En Büyük Hazinem
₺245,00 Orijinal fiyat: ₺245,00.₺204,57Şu andaki fiyat: ₺204,57.
Ailem, en büyük hazinem…
Çok yönlü yazar İclal Dikici, aile birliğinin değerini vurguladığı En Büyük Hazinem isimli kitabında, yaşadığımız coğrafyanın doğal güzellikleri ve tarihi değerleri ile iç içe geçen sürükleyici bir maceranın kapılarını aralıyor.
10 yaş ve üzeri okurları, Pan Sanat Kampı’nın renkli atmosferinde, keşiflerle dolu bir serüvene ortak eden bu hareketli kitap; önyargıların yanıltıcılığına değinerek, arkadaşlığın, karşılıksız sevginin, hoşgörü ve dayanışmanın önemini hatırlatıyor.
Kitapseverlerin merakını diri tutan sarmal kurgusu ve şaşırtıcı sonuyla dikkat çeken En Büyük Hazinem , hikâyesinin satır aralarında okurlarına yönelttiği “Hayat nedir?”, “Zenginlik nasıl bir şey?”, “Sahip olduğunuz en değerli şey nedir?” gibi sorularla felsefi sulara dümen kırıyor.
Bir yaz kampından beklentiniz ne olurdu? Yeni arkadaşlıklar, renkli spor ve sanat aktiviteleri, keşif gezileri… Pan Sanat Kampı’na yolu düşen çocukların da beklentileri bu yöndeydi kuşkusuz. Oysa onları tüm bu saydıklarımızdan çok daha fazlası bekliyordu. Kültürel mirası hiçe sayarak gizli bir hazinenin peşine düşen define avcıları, geçmişini arayan sevgi dolu bir dede, ihtirasları ve kibri yüzünden öz benliğini yitirmiş eski bir arkeolog, bildiği gizli gerçekler yüzünden tutsak edilen bir profesör, yolunu kaybeden çocukların yardımına yetişen esrarengiz bir nine… Pan Sanat Kampı’nın çatısı altında buluşan çocuklar hayal bile edemeyecekleri büyük bir macera ile karşı karşıyalar. Üstelik geçmişten günümüze uzanan sırların gölgesinde…
Sevgi, özveri ve güven duygularının her zaman gerçek aile bağlarına dayalı olmayabileceğini kanıtlayan bu içtenlikli roman, ailemiz gibi gördüğümüz dost, arkadaş, hayvanların da bize gerçek aile sevgisi ve şefkatini duyumsatabileceğini gösteriyor.
Kültürel ve doğal mirasın korunması konusunda farkındalık oluşturmaya çalışan En Büyük Hazinem , çocukların yüreğinde saklı duran gerçek hazineyi paylaşarak çoğaltmayı ve tüm dünyaya yaymayı öğütlüyor.
| Yayınevi |
Tudem Yayınları |
|---|---|
| Yazar |
İclal Dikici |
| Sayfa Sayısı |
176 |
| Kağıt Cinsi |
2. Hamur |
| Baskı Yılı |
2019 |
| Boyut |
"13 ,50 X 19 ,50" |
| Cilt Tipi |
Karton Kapak |
1 adet stokta
Tudem Yayınları – En Büyük Hazinem
Ailem, en büyük hazinem…
Çok yönlü yazar İclal Dikici, aile birliğinin değerini vurguladığı En Büyük Hazinem isimli kitabında, yaşadığımız coğrafyanın doğal güzellikleri ve tarihi değerleri ile iç içe geçen sürükleyici bir maceranın kapılarını aralıyor.
10 yaş ve üzeri okurları, Pan Sanat Kampı’nın renkli atmosferinde, keşiflerle dolu bir serüvene ortak eden bu hareketli kitap; önyargıların yanıltıcılığına değinerek, arkadaşlığın, karşılıksız sevginin, hoşgörü ve dayanışmanın önemini hatırlatıyor.
