Boğaz’ın İnsanları
₺330,00 Orijinal fiyat: ₺330,00.₺273,00Şu andaki fiyat: ₺273,00.
1 adet stokta
Boğaz’ın İnsanları
“Görünüşte sıradan” insanların kişisel cevherini keşfetmede keskin bir göz, bunu aktarmada leziz bir kalem Artun Ünsal. Yıllar önce başlattığı ve kendi adıyla birlikte anılan bir tür halini alan “sıradan insan portreleri”nde yepyeni bir toplam Boğaz’ın İnsanları (Boğaziçi’nde Tanıdık Yüzler). Çeyrek asırdan fazla bir zamandır Çengelköy sakini Ünsal, Üsküdar’dan Paşabahçe’ye yer yer Beyoğlu, Ortaköy ve Beşiktaş’a uğrayarak balıkçısından çiçekçisine, halatçısından dişçisine, mimarından pastanecisine kırk dört “sıradan insan” portresi çiziyor bize.
Belki yanımızdan geçen, belki dükkânından alışveriş yaptığımız insanlar bunlar, aslında hepsini yakından tanıyoruz. Günlük hayhuy içinde hem var hem yoklar… Ama artık varlar. Artun Ünsal’ın kaleminden bir küçük insanlar fotoğrafhanesi, Boğaz’ın İnsanları.
Ara Güler’in söylediği gibi: “Hayat dediğin, küçük adamların hikâyesidir.”
İlgili ürünler
Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu Modern Klasikler 22
Stefan Zweig Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu (Brief einer Unbekannten) adlı uzun öyküsünü 1920’li yılların ilk yarısında kaleme aldı. Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu’nun kadın kahramanını sadece uzun bir mektubun yazarı olarak tanıyoruz. Kadının hayatı boyunca sevmiş olduğu erkek için kaleme aldığı bu mektubun "gönderen"inin adı yoktur. Mektubun başında tek bir hitap vardır: "Sana, beni asla tanımamış olan sana". Kadın büyük tutkusunu hep bir "bilinmeyen" olarak, yani tek başına yaşamaya razıdır, bu aşk öyküsünde "taraflar" değil, sadece tek bir "taraf" vardır. Böylesine, gerçek anlamda aşk denilebilir mi? Zweig okurunu, bir kez daha, insan psikolojisinde eşine pek rastlanmayan bir yolculuğa davet ediyor. Bu yeni yolculuğun sonunda "mutlak aşk" kavramının şimdiye kadar bilinmeyen kıyılarına varmayı amaçlamış olması da bir ihtimal!
Küçük Anılar
Evinin kapısında oturuyordun sen, anneanne, yıldızlı, uçsuz bucaksız geceye açılan kapısında evinin, hakkında hiçbir şey bilmediğin ve asla yolculuk yapamayacağın gökyüzünün altında, büyülü tarlaların ve ağaçların sessizliği içinde, sonra doksan yaşının vakarıyla ve hiçbir zaman kaybetmediğin bir gençlik ate?iyle dedin ki: “Dünya öyle güzel, öleceğime öyle yanıyorum ki.”
Aynen böyle dedin. Ben oradaydım.
José Saramago, “küçüklüğümdeki küçük anılar” dediği türlü anı parçacıklarını birbiri ardına sıralıyor.
Bir amacı da var üstelik: aklın içindeki canavarları ve yine onun yarattığı yücelikleri ortaya çıkarmak.

Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.