Kitab-ı Dede Korkut ve Bulanık Mantık
₺190,00 Orijinal fiyat: ₺190,00.₺152,00Şu andaki fiyat: ₺152,00.
1 adet stokta
Kitab-ı Dede Korkut ve Bulanık Mantık
Kamal Abdulla ve Rafik Aliyev tarafından yazılan bu eserde ilk defa bulanık mantığın ilkeleri bir halk destanına uygulanmıştır. Bulanık mantık, Aristoteles’in formel mantığına bir cevap gibi ortaya çıkmıştır. Aristoteles, kendi hayat tecrübesinden hareketle itirazları kabul etmeyen kesin bir tavırla şöyle demiştir: “Bir insan ya ölüdür ya diridir”. Ona göre başka seçenek yoktu. Sadece Platon bu boşlukta üçüncü bir ihtimalin olduğunu göstermeye teşebbüs etti. Ancak onun fikri hiç kimseye çekici gelmedi. 1920’lerde, Polonyalı bilim adamı Jan Lukasiewicz, bu karşıt kutuplar arasında “üç değerli mantık” teklifini ileri sürdü. Ancak bu fikir geniş çapta kabul görmedi. Daha sonra Macar asıllı Amerikalı âlim Fon Neyman’ın iki kutuplu mantık zincirine getirdiği “belki” ilavesi ortaya atıldı. Aristo’dan sonraki bu eklemeler gözden kaçmasa da ciddi ve tutarlı bir şekilde devam edemedi. Kutuplar arasında hâlâ büyük bir boşluk hissedilmekteydi. Nihayet, 1965 yılında Lütfi Zade kesilmez (kırılmaz) “değer mantığı” teorisini geliştirdi ve “doğru” ve “yanlış” kutupları arasında sonsuz sayıda ihtimaller olduğu fikrini ortaya attı.
Bu kitabın yazılmasının yani Kitab-ı Dede Korkut gibi halkın kadim tarihini, onun düşünce tarzını ortaya koyan bir destana bulanık mantığın uygulanmasının, büyük bilim adamı Lütfi Zade’nin bu hayalinin gerçekleşmesine küçük bir katkı olması umulur. Böyle bir başlangıç, tarihimiz boyunca kendini gösteren diğer edebî ve kültürel metinlerde gizli veya açık olarak var olan bulanıklık örneklerini ortaya çıkarmak için bir itici güç olabilir.
İlgili ürünler
100 Soruda Türk Folkloru
Bediüzzaman ve İki Musibet Okulunun Diploması Divan – ı Harbi Örfi Kitabı
Bizim Akdeniz
Falih Rıfkı Atay’ın sürükleyici, zengin muhtevalı, zıt görünüm ve olaylara dayanarak tezlerini savunan bir üslubu vardır.”
Prof. Dr. İlber ORTAYLI
“Niçin gül bahçelerini divan edebiyatında ve Şiraz masallarında arayalım? Isparta’yı görmüş olan, Bursa ve Şam gibi, onu da bir türlü hayalinden silemez.
Eskiden Şam’da genç kızlar şarkı söyleyerek ve elişi ile oynayarak yollarda dolaşırken başlarındaki sepet, meyve ile dolarmış. Isparta Mebusu İbrahim Bey memleketi için böyle bir hikâye icat etmeye muhtaç değildir. Onun dediği gibi, Ispartalılar kapılarından bakraçlarını uzatarak çeşmeden su doldurup, pencerelerinden meyve toplayabilirler.
...
İstanbul ve hinterlandı, İzmir ve hinterlandı, Mersin ve hinterlandı gibi, Antalya ve hinterlandı zengin ve büyük bir mıntıkadır.
...
Türk milletinin kurtuluşunun en iyi Afyon Kalesi'nden seyredildiğini yazmıştım. Devletin kuruluşunu görmek için Ankara Kalesi'ne çıkacaksınız. Alanya Kalesi'nden, Türk Anadolu’nun güzel talihi, engin ve ebedî görünüyor.
‘Padişahın bir şehri var; kışı bahar gibidir.’ Selçuk Alanya’sı için söylenmiş olan bu şiir yerine, Türk Akdeniz’inin bu eşsiz kasabasına başka bir söz hediye etmek isterim: ‘Alanya’yı görmeden ölmemeli!’ ” diyen Falih Rıfkı Atay’ın gözünden bir Akdeniz gezisine hazır mısınız?
Dîvân
Divanu Lugati’t-türk
Türk Halk Anlatmalarında Olumsuz Tipler
Yolcu Defteri
"Falih Rıfkı Atay’ın sürükleyici, zengin muhtevalı, zıt görünüm ve olaylara dayanarak tezlerini savunan bir üslubu vardır.”
Prof. Dr. İlber ORTAYLI
“Sevdiklerim bana derler ki: “Sen gittiğin yerden bize bir şey getirirsin!” San Francisco’ya doğru yola çıkmak üzere iken birçoklarından aynı sözü duymuştum.
Acaba 1945 Amerika’sından onlara ne getirebilirdim? Allı sarılı, iri çiçekli veya resimli kravatlarını beğenmeyeceklerine şüphem yok. Life’ta sık sık reklamlarını gördüğümüz Parker 51 kalemleri, Hüseyin Cahit Yalçın’a göre, pek kullanışlı değildir. Sonra da çoğu orduya gönderildiği için dükkânlarda nöbete yazılmalısınız. Çelikten, ipekten, kauçuk veya deriden yapılma neler bulunabileceğini, karapazar pek kuytu yerlere sığındığından, iyice öğrenemedim. Ora kadınları, bizim hanımların yerli ipeklerine hasret çekiyor, taklitleri o kadar kötüdür ki Amerikan kadınlarından bir haylisinin bacakları çorap rengine boyalı idi.
Çamsakızı çoban armağanı derler, sizlere bu defterdeki notları getiriyorum.”

Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.