Kitapseverlerin merakını diri tutan sarmal kurgusu ve şaşırtıcı sonuyla dikkat çeken En Büyük Hazinem , hikâyesinin satır aralarında okurlarına yönelttiği “Hayat nedir?”, “Zenginlik nasıl bir şey?”, “Sahip olduğunuz en değerli şey nedir?” gibi sorularla felsefi sulara dümen kırıyor.
Bir yaz kampından beklentiniz ne olurdu? Yeni arkadaşlıklar, renkli spor ve sanat aktiviteleri, keşif gezileri… Pan Sanat Kampı’na yolu düşen çocukların da beklentileri bu yöndeydi kuşkusuz. Oysa onları tüm bu saydıklarımızdan çok daha fazlası bekliyordu. Kültürel mirası hiçe sayarak gizli bir hazinenin peşine düşen define avcıları, geçmişini arayan sevgi dolu bir dede, ihtirasları ve kibri yüzünden öz benliğini yitirmiş eski bir arkeolog, bildiği gizli gerçekler yüzünden tutsak edilen bir profesör, yolunu kaybeden çocukların yardımına yetişen esrarengiz bir nine… Pan Sanat Kampı’nın çatısı altında buluşan çocuklar hayal bile edemeyecekleri büyük bir macera ile karşı karşıyalar. Üstelik geçmişten günümüze uzanan sırların gölgesinde…
Sevgi, özveri ve güven duygularının her zaman gerçek aile bağlarına dayalı olmayabileceğini kanıtlayan bu içtenlikli roman, ailemiz gibi gördüğümüz dost, arkadaş, hayvanların da bize gerçek aile sevgisi ve şefkatini duyumsatabileceğini gösteriyor.
Kültürel ve doğal mirasın korunması konusunda farkındalık oluşturmaya çalışan En Büyük Hazinem , çocukların yüreğinde saklı duran gerçek hazineyi paylaşarak çoğaltmayı ve tüm dünyaya yaymayı öğütlüyor.
İlgili ürünler
Batı Notları
Cenazene Mahalle Bakkalı Gelir
Edebiyat Ve Toplum
Edebiyat toplumsal olguları yansıtması açısından her zaman değerli bir sosyolojik araç olmuştur. Edebiyat sayesinde toplumu doğrudan gözlemlemek yerine, onu kavramada dâhiyane bir yeteneğe sahip olan edebiyatçının yansıttıkları üzerinden şaşırtıcı varsayımlara ulaşabiliriz. Özellikle toplumsal tarih çalışmalarında ancak edebî metinler sayesinde geçmişte yaşanmış sosyal ilişkilileri, olayları ve yapıları betimleme şansımız olur.
Edebiyatın toplumla olan ilişkisi bununla sınırlı değildir. Edebiyatın bizzat kendisi tarihin çeşitli dönemlerinde toplumsal dönüşümün ana motiflerinden biri olmuştur. Fransız İhtilali'nden Bolşevik Devrimi'ne, faşist rejimlerin ortaya çıkışından 68 olaylarına kalemin toplumu dönüştürmede önemli bir rol oynadığını görürüz.
Bugün Türk toplumunun yaşadığı tarihsel değişime ışık tutmak istediğimizde edebiyat bizim için en önemli anahtar haline gelir. Osmanlı İmparatorluğu'nun yıkılışından Cumhuriyet'in kuruluşuna dek yaşanan süreç, toplumsal sancılar; Tanzimat Edebiyatı, Millî Mücadele dönemi Edebiyatı derinlemesine incelenmeden tahlil edilemez.
Tüm bunlarla birlikte Türkiye'de edebiyat akımlarının ortaya çıkış şekillerinin Türk toplum yapısının dönüşümüyle paralellik arz ettiğini görürüz. Örneğin roman, ancak belirli ölçülerde, Batılı anlamda orta sınıf tanımına uyan bir kitlenin palazlanmasıyla güçlenmiştir. Türkiye'de büyük göç dalgası öncesi önemli bir toplumsallık arz eden köy yaşantısı köy edebiyatını ortaya çıkarmıştır. Kentleşmeyle birlikte ortaya çıkan yabancılaşma ve yeni toplumsal sorunlar Garip Akımı'nı doğurmuştur. Bunlar gibi sayabileceğimiz sayısız örnek Türkiye'de de edebiyat ve toplumun etle tırnak gibi birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini gösterir.
