Camdan ve Kardan Kızlar
₺295,00 Orijinal fiyat: ₺295,00.₺244,00Şu andaki fiyat: ₺244,00.
5 adet stokta
Camdan ve Kardan Kızlar
Rakip olmakla lanetlenmiş iki kadın…
Birinin zaferi diğerinin felaketi olacaktı.
On altı yaşındaki Mina annesizdi, büyücü babası gaddardı ve sessiz kalbi hiç kimse için sevgiyle atmamıştı. Gerçi hiçbir zaman atmamıştı ama Mina bunun normal olduğunu düşünmüştü. Babasının kalbini çıkardığını ve yerine camdan bir kalp koyduğunu hiç tahmin etmemişti. Whitespring şatosuna adım atıp kralını ilk kez gördüğü anda Mina bir plan yaptı. Güzelliğiyle kralın kalbini kazanacak, kraliçe olacak ve sonunda aşkın nasıl bir his olduğunu öğrenecekti. Fakat tek sorun, üvey anne olmak zorunda kalacak olmasıydı.
On beş yaşındaki Lynet, tıpkı ölmüş annesine benziyordu ve bir gün bunun nedenini keşfetti. Babasının emriyle bir sihirbaz onu ölü kraliçenin suretinde kardan yaratmıştı. Ama ölü kraliçenin suretinden yaratılmasına rağmen, Lynet sert ve muhteşem üvey annesi Mina gibi olmayı tercih ederdi. Babası, Mina’yı yerinden ederek Lynet’i Güney topraklarının kraliçesi yaptığında ise dileği yerine getirilmiş oldu. Şimdi Mina, Lynet’e gözlerinde nefret gibi bir şeyle bakmaya başlamıştı. Artık Lynet ne yapacağına karar vermeliydi, – ve kim olacağına – ya tanıdığı tek anneyi geri kazanacak… ya da onu sonsuza dek kaybedecekti.
İlgili ürünler
İskandinav Mitolojisi
“Başlangıçtan Önce Hiçbir Şey Yoktu: Ne Toprak Vardı Ne Gökkubbe, Ne Yıldızlar Vardı Ne De Gökyüzü¨. Şekilsiz Ve Şemalsiz, Sisten Bir A^lem İle Durmadan Yanan Ateşten Bir A^lemdi Var Olan.”
Neil Gaiman, eserlerinde fantastik diyarlar yaratırken kadim mitolojilerden her zaman ilham alan bir yazar olmuştur. Şimdi ise dikkatini bu diyarların kaynağına yöneltiyor ve destansı kuzey masallarını kendine has üslubuyla anlatıyor.
İskandinav Mitolojisi’nde yazar mühim İskandinav tanrılarını tasavvur ederken mitlerin aslına sadık kalıyor: Odin, Yüceler Yücesi, bilge, cüretkâr ve kurnaz. Thor, Odin’in oğlu, muazzam kudretine rağmen tanrıların en bilgesi olduğu söylenemez. Ve Loki, Odin’in kan kardeşi, oyunbaz ve önünde kimsenin duramadığı bir düzenbaz.
Gaiman, eski çağa bu ait hikâyeleri tıpkı bir romancı gibi ele alıyor; hikâyeler efsanevi dokuz âlemin yaratılışından başlıyor ve tanrıların, cücelerin, devlerin maceralarıyla devam ediyor. Thor’un çekicinin nasıl çalındığından, içenlere şairane ilhamlar veren bal şarabının kaynağının ne olduğuna kadar pek çok mit Gaiman’ın nüktedan cümleleriyle yeniden hayat buluyor. En nihayetinde her şey tanrıların alacakaranlığında doruğa çıkıyor: Ragnarök’te…
“Gaiman’ın her zamanki gibi yalın ve su gibi akan kelimeleri ortaçağ metinlerinin dramatik gücünü yansıtmayı başarıyor. Hikâyeleri anlatma tarzı yediden yetmişe herkese uygun ve bu hem yerinde hem de akıllıca bir hamle.” –Ursula K. Le Guin
“İskandinav Mitolojisi’nde Gaiman eski mitleri öyle canlı anlatmış ki okurken yatak odam Valhalla’ya dönüşecek sanmaya başladım. Cüceler, devler ve yaratıklar da dahil tüm İskandinav panteonunu bir film ya da roman gibi işliyor. Ne yalan söyleyeyim, kendime göğüs zırhı sipariş etmeme şu kadar kaldı. Takdiminde Gaiman’ın da dediği gibi, bu öyküler dünyayı yaratan ateş ve buzdan başlayıp dünyayı sona erdiren ateş ve buza giden yolculuğu anlatıyor.” –Lidia Yuknavitch
“Bu kitap sayesinde, çocukken severek okuduğum mitler yeni nesle, baştan keşfedilmek üzere anlatılacak. Ne de olsa, tekrar anlatılamayan öyküler unutulmaya mahkumdur ve her neslin bu mitleri yeniden keşfetmesi ve anlaması gerekir.” –Joanne Harris
Karanlığın Şehri
Doğduğu günden beri ailesinin son derece korumacı ve baskıcı tutumuyla yetiştirilen Efsan Erez, doğum gününde en sevdiği grubun konserine gitmek üzere kardeşiyle beraber gizlice evden çıkar. Masum bir istekle başlayan bu çıkış, Efsan’ın kendini küçük dünyasından tamamen farklı bir evrende bulmasıyla sonuçlanır.
