doğal yaptırımların yokluğunda adalet yasaları insanlar arasında etkisiz kalır. Dürüst insan herkese karşı yasalar çerçevesinde davrandığı ve hiç kimse aynı şekilde karşılık vermediği zaman bu yasalar kötüye iyilik ederken dürüstün mahvoluşuna sebep olur. Bu yüzden hakları görevlerle birleştirmek ve adaleti nesnesiyle ilişkilendirmek için anlaşmalara ve yasalara ihtiyaç duyulur.”

Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.