Nar Çiçekleri
₺300,00 Orijinal fiyat: ₺300,00.₺248,00Şu andaki fiyat: ₺248,00.
Nar Çiçekleri, bir çocuğun savaşla parçalanmış topraklarda müziğe duyduğu aşkı, zorluklar içindeki güzelliklerle dolu serüvenini, işgal güçlerine taş atan küçük bir eylemciden başarılı bir müzisyene dönüşerek sonunda istediği müzik okulunu kurmasına kadar uzanan yolculuğunu anlatıyor.
Filistin’deki bir mülteci kampında büyüyen Remzi Ebu Rıdvan, daha çocukken işgal ordusuna karşı direnişte yer alan, fakat daha sonra başladığı müzik eğitimi sayesinde hayatını değiştirecek bir yolculuğa çıkarak etrafındaki onlarca insana ilham veren bir gençtir. Remzi, bir hayali gerçekleştirmenin mücadelesini vermektedir. Savaşla büyüyen binlerce Filistinli çocuğun hayatını değiştirecek bir müzik okulu kuracaktır.
Bu projeye destek olmak için dünyanın birçok yerinden müzisyenler gelecektir. Amerikalı bir viyolacı, Remzi’nin yeni okulu Al Kamandjati’de çalışmak için Londra Senfoni Orkestrası’ndan ayrılır. Gelecek vadeden bir İngiliz opera sanatçısı şan dersleri vermek için Batı Şeria’ya taşınır. Ünlü orkestra şefi Daniel Barenboim Remzi’yi, Edward Said’le birlikte kurduğu Doğu-Batı Divan Orkestrası’na katılmaya davet eder. Daniel Barenboim, “Remzi sadece kendi hayatını, kaderini değiştirmekle kalmadı, beraberinde diğer birçok insanın da hayatını değiştirdi,” diyor ve şunu ekliyor: “Filistin’in her yerinden gelen çocukların oluşturduğu bu olağanüstü topluluk, ilham ve güzellik dolu bir yaşamın kapılarını aralıyor.”
Nar Çiçekleri’nde, askerî işgalin kıskacındaki bir hayatın, büyüyen bir şiddetsiz direniş hareketinin, İsrail-Filistin bölünmesinin ortasındaki müzikal dayanışmanın ve ço¬cukların müzik yardımıyla hayata dair yeni umutlar beslemesinin canlı bir anlatımına tanık olacaksınız.
“Yetenekli bir kalemden, merak ve şaşkınlıkla okuyacağınız gerçek bir hikâye. Tolan, röportajlarla belgelenen hayatları etkileyici bir anlatım ustalığıyla birleştirerek okuyanlara sevgi ve umut aşılıyor. Bu yönüyle Nar Çiçekleri, hem keyifle hem de ders alınarak okunacak bir kitap. Paylaşılması ve üzerine tartışılması gereken eşsiz bir eser. Okuma grubunuz için biçilmiş kaftan.”
Huffington Post
“Ufuk açıcı… Tolan’ın kapsamlı araştırmaları ve gazeteci dikkatiyle detayları gün ışığına çıkarması, bu hikâyenin her sayfasını nefes kesici bir hikâyeye dönüştürüyor.” Publishers Weekly
“Tolan, nesiller boyu süren İsrail-Filistin çatışmasını, sıradışı hayatı ve müzik yeteneğiyle öne çıkan Remzi Ebu Rıdvan adlı bir genç ile onun ailesi ve arkadaşlarının üzerine odaklanarak anlatıyor. Nar Çiçekleri, sizi tamamen içine alacak etkileyici bir hikâye. Bitmek bil¬meyen İsrail-Filistin çatışmaları ve ‘barış’ görüşmeleri ile cesur bir genç adamın kendi dünyasını değiştirmeye yönelik kararlı adımları arasında geçişler yapan, ustaca yazılmış bir anlatı.’’ Booklist
“Filistin-İsrail açmazındaki gerçek değişim ve umutların yürek parçalayıcı, cesaret dolu hikâyesi.” Kirkus Reviews
“Nar Çiçekleri, ulusların, büyük fikirlerin ve insanlık dramlarının senfonisi. Adaletsizlik ve kişisel trajediler karşısında müziğe tutunarak dik duran bir insanın dokunaklı mücadele öyküsü.” Newsweek
