Mevsim Normalleri
₺175,00 Orijinal fiyat: ₺175,00.₺149,00Şu andaki fiyat: ₺149,00.
1 adet stokta
Mevsim Normalleri
“Bütün renkler kendi etrafında hızla dönen bir burgaçta birbirine girip bulanıklaşmış gibi.”
2013 Haldun Taner Öykü Ödülü ve 2019 Melih Cevdet Anday Edebiyat Ödülü’nün sahibi Neslihan Önderoğlu’ndan sizi huzursuz edecek, sarsıcı öyküler…
Mevsim Normalleri’ndeki öykü kişileri hayatın acımasız gerçekleri karşısında yalnızca hisleriyle sınanmıyor, bilinç dünyalarında da bir mücadele bekliyor onları. Önderoğlu, kendine has gözlem gücüyle yakaladığı kısa an parçalarını ustalıkla detaylandırıyor, okurun hem kalbine hem aklına hitap eden, zihnin parçalı işleyişini ustalıkla yansıtan ve daima sorgulayıp yanıt bekleyen üslubuyla mücadeleye okuru da ortak ediyor. Kendilik ve ötekilik bilinci üzerine düşündüren bu öykülerin sonunda bir soru havada asılı kalıyor: Hepimiz bu kadar iyiysek dünya neden bu kadar kötü?
Bunca iyimserliğinle sen. Uyanırken sahte bir şükrün örtüsüyle. Bir şeyle içimize gülsuyunu bulaştırıp tuz serpen. Ağzımızı gerip yüzümüzü çatlatan o gülücükler. Gülücüklerle. Önümüze konulan o yalancı şerbetle. Hiç acımıyormuş gibi. Eksilen senden bir şey değil de. Yalnızca hayatımızda bir tas çorbaymış sanki. Hayatı o katran yüreklerine sokup çıkaran adamlar. Bizi tutup biraz da buramızdan överler. Acıya katlanma gücümüzü. Gövdemizi kaplayan o içli suskunluğu. Unutmaktaki başarımızı. Şikâyetsiz. Yüreğimizi kaplayıveren yosunları. Bir tas çorbanın sükûnetinde.
İlgili ürünler
Halid Ziya Uşaklıgil’in Kaleme Aldığı Ve Tercüme Ettiği Öykülerden Bir Seçki: Nakil
Türk edebiyatının usta kalemlerinden Halid Ziya Uşaklıgil, henüz çocukken Gedikpaşa Tiyatrosu’nda seyrettiği oyunlar vesilesiyle Fransız kültürü ve edebiyatıyla tanışır; bu tanışıklık İzmir Rüşdiyesi’nın sıralarında öğrenciyken Fransızca dersine duyduğu sevgiyle daha da ileri bir boyuta taşınır. Yine bu esnada yazar, özel hocası Auguste de Jaba’nın etkisiyle ilk tercümesini yapar; önceleri Jaba’nın seçtiği kitapları tercüme ederken bir süre sonra bağımsız devam eder ve tercümeye duyduğu tutkuyu şu sözlerle dile getirir: “Artık delice bir hevesle, birini bırakıp ötekine koşarak, bir oyuncak dolu masanın önünde kendisini şaşırmış bir çocuk hâliyle tercümeler yapmaya başladım.”
Halid Ziya Uşaklıgil’in Alphonse Daudet, Guy de Maupassant, Émile Zola gibi Fransız edebiyatının önde gelen kalemlerinden tercüme ettiği öykülerle kendi öykülerini bir araya getirdiği ve çiçeği burnunda bir yazarın hikâye anlatmanın her yönüne duyduğu derin tutkuyu gözler önüne seren eşsiz eseri Nâkil, eksiksiz olarak ilk kez gün yüzüne çıkıyor...
Şark Kızı
Şark kızı…
Yürükleri burkan, akılları şaşırtan yaşanmış hayat hikâyesi…
Aşkın, sadakatin ve mertliğin sembolü…
Kötülüklere karşı başı dik, iyiliklere karşı boynu eğik…
Ağrı dağı kadar müthiş bir cesaret!
Van Gölü gibi esrarengiz…
Onur dolu, iffet dolu…
Güzelliği karakterine kazınmış…
Dürüstlüğü inancından almış…
Dünyaya sığmayan bir sevdanın sahibi…
Şark kızı…
Anadolu Kızı…
Bu toprakların kızı…
Bu sevda masalında mest olmak istiyorsanız;
Ebedi aşkın doyumsuzluğuna buyurun…
Seçme Öyküler
Faik Baysal’ın Drina’da Son Gün, Sarduvan, Rezil Dünya ve Ateşi Yakanlar romanlarının ardından derlediğimiz Seçme Öyküler’ini siz değerli okurlarımıza sunuyoruz.
Faik Baysal, toplumcu-gerçekçi edebiyat içerisinde önemli bir yere sahiptir. Baysal bilhassa roman ve öyküleriyle tanınır. Seçkin zümreye hitap eden salon edebiyatının gerçek bir edebiyat olamayacağını düşünen yazar, eserlerinde bir yandan topluma ayna tutmaya çalışırken bir yandan da sosyo-politik bir dil üzerinde durur.
Faik Baysal öykülerinde de romanlarında olduğu gibi odağına halkı yerleştiren, halkın yaşamına ortak olan bir anlatıcı olarak beliriyor. Geçim derdi, sömürü düzeni, birey olabilmenin sancıları, eskiye özlem, mahalle anlatısı, yaşama inancı ve direnç onun vazgeçilmez izleklerindendir. Baysal bu tema ve meselelerini bize hiç de yabancı gelmeyen içimizden birilerini hikâyelerine konuk ederek anlatıyor.
Sultanmurat
Cengiz Aytmatov, İkinci Dünya Savaşı’nın bütün şiddetiyle devam ettiği yıllarda Kırgızistan’ın bir köyünde, cephedeki askerlerin ihtiyaçlarını karşılamak için yediden yetmişe herkesin tabiat ve savaş şartlarıyla çetin mücadelesini anlatıyor. Cesur, zeki ve okulun güzel kızı Mirzagül’e tutkun Sultanmurat 15 yaşında olmasına rağmen cephedeki askerlere yardım etmek için seçilen köyün beş gencinden biridir. Sultanmurat’ın gözünden savaşın yıkıcılığını ve insanları adeta birer canavara dönüştürmesini anlatan Cengiz Aytmatov, diğer bütün eserlerinde olduğu gibi, bu hikâyesinde de insana olan inancını vurgulamaktadır. Şartlar ne kadar ağır olursa olsun, insanın içinde sönmeden yanmaya devam eden o sevgi ateşi her türlü zorluğun üstesinden gelmek için insanın sahip olduğu en kıymetli hazinesidir.

Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.