Ancak edebiyatın toplum ile kurduğu bu yakın ilişki ve bunun sonucunda sunduğu sosyolojik zenginlik edebiyat eserini asıl amacı olan sanatsal kaygısından saptırmamalıdır. Bir edebî eserinin toplumsal yönü ne kadar güçlü olursa olsun eserin var oluşunun ön koşulu sanatsal ifadesidir.
Dünya çapında şöhrete sahip, en önemli tarihçi ve sosyal bilimcilerimizden biri olan Prof. Dr. Kemal Karpat Osmanlı'dan Günümüze Edebiyat ve Toplum'da bu iki temel kaygıyı göz önünde bulundurarak edebiyat aracılığıyla Türk toplum yapısının tarihsel süreç içerisinde farklı bir resmini çiziyor. Türk dili ve edebiyatıyla ilgili olarak şaşırtıcı bilgiler verirken yaptığı analizlerle okuyucuyu çok farklı perspektiflerden sosyolojik bir okuma yapmaya teşvik ediyor. Türkiye'de toplum ve edebiyat ilişkisi üzerine henüz güçlü bir literatürün oluşmadığı göz önünde bulundurulduğunda Karpat'ın bu eseri alanında eşsiz bir başvuru kaynağı haline geliyor.
İnsanın Acısını İnsan Alır
“Ayrılık ne biliyor musun? Ne araya yolların girmesi, ne kapanan kapılar, ne yıldız kayması gecede, ne güz, ne ceplerde tren tarifesi, ne de turna katarı gökte... İnsanın içini dökmekten vazgeçmesi ayrılık. İpi kopmuş boncuklar gibi yollara döktüğü gözlerini, birer damla düş kırıklığı olarak toplaması içine. Ardında dünyalar ışıyan camlar dururken duvarlara dalıp dalıp gitmesi. Türküsünü söyleyecek kimsesi kalmamak ayrılık. Ödünç sesle konuşan bir kalabalık içinde kendi sesiyle silinmek. Birdenbire büyümesi, gülüşü artık yaprak kıpırdatmayan bir çocuğun. İnsanın yaşlandıkça kendi kuyusuna düşmesi. Bir kadının yatağına uzanan kül bağlamış bir gövde. Saçına rüzgâr, sesine ışık düşürememek kimsenin. Parmaklarını sözüne pınar edememek. Uzaklarda bir adamın üşümesi, bir kadın dağlara daldıkça. Işıklı vitrinlere bakmadan geçmek çarşılardan. Çiçekçilerden uzağa düşmesi insanın yolunun. Evlerle sokaklar arasında bir ayrım kalmaması... Ayrılık o küçük ölüm, usta dokunuşlarla bizi büyük ölüme hazırlayan.”
Sevgi Yukarıdan Gelir
Hepimiz büyük bir çaba içindeyiz. Kavuşmak için. Sevgilinin izini sürüyoruz. Bizi ona götürecek işaretler arıyoruz. Yürümek istediğimiz yollardan geçmiş âşıklar, şairler yetişiyor imdadımıza; sözleriyle rehber oluyorlar bize. Gökteki yıldızlar gibi onların mısraları; yönümüzü tayin edebilmemiz, kaybolmamamız için yolumuzu aydınlatıp bizi hakikate yöneltiyorlar.
“Sevgi Yukarıdan Gelir”de Hayati İnanç, akıcı üslubuyla zarif bir anlatıcı ve hatırlatıcı olarak edebiyatımızın ustalarının baş döndürücü, ruh açıcı, hikmet dolu mısralarını nakledip izah ediyor bizlere. Maksat can evimizi temiz tutabilmek ve Vedûd’un sevgisini orada büyütebilmek…

Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.