Hüzün Melikesi
₺345,00 Orijinal fiyat: ₺345,00.₺280,00Şu andaki fiyat: ₺280,00.
1 adet stokta
Hüzün Melikesi
Selçuklulara dair nitelikli çalışmalarıyla tanıdığımız Erkan Göksu’nun kaleminden bir tarihi roman: Hüzün Melikesi. Göksu bu kitabında bizleri 1242 yılı Anadolu’suna götürüyor ve Selçuklu Melikesi Hond Hatun’un hüzün ve umut dolu hikâyesini anlatıyor.
Sultan Alaeddin Keykubad’ın şüpheli vefatı sonrasında Türkiye Selçuklu Devleti tahtına oğlu II. Gıyaseddin geçer. Onun tahta oturmasında etkili olan devlet adamlarından Sadeddin Köpek, genç sultanı kendi emellerine göre yönlendirmekte, devlet idaresinde geri dönülemez hatalar işlemesine sebep olmaktadır. Hond Hatun, kardeşi Gıyaseddin ve Sadeddin Köpek’in kötü yönetimine, cinayet ve zulümlerine şahit oldukça büyük üzüntü duyar. Bu arada kardeşi Gıyaseddin’in, babasının öldürülmesi olayına karıştığını öğrenir. Bunun üzerine Konya’da daha fazla kalamaz.
Yaklaşan Moğol tehdidi, Babai İsyanı, başsız kalmış Harezmliler ve başka sıkıntıların gölgesi altında zor bir dönem geçiren Anadolu şehirlerini dolaşmaya başlar. Gittiği her yerde bir hayır müessesi kurmaya çalışsa da Anadolu’nun üzerinde dolaşan kara bulutlar, başlattığı hiçbir inşaatın tamamlanmasını görmesine izin vermez. Son durağı ise Erzurum olur. Burada Çifte Minareli Medrese’yi yaptırmaya başlar. Bu sırada Erzurum Sübaşılığına, Sinaneddin Yakut atanır. Sinaneddin’le Hond Hatun arasında eskiye dayanan dillenmemiş bir sevda vardır. Her ikisi de yıllar sonra bir araya gelmenin mutluluğunu yaşarken, Moğol kasırgası Erzurum’a ulaşır.
Bir Selçuklu melikesinin hüzünlü hikâyesini merkeze alarak Türkiye Selçuklu Devleti’ni yıkılışa götüren süreci anlatan Hüzün Melikesi, bir yandan Selçuklu tarihinin unutulmaya yüz tutmuş hatıralarını canlandırırken diğer yandan da zihinlerde doğru ve gerçek bir Selçuklu tasavvuru oluşmasına katkı sağlayan bir eser.
İlgili ürünler
Alparslan
Tarihi romanlarıyla Osmanlı sultanlarının birbirinden değerli hayat hikayelerini günümüz okuruna aktaran Okay Tiryakioğlu bu defa Selçuklu topraklarına uzanarak atalarımızın atası Alparslan’ı konuk ediyor sayfalarına. Ve serüven başlıyor!
Çağrı Bey önderliğindeki Selçuklu Devleti, Dandanakan zaferinin ardından gücüne güç katarak batıya doğru ilerlemektedir. Henüz yağız bir delikanlı olan Alparslan ise dövüş hocası olan yenilmez Korgan’dan aldığı eğitimle rüştünü ispatlayarak liderliğe doğru yükselir. Vatan aşkına sevda ateşi katan güzeller güzeli Selcen Kız’ı kaçırma planları yapılırken, devletin bütünlüğünü hırpalayan iç isyanlar da bir bir bastırılır. Ve nihayet Anadolu’nun kaderini değiştiren Malazgirt Savaşı’nın vakti gelir.
Alparslan ile Roman Diyojen’in tarihe mal olmuş bu destansı yüzleşmesine hazır olun.
Barbaros – Denizlerin Hakimi
Barbaros Hayreddin Paşa…
Akdeniz’i bir Türk gölü haline getiren, düşmanlarının bile büyük saygı duyduğu denizcilik tarihinin belki de en büyük denizcisi.
Çocukluğundan itibaren cesareti ve iradesiyle hep en önde olan Barbaros, Türklerin denizlere hâkim olmadığı sürece fitnenin bitmeyeceğine inanıyordu...
Denizler ise acımasızdı, en yakınlarını, sevdiklerini kaybetti hırçın dalgalarda...
Akdeniz’in kalbinde zehirli hançer gibi saplı Rodos Şövalyeleri, Endülüs’e zulüm eden İspanyollar, Müslümanlara zarar veren korsanlar, Habsburglar, Papalık, Venedik, Ceneviz, Malta, Portekiz ve diğerleri... Türkleri denizlerden atmak için bütün gayretleriyle çabalıyorlardı.
Denizlerin hâkimi olmak bu Haçlı ittifakı karşısında zordu, fakat Barbaros da yalnız değildi. Leventleri, hocası Kemal Reis, Piri Reis gibi dostları ve Devleti Aliyye bütün imkânlarıyla Barbaros’un yanındaydı.
Eserleri altı dile çevrilen, Türkiye’nin en çok okunan tarihî romanlarının yazarı, okurları tarafından “Günümüzün Peyami Safa’sı” olarak anılan Okay Tiryakioğlu’nun kaleminden sürükleyici, heyecanlı ve derinlikli bir Barbaros romanı...
