Orta Çağ Avrupası – Sosyalkültürel Ve Ekonomik Hayat
₺295,00 Orijinal fiyat: ₺295,00.₺238,95Şu andaki fiyat: ₺238,95.
Orta Çağ Avrupa Tarihi denilince standart özelliklerle tanımlamanın oldukça zor olduğu yaklaşık 1.000 yıllık bir dönemden bahsediyoruz. Günümüzde “Orta Çağ Avrupası” cehalet, durağanlık, vahşet, kötü hijyen, salgın hastalıklar, kilisenin inanılmaz gücü ve “karanlık” sıfatı ile anılmaktadır ancak “karanlık” yakıştırması bir efsanedir ve gerçekleri gizlemektedir. Avrupa için Orta Çağ, klasik dönemle bağlantının kurulduğu, bugünün uluslarının şekillendiği, pek çok kavramın temellerinin atıldığı dikkate değer bir dönemdir.
Elinizdeki bu eser alışılagelmiş Orta Çağ algısını Latince ana kaynaklardan yapılan alıntılarla kırarken, ülkemizde Orta Çağ Avrupası’na dair daha önce değinilmemiş kitap, dil ve yazı, takvim ve zaman, vergi sistemi, tatil anlayışı ve yıl boyu tatiller, kale yaşantısı, çan geleneği, banyo ve temizlik kültürü, veba salgını yazarlarına örnekler gibi konulara yer vermektedir.
Ayrıca yine bu kitapta, Orta Çağ Avrupası’nda yaşayanların kendilerinden önceki kültürlerden neleri miras aldıklarını, zihinsel altyapılarını, kültürel özelliklerini, yaşayışlarını, nelere önem verdiklerini, ne zorluklar çektiklerini, çocukların, kadınların, yaşlıların dünyasını, doğumdan ölüme giden süreçte başlarına gelenleri, kendilerini yönetenlerle ilişkilerini, aldıkları cezaları, kilise ya da dinden ne kadar etkilendiklerini, dışarıdan bakanlar tarafından nasıl göründüklerini kısacası hayatlarına dair merak edilen birçok konuyu bulacaksınız.
Orta Çağ Avrupası: Sosyal, Kültürel ve Ekonomik Hayat kitabında, alanında uzman Doç. Dr. Özlem Genç dönemin Latince ana kaynaklarını kullanarak “Karanlık Orta Çağ” efsanesini gün yüzüne çıkarıyor.
| Yayınevi |
Kronik Kitap |
|---|---|
| Yazar |
Özlem Genç |
| Sayfa Sayısı |
304 |
| Kağıt Cinsi |
2. Hamur |
| Baskı Yılı |
2023 |
| Boyut |
"13 ,50 X 19 ,50" |
| Cilt Tipi |
Karton Kapak |
1 adet stokta
Kronik Kitap – Orta Çağ Avrupası – Sosyalkültürel Ve Ekonomik Hayat
/n
Orta Çağ Avrupa Tarihi denilince standart özelliklerle tanımlamanın oldukça zor olduğu yaklaşık 1.000 yıllık bir dönemden bahsediyoruz. Günümüzde “Orta Çağ Avrupası” cehalet, durağanlık, vahşet, kötü hijyen, salgın hastalıklar, kilisenin inanılmaz gücü ve “karanlık” sıfatı ile anılmaktadır ancak “karanlık” yakıştırması bir efsanedir ve gerçekleri gizlemektedir. Avrupa için Orta Çağ, klasik dönemle bağlantının kurulduğu, bugünün uluslarının şekillendiği, pek çok kavramın temellerinin atıldığı dikkate değer bir dönemdir.
Elinizdeki bu eser alışılagelmiş Orta Çağ algısını Latince ana kaynaklardan yapılan alıntılarla kırarken, ülkemizde Orta Çağ Avrupası’na dair daha önce değinilmemiş kitap, dil ve yazı, takvim ve zaman, vergi sistemi, tatil anlayışı ve yıl boyu tatiller, kale yaşantısı, çan geleneği, banyo ve temizlik kültürü, veba salgını yazarlarına örnekler gibi konulara yer vermektedir.