“Geleceğe dair distopik bir dünya manzarası çizen popü¬ler edebiyat eserlerinin son derece yaygın olduğu günü¬müzde, müzik ve kültürün gücü sayesinde birçok hayatı değiştirebileceğine inanan bir insanı anlatan gerçek bir hikâye okumak yeni ve güzel bir deneyim. Bize Remzi Ebu Rıdvan’ı, onun felsefesini ve bir fark yaratmak için üstlendiği kişisel misyonunu tanıtan Sandy Tolan’a iç-ten tebriklerimi sunuyorum. Remzi’nin başardıkları, Margaret Mead’in o meşhur sözünü kanıtlıyor: ‘Hiç şüpheniz olmasın ki bir avuç düşünceli, adanmış insan dünyayı değiştirebilir; hatta bunu şimdiye dek sadece onlar başarmıştır.’” Yo-Yo Ma
“Tecrit duvarlarının, sayısız kontrol noktasının, mülteci kamplarının, yerle bir edilmiş evlerin, sonuçsuz müzakerelerin ve bitmek bilmeyen çatışmaların arasında, onurlu ve insanca bir yaşamın özlemini çeken insanlar yaşıyor. Onları televizyonlarda ve gazetelerde pek görmesek de Sandy Tolan’ın Nar Çiçekleri’nde, Filistin’in işgal altındaki çocuklarını anlatan bu çarpıcı eserde buluyoruz. Ayrıca müziğin, dönüştürücü gücüyle onların hayatında umuda yer açtığına tanık oluyoruz.” Reza Aslan
| Yayınevi | Sel Yayıncılık |
|---|---|
| Yazar | Mehmed Uzun |
| Sayfa Sayısı | 152 |
| Kağıt Cinsi | 2. Hamur |
| Baskı Yılı | 2024 |
| Boyut | “14, 0 X 20, 0″ |
| Cilt Tipi | Karton Kapak |
1 adet stokta
Sel Yayıncılık – Nar Çiçekleri
Nar Çiçekleri, bir çocuğun savaşla parçalanmış topraklarda müziğe duyduğu aşkı, zorluklar içindeki güzelliklerle dolu serüvenini, işgal güçlerine taş atan küçük bir eylemciden başarılı bir müzisyene dönüşerek sonunda istediği müzik okulunu kurmasına kadar uzanan yolculuğunu anlatıyor.
Filistin’deki bir mülteci kampında büyüyen Remzi Ebu Rıdvan, daha çocukken işgal ordusuna karşı direnişte yer alan, fakat daha sonra başladığı müzik eğitimi sayesinde hayatını değiştirecek bir yolculuğa çıkarak etrafındaki onlarca insana ilham veren bir gençtir. Remzi, bir hayali gerçekleştirmenin mücadelesini vermektedir. Savaşla büyüyen binlerce Filistinli çocuğun hayatını değiştirecek bir müzik okulu kuracaktır.
Bu projeye destek olmak için dünyanın birçok yerinden müzisyenler gelecektir. Amerikalı bir viyolacı, Remzi’nin yeni okulu Al Kamandjati’de çalışmak için Londra Senfoni Orkestrası’ndan ayrılır. Gelecek vadeden bir İngiliz opera sanatçısı şan dersleri vermek için Batı Şeria’ya taşınır. Ünlü orkestra şefi Daniel Barenboim Remzi’yi, Edward Said’le birlikte kurduğu Doğu-Batı Divan Orkestrası’na katılmaya davet eder. Daniel Barenboim, “Remzi sadece kendi hayatını, kaderini değiştirmekle kalmadı, beraberinde diğer birçok insanın da hayatını değiştirdi,” diyor ve şunu ekliyor: “Filistin’in her yerinden gelen çocukların oluşturduğu bu olağanüstü topluluk, ilham ve güzellik dolu bir yaşamın kapılarını aralıyor.”
Nar Çiçekleri’nde, askerî işgalin kıskacındaki bir hayatın, büyüyen bir şiddetsiz direniş hareketinin, İsrail-Filistin bölünmesinin ortasındaki müzikal dayanışmanın ve ço¬cukların müzik yardımıyla hayata dair yeni umutlar beslemesinin canlı bir anlatımına tanık olacaksınız.