Krallıklar tarafından yönetilen topraklarda yaşayan tehlikeli yaratıkların ve büyü kullanabilen ırkların hüküm sürdüğü evrende biçare ve kimsesiz kalır. Artık o, olmaması gereken bir yerde, olmaması gereken kişidir. Yabancıların hoş karşılanmadığı bu karanlık şehirde tanımadığı kişilerin yardımına muhtaç olmasıyla, sonun başlangıcı için zaman akmaya başlayacaktır.
Bir yandan eve dönüş yolunu ararken, diğer yandan hayatta kalabilmek için kimliğini gizleyerek tehlikeli seçimler yapmak zorunda kalır; fakat bu girişimleri, yakalanmaması gereken en önemli kişinin, Alaz Şahzade’nin dikkatini çeker. Artık olmaması gereken yer, bu karanlık şehir değil, yanında dahi durmaması gereken bu adamın geceden daha siyah harelerinin içidir.
Canını kurtarmak için kaçarak ailesine geri dönmeye çalışan Efsan karanlık şehirden kaçabilecek midir ya da tan vaktini bile görebilecek midir, belli değildir.
Üstelik ne kadar engel olmak isterse istesin kalbi de yavaş yavaş Alaz Şahzade için çarpmaya başlarken…
Güçlü bir duruşu vardı, aynı zamanda karanlıktı da ve karanlık kötüydü. Karanlık bilinmezlik demekti, karanlık boşluktu ve... Ben karanlığı sevmezdim.
Numenor’un Düşüşü
J. R. R. Tolkien, Orta Dünya’nın İkinci Çağı için “karanlık bir çağdır” demiştir. Silmarillion başta olmak üzere Bitmemiş Öyküler ve Christopher Tolkien’in on iki ciltlik Orta Dünya Tarihi’nde detaylandırılan bu dönemin kırılma noktası sayılan “Númenor’un Düşüşü” ise ilk kez tek bir ciltte toplanıyor ve okurlara Númenor özelinde yeni bir tarihçe sunuyor.
Morgoth’un yenilgiye uğratılmasında Valar’a ve elflere yardım etmelerinin ödülü olarak Orta Dünya insanlarına bahşedilen Númenor, zamanla uygarlığın beşiği ve zenginliğin merkezi hâline gelmişti. Halkı bilgelikleri ve yiğitlikleriyle ünlüydü. Ama Manwë’nin bir şartı vardı, Númenórlular Valar’la Eldar’ın ölümsüzlüğüne imrenerek Kutlu Diyarları aramaya çıkamazlardı. Ne var ki Númenórluların güçleri arttıkça ölüm korkusu onları sarmaladı, açgözlülükleri ve kibirleri Sauron’un fısıltıları eşliğinde yüreklerini kararttı ve böylece Númenor’un düşüşünün tohumları da atılmış oldu.
Üç bin küsur senelik bu çalkantılı tarih Güç Yüzükleri’nin dövülmesinden Barad-dûr’un inşasına ve Sauron’un yükselişine kadar tüm Orta Dünya’yı etkileyecek olaylara sahne olacaktı.
Númenor’un Düşüşü Orta Dünya’nın tarihini Yüzüklerin Efendisi’nin eklerinde yer alan “Yılların Öyküsü” bölümünün zaman çizelgesine bağlı kalıp Tolkien’in yayımlanmış tüm metinlerinden faydalanarak Alan Lee’nin artık klasikleşen tarzıyla çizdiği illüstrasyonlarıyla birlikte anlatıyor.
Öteorman
Bren, çok sevdiği ablası Evie’yi bir trafik kazasında kaybeder. Ablasından geriye kalan çok sevdiği antika saatle birlikte kafasında, ablasının yaşamaya devam ettiği bir dünya olan Öteorman’ı kurar. Gerçek ve hayali dünya arasında denge kurmakta zorluk çeken Bren, aynı zamanda okul arkadaşı olan Shaun’un zorbalıklarıyla da baş etmeye çalışıyordur. Ailesinden destek göremediği bu süreçte hayatlarına bir anda giren Cary ona korkularıyla yüzleşmeden onları yenemeyeceğini öğretecektir.
Cesaret, dostluk ve kendi sesini bulma hakkındaki bu unutulmaz roman, eşsiz bir dünya ve sınırsız hayal gücü vadediyor.
Powerless Ciltli
New York Times Çok Satanlar listesinden!
Paedyn, Prens’in hayatı boyunca avladığı şeyin ta kendisi…
Prens ise Paedyn’in hayatını rol yaparak geçirdiği gerçekliğin ta kendisi…
Ilya Krallığı sadece sıradışı ve güçlü olan Seçkinlere ait. Seçkinlerin sahip oldukları güçler, onlara onlarca yıl önce yaşanmış Veba tarafından bahşedildi. Fakat herkes iyileşecek ve Veba’nın ödüllerinin tadını çıkarak kadar şanslı değildi. Sıradan doğanlar ise isimlerini hak edecek kadar… sıradanlar. Ve Kral, Elit topluluğunu korumak için tüm Sıradanları sürgün etmeye karar verdiğinde, bir yeteneğinizin olmaması aniden bir suç haline geldi. Şimdi Paedyn Gray bir kader suçlusu ve zorunlu olarak bir hırsız.

Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.