Kasırga
₺320,00 Orijinal fiyat: ₺320,00.₺263,00Şu andaki fiyat: ₺263,00.
1 adet stokta
Kasırga
Nobel ödüllü Guatemalalı yazar Miguel Angel Asturias, entelektüel üretimine, Orta ve Güney Amerika’daki dinleri, yerel inanışları, mitolojiyi, folklorik dansları vb. inceleyerek başlayan bir yerel kültür araştırmacısı aynı zamanda. İlk edebî ürünlerini, bu akademik araştırmalarını edebiyat diliyle harmanlayarak veriyor ve bu alanda giderek ustalaşarak kıtanın ünlü “büyülü gerçekçilik” akımının da kurucularından biri oluyor.
Asturias’ın 1950-60 yılları arasında kaleme aldığı, “Muz trilojisi” olarak da bilinen üçlemesinin ilk kitabı olan Kasırga, işte bu araştırmalarıyla ulaştığı ustalık döneminin, yerli kültürüyle harmanladığı yazınsal dilinin ve “büyülü gerçekçilik” akımının en önemli yapıtlarından biri.
Bir yanda büyük Amerikan tekellerinin bakir ormanları sökerek açtığı muz tarlalarında çalışan işçiler, köylüler ve Yerliler; diğer yanda küçük toprak sahipleri ve onları örgütlemeye çalışan Amerikalı bir karı koca… Hepsinin üstünde ise kendini bu kez bir “kasırga”yla gösteren o amansız Doğa!
Yazar, edebiyat tarihçisi ve folklor araştırmacısı Tahir Alangu’nun sözleriyle, “Kasırga, burada toplum çatışmalarının, halktan yana olan o esrarlı tabiat güçleri karşısındaki aczini ve küçüklüğünü anlatırken, bir yandan da yabancıya karşı çıkacak büyük bir Yerli direnişin sembolü olarak kullanılıyor.”
Üçlemesinin ardından, “Muz ve gıda sektöründe yabancıların hâkimiyetini eleştirdiği ve Guatamelalı Yerlilerin nasıl sömürüldüğünü anlattığı” için, Soyvetler Birliği’nde dönemin en yüksek nişanı olarak kabul edilen Lenin Barış Ödülü’nü de kazanan Asturias; kökü yüzyıllara dayanan halk kültürünü, modern edebiyatı ve yaşadığımız çağın toplumsal gerçekliklerini harmanlayarak zihnimizde kasırgalar koparmaya devam ediyor…
İlgili ürünler
Beşinci Dağ
"Beşinci Dağ", İlyas Peygambserin romanlaştırılmış öyküsü. İ.Ö. 870 yılında İsrail’den ve bu ülkenin korkunç kraliçesi Yezavel’den kaçıp Fenike’ye sığınan İlyas, orada, Tanrının İsrail’e yeniden dönmesine izin vereceği günü beklerken, onu kucak açan, evinde ağırlayan dul kadına ve oğluna büyük bir sevgiyle bağlanır. Ne var ki, Asurluların saldırısıyla yerle bir olan Akbar kentinde, sevdiği ve hiçbir zaman açılamadığı bu güzel kadın yıkıntılar altında kalarak can verir. İlyas, sevgisinin gücüyle, ona verdiği sözü yerine getirmek için, Akbarlılara önderlik edip kentin yeniden kurulmasını sağlar. Tanrının çağrısı üzerine, sevdiği kadının, sonradan kenti yönetecek olan oğlunu orada bırakarak İsrail’e geri döner. Beşinci Dağın doruğunda, başımıza gelen felaketlerin birer ceza değil, aşmamız gereken bir meydan okuma olduğunun bilincine varır. Paulo Coelho’ya göre, yaşamımızda karşılaştığımız engellerin, acıların, hüzünlerin hepsi, erince ve mutluluğa açılan birer kapı. Bu erince ve mutluluğa ulaşmanın giziyse, "hiçbir zaman vazgeçmemek". Yazdığı kitaplarla bugüne kadar dünyada yirmi milyondan fazla okurla buluşan Paulo Coelho, sıcak ve usta anlatımıyla bir kez daha büyülüyor okurlarını.
Gözleri Açık Gidenler
Karanlıkların Efendisi
Kırmızı Papağan
Arkadaşları arasında kısaca Ze Mauro olarak tanınan, Jose Mauro de Vasconcelos 26 Şubat 1926'da Rio de Janeiro yakınlarında Bangu'da doğdu. Kızılderili ve Portekizli karışımı bir ailenin çocuğuydu. Okumayı çok genç yaşta tek başına öğrendi. Tıp, desen çizimi, hukuk ve felsefe öğrenimine başlayıp yarıda bıraktı. Öğrenim hayatında olduğu gibi iş hayatında da balıkçılık, öğretmenlik, modellik, dansçılık, garsonluk, tiyatro, sinema ve televizyon oyunculuğu gibi çeşitli meslekleri denedi. Hayatı boyunca Kızılderili haklarını korudu. Can Yayınları arasında çıkan "Şeker Portakalı", Güneşi Uyandıralım, Delifişek, Kayığım Rosinha, Yaban Muzu, Çıplak Sokak adlı yapıtlarıyla ülkemizde çok sevilen bu Brezilyalı yazar 24 Haziran 1984'te Sao Paulo'da öldü. "Kırmızı Papağan"ı yazmak amacıyla uzun süre Kızılderililerle yaşadı. Kitabı 1953 yılında bitirdi. Yazar, bu romanıyla günümüze dek süregelen Kızılderili sorunlarını, Kızılderililerin gizemli yaşamlarını, 'garimpeiro' adı verilen maden arayıcılarının çalışmalarını, yağmur ormanlarında avlanan ırmak avcılarını, Kızılderili gerçeğini, o yöreden uzakta oturan Brezilyalılara ve bütün dünyaya duyurmayı amaçlamıştır.
