Gerçekçilik, Yeniden!
₺400,00 Orijinal fiyat: ₺400,00.₺328,00Şu andaki fiyat: ₺328,00.
1 adet stokta
Gerçekçilik, Yeniden!
Gerçekçilik tartışmalarına yeni bir boyut ve canlılık kazandıracak olan bu kitap, Brechtyen estetik in ülkemizdeki ilk ve en önemli temsilcilerinden Yılmaz Onay’ın kapsamlı bir incelemesi ve manifestosu. Gerçekçilik in, bir sanatsal akım ya da 19. yüzyıla ait sanatsal bir biçim olarak görülmesine itiraz eden Onay, bu dar sınırların dışına taşıdığı kavrama zengin bir içerik kazandırıyor. Yalnızca kendine özgürlükçü, kendine demokrat örgütlü bir azınlığın demagoji ve yalanlarla yönettiği günümüz dünyasında gerçekçilik , sanatla yaşamı birleştiren bir üst-kavram, ezilen kitlelerin elinde güçlü bir silah, tüm yönleriyle yaşamsal bir tutum olarak beliriyor. Kitabın güçlü tezleri, H. Pinter, J. Baudrillard, B. Brecht, A. Seghers, G.N. Pospelov, Özdemir İnce ve Nâzım Hikmet gibi yazar ve kuramcılardan geniş alıntılarla destekleniyor. Özel bir bölüm ayrılarak irdelenen bienaller ile Türkçeye henüz çevrilmemiş olan Brecht-Lukacs çatışmasının ayrıntıları, kitabın ilginç ve öne çıkan bölümlerinden ikisi. Tanıtım Metni
İlgili ürünler
Belediye Başkanına Linç (Ciltli)
Karalama Defteri Ararken
Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatına, deneme ve eleştirileriyle damgasını vuran Nurullah Ataç'ın, kuşku, ironi, coşku yüklü yazılarında dil, uygarlık, şiir ve sanat üstüne, günümüz okuruna söyleyecek pek çok sözü var. Bu "sözler" okundu, okunuyor, okunacak. "Ataç,... Türkçeyi kullanışıyla bize eşsiz bir tat, sanatın sorunlarına uygulayabileceğimiz bir açı bıraktı.Şimdi o bu yazıyı okusaydı, her zaman konunun dışında tuttuğu gülmece silahını çekinmeden kendisi için kullanır, biraz da homurdanarak, yazılarından birinin son tümcesini yinelerdi: Büyük bir şey değil ya pek de küçümsemeyin." (Sabahattin Kudret Aksal)
Mutlu Olma Sanatı
Okuruma Mektuplar Prospero İle Caliban
Okuruma Mektuplar'da, yaşamın kanıksanmış yönlerine ayna tutarak şiir, aşk, ölüm, doğa, hastalık, yalnızlık gibi konularda ilgili tutkularını, bildiklerini, özlediklerini -kendini- tüm çıplaklığıyla ortaya koyan bir Ataç var karşımızda.Prospero ile Caliban'da ise, aydınların (mutlu azınlığın) toplumdaki görevi, yazar ve toplum ilişkisi, gelenek, uygarlık gibi konularda bizi çerçevenin dışına çıkarak düşünmeye çağırıyor."... kimine göre bir diken, kimine göre bir öğendireydi. En uyuşuk kafalara, bereketli bir 'acaba' akıtmakta ustaydı. (...) eleştirmeciliği, bir 'beğeni' eleştirmeciliğiydi. (...) Fakat nesnel ölçülerin dışında kaldığından olacak, içgüdüsü, sezgisi alabildiğine gelişmişti. Kendi sanat görüşüne uygun eserler arasında (bu görüşün on dokuzuncu yüzyılı aşamadığı da bir gerçektir) en özlülerini hemen sezer, deyimim hoş görülsün, bunların kokusunu alır, az eleştirmende görülen bir inatla da hemen savunurdu. Bu bakımdan aramızdan 'alacaklı' olarak ayrıldığını söyleyebiliriz."

Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.