Hemingway İtalya’da
₺269,00 Orijinal fiyat: ₺269,00.₺229,00Şu andaki fiyat: ₺229,00.
1 adet stokta
Hemingway İtalya’da
Amerikan edebiyatının en önemli isimlerinden Nobel ve Pulitzer ödüllü Ernest Hemingway yaşamı boyunca Fransa, İspanya, Küba gibi birçok farklı ülkede bulundu fakat kuşkusuz İtalya onun hayatı ve sanatı için dönüm noktalarına ev sahipliği yaptı. Venedik, Milano, Cenova, Sicilya, Rapallo, Cortina gibi İtalyan şehirleri, roman ve öykülerinin arka fonunu oluşturdu. Silahlara Veda’da okuyucusuna İtalyan mutfağının ipuçlarını verdi, Irmaktan Öteye romanında Venedik pazar yerlerine götürdü, Temmuz 1961’de kendini vurduğu gece Cortina d’Ampezzo’da öğrendiği bir şarkıyı söylüyordu.
Hemingway yaşamı boyunca İtalya’ya tekrar tekrar geldi; pek çok yeri ziyaret etti, pek çok yeri de sanatı için ilham kaynağı olarak kullandı.
Richard Owen, Hemingway İtalya’da ile usta yazarın Birinci Dünya Savaşı’nda ilk kez İtalya’ya gelişiyle başlayarak ömrü boyunca İtalya’ya yaptığı ziyaretlerinde eserlerine ilham olan mekân ve kişilere yer veriyor. İtalya’nın bu büyük yazar için farklı bir öneme sahip olduğunu gözler önüne seriyor.
Venedik lagünlerinden Dolomit Dağları’na ve ötesine İtalyan topraklarının, 20. yüzyılın en büyük yazarlarından birini nasıl da derinden etkilediğini açıkça ortaya koyan Hemingway İtalya’da, İtalyanların Hemingway’i benimsemesinin ve sanatını yürekten kabul etmesinin arkasındaki gizemi de eğlenceli ve sürükleyici bir dille keşfediyor.
İlgili ürünler
Acaba Nasıl?
Adeta ortasından başlayıp noktasız virgülsüz akan
Beckett’in sadece en temel öğelerine indirgediği
bir anlatı biçimi Acaba Nasıl?
Anlatıcı kim belli değil
Pim kahraman mı yoksa Pim mi anlatıcı
hiçbir şeyden emin olamayacağımız bir kurgu
Beckett’in kaleminden dili oyan dille oynayan
onu bir oya gibi işleyen bir roman
Casuslar Ve İstihbaratçılar
Klasik anlatımların dışına çıkan bir casusluk kitabı. Çok konuşulan, hiç anlatılmayan ve yeni ortaya çıkan casusların, istihbaratçıların sarsıcı hikayelerini okuyup aynı zamanda dönemin istihbarat bağlantılarına da şahit olmak ister misiniz?
Tarihten günümüze kadar uzanan bu derin dünyanın deşifresi sizi derinden sarsacak. Unutmayın, casusluk tarihinde her şey yazılmadı.
Çoğu zaman saklandı. Biz ise bu kitapta bağlantıları birleştire birleştire çok konuşulan bu adamlar hakkındaki gerçekleri ortaya çıkaracağız.
Şahit olmaya cesaretiniz var mı?
Gençler İçin Hatıralarla Necip Fazıl
Onu birçok kişi yazdı. Ama onların çoğu görmeden, dinlemeden, tanımadan, okumadan yazdı. Çoğu zaman bir yanıyla yazıldı. Hatta gizli, açık karşıtlık duyguları ya da kıskançlık hasedi ile yazıldı. Bu yüzden de anlaşılması zorlaştı.
Bu eser, yaşanmışlıklardan hareket etti. Teoriden, tahminden, yorumdan çok, hatıralara dayandı. Ondan geriye kalanlar unutulmasın, manevi cihadın basın dünyasındaki mühim bir unsuru ve edebiyat tarihinin şanlı Üstadı geleceğe taşınsın diye yazıldı…
Fırtınalı bir arayış macerasından sonra sımsıkı inanıp bağlandığı Allah (c.c.), taksiratını affetsin ve onu rahmetine gark etsin.
Kıskançlık
Kıskançlık, Fransız yazar Marcel Proust’un edebiyat tarihine damgasını vuran Kayıp Zamanın İzinde adlı yedi ciltten oluşan nehir romanının beşinci cildi Mahpus’tan seçtiğimiz çok çarpıcı bir bölüm.
