Sevgi Her Şeydir
₺300,00 Orijinal fiyat: ₺300,00.₺240,00Şu andaki fiyat: ₺240,00.
1 adet stokta
Sevgi Her Şeydir
Rumeli ezgileri gibi başlayan, ege oyunları gibi hareketlenen ve sevda türküleri gibi kimi hüzünlü, kimi neşeli yol alan bir hayat. Ülkesine sevda, mesleğine sevda, sanatına sevda, Züleyha gibi Yusuf’una sevda, öğretmenlerine, öğrencilerine, çocuklarına, çocuklara sevda…
Yazar alçakgönüllü, kendini övmüyor ama siz yakalayacaksınız gerçek bir başarı öyküsünü; yazar, sınıftaki öğretmen gibi, özel hayatından söz ederken çekinerek anlatıyor ama siz yakalayacaksınız tertemiz bir aşk öyküsünü…
Ve yazar çekinmiyor, sahnedeki bir koro yöneticisi inceliği, ustalığı ve coşkusuyla anlatıyor sanatını, Müzik Öğretmenliğini, mesleğine olan tutkusunu ve çok zor ekonomik koşullarda yaşayan çocuklardan nasıl sanat tutkunu insanlar yarattığını.
Bir müzik eseri dinlercesine okuyup bitirince kitabı, ayakta alkışlayacaksınız iki insanı: Müzik eğitimcisi, koro yöneticisi Suna Çevik’i ve yazar Suna Çevik’i.
Akif Ergin
* * *
Değerli arkadaşım yaklaşık üç yıl önce anılarını yazmaya başladı. Bu yıl benim de bir göz atmamı isteyince onur duydum ve okudum. Suna Çevik’in yaşam öyküsü sadece bir anılar demeti değil. İkinci Dünya Savaşı yıllarına rastlayan doğumundan başlayarak dünya tarihine, ülkemizin tarihine, yaşam koşullarına, göçmen ailelerin serüvenlerine ışık tutuyor. Bizim kuşağa hatırlatırken, yeni kuşağın ilginç bulacağı, empatide zorlanacağı olayları anlatıyor. Daha da önemlisi meslek yaşamını anlatırken, Türk Milli Eğitimi’nin en parlak yıllarına ışık tutuyor.
Fatma Tazebay
* * *
Bu kitapta, döneminin Bursa Kız Öğretmen Okulu Birincisi, tepeden tırnağa eğitimci Suna Çevik’in çok ilginç yaşam öyküsüne tanıklık edeceksiniz. Kimi zaman gülerek, kimi zaman şaşkınlık ve hüzünle okuyacağınız roman tadındaki bu anılarda; Ataları Mübadele yoluyla Balkanlardan Osmanlı topraklarına göçen, yeni hayatlarına alışmaya çalışırken karşılaştıkları güçlükleri aşan ve nihayetinde öğretmen bir babanın kızı olarak Kepez’de dünyaya gözlerini açan Suna Çevik, sadece kendi çocukluğunu, gençliğini ve aile yaşamını paylaşmıyor. Kitapta 2. Dünya Savaşı sonundan günümüze kadar hem Türkiye Cumhuriyeti’nde hem de Dünya’da yaşanan tarihi olaylar paralelinde, eğitime adanmış bir yaşamının tohumlarının ekilmesi, filizlenmesi, olgunlaşması ve meyve verişi gözler önüne seriliyor. Onun felsefesi; yurt sever, benliği Genç Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş değerlerine ve Atatürk İlkelerine adanmış ve bu yolda sevgiyle, sabırla çocuklar/gençler yetiştirmeyi kendine görev bilmiş bir annenin, bir köy öğretmeninin, bir müzik eğitimcisinin ve Çağdaş Türk Kadınının varoluş felsefesidir.
Değerli öğretmenim Suna Çevik’i “Sevgi Her Şeydir – Anılarım” isimli kitabı için kutluyor, en içten sevgi ve saygılarımı sunuyorum.
Prof. Dr. Süleyman Tarman
Müzik Eğitimi Yayınları Gn. Yay. Yön
İlgili ürünler
Bir Yazarın Günlüğü
Hayat arkadaşı Leonard Woolf’un derlediği Bir Yazarın Günlüğü, dünya edebiyatının akışına yön veren bir dehanın zihnine yolculuk yapma ve mahrem düşünceleri arasında gizlice dolaşma olanağı sunuyor. Eşsiz bir titizlikle derlenen günlük Woolf ile yeni tanışacak okurlara yol arkadaşı olacak, çünkü her bir eserin tohumlarının nasıl ekildiğine, yazmanın ne denli yoğun, acı verici fakat bir o kadar da keyifli bir süreç olduğuna ışık tutuyor. Kitap, bilinç akışı yönteminin öncüsünün hayranları için ise sayısız sürprizle birlikte yeni katmanlar sunuyor: Nihai halini alan kitapların alternatif akışları hatta isimleri, Woolf’un Dostoyevski ile kavgası, Shakespeare hayranlığı, iktisatçı Keynes ile sırdaşlığı, gerçek dostları, öfkeleri, kaygıları, sıradan olan her şeye duyduğu tiksinme hissi... Ve tüm karanlığıyla savaş. Edebiyat ve eleştiri yazmak arasında sıklıkla tercih yapmak zorunda kalan Woolf’un ne denli sıkı bir okur olduğunu da günlük sayesinde öğreniyoruz.
