Nil’e Hayat Dersleri
₺99,00 Orijinal fiyat: ₺99,00.₺85,00Şu andaki fiyat: ₺85,00.
1 adet stokta
Nil’e Hayat Dersleri
Hikâyenin peşini bırakma…
“Hayat bu, bazen olur. Durur. Düşer. Yuvarlanır. Tepetaklak olur. Ayaklarını havada, başını yerde, kollarını düğüm bulursun. Bazı şeyler noktalanır. Böyle zamanlarda, sana söylediğim o içindeki ateşi yakacaksın. Başına oturacaksın, bağdaş kuracaksın. Ellerini ateşine tutup ısınacaksın biraz. Hikâyeni dinlemek isteyecek, içindeki tüm canlılar; kuşların, kurtların, böceklerin. Onlara taaa en baştan anlatacaksın. Böylece sen de hatırlamış olacaksın. Nereden geldin, nereye gidiyordun. En çok nelere gülüyordun. Dinleyince hatırlayıp, hemen atları hazırlayın sabah erkenden yola çıkıyoruz diyeceksin. Kovboy filmlerindeki gibi. Müziğin başlayacak. Hah, diyeceksin işte şimdi oldu. Kalbinin ritmiyle yola koyulacaksın tekrar. Anlayamayacaklar içlerindeki ateşi unutanlar. Anlam veremeyecekler hikâyelerini çabucak unutanlar. Hatta kızacaklar bile sana, gülmeyi kolayca bırakanlar. Sen ellerinde ateşinin sıcaklığı, kulaklarında kalbinin müziği, altında atın, hikâyenin devamına doğru yol alacaksın. Hayat unutturamamış olacak sana seni. Hazinenin yerini. Hazinen bugün, hazinen şimdi, hazinen sahip olduğun tek hayat.”
(Hikâyenin Peşini Bırakma, s. 13)
Modern zaman filozofu bir kadın. “Daha iyi nasıl yaşanır” diyen bir hayatsanatçısı. “Tek taşımı kendim aldım” diyen bir neo-feminist. Nil Karaibrahimgil sadece günümüzün en sevilen pop müzik sanatçılarından biri değil, tam 14 yıldır her pazartesi Hürriyet-Kelebek’teki köşesiyle hayatımıza yeni pencereler açan, kitaplarının satışı yüz binleri bulan bir yazar aynı zamanda…Nil’e Hayat Dersleri onun üçüncü kitabı. Tekrar tekrar okumak, sevdiğiniz herkesle paylaşmak isteyeceğiniz bir hayat bilgisi kaynağı.
İlgili ürünler
Bazı Yollar Yalnız Yürünür
Kitapsız, çiçeksiz, hayvansız, vicdansız, doğrusuz insandan uzak dur.
Umudu öldürüp, nefreti toprağa dikmek isteyenlerden uzak dur.
Hayatı sadece ideoloji ve düşünce olarak görenden uzak dur.
Mutlu olmanı, sorgulamanı, düşünebilmeni kendilerine yapılmış bir tehdit olarak görenlerden uzak dur.
Kendilerine duydukları yabancılık yüzünden karşısındakini kötü bilenlerden uzak dur.
Nefreti evinin kapısına koyan, artık her dışarı çıktığında avucunda nefret taşıyanlardan uzak dur.
İnsan hayatına olan saygısızlığı bir övünç madalyası gibi, gurur mekanizması gibi görenlerden uzak dur.
Kelimeleri özenle seçmeyen, her cümlesi biat olan, her sözcüğü toz olandan uzak dur.
Sesinin tonu kalbinin tonundan çok olanlardan uzak dur.
Çünkü neye çok yaklaşırsan, neyi çok biriktirirsen, ona dönüşürsün.
Cenazene Mahalle Bakkalı Gelir
İnsan derdini anlatmak için onlarca yol bulabilir belki kâri. Kimi söyler, kimi ağlar, kimi kaçar gider ve kimi de yazar. Ama bence en asil olanı susmak.
