Aynadan İçeri
₺350,00 Orijinal fiyat: ₺350,00.₺289,00Şu andaki fiyat: ₺289,00.
1 adet stokta
Aynadan İçeri
OYUNCAKÇI SENİ İZLİYOR.
Çığır açıcı bilimsel yöntemler sayesinde tarihin en azılı seri katillerinden birini yakalayan Profesör Theo Cray, eski öğrencisinin ölümü ve avını yakalamasının ardından akademik dünyadan kopar. Hayatını yeniden inşa etmeye çalışırken kendisini başka bir esrarengiz vakanın içinde bulur. Kayıp bir çocuğun çaresiz babası yardım için Theo Cray’e başvurur. Onun elindeyse birkaç çocuğun çizimi ile Oyuncakçı adlı biriyle ilgili şehir efsanesinden başka bir ipucu yoktur.
Theo Cray, Oyuncakçı’nın ardındaki gizemi çözmek için bilimsel önyargılarını bir kenara bırakıp düşler ile kâbusların gündelik gerçeklik kadar yer kapladığı bir dünyayla yüzleşmelidir. Vakanın girdabına sürüklendikçe uçsuz bucaksız bir ağın içinde bulur kendini, henüz son kurbanını ele geçirmemiş bir ağın.
Andrew Mayne’in Natüralist romanıyla tanıştığımız kahramanı Theo Cray, ikinci macerası Aynadan İçeri’de de yine tüm bilimsel yaklaşımıyla bilinmezliğin ortasına atılıyor.
“Bilim, spekülasyon ve gerilimin sürükleyici kesişimi.” –Omnivoracious
İlgili ürünler
Buz Gibi Soğuk
Temposu son sayfaya kadar düşmeyen, bitirmeden elinizden bırakamayacağınız, gerilim yüklü bir roman. Tess Gerritsen yine kaleminin ve kurgusunun gücünü kanıtlıyor. Bir tıp konferansı için Wyoming’e giden adli tabip Maura Isles, hafta sonunu arkadaşlarıyla birlikte bir kayak merkezinde geçirmeye karar verir. Ancak korkunç kar yağışı altında araçları devrilir ve ıssız dağ yolunda mahsur kalırlar. Yürüyerek ulaştıkları on hanelik köy ilk bakışta tamamen terk edilmiş gibi görünse de, sofralarda dokunulmadan bırakılmış yemekler, garajlardaki arabalar, ölüme terk edilmiş evcil hayvanlar burada bambaşka, esrarengiz olayların yaşandığını düşündürmektedir.
Maura’dan haber alamayan ve onun peşinden bu köye gelen dedektif Jane Rizzoli, arkadaşının izine rastlayamasa da karların altında tüyler ürpertici bir başka gerçeği keşfeder. Buz Gibi Soğuk temposu son sayfaya kadar düşmeyen, bitirmeden elinizden bırakamayacağınız, gerilim yüklü bir roman. Tess Gerritsen yine kaleminin ve kurgusunun gücünü kanıtlıyor.
Çatı Katı – Tünelden Önceki Beyaz Ev
Tüm ülkenin gündemine oturan ve büyük sırlarla dolu Beyaz Ev soruşturmasını yürüten Başkomiser Emris, kendisine ulaşan yeni delillerin ardından araştırmayı derinleştirmeye başlar ve İnterpol’ün desteğiyle yurt dışına taşır. Beyaz Ev’in yeni sahibi Eren ve daha önce Beyaz Ev ile bağlantılı cinayetleri çözen Atlas, Demir, Ala üçlüsünün de dâhil olduğu özel bir ekip kurar.
Daha önce ortadan kaybolan Arden’i bulmak, soruşturmanın devamı ve uluslararası suç örgütünün deşifre edilmesi için kilit rol oynamaktadır. Ancak Arden’den hiçbir iz yoktur. Başkomiser Emris, Arden’i bulmak için uğraşırken; Eren için ise eski sevgilisi Arden’e yaklaşmak kendi içinde büyük iç çatışmalara neden olacaktır.
