Titana Saldırı – Çöküşten Önce 4
₺280,00 Orijinal fiyat: ₺280,00.₺234,00Şu andaki fiyat: ₺234,00.
1 adet stokta
İlgili ürünler
Cehennem Manzarası – Japon Klasikleri Dizisi 10
"Dumandan boğulmamak için havaya kaldırdığı beyaz suratı, alevlerin süpürüp mahvettiği saçlarının uzunluğu, kaşla göz arasında kül olan kiraz çiçekli kimonosunun güzelliği… Ne kadar da yürekleri dağlayan bir manzara…”
İnsanın derinliklerinde gizli kalmış korkuyu kaleminde oynatarak aktaran Akutagawa’dan iki sıra dışı hikâye… Ucuna boya yerine kan sürülmüş bir fırça, sanatçısını ulaşılması en eşsiz mertebeye getirir; unutulmamak. Özel bir tablo yapmak için tuvalinin başına geçen ressamın sanata dair tutkusu, hayatının en karanlık anısına yol açar. Cehennem Manzarası, sanatın ölümsüzlüğünü tüm sarsıcılığıyla okura aktarıyor.
İyiliğin mükâfatı bir cezaya dönüşebilir mi? Örümcek İpliği, cennet ve cehennem arasında sıkışan bir fâninin hırsına yenik düşerek girdiği bir çıkmaz sokaktır. İyiliğinin ödülünü almak üzereyken bir anlık gafletiyle yüzleşen bu zavallının hikâyesi, okuyan herkes için farklı bir pencere açıyor.
Japon kısa hikâyeciliğinin babası olarak bilinen Ryūnosuke Akutagawa, cennet ve cehennem arasındaki o çizginin nahifliğini, bu eşsiz hikâyeleriyle çarpıcı bir şekilde yansıtıyor.
Daeth Note – Bir Başka Defter : Los Angel Manga
Los Angeles bir dizi seri cinayete sahne oluyor. Ünlü dedektif L, BB Cinayetleri olarak anılan ve belli bir düzen doğrultusunda işlenen bu karmaşık cinayet vakalarını çözmek için iş başında ve Naomi isminde bir eski FBI ajanı da bu tüyler ürpertici cinayetlerin çözülmesi için L’ye yardım ediyor.
Ve Death Note’dan alışkın olduğunuz üzere, ne hiçbir şey göründüğü gibi ne de işler giderek kolaylaşıyor.
Death Note Bir Başka Defter, heyecan dolu bir polisiye.
Fullmetal Alchemist – Çelik Simyacı 6 Manga
Galaktik Demiryolu’nda Gece – Japon Klasikleri Dizisi 12
İki çocuk, trene geç kalmamak için beyaz kayanın üzerinde var güçleriyle koştular. Gerçekten de rüzgâr kadar hızlı koşabildiklerini fark ettiler. Nefesleri kesilmemiş, bacakları yanmamış ya da acımamıştı. Giovanni böyle koşarlarsa dünyayı bile turlayabileceklerini düşündü.”
Yaşından büyük sorumluluklarının altında ezilen fakat hayata küçük bir umut penceresinden bakmayı asla bırakmayan bir çocuğun kırgın yüreği… Giovanni, annesine bakarken bir yandan da babasının yokluğunu içine ektiği umut tohumlarıyla yeşertmeye çalışır. Onu bu mücadelesinde en çok yoran ise arkadaşlarının acımasız yargıları ve sözleri olur. Fakat tüm bu zorluğun arasında Giovanni için yıldızlarla dolu bir yolculuk başlar ve bu yolculukta kendisine eşlik eden kişi en çok özlem duyduğu arkadaşı olur.
Çocuklar için yazdığı eşsiz kurgularla bilinen Kenji Miyazawa bu eserinde, iki çocuğun arkadaşlık, mutluluk ve yaşam keşfiyle dolu yolculuklarını yıldızların ışığında metaforlarla ele alıyor. Değişen hayatıyla birlikte yalnızlaşan küçük bir çocuğun sorumlulukları ve hayalleri arasında sıkıştığı bu hikâye, yetişkin zihinler için çocukluğun o saf ve aynı zamanda acımasız dönemine dönüş bileti oluyor.
Koya Dağı Keşişi – Japon Klasikleri Dizisi 14
"Enfes bir koku yayılıyordu havaya; kadının teninden gelen bir koku muydu yoksa dağ havası mı, emin olamıyorum. Belki de sırtıma vermemek için uğraştığı nefesiydi.”
Yollara düşen gezgin bir keşişin heybesine topladığı efsanevi anlatım… Zorlu dağ yollarını aşarak ilerleyen keşiş, hiç hesapta yokken bir yol ayrımına gelir. Yaşadığı ikilem sonucu içindeki sesi dinleyerek adım attığı yol ise gerçeküstü bir dünyanın kapılarını aralar. Üstelik bu zorlu orman yolu, ıssız dağların gölgesi ve karşılaştığı sürprizler keşişin kendi iç dünyasını, duygularını ve inancını da farklı bir yönle keşfetmesine yol açar.