Ayrıca yine bu kitapta, Orta Çağ Avrupası’nda yaşayanların kendilerinden önceki kültürlerden neleri miras aldıklarını, zihinsel altyapılarını, kültürel özelliklerini, yaşayışlarını, nelere önem verdiklerini, ne zorluklar çektiklerini, çocukların, kadınların, yaşlıların dünyasını, doğumdan ölüme giden süreçte başlarına gelenleri, kendilerini yönetenlerle ilişkilerini, aldıkları cezaları, kilise ya da dinden ne kadar etkilendiklerini, dışarıdan bakanlar tarafından nasıl göründüklerini kısacası hayatlarına dair merak edilen birçok konuyu bulacaksınız.
Orta Çağ Avrupası: Sosyal, Kültürel ve Ekonomik Hayat kitabında, alanında uzman Doç. Dr. Özlem Genç dönemin Latince ana kaynaklarını kullanarak “Karanlık Orta Çağ” efsanesini gün yüzüne çıkarıyor.
İlgili ürünler
Abdülhamid
Kayı 6: İmparatorluğun Zirvesi Ve Dönüş
17. asrın son yirmi yılına girildiğinde Osmanlı Devleti gücünün ve kudretinin zirvesinde, dünya siyasetinde etkin bir şekilde hükmünü icra ediyordu. Dünyada yenemeyecekleri hiçbir devlet yoktu.
Yıllardır birçok tarihçi yetiştiren ve yaptığı televizyon programlarıyla tarihi yediden yetmişe herkese sevdiren Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil, tamamen ilmî kaynaklardan beslenerek her yaştan tarih severin kolaylıkla okuyup anlayabileceği bir üslupla Kayı dizisini yazmış ve tarihimizi sıkıştığı bu alandan kurtarmıştır. Önyargısız ve objektif bir şekilde okuyucunun değerlendirmesine sunulan bu serinin hedefi; Osmanlı İmparatorluğu’nun kuruluşundan yıkılışına kadar siyasî, sosyal, iktisadî ve imarî tüm serüvenini ve Osmanlı padişahları hakkında bilinen gerçekleri akıcı, anlaşılır, merak uyandırıcı ve roman tadında bir üslupla yorumlamaktır.
Ahmet Şimşirgil, adaletiyle kalpleri kazanan; yiğitliği, cesareti ve mertliğiyle dosta güven, düşmana korku salan; üç çağa damgasını vurmuş, üç kıtaya yayılmış Devlet-i Aliyye-i Osmaniye'nin hikâyesine KAYI VI: İmparatorluğun Zirvesi ve Dönüş kitabıyla devam ediyor.
Bu eserde, I. Mustafa’dan II. Osman’a, IV. Murad’dan IV. Mehmed Han’a kadar birçok padişahın; Köprülü Mehmed Paşa’dan Köprülü Fazıl Ahmed Paşa’ya; Tarhuncu Ahmed Paşa’dan Merzifonlu Kara Mustafa Paşa’ya kadar birçok devlet adamının; Halime Valide Sultan’dan Mahfiruz Hatice Sultan’a, Hatice Turhan Sultan’dan Kösem Sultan’a kadar birçok valide sultanın nasıl yaşadıklarını, neler yaptıklarını, imparatorluğu idame ettirmek gayesiyle ne gibi siyasi yollar izlediklerini, imar faaliyetlerini ve şahsiyetlerini bulacaksınız.
