Yaban
₺299,00 Orijinal fiyat: ₺299,00.₺255,00Şu andaki fiyat: ₺255,00.
3 adet stokta
Yaban
“Kalbinde bir boşluk olan kadın, o bendim. 26 yaşına daha yeni girmiştim.”
Cheryl’in hayatının özeti parçalanmış bir aile, biten bir evlilik ve dibe vurmuşluğun acısıydı…
İçindeki bu koca boşlukla yaşamak istemediğini anlayıp içgüdüsel bir karar verdi: Kaliforniya’nın çöllerinden Sierra Nevada’nın dondurucu tepelerine, Oregon’un ormanlarından Washington State’in Tanrılar Köprüsü’ne 1800 kilometreden fazlasını yürüyecekti. Ama yürüyüş konusunda hiçbir deneyimi yoktu ve daha önce bir geceyi bile açık havada geçirmemişti. Yine de kaldıramayacağı kadar ağır bir sırt çantasıyla yola çıktı.
Çıngıraklı yılanların, ayıların, dağ aslanlarının vahşi doğasında çıktığı, hayatını tümüyle değiştirecek bu yolculukta öyle ya da böyle kendisiyle yüzleşti. Yavaşça, bir zamanlar olduğu kişiyi tekrar buldu, güçlendi ve sonunda kendini iyileştirdi.
“Kitabı okurken yerimde duramadım… İlham veren, merak uyandıran, duygulandıran bir hikâye… ”
– Oprah Winfrey
“Muhteşem… Sürükleyici… Nefes kesen bir macera. Kederin doğası ve ayakta kalma mücadelesine dair içinize işleyecek bir hikâye.
İnsanın zaferi üzerine bir edebi eser.”
– New York Times
“Bu kitabı okurken kendime şu soruyu sorup durdum: Her şeyden, para, iş, toplum, hatta aile ve sevgiden yoksun kalmış olsaydım ben ne yapardım? Eskiden Thoreau ‘Vahşi yaşam dünyanın koruyucusudur,’ demişti. Strayed için vahşi yaşamın ruhunun koruyucusu olduğu apaçık. Cheryl bize felaketler, ruhsal zorluklar ve kayıplar karşısında bile tam anlamıyla canlı olmanın ne demek olduğunu hatırlatıyor.”
– Mira Bartók
“Mutluluğa giden yol ne kadar uzundur? Strayed için 1800 kilometre. Her adımda edindiği bilgeliği okuyucusuyla paylaşacak kadar alçakgönüllü ve çok başarılı bir yazar.”
– American Way
“Strayed’in dili çok canlı, keskin ve etkili, öyle ki çölün sıcaklığını, Yüksek Sierralar’ın buz gibi havasını ve olağanüstü bir kadının cesur adımlarla kendi yolunu ve kendisini bulmasının nefes kesici gücünü hissediyorsunuz.”
– People
“Karşımızdaki kadın, ruhunu tedavi etmeye çalışmasını kendi sesiyle anlatıyor. Ve bunu da ormanın derinliklerinde birçok zorluğa meydan okuyarak yapıyor… Açık, samimi ve oldukça sürükleyici.”
– Marie Claire
“Yaban, Strayed’in biraz mizah biraz da bilgelikle anlattığı, kendi kefaretini ödeme yolculuğu.”
– Vanity Fair
“Yaban, bir kaybın karşısında tutulan yasın ötesinde bir kitap. Umut, dostluk ve hayattaki ikinci şanslara dair hikâyelerle dolu bir değişim ve büyüme macerası.”
– Poets & Writers
“Anne ve kız, yalnızlık ve cesaret, adım adım tekrar yürümeyi öğrenmek hakkında gerçekten samimi bir kitap.”
– Vogue
“Yaban, ne kadar kaybolmuş olursa olsun ileri doğru bir adım atan herkesten öğrenecek bir şeylerimiz olduğunu hatırlatıyor.”
– Brian Barker
“Kocaman kalpli, zekice, şiirsel, bütünlüklü… Cheryl Strayed her cümlesinde bize yenilgi ve sefalet kadar iyilik, sabır ve aşkınlığın da insan doğasının bir parçası olduğunu hatırlatıyor.”
