Genç Kareli Öyküler
₺415,00 Orijinal fiyat: ₺415,00.₺343,00Şu andaki fiyat: ₺343,00.
14 adet stokta
Genç Kareli Öyküler
Yazar Tolga Gümüşay, Türkiye’nin ve dünyanın farklı sokak- larında yaptığı yürüyüşler esnasında karşılaştığı dokunaklı manzaraların, kendi halinde insanların, ilginç rastlantıların fotoğraflarını çekti. Bu karelerden bazıları onu daha fazlası- nı hayal etmeye itti ve 2012 yılından itibaren kendi çektiği fotoğraflar için öyküler yazmaya başladı. Genç Kareli Öyküler, eserleri gençler tarafından da çok sevilen Tolga Gümüşay’ın kareli öyküleri arasından özenle seçilmiş bir koleksiyon.
Kıyıda dikilirken kendini ne karaya ne de denize ait hisseden genç kız, Stockholm’de Noel gecesi yaşıtları yeni oyuncaklara kavuşurken en sevdiği Batman’ini kaybeden çocuk, oltasıyla denizi kırbaçlayan balıkçı, inşaat tahtalarının üstünde İstanbul’un tarihî yokuşlarından aşağı kayan şama- roğlanları, yeşilin ucundaki ışık huzmesine doğru çekilen iki genç kız, çocukluğunda burun buruna geldiği leoparın etkisinden bir türlü kurtulamayan Alice, sabahları somurtan çocukları miyavlayarak neşelendiren çöpçü… Önce fotoğraf kareleriyle karşımıza çıkıyor, sonra da çarpıcı öyküleriyle okurun ruhunda derin izler bırakıyor.
İlgili ürünler
Başını Vermeyen Şehit
“Hava kapalıydı. Ufku, küflü demir renginde, ağır bulut yığınları eziyor, sürü sürü geçen kargalar tam hisarın üstünden uçarken sanki gizli bir kara haber götürüyorlarmış gibi acı acı bağırıyorlardı.
Palanka kapısının sağındaki beden siperinde sahipsiz bir gölge kadar sakin duran Kuru Kadı, yavaşça kımıldadı. İkindiden beri rutubetli rüzgârın altında düşünüyor; uzakta, belirsiz sisler içinde süzülen kurşuni kulelere bakıyordu. Bunların hepsi Türklerin elindeydi.”
*****
Başını Vermeyen Şehit; savaşta başı gövdesinden ayrılarak şehit düşen derviş Deli Mehmet’in, dilden dile dolaşan destansı bir hikâyesidir.
Denizler Arslanı
Peyami Safa Hikayeler
Edebiyat târihçileri, son asır fikrî, içtimâi ve edebî sahaların Peyâmi Safâ gibi bir büyük ismi hakkında umûmî hükümler verirken, onun hikâyeleri üzerinde her nedense durmazlar. Halbuki, bir sanatkârın belli bir cephesini bütünüyle değerlendirmek, ancak o sahada yazdıklarının tamamını gözden geçirmekle mümkündür.
Küçük hikâyecilik zannedildiği gibi kolay değildir. Ama Peyâmi Safâ, daha ilk hikâyesinden itibaren bu zorluğu aşmış bir sanatkârdır. Ona, âdeta tahkiyeci olarak doğmuştur nazarıyla bakabiliriz. Muallim Nâci’nin babasına verdiği unvânı, “anadan doğma hikâyeci-romancı” şeklinde biraz değiştirerek kullanabiliriz. Kısa hikâyelerde merak unsuru, hikâye esprisi, iç bütünlük, hâdiseler arasındaki irtibat Peyâmi Safâ tarafından çok ustalıkla kullanılmıştır.
Peyâmi Safâ’nın dili ve üslûbu hakkında söz söylemeye lüzûm var mı? Kıvrak bir zekâ, duru, güzel bir Türkçe ve çarpıcı bir üslûp, her zaman olduğu gibi bu hikâyelerin de başlıca vasfıdır.
1914’ten 1930’a kadar muhtelif hikâyelerini topladığımız bu kitap, Peyâmi Safâ’nın romancılık öncesi devresine ışık tutacak mâhiyettedir. Peyâmi Safâ’nın hikâyeden romana giden sanat anlayışının da vesikalarını vermesi bakımından HİKÂYELER ayrı bir değere sâhiptir.
Günümüz Peyâmi Safâ okuyucularının en az romanları, fikrî ve içtimâî yazıları kadar HİKÂYELER’ini de zevkle ve severek okuyacaklarını tahmin ediyoruz.
Stage-1 Animal Farm – İngilizce Hikaye
All Animals Are Equal
But Some Animals Are More Equal
Than Others
This story takes place on a farm in England. The animals of Manor Farm work too hard for the farmer Mr. Jones and they do not get much back in return for all of their work.
A wise pig named Old Major calls the animals together to give them a speech and to tell them about his dream. That is the start of the revolution. The animals decide that they will have better lives if they run the farm by themselves. They chase the humans away and write their own rules for their new farm: Animal Farm. They learn how to do everything by themselves. They even learn some human skills too like reading and writing.
But, will life on Animal Farm really be better than it was on Manor Farm? Will the animals really work less and have more? Will they really have more freedom? Or will things be worse than before?

Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.