Fonunda, aristokrasinin çöküşü ve orta sınıfın yükselişi dönemine denk gelen Üçüncü Cumhuriyet yönetimi altında gerçekleşen büyük toplumsal değişimlerin yer aldığı romanın bu bölümü, kıskançlık duygusunun en karanlık yanlarını ve yıkıcı etkilerini ustalıkla ele aldığı satırlarıyla bütünden farklılaşıyor.
Yazar olmak isteyen Marcel âşık olduğu Albertine’in kendisinin Paris’teki burjuva evine taşınmasını sağlamış ancak kendisi de arzunun ve kıskançlığın pençesine düşmüştür. Neden sürekli birbirimizi sınama ve sahiplenme eğiliminde oluruz, kıskançlık ölümden bile güçlü müdür gibi sorulara yanıt arayan Kıskançlık, Proust’un derin psikolojik gözlemlerine, zengin betimlemelerine aşina olanlar için bir hatırlatma, yeni başlayacak olanlar içinse tadımlık.
Meksika’ya Yolculuk
Gülten Dayıoğlu'nun bu seferki durağı, gizemli uygarlıklar ülkesi Meksika. Üzerinde çok konuşulan, bilimsel eserlerden oyunlara, filmlerden çizgi romanlara kadar pek çok şeye konu olan Maya ve Aztek uygarlıklarının geride bıraktığı güzellikler içinde geziniyor Dayıoğlu. Tarih içinde duygulanıyor, kederleniyor, coşuyor. Ve tüm bunları yine sizinle paylaşmayı arzuluyor.
Tanrı Misafirleri Oteli
Timur Soykan arka sokaklarda gezerek insan öyküleri biriktirdi. Amele profesörü, yerli Indiana Jones’ları, kravat saçları ülkücü bıyığı olan Ayşe’yi, inşaatlarda kalmak için heykeller yapan sanatçıyı, şarkı sözü dükkânı açan şairleri, bekâr odalarında yaşayan yoksul gençleri tanıdı... Bazı insanlar girişini bilmese, gelişmesini hatırlamasa, sonucunu önemsemese bile hayatlarını bir öykü gibi işler. Soykan’a sadece dinleyip, yazmak kalmış. Okuyacaklarınız, kurgulanmış birer ‘öykü’ değil. Zaten hiçbir kurgu Tanrı Misafirleri Oteli’ndeki insanların öyküleri kadar derinden etkileyemez insanı. Soykan’ın kitabı aynı zamanda bir belgeleme çalışması. İstanbul’un ve başka kentlerin arka sokaklarındaki zorlu koşullara rağmen bildiklerini okumuş, bütün engellere tutkularıyla direnmiş, sıradanlaşmamış insanların öyküsü...
Tormesli Lazarillo Yeni Beyaz Kapak
16. yüzyıldaki ekonomik kriz sebebiyle İspanya’nın her köşesinde açlık ve sefalet kol gezmekteydi, bu durumun bir ahlaki çöküntüyü de beraberinde getirmesi kaçınılmazdı. İspanyol toplumundaki bu maddi ve manevi çöküntünün ortasında, 1554 yılında, sonradan pikaresk roman adı verilecek olan yeni bir anlatı türünün ilk örneği olan Tormesli Lazarillo ortaya çıktı. Din adamlarının ahlaksızlıklarına bolca yer veren bu eser, engizisyonun hışmına uğramamak için imzasız olarak basıldı.
Sefiller, dilenciler, dolandırıcılar ve kimsesiz çocuklarla dolu bir dünyayı tüm çıplaklığıyla sergileyen Tormesli Lazarillo, dönemin İspanyol toplumuna ayna tutan bir klasik.
Yüzleşme Vakti
Ölümün esrarengiz dokunuşlarını iliklerimize kadar hissettiğimizde, hayat yolunun sonuna geldiğimizi anlamıştık.
Yalnızca eğlenceden ibaret saydığımız ömür, hiç beklenmedik bir şekilde bütün umutlarımızı yerle bir etmişti.
Umursamaz iki çılgın genç olarak, o güne kadar aklımıza getirmediğimiz Allah’tan yardım dilemeye başlamıştık.
Kendimizi Azrail’in kucağına teslim etmeye hazırlanırken bir mucize yaşadık o an...
Dinin, Kitab’ın hiçbir yeri olmayan hayatımıza; esrarengiz bir el uzanıvermişti birden...
O ses, o çığlık yankılanıyordu içimizde; bizi ve bütün kâinatı kuşatırcasına:
“Ne kadar günahkâr olursanız olun, sizi kucaklamaya hazır bir Rabbiniz var. Öyleyse açın ellerinizi, kendinizle yüzleşme vaktidir.”
Bu eser, bir macera veya bir nasihat kitabı değildir.
Tamamen yaşanmış esrarengiz bir hadisenin ardından, gönülleri mest eden yüzleşmenin hikâyesidir.
Hazırsanız buyurun...

Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.