Her Şey Nasıl Bu Hale Geldi?
₺300,00 Orijinal fiyat: ₺300,00.₺240,00Şu andaki fiyat: ₺240,00.
18 adet stokta
Her Şey Nasıl Bu Hale Geldi?
“Biraz deliliğe yakın, biraz da yalnız olanlar kendi kendilerine fısıldar.”
Neslihan Yiğitler, Haydar Ergülen’in onu tanıtırken söylediği gibi; “Şair kumaşı olan bir öykücü”. Daha ilk öyküden karşımıza çıkan fotoğrafla, yaşamın karanlık yanından çıkardığı duyguların size, tanıdığınız birine, ait olduğunu görüp takip edeceksiniz. “Bir an yalnızca bir an, aklını kaçırmakla kaçırmamak arasındaki o an, tutunduğu bir şey varsa insan aklını yitirmiyor. Cebindeki nota tutundu, ona sığındı. Sıkılmaktan buruşmuş notu okumak için boğazını temizledi ve okudu…” Tutkuyla bağlı olduğu Karşıyaka’da başladığı yazın hayatının “Her Şey Nasıl Bu Hâle Geldi?” isimli durağında, doğadan, kutsal kitaplardan, şairlerden, efsanelerden, İzmir’den aldığı ilhamı okuyacaklara duyduğu sorumluluğa gıpta ediyorum. “Haklı olduğun her davanın arkasında duracaksın.” Okurun dikkatini sınayan yeteneği, her zaman önceliğin okumakta olduğunu hissettirmesi, öyküleri aracılığıyla okuruyla kurduğu gönül bağı kıymetli. Bilincinin onu taşıdığı yerden seslenişine duyduğum inancım, kalbinin ve kaleminin ulaştığı herkese saygımla. Arzu Armağan Akkanatlı
İlgili ürünler
Başını Vermeyen Şehit
“Hava kapalıydı. Ufku, küflü demir renginde, ağır bulut yığınları eziyor, sürü sürü geçen kargalar tam hisarın üstünden uçarken sanki gizli bir kara haber götürüyorlarmış gibi acı acı bağırıyorlardı.
Palanka kapısının sağındaki beden siperinde sahipsiz bir gölge kadar sakin duran Kuru Kadı, yavaşça kımıldadı. İkindiden beri rutubetli rüzgârın altında düşünüyor; uzakta, belirsiz sisler içinde süzülen kurşuni kulelere bakıyordu. Bunların hepsi Türklerin elindeydi.”
*****
Başını Vermeyen Şehit; savaşta başı gövdesinden ayrılarak şehit düşen derviş Deli Mehmet’in, dilden dile dolaşan destansı bir hikâyesidir.
Denizler Arslanı
Falaka – Parıltı Yayınları
Osmanlı’da çocukluk nasıl yaşanırdı?
Eğitim hangi yollarla verilirdi?
Ahmet Rasim, başta bunları ve daha fazlasını, anılarından doğan Falaka’da, 19. yüzyılın İstanbul manzaraları eşliğinde anlatıyor.
Edebiyatımızın en üretken kalemlerinden Ahmet Rasim,
okul hayatının ilk dönemini oluşturan “mahalle mektebi” yıllarında yaşadığı olayları, kıvrak kalemiyle yazıya döktü. Bugünden bakıldığında bir yanı trajik, bir yanı komik sayılabilecek bu tecrübeleri 1927’de, Falaka adı altında yayımladı.
Falaka, o günden bu yana hayatımızda ve
Ahmet Rasim’in, dahası edebiyatımızın en çok okunan
kitapları arasında yer alıyor.
Şimdi, günümüz Türkçesiyle…
Virata Yada Ölümsüz Bir Kardeşin Gözleri
Yıldırım Sesli Manasçı-Asker Çocuğu-Beyaz Yağmur
Cengiz Aytmatov’un birbirinden güzel üç hikayesinin yer aldığı kitap; aslında insan, mekan ve hafıza arasında birbirini sürekli besleyen ilişkinin göz önüne serilmesi bakımından büyük önem taşıyor. Aytmatov, Asker Çocuğu isimli hikayesinde tıpkı çocuk kahramanların olduğu diğer hikayelerindeki gibi, çocuğa uçsuz bucaksız bir hayal dünyası vermiştir. Yazarın bu hikayesinde yetim bir çocuğun babaya duyduğu hasret okuyucuya öyle kuvvetli hissettirilmiştir ki, kısacık bir hikayede bunu başarmak elbette Aytmatov’un ustalığını bir kez daha ispatlamaktadır. Beyaz Yağmur hikayesinde aşkın tertemiz halini, Yıldırım Sesli Manasçı’da ise ölümsüz olanın fikir olduğunu anlatan Aytmatov, şu sözlerle Kırgız kahramanını bir Manas anlatıcısına dönüştürür: “Bu dünyada insanlar doğar ve ölür. (…) Ama dünyada, insan hafızası zamana meydan okur. İnsanın kendi hayatı, göz açıp kapatıncaya kadar geçen zaman kadar kısadır. Ölümsüz olan düşüncedir, fikirdir. Ve bu fikirler insandan insana geçer. Ölümsüz olan Manas’tır”

Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.