“Yetenekli bir kalemden, merak ve şaşkınlıkla okuyacağınız gerçek bir hikâye. Tolan, röportajlarla belgelenen hayatları etkileyici bir anlatım ustalığıyla birleştirerek okuyanlara sevgi ve umut aşılıyor. Bu yönüyle Nar Çiçekleri, hem keyifle hem de ders alınarak okunacak bir kitap. Paylaşılması ve üzerine tartışılması gereken eşsiz bir eser. Okuma grubunuz için biçilmiş kaftan.”
Huffington Post
“Ufuk açıcı… Tolan’ın kapsamlı araştırmaları ve gazeteci dikkatiyle detayları gün ışığına çıkarması, bu hikâyenin her sayfasını nefes kesici bir hikâyeye dönüştürüyor.” Publishers Weekly
“Tolan, nesiller boyu süren İsrail-Filistin çatışmasını, sıradışı hayatı ve müzik yeteneğiyle öne çıkan Remzi Ebu Rıdvan adlı bir genç ile onun ailesi ve arkadaşlarının üzerine odaklanarak anlatıyor. Nar Çiçekleri, sizi tamamen içine alacak etkileyici bir hikâye. Bitmek bil¬meyen İsrail-Filistin çatışmaları ve ‘barış’ görüşmeleri ile cesur bir genç adamın kendi dünyasını değiştirmeye yönelik kararlı adımları arasında geçişler yapan, ustaca yazılmış bir anlatı.’’ Booklist
“Filistin-İsrail açmazındaki gerçek değişim ve umutların yürek parçalayıcı, cesaret dolu hikâyesi.” Kirkus Reviews
“Nar Çiçekleri, ulusların, büyük fikirlerin ve insanlık dramlarının senfonisi. Adaletsizlik ve kişisel trajediler karşısında müziğe tutunarak dik duran bir insanın dokunaklı mücadele öyküsü.” Newsweek
“Geleceğe dair distopik bir dünya manzarası çizen popü¬ler edebiyat eserlerinin son derece yaygın olduğu günü¬müzde, müzik ve kültürün gücü sayesinde birçok hayatı değiştirebileceğine inanan bir insanı anlatan gerçek bir hikâye okumak yeni ve güzel bir deneyim. Bize Remzi Ebu Rıdvan’ı, onun felsefesini ve bir fark yaratmak için üstlendiği kişisel misyonunu tanıtan Sandy Tolan’a iç-ten tebriklerimi sunuyorum. Remzi’nin başardıkları, Margaret Mead’in o meşhur sözünü kanıtlıyor: ‘Hiç şüpheniz olmasın ki bir avuç düşünceli, adanmış insan dünyayı değiştirebilir; hatta bunu şimdiye dek sadece onlar başarmıştır.’” Yo-Yo Ma
“Tecrit duvarlarının, sayısız kontrol noktasının, mülteci kamplarının, yerle bir edilmiş evlerin, sonuçsuz müzakerelerin ve bitmek bilmeyen çatışmaların arasında, onurlu ve insanca bir yaşamın özlemini çeken insanlar yaşıyor. Onları televizyonlarda ve gazetelerde pek görmesek de Sandy Tolan’ın Nar Çiçekleri’nde, Filistin’in işgal altındaki çocuklarını anlatan bu çarpıcı eserde buluyoruz. Ayrıca müziğin, dönüştürücü gücüyle onların hayatında umuda yer açtığına tanık oluyoruz.” Reza Aslan
İlgili ürünler
Cenazene Mahalle Bakkalı Gelir
İnsan derdini anlatmak için onlarca yol bulabilir belki kâri. Kimi söyler, kimi ağlar, kimi kaçar gider ve kimi de yazar. Ama bence en asil olanı susmak.
Ben yazmayı söylemekten değil de susmaktan bir cüz olarak görenlerdenim. Yazarak susmak diye bir hâl bu bahsettiğim. Kendine saklamaya gücünün yetmediklerinin ardına saklanmak bir çeşit. Tanımadığın, tanışmadığın biriyle dertleşmek gibi. Hem söylemek hem de söylememek yani.
