De Profundis
₺99,00
De Profundis (Lat. “derinlerden”), Oscar Wilde’ın Reading Hapishanesi’ndeki tutukluluğunun sonlarına doğru, Ocak-Mart 1897’de, sevgilisi “Bosie” Lord Alfred Douglas’a yazdığı onlarca sayfalık bir mektup. Hapishane müdürü Nelson, yazmanın Wilde’a iyi geleceğini düşünerek bu mektubu yazmasına izin verir. Muhatabına gönderilmeyen mektup, Wilde’ın serbest kaldığı 18 Mayıs 1897’de müdür Nelson tarafından kendisine geri verilir. Dünya edebiyat tarihinin en bilinen mektuplarından biri olan De Profundis’in ilk yarısı, Wilde’ın “ahlaksızlık” nedeniyle hapse girmesine sebep olan Lord Alfred Douglas’la ilişkilerine ve abartılı yaşam biçimlerine ilişkindir ve iletişimleri kopmuş iki sevgiliden birinin diğerine “sitem”leriyle doludur. Mektubu her anlamıyla klasik bir metne dönüştüren ikinci yarısı ise Wilde’ın edebiyat, sanat ve hayata dair düşünceleriyle şekillenir. Hapishanedeki ruhsal gelişimini ve romantik, bireyci bir sanatçı olarak nitelendirdiği İsa Mesih’le özdeşleşmesini anlatır. Genç sevgilisine olan kini yumuşamaya başlar ve nihayetinde mektup “Sevgili dostun” hitabıyla biter.
De Profundis, Celâl Üster’in açıklamalı notları ve ustalıklı çevirisiyle…
“Yazmaktan başka çare bulamadığım ve ikimizin hayatından, geçmişten ve gelecekten, acılara dönüşmüş güzel şeylerden ve mutluluğa dönüşebilecek acı şeylerden dem vuran bu mektupta gururunu can evinden vuracak pek çok şey bulacağından hiç kuşkum yok. Öyle olursa eğer, bu mektubu tekrar tekrar oku, ta ki gururunu yok edinceye kadar.”
| Yayınevi | Kırmız Kedi |
|---|---|
| Yazar | Oscar Wilde |
| Sayfa Sayısı | 160 |
| Kağıt Cinsi | 1. Hamur |
| Baskı Yılı | 2024 |
| Boyut | “12, 00″, 50 X 21 |
| Cilt Tipi | Karton Kapak |
1 adet stokta
Kırmız Kedi – De Profundis
/n
De Profundis (Lat. “derinlerden”), Oscar Wilde’ın Reading Hapishanesi’ndeki tutukluluğunun sonlarına doğru, Ocak-Mart 1897’de, sevgilisi “Bosie” Lord Alfred Douglas’a yazdığı onlarca sayfalık bir mektup. Hapishane müdürü Nelson, yazmanın Wilde’a iyi geleceğini düşünerek bu mektubu yazmasına izin verir. Muhatabına gönderilmeyen mektup, Wilde’ın serbest kaldığı 18 Mayıs 1897’de müdür Nelson tarafından kendisine geri verilir. Dünya edebiyat tarihinin en bilinen mektuplarından biri olan De Profundis’in ilk yarısı, Wilde’ın “ahlaksızlık” nedeniyle hapse girmesine sebep olan Lord Alfred Douglas’la ilişkilerine ve abartılı yaşam biçimlerine ilişkindir ve iletişimleri kopmuş iki sevgiliden birinin diğerine “sitem”leriyle doludur. Mektubu her anlamıyla klasik bir metne dönüştüren ikinci yarısı ise Wilde’ın edebiyat, sanat ve hayata dair düşünceleriyle şekillenir. Hapishanedeki ruhsal gelişimini ve romantik, bireyci bir sanatçı olarak nitelendirdiği İsa Mesih’le özdeşleşmesini anlatır. Genç sevgilisine olan kini yumuşamaya başlar ve nihayetinde mektup “Sevgili dostun” hitabıyla biter.
De Profundis, Celâl Üster’in açıklamalı notları ve ustalıklı çevirisiyle…
“Yazmaktan başka çare bulamadığım ve ikimizin hayatından, geçmişten ve gelecekten, acılara dönüşmüş güzel şeylerden ve mutluluğa dönüşebilecek acı şeylerden dem vuran bu mektupta gururunu can evinden vuracak pek çok şey bulacağından hiç kuşkum yok. Öyle olursa eğer, bu mektubu tekrar tekrar oku, ta ki gururunu yok edinceye kadar.”
İlgili ürünler
Ateş Yakmak – Modern Klasikler 129
Jack London, Kuzey topraklarını konu alan eserlerinde okurlarını buzla sarmalanmış bir diyarda adım adım gezdirir. Biri 1902’de, öbürü 1908’de yayımlanan ve “Ateş Yakmak” başlığını paylaşsalar da birbirlerinden olay örgüsü yönünden ayrılan iki hikâyeyle, “Yaşama Azmi” adlı üçüncü bir hikâyenin bir araya getirildiği bu derlemede de Jack London insanın buz kaplı doğayla ve kendi benliğiyle yüzleşmesini anlatır. Gençliğinde Klondike bölgesine altın aramaya giden ve soğuğun hüküm sürdüğü bu topraklarda bizzat yaşamış olan London, Alaska’dan Yukon’a, Kolondike’ten Kanada tundralarına kadar yörenin coğrafyasına ve sakinlerine oldukça hâkimdir. Jack London’ın karakterleri Kuzey’in dört bir yanda uzanan bembeyaz topraklarında vahşi doğanın gücüyle amansız bir mücadele halindedir. Doğanın, soğuğun ve pek iyi bilmedikleri bir coğrafyanın pençesinde, hayata tutunmaya çalışırlar. Ve ateş yakmak, bu varoluş mücadelesinin ilk adımıdır.
Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu – Kırmızı Kedi Yayınevi
Deccal Hristiyanlığa Lanet
Nietzsche, ölümünden sonra yayımlanan başyapıtında, çoğunluk karşısında azınlık bile olamayacak bir azlığı ifade ederken, o zamana kadar sağır kalınmış doğrulara kulak verecek yeni bir vicdanın doğuşunu muştuluyor, tıpkı bir peygamber gibi. O günden bugüne çok şeyler değişti. Hıristiyanlığa lanet okuyanlar, hele ki bu coğrafyada, hiç az değil. Keza yeni bir vicdanın doğuşunu bekleyenler de. Ama söz savını koruyor hâlâ:
“Bu kitap en azlarındır.”
İnsan Neyle Yaşar? – Kısaltılmış Metin
Yoksul bir ayakkabıcı olan Semyon, zor geçen bir günün ardından tuhaf bir adama rastlar. Soğuk bir kış günü olmasına rağmen adamın kıyafeti ya da ayakkabıları yoktur. Semyon, bunun onu ilgilendirmediğini düşünür; arkasını dönüp gider. Birkaç adım sonra, eğer yardım etmezse adamın öleceğini fark eder. Geri döner ve kim olduğunu ya da nereden geldiğini açıklamayı reddeden adamı evine davet eder. Bunu yaparken, kendisinin ve ailesinin kaderini değiştirecek bir seçim yaptığının farkında değildir.
Büyük ustadan, mutlaka okunması gereken bir eser.

Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.