Örümcek Kadının Öpücüğü
Piedra Irmağı’nın Kıyısında Oturdum Ağladım
Günümüzün en çok okunan yazarlarından biri olan Paulo Coelho, bu romanında Tanrı'nın kadın yüzünü keşfediyor. Mucizevi bir güce sahip, kendini dine adamış bir erkek ve onun aşkını isteyen, bu aşkı Tanrı'yla bile paylaşmaya yanaşmayan bir kadın: Pilar. Güçlü, ayakları yere sağlam basan bir kadın olan Pilar, çocukluk yıllarında yakın arkadaş olduğu bir erkekle on bir yıl sonra karşılaşır, onun büyüsüne yeniden kapılır. Oysa genç adam onun duygularını paylaşsa da karar verememekte, arzularını özgür bırakamamaktadır. Birlikte çıktıkları bir yolculuk, Pilar'ın yüreğini değişik deneyimlere açar. Yaptıkları bu uzun yolculuk boyunca, kendi yazgılarının ardına düşen çift, bir çözüm bulabilecek midir? Piedra Irmağı'nın Kıyısında Oturdum Ağladım, çok farklı bir tutkuyu anlatıyor.
"Gerçek aşkın koşulsuz bir teslimiyet olduğunu anlatan eşsiz bir metin."
- Fabio Gambaro, La Settimana
"Paulo Coelho, eğer 20 yaşında olsaydım, bu kitabı yanıma alır, tüm dünyayı dolaşırdım"
- Bernard Pivot, Le Boullion de Culture
Şeytan Ve Genç Kadın
"Paulo Coelho, Şeytan ve Kadın'da insanların değer yargılarını temelden sarsmanın hiç de zor olmadığını gösteriyor."
Gözlerden uzak, kuytu bir dağ köyü ve bu köyün dış dünyadan soyutlanmış, kendi halinde, adeta zamanın dışında bir yaşam süren insanları. Köydeki tek genç kadın, küçük otelin barında çalışan güzel Chantal'dır. Gelip geçen avcılarla ya da turistlerle gönül eğlendiren genç kadının tek dileği bu sıkıcı yerden kurtulmaktır. Beklenmedik bir anda köye gelen ve gerçek kimliğini gizleyen bir yabancı, köy halkına, hepsinin yaşamını altüst edecek, değer yargılarını kökünden değiştirecek bir öneride bulunur.
Onlara yedi gün süre tanımıştır. Bu süre içinde bu insanlar, yaşam, ölüm, adalet ve dürüstlükle ilgili temel sorunlarla yüzleşecek, yaşam çizgilerini değiştirecek bir karar almak zorunda kalacaklardır. Yabancıya kucak açan köy halkı, onun tehlikeli oyununa alet olurken, "İyi ile Kötü" ikilemi, bu basit insanların örneğinde evrensel boyutlara açılıyor. Paulo Coelho, İyi ile Kötü arasındaki savaşı ve insanın Tanrı'yla ilişkisini konu edinmiş Şeytan ve Genç Kadın'da.
Zahir
"Seni kendimden bile daha çok seviyorum." Eğer bunu söyleyebilirsem kendimle barış içinde yaşamayı sürdürebilirim, çünkü bu aşk beni rehin aldı.
Ünlü, başarılı, zengin bir yazarın savaş muhabirliği yapan karısı Esther bir gün ansızın ortadan kaybolur. Esther kaçırılmış mıdır, öldürülmüş müdür, yoksa kocasını mı terk etmiştir? Çok sevdiği karısını bulmak için yanıp tutuşan yazar, Esther'in en son birlikte görüldüğü Kazak genci Mikhail'le birlikte Fransa'dan İspanya'ya, Hırvatistan'dan Orta Asya steplerine uzanan bir yolculukta bulur kendini. Bu büyülü yolculuk giderek bir "iç yolculuğa" dönüşecek, yazar yazgının gücü ve aşkın doğasını yeniden keşfedecek, yaşamına yeni değerler biçecektir... Günümüzün en çok okunan yazarlarından Paulo Coelho, daha önce yayınladığımız Simyacı, On Bir Dakika, Veronika Ölmek İstiyor gibi romanlarından sonra Zahir'de de, okurlarına yine belleklerden silinmeyecek bir hikaye anlatıyor. Zahir'i okuduğunuzda kader, ün ve evlilik hakkında yeniden düşünmeye başlayacaksınız.

Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.