Senden Gayrı Aşık mı Yoktur – 20. Yüzyıl Aşık Portreleri
₺350,00 Orijinal fiyat: ₺350,00.₺294,00Şu andaki fiyat: ₺294,00.
1 adet stokta
Senden Gayrı Aşık mı Yoktur – 20. Yüzyıl Aşık Portreleri
Ulaş Özdemir’in 1997-2002 yılları arasında Roll dergisinde yayımlanan yazı ve söyleşilerinden oluşan Senden Gayrı Âşık mı Yoktur, 20. yüzyılda hem halk kültürü ve müziğine hem de popüler kültüre büyük etkisi olmuş, bu alanlarda sayısız eser bırakmış âşıkların portreleriyle rengârenk bir Türkiye resmi çiziyor.
Âşık Mahzuni Şerif, Âşık İhsani, Mahmut Erdal, Ali Ekber Çiçek, Kul Hasan, Şahturna ve Dertli Divani’yle yapılmış söyleşilerin yanı sıra Âşık Veysel, Nesimi Çimen, Davut Sulari, Kul Ahmet, Muhlis Akarsu ve Feyzullah Çınar üzerine kaleme alınmış portrelerin yer aldığı kitapta, Mahzuni’nin “Otyam Baba olmasaydı acaba biz olur muyduk?” dediği usta gazeteci, ressam ve yazar Fikret Otyam’la yapılmış bir söyleşi de yer alıyor.
Senden Gayrı Âşık mı Yoktur meraklı bir müzisyenin etnomüzikoloji serüveninde daldığı ve o zamandan bu yana içinden tam anlamıyla çıkamadığı bir ummanın katresi olarak görülebilir. Dalmak isteyene sonsuz derinlikte bir umman hem de…
İlgili ürünler
Acaba Nasıl?
Adeta ortasından başlayıp noktasız virgülsüz akan
Beckett’in sadece en temel öğelerine indirgediği
bir anlatı biçimi Acaba Nasıl?
Anlatıcı kim belli değil
Pim kahraman mı yoksa Pim mi anlatıcı
hiçbir şeyden emin olamayacağımız bir kurgu
Beckett’in kaleminden dili oyan dille oynayan
onu bir oya gibi işleyen bir roman
Benim Adım Öğretmen
Öğretmenler… Kelimeler yetmez onların önemini anlatmaya. Nihayetinde başka hangi meslek var ki insan hayatını bu kadar
şekillendirebilsin ve geleceği inşa etsin?
Nurten Akkuş, çocukluk hayalini hakkını vererek yaşayan bir öğretmen. Köy okulunda başlayan öğretmenlik kariyerini uluslararası başarılarla bezemiş, çocuklarının tek bir gülümsemesi için her fedakârlığı yapan, başarılı bir kadın. Kâh sınıflar inşa etmiş onlar için, kâh doğanın sunduğu fırsatlardan faydalanmaya teşvik etmiş çocuklarını.
Bu kitapta ise hem genç öğretmenlerle, hem öğretmen olmayı arzulayanlarla hem de hayallerine giden yolda bir desteğe ihtiyaç
duyan herkesle paylaşıyor deneyimlerini. Köy okulundan dünyaya uzanan yolda karşılaştığı güçlükleri, onların üstesinden nasıl geldiğini, 21. yüzyıl öğretmeni olmanın gerekliliklerini anlatıp özellikle kırsal bölgelerde öğretmenlik yapmak isteyenler için eşsiz bir rehber sunuyor.
Çünkü Nurten Öğretmen’in hep dediği gibi, “Bir çocuk değişir, dünya değişir.”
İdealist Öğretmen – Koridor Yayıncılık
Moskova Üniversitesi’nde başarılı bir matematik profesörü olan Raçinski, herkesin gıptayla baktığı kariyerini bir kenara bırakıp istifa eder. Hem de yalnızca köyüne gidip sıradan bir öğretmen olabilmek için. Başta kimselerin anlam veremediği bu durum, Raçinski’nin hayatında aldığı en önemli karardır. Çünkü halkın içindeki keşfedilmemiş cevherleri bulacak ve onları parlatıp hak ettikleri gibi aydınlığa kavuşturacaktır.
Profesör Raçinski’nin bir bilinmeze doğru attığı adımlar, bu yoldaki umutları ve fedakarlıkları sizi öylesine sarsacak ki hayatta neyin önemli olduğunu ve sonunda gurur duyacağınız bir yaşam sürmeniz için ne yapmanız gerektiğini bir kez daha sorgulayacaksınız.