…
Bu kez sana değişen, başkalaşan hatta bence kötüleşen ne varsa –elbette kendimce– ondan bahsetmek istedim. Bizim mahallemizden, bizden, bizim gibilerden. Bir mahalle bakkalında leblebi tozunu, eski bir kıraathanede şekerli oraleti, mahalle aralarında top oynayan, ip atlayan çocukları aradım bu kez.
“Sen de değiştin be abi!” diyenlere hak vererek biraz değişmesini istemediklerimi, eski ve güzel olanları yazdım.
Deli Çocuğun Güncesi
Elifname
Sen çoktan öldürmüşsün beni… Neydi ruhunu benden esirgemekteki bahanen? Eski aşklarından farklı olan ya da eksik kalan yanım, sana sadık olup da seni yirmi birinci yüzyılın Mecnun’u gibi bir sevdayla sevmem miydi?
Sen sevdikten sonra unutmalara alışmışsın sevgili… Eski sevdiklerini ruhunda saklayıp taşıyacak kadar sadık ama sana kendini her şeyiyle adayan bir adamı, senin gözlerinde kendini bulduğu anda öldürecek kadar cesursun…
Ve artık, bunca yıl bekleyişimin sonunda gelmeyecek, açtığı kan revan yaraları sarmayacak, birlikte kuracağımız yuvanın hayalini bende bırakacak kadar da özgürsün sevgili…
Kelime Defteri
Ben ilkokula gittiğim yıllarda öğretmenimiz bize Kelime Defteri tuttururdu. Alfabetik fihrist formunda, ince uzun bir defterdi bu. Türkçe dersi sırasında karşılaştığımız yeni bir kelimeyi ve onun anlamını günlük defterimize değil Kelime Defteri’ne yazar, karşı tarafta cümle içinde kullanırdık. Böylece kendimize ait sözlüğümüz oluşurdu.
Şimdi ben de kendi kelimelerimi merak ediyorum ve onları bir araya getirerek cümle içinde kullanmayı deniyorum. Bir tür Kelime Defteri çıkarmak istiyorum kısacası. Bir de merak ediyorum, acaba fark etmediğim kelimelerim de var mıdır benim? Yoksa hepsinin farkında mıyımdır?
İşte benim Kelime Defteri’m...
…
Aşk: Ezelden beri aşk olduğu için kelimelerin en başına yazıldı.
İnsaniyet: Her türlü davanın üstünde.
Tabiat: Yarı ölü düştüğüm bahçede yabani bir lâvanta çiçeğini saçlarımın arasına takma arzusunu duyduğumda, beni taşıdığım can hatırına onaracak olanı da tanıdım.
Nergis: Gül devrim, lâle devrim geçti. Şimdi nergis devrimdeyim.
Karadeniz: Karadeniz’in ayrı bir kimliği var. O yüzden Kelime Defteri’nde Deniz’e rağmen Karadeniz var. İçinde Fırtına.
Çay: Çayı yaratan Allah’a hamd olsun. Ya yaratmamış olsaydı!
Yazı: Hayatımın merkezinde duran şey yazıdır, yazarlık değil.
Defter: Bitti. Oysa benim daha çok kelimem kaldı. Su gibi. Ateş gibi.
Klas Duruş
Nuri Pakdil, dilin pörsümüş örtüsünü kaldıran, “Bildiğim her şeyden sorumlu olmazsam, nasıl hak edebilirim yaşamayı?” diyen bir “klas duruş”un sahibidir.
O, tüm yeryüzünü büyük bir titizlikle gözetleyen, gözlemleyen, algılayan, sürekli kendini yenileyen yerli ve yabancı zorbalara, kara siyasa cambazlarına, emek sömürücülerine, insanı kendi karanlıklarında boğmaya çalışanlara karşı yiğitçe direnen, insanın önüne aydınlık ufuklar açan bir eylem ve tavır adamıdır.
“Emek” kavramı kadar, “mülkiyet” kavramı üzerinde de durur Pakdil: “Kirli mülkiyet”in eşitsizliğin temeli olduğu gerçeğinden hareketle bu kavramın insanı Tanrı’dan uzaklaştırdığına vurgu yapar ve çözüm önerir:
“Aklımızla irdelenecek mülkiyetin temize çıkması olanaksız bence tek başına. Bir de, daha köklü irdelenmesi gerekiyor mülkiyetin: vicdanımızla. Dâima, terazinin ibresi vicdandır. Artık, vicdan dışında hiçbir şey namusluluğu açıklayamaz: Kazanımlarımızı tartsak tartsak bu terazide tartabiliriz ancak.”