– George Saunders
İlgili ürünler
112 Öğretmenliğime Notlar
Öğretmenlik; her günü bir diğerinden farklı, tekrarı olmayan muhteşem bir meslek ve uzun bir öykü. Öğretmenliğe yeni başlayanlar için yaşanmışlıklardan, örnek olaylardan yola çıkarak “akılda bulunsun” diyerek yazıyorum.
Belli mi olur belki bir yerlerde, benzer şeyler yaşanır ve ön öğrenmeler işe yarar. Bu yolculuğun paylaştıkça güzelleşeceğine inananlardanız ve bizimki bu uzun öykünün giriş bölümünün dipnotları olsun.
Öğretmenliğin “öğretmek ve öğrenmek” olduğunu söyleyen Müjdat Ataman, 112 Öğretmenliğime Notlar adlı kitabında deneyimlerinden gelen önerilerini paylaşıyor bizlerle.
Ve Elma Yayınevi,
Duygulara kapattık gözümüzü, kuru bilgilerle doldurup genç beyinleri, kendi yarattığımız sınavlarda geri istiyoruz gereksiz öğretilerimizi, diyerekaçık yüreklilikle özeleştiri yapabilen bir öğretmenin okumaya doyamayacağınız kitabıyla buluşturuyor okuyucusunu.
İstanbuldan Sayfalar
Dünya Başkenti İstanbul’un tadına doyulmayan sayfaları…
“İstanbul bütün insanlığın zenginliğidir. Sayfaları çevrilmekle bitmeyen bir kitap; seyrine doyum olmayan bir resimdir. Bu iki bin yıllık dünya metropolünü gözümüz gibi sakınmalıyız.”
- İlber Ortaylı
Tarihte hiçbir şehrin bu kadar adı olmamıştır. Âsitâne, Deraliyye, Dârü’l-hilâfeti’l-aliyye, Dârü’s-saâdet veya Dersaâdet, İslambol... İstanbul, “stinpolis/şehre doğru” deyiminden gelir. 15. yüzyıldan beri şehre gelen seyyahlar onun düzineyle ismini saymadan edemezler; Byzantion, Nea Roma gibi...
Slavlar, “Tsarigrad” der. Balkanlarda hala, “çar şehri” ismiyle yaşar. İşte böyle ismi çok, eseri çok, uzun geçmişi şanlı bir şehirdir İstanbul.
İlber Ortaylı çok sevdiği İstanbul’un sokaklarını arşınlarken, bir şehrin nasıl gezilmesi gerektiğini de gösteriyor. Bir şehri sevmenin onu övmekten çok, omuzlara ağırlık yükleyen bir sorumluluk olduğunu belirtiyor. Kenar mahallelerinden surlarına, kütüphanelerden eğlence mekânlarına, kadim semtlerden popüler caddelere dek benzersiz bir İstanbul seyahati sunuyor. Bu seyahatte çarşılar, saraylar, hamamlar, kubbeler, köşkler, kasırlar ve yalılar yeniden anlam buluyor.
Diliyle, tarihiyle, coğrafi nitelikleriyle, inançlarıyla, gelenekleriyle, yeme-içme kültürüyle ve sosyal hayatıyla benzersiz bir şehir olan İstanbul için, “sayfaları çevirmekle bitmeyen bir kitap; seyrine doyum olmayan bir resim” diyor Ortaylı.
İstanbul’dan Sayfalar, bu şehrin her köşesini merak edenler kadar, bu şehirde yaşasa da onu tanımayanlar için de sıra dışı bir rehber, eşsiz bir hazine…
Küçük Anılar
Evinin kapısında oturuyordun sen, anneanne, yıldızlı, uçsuz bucaksız geceye açılan kapısında evinin, hakkında hiçbir şey bilmediğin ve asla yolculuk yapamayacağın gökyüzünün altında, büyülü tarlaların ve ağaçların sessizliği içinde, sonra doksan yaşının vakarıyla ve hiçbir zaman kaybetmediğin bir gençlik ate?iyle dedin ki: “Dünya öyle güzel, öleceğime öyle yanıyorum ki.”
Aynen böyle dedin. Ben oradaydım.
José Saramago, “küçüklüğümdeki küçük anılar” dediği türlü anı parçacıklarını birbiri ardına sıralıyor.
Bir amacı da var üstelik: aklın içindeki canavarları ve yine onun yarattığı yücelikleri ortaya çıkarmak.
