Çumra 1965
₺275,00 Orijinal fiyat: ₺275,00.₺225,00Şu andaki fiyat: ₺225,00.
1 adet stokta
Çumra 1965
Mutfakta bir ceset. Evin içine gömülmüş. Cenin pozisyonunda ve yere dik. Çatalhöyüklüler ölülerini öyle defnedermiş. Ama bu soğuk, hareketsiz cenin Çatalhöyük Antik Kenti’nde değil. Oranın biraz ötesinde, Çumra kasabasında bulunan sıradan bir hanede…
Sene 1965. On bin yıllık ölülerin yanına durmadan yenileri ekleniyor. Bu bataklık kasaba insanları yutmaya doymuyor. Uğursuz bir sessizlik örtüyor her şeyi, olanlar kimsenin dikkatini çekmiyor. Ta ki Çatalhöyük kazısında çalışan üç Alman arkeoloğun kayboluşuna kadar. Olay üzerine Çumra kasabasına atanan yeni emniyet amiri Ali Kemal, kendini büyük bir muammanın içinde buluyor: tuhaf köy halkı, gerçek yüzlerini maskeleyen kazı çalışanları, ortadan yok olan insanlar, kayıp hazineler ve toprağın doğurduğu ölüler…
“Tabut gibidir bu kasaba. Herkesin ömrü o tabuttan çıkmak için etrafı tırmalamakla geçer de fark etmez hiçbiri.”
Sevinç Yavuz bu romanda, 1965 yılında Konya’nın 10 bin nüfuslu kasabası Çumra’da 15 kişiyi öldürüp parçalayarak evinin mutfağına ya da bahçesine gömen bir seri katilin gerçek hikâyesini okurlarıyla paylaşıyor. Tekinsiz satırlarda dolaşmayı sevenler için…
İlgili ürünler
Bir Sırrım Var
Polisiye meraklılarının kaçırmaması gereken bir roman. Tess Gerritsen’in en iyi kitaplarından biri.
San Francisco Review of Books
Korku filmi yapımcısı genç bir kadınla, bekâr bir muhasebecinin cesedi bulunduğunda bu iki farklı cinayeti birbirine bağlayan hiçbir kanıt yoktur ortada. Cesetlerde belirgin yaralar bulunsa da ölüm sebebi belli değildir. Adli tabip Maura Isles bu iki cinayetin birbirine bağlı olabileceğini düşününce, dedektif Jane Rizzoli hummalı bir araştırmaya girişir.
Soruşturma geçmişte büyük bir taciz vakasının kurbanı olan genç bir kadına, gerçek bir hikâyeye dayanması muhtemel bir korku filmine, gaddar ve sıra dışı ölümlere maruz kalmış azizlere doğru genişler. Rizzoli ile Isles tam katili köşeye sıkıştırdıklarını düşündüklerinde çok uzun süre saklı kalmış bir sır yüzeye çıkıp başka masumların da hayatını tehdit etmeye başlar...
Dinle Beni
Anneler her şeyi bilir… Ama dinleyen kim?
Dedektif Jane Rizzoli ile adli tabip Maura Isles tuhaf bir cinayetle karşı karşıyadırlar. Çok sevilen, kendi halinde bir hemşire olan Sofia Suarez evinde vahşice öldürülmüştür. Sofia’nın son günlerinde bir araştırmaya giriştiğini öğrenen Jane, birkaç ay önce vurkaç mağduru olmuş Amy ile Sofia Suarez arasında bir bağlantı kurunca dava iyice içinden çıkılmaz bir hal alır.
Bu arada Jane’in annesi Angela Rizzoli mahallesinde garip şeyler döndüğünü düşünür. Komşunun kızı evden kaçmıştır ve sokağın karşısına taşınan çift başta Angela olmak üzere herkesten uzak duruyordur. Angela kızına kuşkularından bahsetse de Jane oralı olmaz. Jane zorlu araştırmasına devam ederken, Angela’nın mahalle bekçiliği beklenmedik sonuçlara yol açacaktır.
ess Gerritsen ABD’nin San Diego kentinde doğdu. Stanford Üniversitesi’nde antropoloji konusunda lisans yaptı, California Üniversitesi’nden tıp diploması aldı. New York Times’ın çok satanlar listesine giren Hasat’la dünya çapında başarı kazandı. Yazarın Kemik Bahçesi, Mefisto Kulübü, Ruh Koleksiyoncusu, Sessiz Kız, Kayıp Kızlar, Çırak, Günahkâr, İkiz Bedenler, Bir Sırrım Var, Rehine, Gece Gelen, Gece Yarısından Sonra, Karanlığın Ayak İzleri, Asla Arkana Bakma ve Bıçak Sırtı adlı romanları ve Ucubeler ile İsimsiz Ceset adlı öyküleri Doğan Kitap tarafından yayımlandı ve büyük okur kitlelerine ulaştı.
