Nefesi Tutku Olan Kadın: Afife Jale
₺590,00 Orijinal fiyat: ₺590,00.₺472,00Şu andaki fiyat: ₺472,00.
Osmanlı’nın ilk Müslüman kadın oyuncusuydu Afife Jale.
Babasından Şeyhülislam’a, Dahiliye Nazırı’ndan Şehremini’ne kadar kimler uğraşmadı ki onunla, yılmadı.
Teyzesinin oğlu çok aşıktı güzel kıza. O da seviyordu dünya yakışıklısı delikanlıyı. Aralarına önce sahne, sonra Afife’nin “beyninde taşıdığı hançer” girdi.
“Bir Bahar Akşamı” ikinci aşkı Selahattin’e (Pınar) rastladı Afife. Büyük bir aşkla sarıldı ünlü sanatçı güzel Afife’ye.
Paşa dedesinin de tutkusu olan tiyatroya beşikten mezara ve ölümüne bağlı kaldı Afife.
Son nefesini Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nde verirken, “gözlere yıldız tozu serpmeyi” sürdürüyordu kuşkusuz.
Osman Balcıgil, satış rekorları kıran Celile, Yeşil Mürekkep ve İpek Sabahlık’ta olduğu gibi, Nefesi Tutku Olan Kadın Afife Jale’de de yaşadığımız coğrafyanın tarihsel ve toplumsal derinliklerine büyük bir ustalıkla iniyor.
| Yayınevi | Destek Yayınları |
|---|---|
| Yazar | Osman Balcıgil |
| Sayfa Sayısı | 488 |
| Kağıt Cinsi | 2. Hamur |
| Baskı Yılı | 2018 |
| Boyut | “13, 50 X 19, 50″ |
3 adet stokta
Destek Yayınları – Nefesi Tutku Olan Kadın: Afife Jale
/n
Osmanlı’nın ilk Müslüman kadın oyuncusuydu Afife Jale.
Babasından Şeyhülislam’a, Dahiliye Nazırı’ndan Şehremini’ne kadar kimler uğraşmadı ki onunla, yılmadı.
Teyzesinin oğlu çok aşıktı güzel kıza. O da seviyordu dünya yakışıklısı delikanlıyı. Aralarına önce sahne, sonra Afife’nin “beyninde taşıdığı hançer” girdi.
“Bir Bahar Akşamı” ikinci aşkı Selahattin’e (Pınar) rastladı Afife. Büyük bir aşkla sarıldı ünlü sanatçı güzel Afife’ye.
Paşa dedesinin de tutkusu olan tiyatroya beşikten mezara ve ölümüne bağlı kaldı Afife.
Son nefesini Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nde verirken, “gözlere yıldız tozu serpmeyi” sürdürüyordu kuşkusuz.
Osman Balcıgil, satış rekorları kıran Celile, Yeşil Mürekkep ve İpek Sabahlık’ta olduğu gibi, Nefesi Tutku Olan Kadın Afife Jale’de de yaşadığımız coğrafyanın tarihsel ve toplumsal derinliklerine büyük bir ustalıkla iniyor.
İlgili ürünler
Benim Sadık Yarim
Veysel, ısınmak için güneşe sırtını dönmüş, sazı eline almış, sanki keklik gibi sekiyor, bülbül gibi şakıyordu. Veysel’in gönlü pervane, yüreğinde kabuk tutmuş yâre, sözleri pare pare… Veysel de sular gibi aktı dereler gibi coştu. Sularla birlikte Veysel’in duyguları da kabardı. Veysel sazı aldı eline, Hak güç vere diline. Âşıklık bir deryadır, bu herkesçe biline…
Sözü sazı ak paktı, gönlü nehirler gibi dupduruydu. Yüreği masmavi semayı nakış nakış işlemişti Veysel’in. Anadolu’yu mayalayan bütün güzelliklerde yoğruldu gönlü. İnsan insan aktı sazının telinden. Sevdadan yana ne varsa Yunus hâllince donandı. Atalardan, pirlerden aldı sözü bugünlere işledi.
Ve her gönülde bir güzel hatır bıraktı Veysel. Veysel’le geleceğin aydınlıkları çoğaldı. Dost ikliminde, dost sözünde, dost gönüllerde söylendi durdu Veysel adı.