Tünelden Önceki Beyaz Ev serisinin başarılı yazarı Işıl Işık’tan her bölümünde ayrı bir heyecan ve merak duyacağınız bir polisiye roman… Beyaz Ev üçlemesinin final kitabı Çatı Katı isimli romanla, hikâye sona yaklaşırken kendinizi bir yandan soluk soluğa bir uluslararası soruşturmanın içinde bulacak, öte yandan Beyaz Ev’deki yeni gizemli olaylarla korku ve gerilimi iliklerinize kadar hissetmeye devam edeceksiniz
Cinayet Kokusu
Merdivenlerden çıkarken, “Ne kokusu bu?” diye sordu polislerden biri. Burunları her kokuya alışıktı; benzin kokusu, yanık kokusu, esrar kokusu, küf kokusu, devriye aracının arka koltuğuna oturttukları tutuklunun ter kokusu ve elbette ölü kokusu... “Her kokuyu unutabilirsin ama ölü kokusunu asla.” Emekli memurların teşkilata yeni girenlere tekrarladıkları bir cümleydi bu. Dairenin kapısını, “Aç, polis!” diye birkaç kez yumruklarken hâlâ burunlarına gelen keskin kokunun ne olduğunu anlamaya çalışıyorlardı.
Kadınlar neden polisiye izlemeyi sever? Para karşılığı bir insana işkence edilmesini seyredebileceğiniz “kırmızı odalar”gerçekten var mı? DNA analizleri suçluları saptamada ne kadar etkili? Bir tutam toprakla cinayet çözmek mümkün mü?
İnsanın kanını donduran seri katil öyküleri Prof. Dr. Sevil Atasoy'un kaleminde hayat buluyor. Yıllarca çözülemeyen cinayetler, Agatha Christie romanlarından fırlamış katiller, akıl almayacak yöntemlerle kurbanlarını yakalayıp öldüren caniler, insan eti yemekten zevk alan canavarlar...
Prof. Dr. Sevil Atasoy, Çin'den Brezilya'ya, ABD'den Avusturya'ya seri katillerin peşinde. Her birinin dehşete düşüren hikâyesini bizimle paylaşırken adli bilimlerin hayranlık uyandıran gelişmesini de aktarıyor. Cinayet Kokusu, yine elinizden bırakamayacağınız bir Sevil Atasoy kitabı.
Gece Kuşları
Ondokuzuncu Yüzyılın sonları ile Yirminci Yüzyılın başlarında Amerikalı ve Avrupalı polisiye kahramanları İstanbul okuyucularının da ilgisini çekmekte Sherlock Holmes, Mösyö Lecoq, Fantoma, Nick Carter, Nat Pinkerton gibi kahramanların çeviri öyküleri merakla takip edilmekteydi. Belki bu eserlerin ilgi görmesi nedeniyle yerli polisiyeler de ortaya çıkmaya başladı. Sherlock Holmes’den esinlenen Amanvermez Avni, Amanvermez Kadri, Kara Hüseyin gibi esas kahramanın polis olduğu eserlerin yanında Arsen Lupin, Fantoma gibi karakterlerden esinlenen Fakabasmaz Zihni, Cingöz Recai, Nahit Sami gibi esas kahramanın suçlu olduğu eserler de okuyucularla buluştu. “Gece Kuşları” O dönemde kaleme alınmış Arsen Lupin tarzı ilk yerli eser olup, İstanbul’u hayretler içinde bırakan, polis memurlarına uykusuz geceler geçirten Türk Arsen Lupin’i Nahit Sami’nin olağanüstü maceralarını akıcı ve sade bir dille anlatan milli romandır. Kibar Hırsız Nahit Sami, en yakın yardımcıları Nihat ve Refikle birlikte kılıktan kılığa girerek işlediği akıl almaz suçlarla İstanbul’un ünlü polis müfettişi Rasim ve muavini Rami’yi peşinden koşturmaktadır.
Kardan Adamın Külleri
Emniyet teşkilatının deneyimli komiserlerinden Devin, hayatının bir günde altüst olacağından habersiz. Çözmeye çalıştığı bir cinayet soruşturmasının üstü kapatılmış; hırslı, kolay vazgeçmeyen genç kadının görev yeri değiştirilmiş. Devin’in yeni görevi hem daha zor hem de daha hassas: Peş peşe kaçırılan çocukları bulmak. Aylarca çözülmeyen bu vakalarda failin bıraktığı ilginç bir de ipucu var: Simli bir kardan adam kartpostalı.