Romantik duygular ve doğaüstü güçleri harmanlayarak okuyucunun ilgisini henüz ilk sayfalarda yakalamakta ustalık kazanmış Kyōka İzumi, kelimeleriyle bizleri uzun bir yolculuğa çıkarıyor. Yazarın ince ince ördüğü bu hikâyeyle zihinlerimize yansıttığı dünya, bizleri de keşişle aynı duygulara sürüklüyor, içsel evrenimize sorgulayıcı bir bakış açısıyla bakmamıza yol açıyor.
Küçük Bey – Japon Klasikleri Dizisi 5
"Ne bir rütbem ne de bir ünvanım var ama kendi ayakları üzerinde duran bir insanım.”
Küçük Bey, kırsaldan şehre uzanan saf bir bakış açısının hayatın gerçekleri ile yüzleşmesinin hikâyesi...
Ailesi tarafından "umutsuz” görülen Küçük Bey, çocukluk döneminde pek çok kez yok sayılmış olsa da evin hizmetlisi Kiyo herkesin aksine bütün hassasiyetini bu saf yüreğe sunmaktan kaçınmaz. Küçük Bey’in yolu hiç tanımadığı insanlarla dolu bir şehre düştüğünde bile karşılaştığı şaka yollu aşağılanmalara karşı tek sığınağı Kiyo’yla kopmayan bağı olur. Kendine has mizahi üslubuyla gerçeklik algısının sertliğini aktaran bu eserde, toplumsal statüler duyguların gücüyle yıkılırken eğitimden sosyal yaşama kadar döneminin birçok alanına farklı bir pencere açar.
Sıra dışı tarzıyla Japon edebiyatının öncülerinden olan ve modern dönem edebiyatını derinden etkileyen Natsume Sōseki, bu eseriyle okuru dünyanın bir başka ucundaki olayın merkezine ustalıkla yerleştiriyor. Etkileyici cümle tasarımları ve duygu aktarımıyla oluşturduğu perspektifte, Japon kültürü ve modernleşmenin Japonya’ya etkisi derin izlerle gözler önüne seriliyor.
On Gece Rüyası – Japon Klasikleri Dizisi 6
"Gittikçe daha da sıkılıyordum. Nihayetinde canımı almaya karar verdim. Bir akşam, etrafta kimsenin olmadığı bir vakit, kararlılıkla denize daldım. Ancak ayağımın güverteden ayrıldığı ve gemiyle bağlantım koptuğu an, hemen canımın kıymetini fark ettim. Kalbimin derinliklerinden keşke vazgeçseydim, diye düşündüm. Lakin çok geçti.”
Rüyalar âleminin derin karanlığına doğru yapılan fantastik bir yolculuk… On Gece Rüyası’ndaki her bir öykü kısa ama öz bir şekilde kendi bağımsızlığını ilan eder. Sayfaları çevirdikçe bir samurayın kılıcının parıltısından bir babanın günahının altında ezilişine, bir kadının ölüme yakın yakarışlarından bir annenin çaresizce yaşama ve umuda tutunma çabasına kadar insanı derinden etkileyen, efsunlu bir dünyaya adım atıyoruz.
Çağdaş Japon edebiyatına yön veren ve pek çok yazarı etkileyen Natsume Sōseki, bu eserinde kaleme aldığı on farklı öyküyü, büyülü atmosfer kurgusuyla birbirine sımsıkı bağlayarak okuruna sunuyor. Yazarın bir sihirbaz gibi parmaklarında oynattığı bu düşsel evren, gerçeklik algısını altüst ederken rüyanın ağırlığı, anlatımın sadeliğiyle âdeta uçucu bir hâl alıyor.
Otogizoshi – Japon Klasikleri Dizisi 3
"Âşık oldum diye suç mu işledim?
Antik çağlardan bu yana, dünya üzerinde yazılmış bütün trajedilerin bu soruyu konu edindiğini söylemek abartı olmaz. Her kadının içinde biraz bu acımasız tavşandan bulunduğu gibi, her erkeğin içinde boğulmamak için mücadele eden bir Japon rakunu mevcuttur. Otuz küsur yıllık başarısız bir kariyere sahip olan bir yazar olarak bunun doğruluğunu teyit edebilirim. Belki siz de aynı düşüncedesinizdir.”
Osamu Dazai’nin kaleminden, savaşın gölgesinde bir babanın diline yansıyan masallar… Karanlık bir sığınağa hapsolmuş bir kız çocuğunun dünyası babasının sesiyle bu eserde aydınlanırken aynı zamanda Japon mitolojisine ve masal kültürüne de ışık tutar. Tümör Bahtsızlığı, Bay Urashima ve Ejderha Sarayı, Tiktak Dağı ve Dilsiz Serçe masallarının her biri orijinal anlatımları eleştirilerek mercek altına alınır ve okura "Daha farklı nasıl yazılabilirdi?” sorusu sorulur.
Japon edebiyatının usta kalemi Osamu Dazai, savaş mağduru bir babanın diliyle kendi süzgecinden geçirdiği masalları okurlarına aktarırken kurgulanan masallar ve öğretileri karşısında eleştirilerini belirtmeyi de ihmal etmiyor.

Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.