Balkan Savaşlarından Balkan Barış Gücü’ne
₺250,00 Orijinal fiyat: ₺250,00.₺200,00Şu andaki fiyat: ₺200,00.
1 adet stokta
Balkan Savaşlarından Balkan Barış Gücü’ne
Yazar, hikâyesinin esin kaynağını, uzun yıllar görev yaptığı Balkanlar’dan almıştır. Balkanlar’da, geçmişten günümüze kadar süregelen gelişmeler, kimi zaman kanlı savaşlar, kimi zaman da bölge insanının dramı ve gözyaşı hikâye edilmiştir. Bu hikâyede, yüzyılın en büyük trajedisinin yaşandığı Bosna iç savaşı, sonrasında yazarın da içinde bulunduğu ve katkı sunduğu bölgesel barış süreci ve iyi niyet çabaları kaleme alınmıştır.
Güneydoğu Avrupa Savunma Bakanları SEDM Süreci kapsamında oluşturulan uluslararası sekretaryada ve Bulgaristan’ın Filibe kentinde, Balkan ülkelerinin kurduğu Güneydoğu Avrupa Tugayı SEEBRIG Karargâhı’nda yaşanan anılar ve tecrübeler paylaşılmıştır.
Geçmişte kanlı savaşlar ile âdeta birbirini boğazlayan Balkan ülkeleri, Türkiye’nin liderliğinde Bölgesel Çok Uluslu Barış Gücü’nü kurmuşlar ve dünya barışına katkıda bulunma becerisini gösterebilmişlerdir. Balkan ülkelerinin alkışlanacak bu başarı öyküsü, işte elinizdeki bu kitaba taşınmaya çalışılmıştır. Ve bu kitap, Balkanlar’ın dününü ve bugününü özetleyen derli toplu bir doküman olma özelliği ile tarihe de önemli bir not düşmektedir.
İlgili ürünler
Bir Genç Kızın Günlüğü
Sigmund Freud’un “bir hazine” olarak tanımladığı Bir Genç Kızın Günlüğü küçük bir kızın on bir yaşından on dört yaşına kadar düzenli olarak kaydını tuttuğu duygu dünyasını açıyor bizlere. 20. yüzyılın başlarında Viyanalı orta sınıfa mensup bir kız olan Rita’nın samimi düşünceleri ve itiraflarıyla dolu olan bu günlük Freud tarafından hem psikolojik hem de kültürel-sınıfsal bağlamda muazzam bir kaynak olarak değerlendiriliyor. Kitap bir yandan ergen psikolojisini, genç kız ruhuna dair naif detayları basit bir şekilde ve doğrudan verirken öte yandan günlüğün yazıldığı döneme, coğrafyaya ve sınıfsal bağlama dair önemli ipuçları sunmaktadır. Çocukluktan ergenliğe geçişin sancılarını, cinselliğe değin merakın derinliğini, aşk, ölüm ve arkadaşlık gibi önemli meselelerle ilgili tutumların bireyde oluşumunu tüm çıplaklığıyla görebildiğimiz Bir Genç Kızın Günlüğü Freud’un, eserin yayınlanması için 1915’te editörüne ilettiği küçük mektubuyla birlikte karşınızda.
Bir Ruh Macerası
“‘İslam bizi geri bıraktı, Batı karşısındaki yenilgilerimizin sebebi İslam’dır!’ hükmü; giderek bir inanç, bir yaşama biçimi halini aldı. Bunu da modernlik kisvesi altında hınç ve taassupla dolu telkinler halinde yaydılar, bu tür ideolojilere ve akımlara neredeyse meşruiyet kazandırıldı.
Bu yanılgıların ortasında doğdum ve yetiştim. Gerçeğin ise tam tersi olduğunu pek çok bedel ödeyerek idrak ettim. Hayatımın ilk yarısı bir korku filmi gibi geçti. Varoluşuna sahih neden bulamayan insan, bilsin yahut bilmesin, korku, endişe ve vehim içindedir. Ben bu marazî hâli, bir imtihandan geçiyor gibi ve en ağır derecelerde yaşadım. Şimdi şu eski koltuklarda oturuyorum ve gücüm yettiğince tefekkür ediyorum. Herkes geleceğe doğru hayal kurar, bense geçmişe doğru hayal kuruyorum. Bir bahçeye yolculuk yapıyorum. Manolyalar, frenk üzümleri, yıldız çiçekleri, çimenler; tam bir cennet bahçesi… Bir zamanlar, yani çocukluğumda öyle bir bahçenin ortasındaydım ama o günlerde o nimetin şükrünü eda edebilme hassasiyetine sahip değildim. Şimdiki halimle, aklım ve gönlümle o güzel bahçeye dönüyorum. Çimenlerin üzerine seccademi serip şükür namazı kılıyorum. Bu, benim geçmişe doğru yolculuğum; geçmişe dönük hayalim…”
Büyüyemeyenler
Bu bir “kişisel gelişememe” kitabı.