Fırtınada Yanacaksın
New York’un sessiz sakin kasabası White River’da bir keskin nişancı dehşet saçıyor ve öldürülen polisin telefonuna bir uyarı mesajı geliyor. Kimsenin kimseye güvenmediği soruşturmaya danışmanlık yapması için çağrılan Gurney'in ise elinde gizemli bir nottan başka bir şey yok.
Bir parktaki oyun alanında ayak tabanlarına üç farklı harf dağlanmış iki cesedin bulunmasıyla işler daha da karmaşık bir hal alırken yetkililerin resmi açıklamalarıyla ters düşen Gurney, kasabayı labirent gibi sarmış olaylar silsilesini tek başına çözmeye kararlı. Yaklaşmakta olan fırtına herkesi yakmadan cevaplaması gereken bir soru var: Bu akıldışı bulmacada gözden kaçırdığı şey ne?
“John Verdon şaşırtıcı olay örgüsü, katil avı ve akıllıca düşünülmüş karakterler yaratmada kendini kanıtlamış bir usta.”
-Publishers Weekly
“Bir bulmacanın parçalarını yerleştirir gibi kitabın son sayfasına dek, katili bulacak olmanın tarifsiz hazzını suç romanlarına özgü gerçekçi gözlemlerle nasıl harmanladığına bakılırsa, bu serinin neden bu kadar popüler olduğunu anlamak zor değil.”
-Kirkus Reviews
Peri Masalı
Dünya tehlikede… Hem bizimki hem de diğeri…
Charlie Reade on yedi yaşında, beyzbol ve Amerikan futbolunda başarılı, sıradan bir lise öğrencisidir. Bir gün Radar adında bir köpek ve onun sahibi Bay Bowditch’le tanışır.
Bay Bowditch bir tepede, tekinsiz görünen büyük bir evde tek başına yaşamaktadır. Evinin arkasında zaman zaman tuhaf seslerin duyulduğu bir kulübe, kulübenin içindeyse bir kuyu vardır.
Ve masal bu ya, bu kuyu bambaşka bir dünyaya açılır.
Gökyüzünde iki ayın ve bizim dünyamızdaki gökbilimcilerin hiç görmediği yıldızların parladığı, korkunç cezalara maruz kalmış prens ve prenseslerin sürgün edildiği, sakinlerinin hastalıkla lanetlendiği bir dünyaya...
Dahi yazar Stephen King, iyi ile kötünün savaştığı paralel bir dünyanın kapılarını aralıyor ve hayal gücünün en derin kuyusuna iniyor. Peri Masalı, King’in diğer eserleri kadar şaşırtıcı ve ikonik. Kahraman rolüne soyunan sıradan bir genç adamın olağanüstü macerasını konu alan gerilimli ve tatmin edici bir roman.
KİTAPTAN ALINTILAR
“Cesurlar yardım eder. Korkaklar sadece hediyeler getirir.”
“Herkesin içinde karanlık bir kuyu var bence ve o kuyu asla kurumuyor. Sorumluluğu kabullenerek oradan içiyorsun. Ve su aslında zehir.”
“İyi insanlar karanlık zamanlarda daha çok parlar.”
“Bence tüm dünyalar sihirli. Sadece sihirlerine alışıyoruz.”
“Sizin de muhtemelen bildiğiniz üzere sevgili okur, en derin etkileri bırakan ve en uzun süre aklımızda kalan çocukluğumuzda duyduğumuz hikâyelerdir.”
“İnanılmaz şeylere alışıyor insan, o kadar. Denizkızları ve IMAX, devler ve cep telefonları. Senin dünyandalarsa uyum sağlıyorsun. Harika bir şey, değil mi? Ama başka bir açıdan bakınca bir bakıma korkunç.”
“Disney prensi olmak istemiyorum. Prens olacaksam da karanlık bir prens olmak istiyorum.”
“Utanç da kahkaha gibi. İlham gibi. Kapıyı çalmıyor.”
“Hiçbir şey bekleme ama umudunu asla kaybetme.”
“Zaman aslında su, Charlie. Hayat ise onun altından akıp gittiği köprü.”
“Peri Masalı çoklu evrende geçen, edebiyat türleri arasında dolaşan ve King severler için eski hikâyelere bolca atıfta bulunan bir roman. Unutulmayacak tuhaf karşılaşmalar ve iyi işlenmiş, çoğu zaman heyecan verici olaylarla dolu sürükleyici bir kitap. Sürprizlerle sürekli değişen hikâye örgüsüne rağmen Peri Masalı’ndaki en büyük sürpriz King’in sabit okuruna mutlu son sözü vermesi olabilir.”
-The New York Times
“Stephen King klasik bir masalın tüm cüretkârlığını, büyüsünü ve hatta romantizmini sunmuş bu kitapta, yine de King’in kendine özgü tedirgin edici tarzı rüyalar âlemine sürüklenmenize müsaade etmeyecek.”