Bu küçük ama etkisi büyük kitapta yalnızca bir öğretmenin çırpınışını değil, aynı zamanda Rusya’nın o dönemdeki içler acısı durumunu, halkın tembelliği, sefaleti ve cehaletiyle nerelere sürüklendiğini ve eğer doğru yönlendirilirse neler başarabileceğini de okuyacaksınız. Atatürk tarafından, bir bataklıklar ülkesi olan Finlandiya’nın kurtuluşunun ülkemize örnek olarak gösterildiği Beyaz Zambaklar Ülkesinde’yi yazan Grigoriy Petrov’un kaleminden yine unutulmaz, sarsıcı bir hikaye.
Kıskançlık
Kıskançlık, Fransız yazar Marcel Proust’un edebiyat tarihine damgasını vuran Kayıp Zamanın İzinde adlı yedi ciltten oluşan nehir romanının beşinci cildi Mahpus’tan seçtiğimiz çok çarpıcı bir bölüm.
Fonunda, aristokrasinin çöküşü ve orta sınıfın yükselişi dönemine denk gelen Üçüncü Cumhuriyet yönetimi altında gerçekleşen büyük toplumsal değişimlerin yer aldığı romanın bu bölümü, kıskançlık duygusunun en karanlık yanlarını ve yıkıcı etkilerini ustalıkla ele aldığı satırlarıyla bütünden farklılaşıyor.
Yazar olmak isteyen Marcel âşık olduğu Albertine’in kendisinin Paris’teki burjuva evine taşınmasını sağlamış ancak kendisi de arzunun ve kıskançlığın pençesine düşmüştür. Neden sürekli birbirimizi sınama ve sahiplenme eğiliminde oluruz, kıskançlık ölümden bile güçlü müdür gibi sorulara yanıt arayan Kıskançlık, Proust’un derin psikolojik gözlemlerine, zengin betimlemelerine aşina olanlar için bir hatırlatma, yeni başlayacak olanlar içinse tadımlık.
Konuşmalar
"Konuşmalar" sıradan bir diyaloglar dizisi değil; memleket meselelerini derinlemesine irdeleyen bir düşünce akışı. Cumhur Utku, farklı mesleklerden dokuz kişiyle yaptığı sohbetlerde, Türkiye'nin toplumsal, siyasal ve kültürel dönüşümünü sorgularken, okuyucuyu da kendi yolculuğuna ortak ediyor.
Yurt ve yurttaş hakkında konuşmalar, zamanın nabzını tutmaktadır. Bu kitap sadece bir döneme ışık tutmakla kalmıyor aynı zamanda bireylerin iç dünyalarındaki çatışmaları, özlemleri ve düşünce fırtınalarını gözler önüne seriyor. Çağdaş dünyanın bireyi yalnızlaştırdığı bir zamanda konuşmanın, yazmanın ve anlamanın değerini anımsatıyor.
Yalnızca kelimelerle değil, samimiyet ve cesaretle yazılmış bu eser toplumun hafızasına katkı sunan bir kayıt niteliğinde. Cumhur Utku’nun kaleminden kendi kendimizle ve birbirimizle yüzleşmenin gücünü keşfedeceksiniz.
Konuşalım, anlatalım ve anlayalım. Çünkü gelecek günler bugünü konuşanların ellerinde şekillenecektir. Duygu ve düşüncelerimizi kalplerimize gömmek bize zarar verir. Bu doğru elbette. Konuşmalı ya da yazmalıyız. İkisini birden yapanlar herhâlde geceleri rahat uyuyorlardır. Yaşlanan insanlara baktığınızda çoğu susmak üzeredir ya da artık susmuştur. Annem ve babam öğretmen olduklarından çok konuşurlardı. Yaşlandıklarında konuşmaz oldular. Öyle pencereden dışarı ya da TV camından içeri bakar dururlardı. Babam televizyonu dinleyip hükûmet erbabına kızdığında salondaki masaya daktilosunu getirir, onlara mektuplar yazardı. Lütfen konuşun ve konuştuklarınız kayda geçsin diye de yazın. Olanağınız varsa görüntülü kayıt yapın. Çünkü artık kimse okumuyor, seyretmek daha iyi geliyor yeni kuşaklara. Bizden sonrakiler belki yazdıklarınızı okur, konuştuklarınızı izlerler ve sizin ne kadar saf olduğunuzu öğrenirlerken yaşadığınız çağın bir bölümünü de anlayabilirler.
Meczup – Can Yayınları
İnsan nasıl meczup olur? Cibran’a göre herkes kadim gerçeklerin bilinciyle doğar. Gerçek yüzlerini gizleyen toplumun içinde bu bilgiyi unutur, arayışından vazgeçer. Ta ki bir gün uykusundan uyanana ve her şeyi olduğu gibi görene kadar. Ancak bu özgürlüğün bedeli meczup olarak görülmesi ve toplumun dışına itilmesidir. Yazarın kendi çizimleriyle yayımladığımız Meczup, adeta yüzyılların birikimini taşıyan bir bilgelikle bize, insanın benlik arayışında her zaman aklına gelen soruları sorduruyor.

Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.