Bir Yazarın Günlüğü ile Woolf’u yakından tanıyacak, satır aralarında ömürlük bir dost bulacaksınız.
“Dün, yani ayın 18’i, pazar günü, bir kükreme duyduk. Tam üstümüze geldiler. Uçağa baktım, kükreyen bir köpekbalığına bakan ufak bir balık gibi. Işıkları yansıyordu, üç tanelerdi sanırım. Zeytin yeşili. Sonra pat pat pat pat! Almanlar mıydı? Tekrardan pat pat pat, Kingston’ın üzerine doğru.”
Kışın Ardı Bahardır
Hayatınız kışa döndüyse baharı hiç yaşayamıyorsanız,
Deli rüzgârlar sizi sağa sola savuruyorsa,
Yanlış arkadaşın veya yanlış çevrenin kurbanı olduysanız,
Hapsolduğunuz karanlık gecelerde bir çare, bir çıkış arıyorsanız,
Sizi kimse anlamıyor, çığlıklarınızı duyuramıyorsanız,
Haksızlık girdabında ikiyüzlülerle boğuşuyorsanız,
Hasretinizi, sevdanızı ve hayallerinizi yüreğinize gömdüyseniz,
İnancınızı, dürüstlüğünüzü ve yolunuzu kaybetmek üzereyseniz,
Ve hâlâ da nefes alıyorsanız,
Üzülmeyin! Daha umudunuz var demektir.
Çünkü, kışın ardı bahardır...
Küçük Anılar
Evinin kapısında oturuyordun sen, anneanne, yıldızlı, uçsuz bucaksız geceye açılan kapısında evinin, hakkında hiçbir şey bilmediğin ve asla yolculuk yapamayacağın gökyüzünün altında, büyülü tarlaların ve ağaçların sessizliği içinde, sonra doksan yaşının vakarıyla ve hiçbir zaman kaybetmediğin bir gençlik ate?iyle dedin ki: “Dünya öyle güzel, öleceğime öyle yanıyorum ki.”
Aynen böyle dedin. Ben oradaydım.
José Saramago, “küçüklüğümdeki küçük anılar” dediği türlü anı parçacıklarını birbiri ardına sıralıyor.
Bir amacı da var üstelik: aklın içindeki canavarları ve yine onun yarattığı yücelikleri ortaya çıkarmak.
Talebe
Tara Westover’ın bir doğum belgesi olmadı. Okul kaydı yoktu çünkü hayatında hiçbir sınıfa ayak basmamıştı. Tıbbi dosyası yoktu çünkü babası tıp biliminden ziyade kıyamete inanıyordu.
Çocukluğunda Mormon babasının bağnazlığa, erkek kardeşinin şiddete teslim oluşunu izledi. Ve on altı yaşına geldiğinde Tara kendi kendini eğitmeye karar verdi. Bilgiye duyduğu açlık onu Idaho’nun dağlarından çok uzaklara, okyanusların ötesine, bir kıtadan diğerine, Harvard’dan Cambridge'e taşıdı. Neden sonra aklına şu soru düştü: “Acaba fazla mı uzağa gittim?”, “Eve dönmenin hâlâ bir yolu var mı?”
Çıktığı günden itibaren dünya çapında büyük övgü toplayan, pek çok yayın organı tarafından yılın kitabı seçilen ve şu ana dek 40 dile çevrilen Talebe bir kendini inşa öyküsü. Tara Westover, hiddetli bir sadakatle bağlandığı ailesinin, eğitim sayesinde yaşadığı değişimin ve ayrılık kederinin hikâyesini –bizzat kendi hayat hikâyesini– büyük yazarlara özgü bir içgörüyle anlatıyor. Yürek burkan ve umut saçan bir hikâye bu.
“Sarsıcı. . . Tara Westover’ın hayat hikâyesi sıra dışı ama kitabın merkezindeki sorular hepimize dair: Sevdiklerimiz için kendimizden ne kadar ödün verebiliriz? Büyüyebilmek için onlara ne kadar ihanet edebiliriz?”

Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.