Ben yazmayı söylemekten değil de susmaktan bir cüz olarak görenlerdenim. Yazarak susmak diye bir hâl bu bahsettiğim. Kendine saklamaya gücünün yetmediklerinin ardına saklanmak bir çeşit. Tanımadığın, tanışmadığın biriyle dertleşmek gibi. Hem söylemek hem de söylememek yani.
…
Bu kez sana değişen, başkalaşan hatta bence kötüleşen ne varsa –elbette kendimce– ondan bahsetmek istedim. Bizim mahallemizden, bizden, bizim gibilerden. Bir mahalle bakkalında leblebi tozunu, eski bir kıraathanede şekerli oraleti, mahalle aralarında top oynayan, ip atlayan çocukları aradım bu kez.
“Sen de değiştin be abi!” diyenlere hak vererek biraz değişmesini istemediklerimi, eski ve güzel olanları yazdım.
Edebiyat Kulesi
“Sürekli cümle kurarak, cümlelerini bozmalıyım bunların” diyen Nuri Pakdil’in, Edebiyat Kulesi ’nde kurduğu her yeni cümle, “mutlak öğreti”yi, “kök”leri, “insan”ı savunmada atılan birer yeni adım. Pakdil, aynı zamanda, cümlelerini kurarken gösterdiği olağanüstü titizliğin ipuçlarını da veriyor okura.
O, başını yastığa koyduğunda, “Aynası Firavun Tapınıcılığı olan bir ülkenin” aklından hiç çıkmadığını söylüyor. Bunu bilerek ve bunun öfkesiyle var gücüyle insanı saran buzullara vuruyor, harflerle yapılmış çekicini.
Köklere sımsıkı bağlanmanın, sahih bir eylem birlikteliği içerisinde insanı ve yeryüzünü onaracak bir yaşama ustalığının ipuçlarını veriyor Pakdil. Sabır, onun metinlerini okurken hiç bilmediğimiz kadar soylu bir bilgiyle anlam kazanıyor.
“Yazmalı ve mütemadiyen yeni tasarılar yapmalı tabii. Cambazlığın tıpkısı: Birtakım ağırlıklarla ipin üzerinde gidip gelmeli ve düşmemeli. Seyirlik bir iştir yazmak.”
“Bilinç, Tarih’e sarksa ve araştırarak çıksa oradan bir: Karanlığı yol diye önümüze koyanları göreceğiz.”
Hangimiz Sevmedik
PUSLU HAVALAR
Kaçırıyorum artık gözlerinden gözlerimi,
Ardıma bakmaktan göremiyorum önümü,
Rast gitmiyor işim gücüm,
Dar geliyor sensiz sokaklar,
Yalnız yürüyorum gölgemi bile göremez oldum,
Işıklar sönük, yollar sessiz,
Ellerim cebimde, sigaram bitti,
Güneş doğmak üzere,
Sadece yürüyorum,
Sen o sırada rüyalarda,
Ben ise puslu havalarda.
Mutsuz Çocuklar Ülkesi
Süper Baba’nın müziğini flütle çaldığımız günlerde çok enteresan çocuklardık, Tsubasa izlerken çarpan kalbimiz, banyo sonrası Bizimkiler dizisi... Hayatın seyrinde güzel bir yolculuktaydık, önce hüpleten sonra gümleten felsefemiz, can sıkıntısının artan yoğunluğunda misket oynayarak geçirdiğimiz zamanlar, amacımız basitti yani:
Masumluk...
Amma velakin çok masumduk!
Sevseydi Gitmezdi
Bavulunu ne kadar toplarsan topla...
Onu boşalttığın gibi boşaltamazsın beynini...
Yolcu olmak sorun değil.
Gitmesine gidersin de
Dönünce bulabilir misin terk edip gittiğini?
Ben en çok yanlış duraktan korkarım.
İndiğinde ne yol bilirsin ne de iz...
Gerçi gidecek yerin yokken nasıl kaybolabilirsin ki?
En iyisi bırakmak her şeyi...
Hem bir yere gitmek yerine
Kalırsam olduğum yerde...
Olduğum yer evim olur...
Olmaz mı?
Olmasın...

Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.