Farabi
₺500,00 Orijinal fiyat: ₺500,00.₺400,00Şu andaki fiyat: ₺400,00.
1 adet stokta
Farabi
Hayatını, en büyük erdem olarak gördüğü “bilgi”ye adamış olan
Ebu Nasr Farabi, insanlığın ikinci öğretmeni payesine erişmiş büyük Türk bilginidir. Çocukluktan itibaren bilgiye olan tutkusu zamanla büyük bir aşka dönüşmüş ve bu mefkûre onu, memleketinden koparıp diyar diyar dolaştırarak zamanının en büyük ilim merkezi olan Bağdat’a yöneltmiştir. O, din ilimlerinden dil ilmine oradan mantığa, matematiğe, müziğe, fiziğe, astronomiye, siyasete, ahlaka ve felsefenin bütün alanlarında varlığa dair ilimlerin tamamını zihin heybesine yükleyip varoluş sırrının
izini sürmüştür.
Farabi, içinde yaşadığı çağı sadece anlamakla kalmayıp bu çağa dair fikrî ve kavramsal hazırlıkları binbir zahmetle inşa ederek felsefeyi aslına uygun yorumlamış, İslam kültürünün sorunlarını kurucusu olduğu felsefe dilinin kavramlarıyla çözümlemeye çalışmış gerçek bir aydındır. Aklı ve onu vereni en yüce değer olarak benimseyen Farabi, insanın toplum, tabiat ve Tanrı ile ilişkisini tutarlı bir sistem bütünlüğü içinde açıklayarak hem mensubu bulunduğu İslam toplumunu hem de Batı’yı derinden etkilemiştir.
Farabi, Müslüman bir filozof olarak yaşadığı çağın sorunlarıyla yüzleşmiş, hesaplaşmış ve bu uğurda yüzü aşkın eser yazmıştır. O, İslam felsefesinin hakiki kurucusu olmanın yanı sıra aynı zamanda ortaya koyduğu öncü fikirlerle güçlü bir kültür ve medeniyet inşacısıdır. Onun uzlaştırmacı yaklaşımı, doğru bilgi temeline dayanan hakikat arayışı ile insanın mutluluğunu merkeze alan iyi insan, iyi toplum ve ideal devlet görüşleri yüzyıllardan beri bütün insanlığı aydınlatmaya devam etmektedir. Bu romanı okurken kadim Türk şehri Otrar (Farab)’dan Semerkant’a, Buhara’ya, Rey’e, Merv’e ve Bağdat’a oradan da Harran, Şam ve Halep’e dek uzanan yollarda doyumsuz ilim kokuları eşliğinde seyahat etmenin yanında, çocukluğundan beri üzerinden hiç çıkarmadığı Türk kıyafetiyle malı-mülkü, makamı ve dünyaya dair her şeyi yağmaya vererek kendini ilme adamış dervişmeşrep dahi bir Türk bilginiyle tanış olacaksınız.
İlgili ürünler
Define
“Mağazalar, paranın temin edeceği bütün zevk ve rahatlık, keyif ve neşe vasıtalarını bana birer birer takdim ediyor, kadınların hepsi tebessüm ederek beni davet ediyorlar gibiydi. Birdenbire sarsıldım, durdum. Şayet bir aksilik çıkar da bu emeller gerçekleşmezse ne tamir edilemez bir felaket, ne tahammül edilemez bir sefalet olacaktı!”
Edebiyatımızın ilk psikolojik romanı kabul edilen Eylül ’ün yazarı Mehmet Rauf’un kendisiyle özdeşleşen tarzından farklı bir yola saparak serüven ve gizem hissini önde tuttuğu, kitabın devamı sayılan Kan Damlası ile beraber polisiye türünde kaleme aldığı tek eseri olan Define 1927 yılında yayımlanmıştı.
Sıkı bir polisiye okuru olan, Erzurum Hastanesi Başhekimi Şakir Feyzi’nin hastalarından Hacı Hanım, zamanında çalıştığı konaktaki Paşa’nın ona bir kitap verdiğini ve bu kitabın içinde büyük bir hazinenin yerinin saklı olduğunu söyler. Hacı Hanım yaşı nedeniyle defineyi bulamayacağından bu sırrı Şakir Feyzi’ye emanet etmek istiyordur. Büyük bir servetin heyecanına kapılan Şakir Feyzi, Fuzulî Divanı ’nın sayfalarında başlayan bu yolculukta, yalnızca okuduğu kitaplarda gördüğü türden bir maceranın içinde bulacaktır kendini.
Mehmet Rauf’un bir gizemi çözmenin coşkusunu, paranın akıl çelici kuvvetini anlattığı Define Türk polisiyesinin en sürükleyici yapıtlarından birisi.
Kerem İle Aslı – Anonim Yayıncılık
Kerem ile Aslı, büyük hikâyeler grubuna girer. Hikâyenin geçtiği yer ve tarih hakkında farklı görüşler ileri sürülmüştür. Hikâyenin XVI. yüzyıldan daha eski olamayacağı söylenir. Olayların geçtiği yerler ise Azerbaycan ve Doğu Anadolu bölgesi olduğu düşünülmektedir. Bu hikâye gerek âşık edebiyatında gerekse halk edebiyatında derin izler bırakmıştır. Farklı sanat dallarında da (opera, bale, sinema, resim vb.) işlenmiş, türküleri halk arasında kullanılmıştır.
Mürebbiye
Mürebbiye romanı Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın (1864-1944) henüz otuz üç yaşında iken tamamladığı İstanbul romanlarından biri. 1899 yılında basılan bu romanda olaylar Boğaziçi’nde bir yalıda gelişir. Fransa’da hayat kadını iken bir vesileyle İstanbul’a gelen, Dehri Efendi’nin yalısına mürebbiye olarak giren Anjel, evin erkeklerini bir bir baştan çıkarır. Âşıklar arasında hesaplaşmalara yol açar. Bir sürpriz gelişme ile olaylar sona erer. Hüseyin Rahmi’nin kahramanlara yaptırdığı felsefe tartışmalarında ve ansiklopedik bilgilerde üstadı Ahmet Mithat Efendi’nin etkisi açıkça görülür. Eserin aslına sadık kalarak yayıma hazırlanan bu çalışmada gereken yerlerde köşeli parantez içinde açıklama verilmiştir.
Ömer Seyfettinden Seçme Hikayeler
Hikâyelerinde kendi hayatı hakkında ipuçları veren Ömer Seyfettin, karakterleriyle yer yer gülümsetir, çoğu zaman da ders verir. Dilden dile dolaşan hikâyeleri, bu yüzden hiç eskimemiştir. Hikâyelerin bu kadar sevilmesinin en önemli sebepleri, gerçekçiliği ve samimiyetidir. Çocukluk anılarından olduğu kadar ailesinden de ilham alan yazar, annesi Fatma Hanım’la ilgili hatıralarını kitaptaki “İlk Namaz” adlı hikâyede anlatır. Yine “And” ve “Falaka” adlı hikâyeler ise, çocukluk günlerindeki hatıralarından izler taşır. “And” hikâyesinde doğduğu ve büyüdüğü Gönen’i, iki çocuk arasındaki dostluğu uzun uzadıya anlatan Ömer Seyfettin, hayatın içinden bulup çıkardığı bu gibi konuları ustaca hikâyeleştirmiştir.

Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.