Ölü Zaman Şiirleri
₺50,00 Orijinal fiyat: ₺50,00.₺40,00Şu andaki fiyat: ₺40,00.
3 adet stokta
Ölü Zaman Şiirleri
Ölümün ısırık izleri derin
Kürdîlihicazkâr ağlayan güvercinlerle
Bitimsiz kavimler krizindeyim
Sen kimsin, ben kimim, o kim?
Dejavu kirpiklerin gölgesinde
Öfkenin ipleri koptu
Gök kuşağının renkleri soldu
Sesler sığ
Vicdan deccal
Kendime mahpus, kendime bimecal
Düşünce kölesiyim artık
İlgili ürünler
Ahmet Kutsi Tecer’in Bütün Şiirleri
Ahmet Kutsi Tecer, 4 Eylül 1901'de Kudüs'te doğdu. 1922'de Halkalı Yüksek Ziraat Okulu'nu bitirdikten sonra Paris'e gitti. Sorbonne Üniversitesi'nde öğrenimini sürdürürken Paris Ulusal Kütüphanesi'ndeki eski Türk yazmaları ve özellikle Karacaoğlan üstüne yeni belgeler bulmuştur. Bu çalışmalar ile dikkatleri üzerine çeken genç Ahmet Kutsi, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümünü bitirerek öğrenimini tamamlamıştır.
Öğretmenlik yaşamına Ankara Gazi Lisesi'nde başlayan Tecer, 1930 yılında Sivas Lisesi'ne atandı. Sivas'ta halkla yakın ilişki içine girerek ilk Halk Şairleri Derneğini kurdu ve ülkemizde ilk kez bir Halk Şairleri Bayramı düzenledi, Âşık Veysel, Ali İzzet, Talibi gibi halk ozanları, bu bayramla tanındılar. 1934'te soyadı yasası çıkınca yöreye duyduğu sevgiden dolayı Tecer soyadını aldı. 1934'ten başlayarak Yüksek Öğretim Genel Müdürü, Gazi Eğitim Enstitüsü (şimdiki Gazi Üniversitesi) edebiyat öğretmeni görevlerinde bulundu. Ankara Devlet Konservatuvarı Halk Müziği Bölümünü geliştirdi; Muzaffer Sarısözen'i oraya atayarak ilk arşiv çalışmalarına öncülük etti.
Önce Oluş Dergisi'ni çıkaran Tecer, 1941-1946 yılları arasında Ülkü Dergisi'ni yönetti ve bu dergi ile Cumhuriyet'in genç edebiyatçılar kuşağına ışık tuttu.
1942-1946 yılları arasında Seyhan ve Urfa milletvekilliklerinde bulundu.
1949'da Paris'te UNESCO daimi delegesi, kültür ataşesi ve öğrenci müfettişi görevlerinden sonra 1951'de yurda dönerek İstanbul'a yerleşti. Uzun yıllar, Galatasaray Lisesi'nde edebiyat dersleri verdi. Güzel Sanatlar Akademisi'nde estetik dersleri verirken emekli oldu. Bir yıl sonra, 23 Temmuz 1967'de İstanbul'da öldü.
Köylü Temsilleri adlı önemli bir araştırması, çeşitli dergi ve gazetelerde yayınlanmış geleneksel Türk tiyatrosu üzerine makaleleri, denemeleri vardır. Oynanmış oyunları: Yazılan Bozulmaz (1947), Köşebaşı (1947), Koçyiğit Köroğlu (1949), Bir Pazar Günü (1959), Satılık Ev (1960).
İlk şiirlerini 1932 yılında Sivas'ta Şiirler adıyla yayınlayan Tecer'in tüm şiirleri, bu kitapta kendi düzenlemesine bağlı kalınarak sunulmaktadır.
Belki Başka Zaman
Belki Başka Zaman, İbrahim Tenekeci’nin son dört yılda yazdığı şiirlerin toplamından oluşuyor.
“Dinledim ömrümü aşkın sesinden” diyen şairin yeni çalışmaları da Muhit Kitap’tan yayınlanacak.
İnsan yalnızken daha dürüsttür
Kalbin mutlaka ses olur sana,
Anlarsın bir gün ulu dağlarda
Bir nokta imiş koskoca ömür
Destan Destan Çanakkale
Düşman çizmesinden korumak için bir neslin canlarını siper ettiği kutlu şehir; Çanakkale!
Anadolu’nun her köşesinden bütün sevdiklerini ardında bırakarak vatan savunmasına koşanların geri dönemediği yurt köşesi Çanakkale!
Çanakkale; adını duyduğunda her annenin bağrı kanar, her çocuğun yüreği sızlar. Mutlaka o cepheden geri dönmeyen bir sevdiği vardır!
Bu kutlu yurt köşesini düşmana vermemek için milletimizin her ferdi Mehmetçik olmuş, verdiği emsalsiz mücadele ile bayraklaşmıştır.
Çanakkale’de yaşananlar, dilden dile gönülden gönüle dolaşırken şairlerin, ozanların gönüllerine de uğrayınca şiirleşir, destanlaşır..
Bu kitapta; bayraklaşan bir neslin hikâyesini mısra mısra, beyit beyit, kıta kıta bulacaksınız.