Ömer’in Çocukluğu – Türk Edebiyatı Klasikleri 13
Muallim Naci, nam-ı diğer Ömer, sekiz yaşına kadarki çocukluk hatıralarını pek sevimlice, neredeyse o yaşından anlatıyor. Babası, abisi, annesi, kedisi Fındık, Hoca Efendi, mahalledeki komşular... Bir çocuğun çevresindeki herkes var bu anlatıda. Sokakta karşılaştığı köpeğin saldırması üzerine yaşadığı korku, eve alınan oğlakla bahçede geçirdiği keyifli vakitler, oynarken düşüp yaralanması, babasıyla ders çalıştığı saatler, mektepte falakaya yatıran Hoca Efendi’den ve karanlıktan korkusu, bilmediği bir yerde kaybolduğunda duyduğu çaresizlik... Muallim Naci, hepimizin çocukluğundan tanıdığı bu duyguları öyle canlı anlatıyor ki tek başımıza gidemeyeceğimiz bir mazinin içine bizi bırakıveriyor; üstelik eski İstanbul da semtleri ve yaşayışıyla yanımızda olarak.
Muallim Naci (Ömer) (1850-1893) Muallim Naci, Saraçhanebaşı’nda saraçlık yapan Ali Bey ile Fatma Zehra Hanım’ın oğulları olarak Fatih’te dünyaya geldi. Babasının vefatı üzerine annesi ve kardeşleriyle Varna’ya, dayısının yanına yerleştiler. Fatih Fevziye Mektebi’nde başlayan eğitimine Varna’da devam eden Naci, bir yandan medrese eğitimi görürken bir yandan da özel hocalardan Arapça, Farsça ve Fransızca öğrendi. Hattatlıktan icazet aldı. Muhayyelat-ı Aziz Efendi romanındaki Naci karakterinden etkilenerek bu adı kendisine mahlas olarak seçti ve ilk şiirlerini de Naci mahlasıyla bu dönemde yazdı. Tercüman-ı Hakikat’e şiirlerini gönderen Naci, Varna’dan İstanbul’a döndüğünde bu gazetenin edebi sütunlarını yönetmeye başladı. Burada yayımladığı eski tarz şiirler eski-yeni tartışmasında bir kutuplaşma yarattı ve gazetenin sahibi Ahmet Mithat’ın tepkisini çekti. Arkadaşlarıyla beraber gazeteden ayrılan Muallim Naci Saadet ve Mürüvvet’te yazılarını yayımladı; Mecmua-i Muallim dergisini yönetti. Mekteb-i Sultani ve Mekteb-i Hukuk’ta edebiyat öğretmenliği yapan Muallim Naci, Tanzimat Dönemi edebiyatımızın meşhur ve önemli simalarındandır. Yeni kültüre sahip, milli değerlere bağlı, edebiyatta eskiyi savunur görünmekle beraber dilin sadeleşmesi ve edebiyatın yenileşmesine hizmet etmiş bir yazardır. Şairliği, sözlük çalışmaları, çevirileri ve yazarlığıyla Tanzimat edebiyatının yine çok yönlü isimlerinden olan Muallim Naci’nin seçme eserlerine Türk Edebiyatı Klasikleri Dizisi’nde yer vermeyi sürdüreceğiz.
Yol Hali
“İncire, zeytine, Sina Dağı’na ve o emin beldeye and olsun ki” acısı uyurken yüzünden okunanlarla birlikte çıktım bu yolculuğa. Evimin bacasının alev aldığı, çeşmelerininse Kerbela kestiği bir düşten sonra düştüm bu yola.
Pasaportumda boş yer kalmadı ey şehir. Mevlana’nın bir Şems kaybettiği Şam sokaklarından geçtim. Ölümünde bile mağrur Selahaddin’in, kılıcının gölgesinde uyuyan Halid Bin Velid’in, Muhyiddin İbn Arabi’nin, sırrını tutamayan sır katibinin ihanetine uğramış Son Padişah’ın türbelerinden geçerek çıktığım yolculuğun sonunda sana geldim.
Cehennemle cennet burada yer değiştirirken. Elini sok koynuna, ihtimal beyaz çıkar. Burası Lüt Gölü karşısı Mesra. İkisi. Nasıl da kıyı kıyıya.
Bu kitap bir yolculuk öyküsü... Bekiroğlu, İran, Suriye, Mısır güzergahı üzerinde okuyucusuyla birlikte seyahat ediyor, anlatıyor, hissettiriyor.

Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.