Kurt Ve Kuzgun-Çaldıran Kılıçların Ve Şiirlerin Savaşı
Cihanı titreten bir hükümdar, Yavuz Sultan Selim…
Doğuya nam salan şahların şahı, Şah İsmail…
Yüzünü batıdan sonra doğuya döndüren Osmanlılar…
Her geçen gün biraz daha güçlenen, güçlendikçe de sesi yükselen Safeviler…
Ve dünyanın kaderini değiştiren bir savaş, Çaldıran…
Osmanlı’ya doğunun kapılarını açan savaşın, en zorlu çarpışma anlarında güle oynaya ölüme yürüyebilen adsız kahramanlar, Karatuğlar…
Ve Osmanlı’nın geleceğine damga vuran casusların piri, Vehimi!
Tarihi romanlarıyla yüz binlerce okuru geçmişin şanlı zaferleri ve heyecan dolu sahneleriyle buluşturan ödüllü yazar Okay Tiryakioğlu, Çaldıran Muharebesi’nin 500. yılında bugünkü Ortadoğu haritasının temellerini atan savaşı yazdı.
KURT VE KUZGUN…
Yalnızca kılıçların değil, şiirlerin de en güçlü silahlar kadar etkili olduğu kıran kırana bir mücadele…
Napolyon
Carl Sternheim, XX. yüzyıl Alman yazınının, özellikle ekspresyonizmin en önemli oyun ve öykü yazarlarından biridir.
Toplumsal dönüşümün, hangi zümreden olursa olsun insanı paraya, iktidara ve üne koşullandırmasıyla her türlü ilişkinin ölçüsü haline gelmesine, acı ve ince alayını yöneltir.
En gizli insan niteliklerini sözün kurgusuna büyük bir ustalıkla yedirerek yarattığı yapıtlar, dolambaçlı anlatıma yüz vermez. Doğrudan betimlerken, turnayı gözünden vuran keskin gözlemini, ayrıntıları ve incelikleri zengin bir dil dağarıyla yansıtır.
Şeyh Şamil
Şeyh Şamil ismi bir efsane olarak sadece Müslümanların değil, bütün insanların hafızasına kazınmıştır. Bir kahramanlık ve özgürlük timsali olan Şeyh Şamil kimdir? Ne yapmıştır?
Nerede, ne zaman, Niçin savaşmıştır? Bu sorunlara pek azımız hakkıyla cevap verebiliyor.
Bu kitap, Kafkaslarda doğan hürriyet güneşi Şeyh Şamil'in kırılmaz, çelik gibi iradesiyle, inancı uğruna yaptığı amansız özgürlük savaşını, teşkilatçılığını ve bu savaşlardaki cesaret ve kahramanlığını, çocukluğundan, ölümüne kadar olan mücadelesini belgelere istinaden yazılmıştır.
Yavuz
Kuşatma 1453’ün yazarı Okay Tiryakioğlu’ndan eşsiz bir tarihî şahsiyetin sarsıcı romanı: YAVUZ.
Sefer güzergâhını soran vezire, “Sır tutmayı bilir misin?” diye soran; “Evet!” cevabını alınca “Ben de bilirim.” karşılığını verecek denli temkinli, “dünya”yı kafasında taşıyan bir gaye adamı.
Hedefleri uğruna kardeş kavgasını hatta baba-oğul çekişmesini bile göze almak zorunda kalan küçük şehzade.
Bu kararlılığına, son nefesine kadar, kaybettiği kardeşleri ve can dostlarının özlemi eşlik etmiş şair bir yürek.
Devletine ve ümmetine 400 yıl soluk aldıran eşi benzeri görülmemiş 8 yıllık bir “hamle”nin mimarı halife.
Ve çevresindekilere aklı yitirmenin sınırlarını zorlatan bir yaralı son: Şirpençe.
Hiç abartılı olmayan ama kahramanlarının dayandıkları manevi gücü de ıskalamayan olgun bir edebî dilin romanı: YAVUZ
Zaman Yolcuları Çanakkale Savaşında
Alp’in annesinin ve babasının bir patlamada öldüğü sanılmaktadır. Zaman içerisinde bulduğu ipuçları Alp’i onların yaşadığına dair umutlandırır. Ancak onları bulmak sandığı kadar kolay değildir. Bunun için bir zaman makinesiyle geçmişe yolculuk yapması gerekmektedir! Sıra arkadaşı olan Alp ve Ahmet henüz arkadaşlıklarının başında sonu bilinmeyen ancak bir o kadar da heyecanlı bir maceraya atılır. Alp’in annesini ve babasını bulmak için Çanakkale Savaşı’nın en hararetli günlerine giderler. Orada Seyit Onbaşı’dan, Ezineli Yahya Çavuş’a; Yüzbaşı Hakkı Bey’den, Saka Hüseyin’e kadar birçok Çanakkale kahramanıyla tanışırlar ve Çanakkale ruhunu iliklerine kadar hissederler. Artık bu kahramanlar onların hayatına ışık tutacaktır. Peki, iki arkadaş Alp’in annesini ve babasını bulabilecekler mi?

Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.