Mehmet Âkif Ersoy’dan, İbrahim Alaeddin Gövsa’ya; Fazıl Hüsnü Dağlarca’dan Âşık Halil’e pek çok ozanımız bu destanı tarihin sayfalarına ve gönüllerimize altın harflerle nakşetmişlerdir.
Bizim derlediğimiz ise bu kutlu nakıştan sadece birkaç desen...
Eyvallah
O benim için geçmişe anıt bırakılacak kadar değerli; geçmişte bırakılamayacak kadar gereklidir.
Unutuyorum her seferinde neresinde kalmıştık ayrılığın?
Bana geldiğin yol, aşk izlerinle doluydu. Bir dolu aşkın izini örtüyordu şiirlerin. Gelmek eylemi pörsümüştü adımlarında... Oysa ben, gelişini ‘‘milat’’ sayacak kadar başlıyordum aşka...
Yolumdan dönemediğim için değil, seninle hiçbir yolda yürüyemeyeceğimi bildiğim için gidiyorum. Yeryüzünün bütün aşkları senin ve beni unutabilirsin!
Sol yanıma yatsam seni uyusam, hep rüyada kalsam...
Ama içime dokundun bir kere. Parmak izlerin duruyor bakışlarımda. Nereye baksam senden bir iz bırakıyorum.
Ben senin, kaçmak istediğinde açabileceğin ve sonrasında dünyanın yüzüne çarpıp gidebileceğin bir kapıyım!
Gel, aç ve kaç...
Söyle sevgili şimdi hayatında bir kayıp mıyım? Bulunmaz...
Açık bir yara mıyım? Sarılmaz...
Tehlikeli bir yol muyum? Gidilmez...
Şiirleri ve romanlarıyla kalplerinize dokunan Kahraman Tazeoğlu, "Eyvallah" ile sizi yine duygusal bir yolculuğa davet ediyor.
Kalbe Karışık
Şiir azıcık aklî, daha çok kalbî bir eylemdir. Şairin kastı konuşulduğunda birazcık aklı, daha çok ruhu konuşuluyor demektir. “el-Ma’nâ fî batni’ş-şâir.” der Araplar. Yani kasd-ı mahsusa şairin bâtınında, derûnunda, hâsılı ruhundadır. Ruh ise sırdır, akıl onu anlayamaz, kısırdır.
Şiiri ruh anlar; akıl ise belki ve ancak yorumlar.
Şiir, aklî düşüncenin kalbî idrake evrilmesidir.
Şiir, aklın devrilmesi, kalbin anlamı devralmasıdır.
Aslında muamma olan; sözdeki şiir değil, ruhtaki şuurdur. Kapalı olan, lafız değil ruhtur.
Sonsuz Günbatımı
1965 yılında yaşamöyküsünü ünlü yönetmen Bertolucci’nin belgesel film yaptığı, şiirleri ve hayatıyla tüm dünyada “biricik” yere sahip adlardan Furuğ Ferruhzad.
Kısacık yaşamına rağmen (1935-1967) modern İran şiirinin en parlak temsilcilerindendir Furuğ.
Sonuncusu “tamamlanmamış” olmakla birlikte beş şiir kitabıyla önce İran’da sonra tüm dünyada ezilen kadınların sesi olmuş bir şair aynı zamanda.
Sonsuz Günbatımı , Furuğ’un tüm okuyanları etkisi altına alan duyarlılığıyla; insanı, doğayı, zamanı, mekânı derin şiir diliyle sorguladığı şiirlerinden ustalıklı bir seçki. Onat Kutlar ve hem Kutlar’ın hem de Furuğ’un yakın dostu Celal Hosrovşahi’nin seçtikleri şiirler ve ustalıklı çevirileri, şairin şiir dünyasını tüm yoğunluğuyla aktarıyor.
Sonsuz Günbatımı hacmen küçük ancak her kelimesi, her dizesiyle zihinlerinizde balyoz etkisi yaratacak bir kitap.
Söyle Bana Hindiba
Nurullah Genç'in hayata armağan ettiği kelimeler, şiirin en güzel duraklarına götürüyor okuru yeniden.
Kartallar uçar mı bir harâbeden
Köprülerden benim yârim geçer mi
Sen neden bu kadar güzelsin, bilmem
Taşırsın yeryüzüne ebedî tohumları
Ben ise kuruyacak bir suyun mahkûmuyum
Avuçlayıp öpüyorum kumları
Bir karadelikten bakarken hayat
Meydan okuyanlar kim bu seraba
Söyle bana hindiba
Yalnızlığıma Dokun
Harikadır şimdi bizim oralar,
Her manzara ayrı dilden konuşur...
Bahar cümle sergisini açmıştır...
Gökte uçan kuşlar ve akan sular,
Mevsimin efsunu orda buluşur...
Kırlarda çiçekler, dalda meyveler,
Toprağın bağrına düşen sebzeler,
Doğada süzülen tüm kelebekler
Ve hatıralarımın sindiği her yer.
Doğduğum o diyar beni konuşur...
Ahmed Günbay Yıldız, eserleriyle nesilden nesle sayısız insanın duygu ve düşünce dünyasının şekillenmesine katkıda bulunmuş, durmadan üretmiş, Türk edebiyatının en önemli kalemlerinden. Yıldız’ın hem yeni hem de uzun zamandır baskısı bulunmayan şiirlerini bir araya getiren Yalnızlığıma Dokun , en derinlerde saklanan duygularımıza yoldaşlık edecek.

Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.