Geleceği Keşfedenler
Walter Isaacson, dünya çapında yankı yaratan Steve Jobs biyografisinin ardından en az onun kadar ilham verici bir kitapla geri dönüyor.
Geleceği Keşfedenler, makinelerin insanların zihin dünyasına ortak olacağı bir geleceği hayal ederek yola çıkmış ve adım adım içinde yaşadığımız dijital çağı inşa etmiş dâhilerin, yenilikçilerin, hacker’ların, girişimcilerin hikâyesi. Kimdi bu insanlar? Kafaları nasıl çalışıyordu? Tavan arası ya da garajlarına kapanıp her şeyi tek başına yapmış dâhilerden mi bahsediyoruz yoksa onları farklı yapan, yan yana gelip “ortak deha” yaratma becerileri miydi?
Isaacson’un benzersiz öykülendirme becerisi sayesinde sürükleyici bir roman tadında akan kitap, Lord Byron’ın yaklaşık iki yüzyıl önce yaşamış olmasına rağmen ilk yazılımcı kabul edilen kızı Ada Lovelace ile başlıyor ve Charles Babbage, Alan Turing, John von Neumann, Robert Noyce, Bill Gates, Steve Wozniak, Steve Jobs, Larry Page gibi pek çok etkileyici şahsiyetle devam ediyor.
Geleceği Keşfedenler, yaratıcılığın ve dünyayı değiştiren fikirlerin hangi koşullar bir araya geldiğinde yeşerebildiğini ortaya koyan muazzam bir rehber.
Haben
Başkan Obama ona Beyaz Saray Değişim Şampiyonu adını verdi. Helen Keller Başarı Ödülü’nü ve Forbes 30 Under 30 listesinde yer aldı. Bill Clinton, Başbakan Justin Trudeau ve Şansölye Angela Merkel de Haben’ı onurlandıran isimler arasında. Görüp duyabilen insanlar için tasarlanmış bir dünyada sağır ve kör olarak büyümek, Haben Girma için büyük zorluklarla başa çıkmak demekti.
Birileri ona “Yapamazsın,” dedikçe Haben her seferinde bunun aksini kanıtladı. Engelinin, onun önünde bir engel olduğuna bir an olsun inanmadı. Başardığı her şeyde kendine olan güveni biraz daha
arttı ve bugün binlerce engelli insanın umudu oldu.
Engelli bir birey olarak çocukluğundan beri verdiği bireysel mücadele, daha çok kişi için mücadele edebilmek adına Harvard Hukuk
Fakültesi’ne girmesiyle sonuçlandı.
Burada, görme engelliler için
geliştirilmiş Braille alfabesi ile diğer insanlarla iletişim kurabileceği bir sistem geliştirdi ve bu sayede dönemin Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Obama ile özel bir toplantı gerçekleştirip
Beyaz Saray’da bir konuşma bile yaptı.
Şimdi ise oldukça başarılı bir engelli hakları avukatı.
Haben, kendi kaleme aldığı hayat hikâyesi ile okuyucularını engelleri aşmak üzerine ilham verici bir yolculuğa çıkarıyor.
Kendi Hayatının Şiirini Yazanlar – Modern Klasikler 18
Stefan Zweig, Kendi Hayatının Şiirini Yazanlar’da pek çok açıdan birbirinden farklı üç yazarın, Casanova, Stendhal ve Tolstoy’un hikâyesini anlatıyor. Bu üç farklı şahsiyetin yaşamlarını biyografik, duygusal, felsefi ve insani bir yönden gözlemliyor.
İlk bakışta Casanova gibi rahat, ahlak kurallarına uymayan bir çapkınla, yaptığı ve yapmadığı her davranışın kökenini kendi Ben’inde arayan bir yazar olan Stendhal ve ahlak savunucusu, gerçek bir sanatçı olan Tolstoy’un yaşam öykülerini aynı kitapta bulmak şaşırtıcı gibi görünse de Zweig bu üç ismi "Kendi Ben’lerinin dünyasını evrene açmayı, sanatlarının en önemli görevi görmek" ortak paydasında buluşturuyor. Kendi Hayatının Şiirini Yazanlar Zweig’in bütün eserlerine hâkim olan derin bir edebiyat ve felsefe tadıyla yoğrulmuştur.