Dahası bu korkunç suçun yeni odağı bizzat Devin’in kendisi. Bir yandan kaçırılan çocukları aramaktan, bir yandan da kapatılan cinayet dosyasını canlandırıp aralarındaki olası bağlantıları çözmekten başka çaresi yok. Üstelik bunu yaparken soruşturmadan sorumlu olan, soğuk ve ketum Esmer Başkomiser’le uzlaşmanın bir yolunu da bulmalı.
İpuçlarının adım adım peşinde, soluksuz bir kovalamaca sonunda Devin’i hayatının en sarsıcı şoku bekliyor. Düğümler çözülecek, sırlar açığa çıkacak ve herkesin hayatı sonsuza dek değişecek.
Kardan Adamın Külleri, gerilim ve polisiye hikâyelerinin başarılı ismi Işıl Işık’ın kaleminden aksiyon, macera ve dramın ustalıkla harmanlandığı, ters köşelerle dolu heyecan verici bir polisiye.
Mavi Trenin Esrarı
Lüks Mavi Tren Nice’e ulaştığında, kondüktör derin uykuya dalmış Ruth Kettering’i uyandırmaya çalışır. Ancak Ruth bir daha asla uyanmayacaktır. Yüzüne aldığı ağır bir darbe sonucu öldürülmüştür. Ayrıca kadının paha biçilmez yakut takıları da ortadan kaybolmuştur. Tüm olasılıklar değerlendirildiğinde, bir numaralı katil zanlısı Ruth’un ayrı yaşadığı kocası Derek’tir. Ama Dedektif Poirot toplanan kanıtlardan tatmin olmamıştır. Sonunda esrarengiz cinayeti trende tekrar sahneye koymaya karar verir...
“Polisiye romanlar kraliçesinden eşsiz bir cinayet romanı daha.”
- Sunday Express
Ölüler Diyarı
Cinayet büro amiri Stephane Corso, bir dizi striptizci cinayetini araştırmakla görevlendirildiğinde, ne peşinde olduğu katilin karmaşık ruh halinin ne de girmesi gereken karanlık dünyanın farkındadır. Soruşturma onu geçmişi şaibeli, goya hayranı bir ressama götürür: Phılıppe Sobıeskı’ye. ressamla Corso arasındaki düello, porno ve sadomazoşizm dünyasının labirentlerinde bir kedi fare oyununa dönüşür. Gerilimin efendisi Grange, ölüler diyarı’nda insan doğasının kuytu köşelerini keşfe çıkıyor…
Sen kötüsün.
Sen bir katilsin.
Sen bir sapkınsın.
Senin kanın çürümüş, zehirli ve kokuşmuş bir kan. soyun neyse kanın da odur.
Yırtıcı Kuşlar Zamanı
… alıştığımız ülke, alıştığımız İstanbul, alıştığımız hayat kayıp gidiyordu avuçlarımızın arasından…
Sokaklarda cirit atan uluslararası suç şebekeleri, onlarla fotoğraf çektirmekten utanmayan siyasiler, faili meçhulden faili meşhura evrimleşen cinayetler, ekonomik bozulmanın ve kolay para kazanma arzusunun hızlandırdığı ahlaki çürüme, liyakatsizliğin getirdiği kamusal ve kurumsal çöküş…
Yüzünde kan var Nevzat!
Başkomser Nevzat bu kez geçmişin hayaletleriyle mücadele ediyor. Ailesini katledenlerin peşinde maceradan maceraya koşarken, Nevzat ve ekibinin yaşadıkları olaylar bir 21. yüzyıl Türkiyesi portresi çiziyor.
Yırtıcı Kuşlar Zamanı’nda Ahmet Ümit Türkiye’nin yıllardır mustarip olduğu toplumsal hastalıkların röntgenini çekiyor.
Olan bitenin farkındaydım, arkadaşlarım etrafımdaydı, insanlar bana yardım etmek için çırpınıyorlardı. Ama umurumda bile değildi. Yemek yiyemiyordum, iğne ipliğe dönmüştüm. Vazgeçmiştim, her şeyden, herkesten, hepsinden… Kılımı kıpırdatamıyordum. Kıpırdatmak istemiyorum diye değil, kıpırdatamıyordum, çünkü artık içimde yaşama isteği yoktu.

Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.