Melis Danişmend, bizi tanıdık bir hikâyeye kaçırıyor Büyüyemeyenler’de. Aşkta şansının baş aşağı gittiğini görenler, ailesiyle çatışırken artık barışma vaktinin geldiğini fark edenler, “kariyer seçimi”ni gözden geçirenler, yani kendi iç dünyasına dönerek hesaplaşmaya cesaret eden, ama bunu gülerek, kendiyle dalga geçerek, etrafını da zekice iğneleyerek yapabilenlerin kitabı bu.
Boşandıktan sonra evini kapatıp bu kez bir yetişkin olarak ailesinin yanına dönmek zorunda kalan, plazalar dünyası yerine müzik ve basın sektöründe inişli çıkışlı bir mücadele veren Melis Danişmend’in hikâyesi, pandemi sonrasında belki de birçoğumuza her zamankinden daha yakın gelecek. Ama Büyüyemeyenler bundan da fazlası...
“Kaybedenlerin, tekrar tekrar kaybetme seçimine/kaderine tutulanların, şanssız hissedenlerin, kafası hep doluların, her zaman soru soranların, bir sesin peşinden giden ama onun hangi yönden geldiğini ve ne söylendiğini tam olarak bilmediği halde yürümeye devam edenlerin... Ama en çok da, asla hiçbir şekilde büyüyemeyenlerin, bunu istemeyenlerin öyküsü.
Çünkü bazen kaybetmek de normal. Kaybetmek de çok sıradan. Hatta kaybetmek güzel.
Eğer öyleyse, merhaba.
Sen de bir ‘büyüyemeyen’sin...”
Kalbimin Üstünde Bir Avuç Güneş
Nuri Pakdil’in diğer tiyatro eserlerinde olduğu gibi, ‘Kalbimin Üstünde Bir Avuç Güneş’te de, tüm gerilim Tanrıtanımazlık sorunu üzerine kurulu. Çağın her çıkmazının temelinde hep Tanrıtanımazlık sorunu yok mu? Tanrı’yı unuttu çağın insanı, en çok da Tanrı’yı unuttu. İşte burda çıkıyor tiyatronun özgörevi: Tanrı’yı insana yeniden duyumsatmak. Yeniden insanı göğe baktırmak, gökle yer arasında ilişkiler kurdurmak. / Baha Yavuz
Nuri Pakdil’in hemen her eseri, Türk edebiyatında yenilenmenin muştusunu taşıyor, edebiyatımızda yarının boyutlarını kuşatıyor. Nuri Pakdil, edebiyatın deneme, anı, çeviri, şiir dallarında olduğu gibi, tiyatro dalında da başarılı eserler veriyor. Nuri Pakdil’in insan ve toplum gerçeklerine değinen, yerli düşünceden kaynaklanan, batılı öz ve biçim özelliklerini gerçekten kavrayan tiyatro eserlerinin ilk örneği ‘Umut’tu. Bunu, ‘Korku’, ‘Put Yapımevleri’, ‘Kalbimin Üstünde Bir Avuç Güneş’, ‘Bir Öldürme Töreni’, ‘Belge’ ve ‘Bakır Dönemi’ izledi.
Bu kitapların bize tuttuğu aynada, karanlıktan karanlığa nasıl koştuğumuzu gördük. Bu kitaplar bize, insanın Tanrı’yı unutmasına bağlı olarak yaşadığı tedirginliği, düştüğü bunalımı anlattı. Şematik bir özgürlüğün insana birşey kazandırmadığını hatırlattı. Bu kitaplarla, tiyatromuzun, nasıl büyük boyutlara ulaştığına tanıklık ediyoruz. / Mehmet Emin
Kışın Ardı Bahardır
Hayatınız kışa döndüyse baharı hiç yaşayamıyorsanız,
Deli rüzgârlar sizi sağa sola savuruyorsa,
Yanlış arkadaşın veya yanlış çevrenin kurbanı olduysanız,
Hapsolduğunuz karanlık gecelerde bir çare, bir çıkış arıyorsanız,
Sizi kimse anlamıyor, çığlıklarınızı duyuramıyorsanız,
Haksızlık girdabında ikiyüzlülerle boğuşuyorsanız,
Hasretinizi, sevdanızı ve hayallerinizi yüreğinize gömdüyseniz,
İnancınızı, dürüstlüğünüzü ve yolunuzu kaybetmek üzereyseniz,
Ve hâlâ da nefes alıyorsanız,
Üzülmeyin! Daha umudunuz var demektir.
Çünkü, kışın ardı bahardır...

Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.