Stefan Zweig 20 Ekim 1881'de Viyana'da doğdu. 1920-1928 yılları arasında yazdığı Üç Büyük Usta, Kendi Hayatının Şiirini Yazanlar, Kendileriyle Savaşanlar büyük ses getirdi. Hayatı boyunca her tür resmi ödülü reddeden Zweig 1940 yılında bir konferans için Güney Amerika'ya gitti ve hayatını orada sürdürdü. Zweig, 23 Şubat 1942 yılında ikinci eşi Elisabeth Charlotte ile birlikte, yarattığı birçok roman kahramanı gibi savaşın neden olduğu derin bir umutsuzluk duygusuyla ölümü seçti.
Mehmet Akif Ersoy Özgürlük Peşinde
"Bu kitabı okuduğuna pişman olmayacaksın!Neden mi?"Bu kitabın sayfalarında idealist ve vatansever birinsanın maceralı hayatına tanıklık edeceksin. Oinsan bir veteriner, bir aydın, bir hatip, birsporcu, bir hafız, bir eğitimci, bir milletvekili vebütün bunların ötesinde iyi bir şair...İşte Mehmet Akif Ersoy...Her dizesiyle bize bizi anlatan Mehmet Akif, özgürlük peşinde dolu dolu bir ömür geçirdi.Bu kitap, ömrünü ülkesine hizmet ederek geçiren millî şairimizin çileyle sabırla ve gayretle örülühayatım anlatıyor.Ben ezelden bendir hür yaşadım, hür yaşarım.Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!Kükremiş sel gibiyim: Bendimi çiğner aşarım;^ Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.
Örnek İnsanlar 7-Mehmet Akif İstiklal Şairi
Şair Nigar Hanım Güftesi Garplı Bestesi Şarklı
Şâir Nigâr Hanım. Yahut eserlerine attığı imza ile Nigâr binti Osman.
Adını açıkça sahiplenen şiirleriyle edebiyatımızın ilk “kadın” şâiri. Yirmi beş yaşından başlayıp hayatının sonuna kadar yazmayı sürdürdüğü günlüğüyle Türk edebiyatının en uzun günlük yazan kadın yazarı.
Şâir Nigâr Hanım, sadece yazar kimliğiyle değil, döneminin seçkinlerinden oluşan geniş sosyal çevresi ve kişisel hikâyesiyle de çok önemli bir portre. Bu portreyi en ince ayrıntılarıyla günümüze taşıyan, Nigâr Hanım deyince akla gelen ilk kişi ise şüphesiz Nazan Bekiroğlu.
Nazan Bekiroğlu 1995 yılında doçentlik tezi olarak hazırladığı Şâir Nigâr Hanım çalışmasını yıllar sonra büyük bir özveriyle adeta yeniden yazdı. Nigâr Hanım’la ünsiyetini akademik çalışmanın çok ötesine taşıyan Bekiroğlu, dört başı mamur bir edebî portre ortaya koyarken Nigâr Hanım’ın eserleriyle yaşamı arasındaki çok yönlü ilişkilere işaret eden, salonundan geçmiş kişilere varıncaya kadar hayatı ve edebiyatıyla ilgili en küçük ipuçlarını dahi yakalayan bir dikkatle edebiyat araştırmacıları için eşsiz bir çalışma örneği sundu.
Nigâr Hanım’ın eserleri ve günlüklerine ilâveten bugüne intikal bütün evrakın, kişisel arşivlerin, şâirenin aile fertlerinin özel koleksiyonlarının, kartpostalların, ithaflı fotoğraf ve kitapların, fotoğraf albümlerinin ve muhtelif eşyanın izinde geçen yılların semeresi olarak ortaya çıkan bu önemli eser “gözden geçirilmiş ve genişletilmiş yeni baskı”sıyla yeniden raflarda.
“Nigâr Hanım sentezci değil eklektik bir kimliktir. Onda Doğu ve Batı öncelik sonralık sıralamasına alınmadan bir arada başlar, öylece devam eder ve öylece biter. Onunki, Doğulu gibi yaşamak ama Batılı gibi düşünmek değil; Doğulu gibi yaşamak ve Batılı gibi düşünmektir. Bu yönüyle eğer bir şarkıysa, güftesi Garplı, bestesi Şarklıdır.”

Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.