-Vanity Fair
“Çok güzel... çocuk klasiklerinin ürpertici gerilimini yakalıyor.”
- The Chicago Tribune
“Bir zamanlar Stephen King 'Peri Masalı' adında bir roman yazmaya cesaret etti ve kitabın basit ama yüce adının hakkını verdi... Kitap yaratıcılıkla dolup taşıyor... Zamansız ve güncel olan iyiye karşı kötünün hikâyesi... Son sayfayı çevirdikten sonra ruhen biraz daha güçlü
hissedecek, başka hikâyeler okumak isteyecek ve hatta belki de sonsuza dek mutlu yaşayacaksınız.”
-USA Toda
“Bu güzel, heyecanlı, dokunaklı masalı yazmak onu mutlu ettiyse, bir okur olarak size neler hissettireceğini bir hayal edin.”
- Bangor Daily News
Psikiyatrist
Yıl 1935, Çekoslovakya. Yakın zamanda Carl Jung’dan psikiyatri eğitimi almış olan Dr. Viktor Kosárek, yeni görevine başlamak üzere Hrad Orlů Akıl Hastanesi’ne gelir. Tesis bir dağın tepesindeki, etrafı ormanlarla çevrili, Orta Çağ’dan kalma terk edilmiş bir şatodur.
Avrupa felaket bir savaşa hazırlanırken, öldürmeye meyilli altı akıl hastası –diğer adıyla Şeytan’ın Altılısı– bu şatoya kapatılmıştır. Kendi geliştirdiği yeni bir tekniği kullanan Dr. Viktor, hastaların ürkütücü sırlarını ortaya çıkarabilmek amacıyla onlarla seanslar düzenlemektedir.
‘Meşin Önlük’ adı verilen katilse, Prag’da kurbanlarını feci şekilde öldürmektedir. Yakalanma tehlikesinden her seferinde başarılı bir şekilde kurtulabilen katilin berbat ve kanlı cinayetleri sanki bizzat Şeytan tarafından işlenmiş gibidir. Belki de gerçekten öyledir…
Başkomiser Lukáš Smolák, Karındeşen Jack’i taklit edercesine cinayetler işleyen caniyi yakalayabilmek için Hrad Orlů Akıl Hastanesi’deki uzman doktorlardan yardım istemek zorunda kalır. Cinayetlerin, Kartal Şatosu’ndaki akıl hastalarıyla nasıl bir bağlantısı vardır? Bunu ancak Şeytan bilir, ortaya çıkarmaksa Viktor’un görevidir…
Doğu Avrupa folklorundan izler taşıyan ve Çekoslovakya sınırının hemen ötesindeki Nazi felaketinin gölgesinde kalan bu romanı okurken iliklerinize kadar ürperecek ve kitabı elinizden bırakmayacaksınız.
“Sizi daha ilk sayfasında içine çeken ve karanlık dünyasına sürükleyerek çılgınca eğlendiren bir hikâye.” (New York Times)
“Nefes kesici.” (Daily Mail)
Tehlikeli Şarkılar
Bir sahil kasabasında düzenlenen müzik festivalinin başlamasına günler kala, organizasyonun başındaki iki kişi vahşice öldürülür. Gözler, festivali yasaklatmak için uğraşan tarikata çevrilir. Olay medyaya yansıyınca toplumsal bir gerilime neden olur. Başkomiser Perihan Uygur, son görevinde yaşadığı psikolojik travmadan dolayı izinde olmasına rağmen Cinayet Büro’ya döner ve soruşturmayı üstlenir. Cinayetler birbirini izledikçe işinin düşündüğünden de zor olduğunu anlayacaktır.
Tuna Kiremitçi’den polisiyeyle müziği buluşturan, nefes nefese bir roman. Polisiye okurlarının sevgilisi Başkomiser Perihan Uygur bir kez daha bizlerle.
Yörünge
NASA’nın görevlendirdiği Doktor Emma Watson hayatının macerasını yaşamak üzere Uluslararası Uzay İstasyonu’na çıkmıştır. Büyük bir heyecanla beklediği bu görev, yerçekimsiz ortamda tekhücreli bir organizma kültürünün kontrolden çıkmasıyla kâbusa dönüşür. Deney hayvanlarında görülen korkunç bir hastalık astronotlara da bulaşınca mekik ekibi dünyadan yardım istemek zorunda kalır. Ancak ABD ordusu duruma el koyar ve mekikle her türlü irtibat kesilir. Dev bir karantina merkezine dönüşen mekikte ölüm kalım mücadelesi başlamıştır artık.
Meraklandırıcı ve inandırıcı bir genetik facia hikâyesi… Tüyleriniz diken diken olacak…
-Publishers Weekly
Tess Gerritsen’ın ne kadar iyi olduğunu görmek ürkütücü…
-Harlan Coben

Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.