Pandalar Uçabilir
Güzel olan her şey nefreti yenebilir. İnanmak her güçlüğü yenebilir.
Eğer inanırsan, pandalar bile uçabilir...
Yaralar sarılır, küsler barışır, gece aydınlanır.
İnandığın doğrular aslında birer masaldır. Masallar acıtmaz gerçekler kadar, gerçek masaldan daha yalandır.
Yağmur yağar. Sonra diner.
Bazıları hiç dönmez. Bazı acılar diner.
Bazı yaraları kim okşasa geçmez.
Er geç iyileşir hakkına girilen yürekler. Bu devran böyle sürüp gitmez.
Bir gün...
Susayan kanar susadığı ne varsa.
Aşka doyar mesela, ya da gülümseyen insan suratlarına.
Gülmek güzeldir. Yaşamak güzeldir. Sevmek güzeldir.
Güzel olan her şey nefreti yenebilir.
İnanmak her güçlüğü yenebilir.
Eğer inanırsan, pandalar bile uçabilir...
Yerli Yersiz Cümleler
Bu kitap önce “Yersiz Cümleler” adıyla tasarlandı. Niyetim sağda solda kalmış ve hiç yayınlanmamış onca cümleyi bir araya getirmek, bir bakıma onlardan kurtulmaktı.
Fakat cümle bu. Bir kez kapısından girince gazete ve dergilerde kalmış yazıları da taradım. Derken hızımı alamadım, bütün kitaplarımı okudum yayımlandıklarından sonra ilk kez, “Yerli Cümleler”e de el attım.
Sonra? Bütün cümleler yerli yersiz birbirine karıştı.
Böylece binlerce cümleyle baş başa kaldım. Hepsini mümkün mertebe temalara ayırarak bir senaryo dâhilince sıralamaya çalıştım.
İçlerinde nerede, ne zaman, nasıl yazdığımı bugün gibi hatırladıklarım vardı, avucumun içine mıh gibi çakılmış olanlar. Ve hiç de hatırlamadıklarım. Bana öyle karanlık geldiler ki. Bunları ben mi yazmışım, sahi, ne zaman? Neden yazdığımı unutmuşum çünkü, hiç unutmayacağım sandığım şeyi.
Üstelik tahmin etmediğim bir şey daha oldu ve yerinden edilen, bağlamından kopan cümleler yeni manalarla yüklendi, bambaşka tasniflere girdi. Yerinde doğaya ilişkin bir cümle aşk bahsine uygun düştü örneğin, yazıya ait olan insanlığa.
Yeni bir okuma, dahası yeni bir yazma.
O zaman anladım içimde bütün yazdıklarıma süzülen bambaşka bir metin olduğunu.
Bir de neden sonra Nun Masalları’ndan bu yana 20 yıl geçtiğini fark ettim.
Yerli Yersiz Cümleler’in hikâyesi bu.
Yetişkinler Ejderhalardan Neden Korkar?
Edebiyat gençlere denemelerle göz kırpıyor, denemeler gençleri ustalarla tanıştırıyor!
Hazırladığı edebiyat seçkileriyle tanınan akademisyen, yazar İshak Reyna, bu kez Türk ve dünya edebiyatından deneme yazılarını gençler için özenle seçti. Birbirinden etkileyici 30 deneme yazısından oluşan seçkinin amacı, gençleri edebiyatın bu yenilikçi türüyle yakınlaştırmak. Daha önce yine Müren Beykan’ın yayına hazırladığı Dikkat! Kırılacak Eşya ve Ay’ı Boyamak adlı öykü derlemeleriyle dikkati çeken Günışığı Kitaplığı, bu kez Türk edebiyatından 15, dünya edebiyatından 15 usta yazarın kaleme aldığı deneme yazıları seçkisiyle, genç okuru çok renkli bir düşünce dünyasında dolaştırıyor. Futboldan sanata, mizahtan siyasete, gençlikteki zorluklardan aşka uzanan denemeler, okurun düşüncelerini de hayal gücünü de harekete geçiriyor.

Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.