Kayı 8: Islahat Darbe Ve Devlet
Bağ-ı alem içre gerçi pek safadır saltanat
Vakf etsen bir kuru gavgâya câdır saltanat
Bu zamanın devletiyle kimse mağrûr olmasın
Kam alırsan adl ile ol dem becâdır saltanat
3. Selim Han
Son zamanların en çok okunan Osmanlı Tarihi serisi “Kayı”, Kayı 8: Islahat, Darbe ve Devlet adlı eserle kaldığı yerden devam ediyor. Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil bu çalışmasında; Osmanlı padişahlarından 3. Osman Han’ın tahta cülusuyla başlayıp sırasıyla 3. Mustafa Han, 1. Abdülhamid Han, 3. Selim Han ve 4. Mustafa Han dönemlerini anlatıyor.
Tam yarım asır devam eden bu dönemde savaşlar, barışlar, ıslahatlar, imar faaliyetleri ve Osmanlı padişahları ile önemli devlet adamlarının şahsiyetleri yanında;
Devlete yapılan ihanetleri görüp üzüleceksiniz!
Çerkezistan’da İslâm’ın yayılması uğrunda verilen mücadeleyi görüp gayretleneceksiniz!
Kırım’ın nasıl elden çıktığını okuyup kahrolacaksınız!
Darbelerin ülkede yaptığı tahribata şahit olacaksınız!
Çeşme Limanı’nda Osmanlı donanmasının ateşe verilmesindeki gaflete yanacaksınız!
Padişahların kötü gidişatı durdurmak, ülkeyi yeniden düzlüğe çıkarmak yolunda bitmeyen gayretlerini görüp heyecanlanacaksınız!
Napolyon’un Mısır seferi ve sonrasında Cezzar Ahmed Paşa’nın Akka Müdafaası’yla gururlanacaksınız!
Bunlar ve daha birçok mesele Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil’in eşsiz üslubu ve yorumlarıyla Kayı8: Islahat, Darbe ve Devlet kitabında sizleri bekliyor.
Kgb Kremlinin Gözleri
İnsan, var oldu.
Efendi oldu, ama çoğunlukla da köle oldu.
Sınıf, bir bakıma kader de oldu. Halklar ilk günden itibaren baskı, sömürü ve adaletsizlik ile kavgalı oldu. 1789’da ayaklandı, “özgürlük, eşitlik, kardeşlik!” dedi, kan döktü, can verdi, tiranları devirdi. Fransız Devrimi ile ümitlenir gibi olmuştu ki Sanayi Devrimi, eski düzeni yeniden kurdu; efendi yerine patron, köle yerine işçi geldi. Karl Marx diye biri çıktı. Kapitalizm bela, tarih dediğimiz sınıf mücadelesi dedi. Komünizm diye bir hayal kurdu. Sınıf değil kardeşlik, sömürü değil yoldaşlık olacaktı. Adeta bir dünya cenneti. Böyle bir dünya mümkün, “zincirlerinizden kurtulun!” dedi. Ve ekledi: “Kurtulun ve son bir devrim daha yapın!”
Rusya’da Lenin diye biri çıktı, “evet, mümkün!” dedi. Önce Çar’ı devirdi, sonra her şeyi. Rusya’yı yaptı Sovyetler Birliği. Olacaktı komünist bir dünya cenneti. Ancak bu, hayal edilenden çok farklı bir komünizmdi. Dikiş tutmadı, tutsun diye yaratıldı bir terör makinesi.
Adı KGB idi…
Daha iyi bir dünya adına yaktı, yıktı, ezdi geçti. Ezdikçe büyüdü, büyüdükçe daha çok ezdi. Devrimlerle darbelerle dünyanın yarısını ele geçirdi; herkesi izledi, herkesi dinledi; cennet idealinden yarattı bir korku devleti. Özgürlük adına özgürlükleri, insanlık adına insanları yok etti.
Bizzat kendisini besleyip büyütenleri bile…
Ve bir gün geldi, kendi elleriyle kurduğu cennet hayalini, cehenneme dönüşmüş bir kâbus olarak yine kendi elleriyle toprağa verdi.
Belki de bu, daha en başından itibaren yanlış yerde, yanlış zamanda yapılmış bir devrimin hikâyesiydi...

Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.