Sahneye Koyma Sanatı
₺199,00 Orijinal fiyat: ₺199,00.₺170,00Şu andaki fiyat: ₺170,00.
5 adet stokta
Sahneye Koyma Sanatı
Antoine, Belasco, Stanislavski, Craig, Meyerhold, Copeau, Vaktangov, Hopkins, Jouvet, Zakava, Guthrie, Logan… Tiyatronun sadece pratiğini değil, bu pratiğe temel oluşturan teorileri de üretmiş ve tiyatronun sanılanın aksine, “iki kalas, bir heves”ten çok daha önemli işlevlerinin olduğunu düşünen tiyatro insanlarıdır hepsi.
Tiyatronun üç duvarının arasında kalan alanın, yani sahnenin, nasıl hayata daha fazla yaklaştırılacağını, hayatı ve insanı “sahne”de nasıl estetize edebileceğini konu alan bir disiplin olarak “sahneye koyma”nın araştırılması… Antoine, Sahneye Koyma Sanatı ile ilgili olarak bakın neler yazmış: “Bence, çağdaş sahneye koyuculuk ‒gerçekte günümüzde olduğu gibi‒ sadece özel çerçevesi içinde eyleme uymakla kalmamalı, aynı zamanda eylemin asıl karakterini belirleyip havasını da yaratmalıdır.” Tiyatronun bir disiplini olarak düşünebileceğimiz bu alanda değerli tiyatro insanlarının kaleme aldıklarını yine şair, tiyatrocu, sanat ve kültür insanı Suat Taşer’in çevirisi ile sunuyoruz okurlarımıza… 
İlgili ürünler
Çağdaş Macar Tiyatro Oyunları
Cimri (Bez Ciltli)
Komedi Sanatı
Genel deyimi ile, üç çeşit dramatik ifade vardır diyebilirim. Birincisi şiir, ikincisi düz dramla düz komedi, üçüncüsü de yapmacık yahut yüksek komedi. Hepsi de insanoğlunun yaşantısı ile uğraşır. Şiirli dram insanoğlunun yaşantısını ölümsüz gerçeklerle ölçer; dramla komedi ise bu yaşantıyı insan doğasının belli ölçekleriyle, yüksek komedi de insanın görenekleri ve alışkanlıklarıyla ölçer. Şiirli dramda aktörün yorumu, her zaman piyesin temeli olan felsefeden yön almalıdır. Düz dram ya da düz komedi, insanoğlunun özelliklerini, sadece gerçeğe uygun olarak, abartma ile yüceltilmiş, belli bir görüş açısından yorumlamak ister. Bununla beraber bu yorumun kökleri insanoğlunun evrensel niteliklerine uzanmalıdır. Yapmacık komedide ise, piyes yazarının da aktörün de başlıca endişesi, davranışa üstünkörü de olsa gene derinlemesine etki eden belli bir çağın harici görenekleridir. Komedi işte bunlardan doğar.”
Athene Seyler ile Stephen Haggard’ın mektuplarını birleştiren bu kitap, komedi sanatının ana kuralları üstüne verdiği bilgilerle hem oyuncu hem de seyirci için büyük faydalar sağlayacak niteliktedir.
Oyunlarla Yaşayanlar
Tanzimat’tan bu yana sürekli değişen politik ve toplumsal değerler karşısında tutunmaya çalışan Türk okur-yazarının kara güldürüsü. Eylemsizlikle geçmiş bir yaşamın getirdiği beceriksizlik ve gülünç olma korkusundan Atay sürükleyici bir oyun çıkarmış.
1934'te İnebolu'da doğdu. Ankara Maarif Koleji’ni, İTÜ İnşaat Fakültesi’ni bitirdi. 1960’ta İDMMA İnşaat -Bölümü’nde öğretim üyesi olarak çalışmaya başladı. Tutunamayanlar’ı yayımlamasının (1971-1972) ardından, önemli bir tartışmanın odağına yer aldı. TRT 1970 Roman Ödülü’nü kazanan Tutunamayanlar’ı kısa bir süre sonra, 1973 yılında Tehlikeli Oyunlar adlı ikinci romanı izledi. Hikâyelerini Korkuyu Beklerken başlığı altında topladı. 1911-1967 arasında yaşamış hocası Prof. Mustafa İnan’ın hayatını romanlaştırarak Bir Bilim Adamının Romanı’nı yazdı. Oyunlarla Yaşayanlar adlı tiyatro eseri Devlet Tiyatrolarında sahnelendi. Atay 13 Aralık 1977’de, büyük projesi `Türkiye’nin Ruhu`nu yazamadan hayata gözlerini yumdu.
Philoktetes
Sıfırdan Doruğa
Türk edebiyatının tanınmış ve kıymetli yazarlarından Tarık Buğra sadece romanlarıyla öne çıkmış bir isim değildir. O, kalemini gerek hikâye gerek fıkra ve deneme gerekse tiyatro ve senaryo çalışmaları için de kıvrak ve usta bir şekilde kullanmıştır. Pek çok romanı oyunlaştırılmış ve hatta dizileştirilmiş, tiyatro eserleri de çok kez sahnelenmiştir.
Ötüken Neşriyat tarafından 1994 yılında Sıfırdan Doruğa-Patron şeklinde yayımlanan kitabı da bu tiyatro ve senaryo çalışmalarından ikisinin müstakil bir kitap olarak basılmış hâlidir. Daha sonra Tarık Buğra’nın eserleri piyes, senaryo, roman şeklinde tasnif edilmiş, bir tiyatro oyunu olarak yazılan Patron adlı eser ile bir senaryo çalışması olan Sıfırdan Doruğa isimli eser bu sebeple ayrılmıştır.
Tarık Buğra’nın Patron piyesinde olduğu gibi, Sıfırdan Doruğa adlı senaryo çalışması da Sakıp Sabancı’yı anlatmakta fakat esasen kişiyi değil, kişi üzerinden “milli sermaye” vurgusunu öne çıkarmaktadır.
Vatan Yahut Silistre
Zafer Gaye Değildir
Romanları, tiyatro oyunları ve senaryolarıyla çok yönlü bir yazar olan Tarık Buğra’nın Zafer Gaye Değildir isimli senaryosu, sonucu veya sonuca giden yoldaki çarpıcı olayları ve başarıları değil, Mustafa Kemâl’in Atatürklüğe, gerçek söylenişi ile de Türkiye’nin ve Türklüğün gerçek kurtuluşuna yöneliş dönemini anlatır.
Hiçbir zafer gaye değildir. Zafer ancak kendisinden daha büyük bir gayeyi elde etmek için belli başlı vasıtadır. Gaye fikirdir. Zafer, bir fikrin istihsal ve hizmet nisbetinde kıymet ifade eder. Bir fikrin istihsaline dayanmayan zafer payidar olamaz. O, boş bir gayrettir.
Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK

Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.