Postacı Kadın
₺470,00 Orijinal fiyat: ₺470,00.₺388,00Şu andaki fiyat: ₺388,00.
1 adet stokta
Postacı Kadın
İtalya, Salento, Haziran 1934: Lizzanello’nun ana meydanında bir otobüs durur. Herkesin birbirini tanıdığı, sıkı bağların bulunduğu bir kasabadır burası. Kuzeyden gelen otobüsten bir çift iner: Carlo, güneylidir ve uzunca bir aradan sonra evine dönmenin mutluluğunu yaşar; kadın ise eşi Anna’dır, kasabaya göre kuzeyli bir yabancı. Carlo’nun abisi o gün onları karşılamak için durakta bekler. Hem o hem de kasabadaki herkes, Anna’nın eşsiz güzelliğini fark eder, hatta ona vurulur ama Anna başka kadınlar gibi değildir. Dedikodudan kaçınır, kiliseye gitmez, bilime önem verir, faşist rejimin ortasında komünist partiyi destekler. Kimsenin adını dahi duymadığı kitaplar okur. Erkek gibi pantolon giyer ve kadının da tıpkı erkek gibi eşit haklara sahip olması gerektiğini düşünür. Kuzey İtalya’da ilkokul öğretmeni olan Anna, eşiyle birlikte güneye göç edince okulda kadro bulamaz, çalışmak ister ve bir gün karşısına iş ilanı çıkar: Postacı aranıyor. Kadın postacı mı? Hem de bu dönemde? Hem de böyle bir kasabada? İnanması güç bir şey. Ama Anna kısa sürede kasabanın gizli âşıklarına mektuplar taşır, savaştaki sevdiklerinden bir haber bekleyen ailelere umut verir, hatta okuma yazması olmayanlara alfabeyi bile öğretir.
İlgili ürünler
Berdel 2
Sonunu görmediği yolu yürümekten hep korkan bir adamdı
Rezan Şahmaran. Hayal kırıklıklarına uğramaktan hoşlanmayan, insanlara çok sevmediği müddetçe bağlanmayan, sevgisini heba etmeyen bir adamdı.
Zorlu yolların sonunda hayatına bir kadın girdi.
Önünü arkasını düşünmeyi, olanların sonucunu
ölçüp biçmeyi unutturdu ve korkusuzca sona gidebileceğini öğretti o kadın.
Hesapsız kitapsız yürümenin güzel tarafını
bu kadın sayesinde öğrendi. İstemediği, sevmediğini defalarca kez yüzüne vurduğu
kadını bir felaketin sonunda kaybetti.
Kaybetmekten korkan bir aşık olacağı aklının ucundan geçmezdi. Nitekim Rezan Şahmaran’ın kalbi sevdanın yakıcı ateşine yandı. Yandı ve kaybetmekten ölesiye korktu.
Bir zamanlar sevmediği kadına, korkusunu pervasızca haykırdı:
Allah der ki; kimi benden çok seversen onu senden alırım.
Ve ekler: Onsuz yaşayamam deme, seni onsuz da yaşatırım.
Yemin ederim seni benden önce alacak diye
çok sevmekten korkuyorum!
Öteki
“Yaşamıma başka türlü devam etmem mümkün değildi belki de. Unuttum, suçluluk duygusundan kurtulmak istedim ve eski beni sildim, peki yerine koyduğum ne? Bir kukla, öyle mi? Algılarım zaman ve mekândan kopuyor, aklımda apansız bir tilki fikriyle ekranıma görmeden bakıyorum. “Av yoksa avcı da yok,” diye mırıldanıyorum kendi kendime, bu boşluktan çıkmak için düşünce akışıma tutunmalıyım.”
‘Öteki’ romanı; örneğine pek rastlanmayacak biçimde geleceğin tasarımını günümüz teknolojik gelişmeleriyle ilişkilendirerek okura hem sürprizlerle dolu hem de bir o kadar tanıdık bir dünya gösterirken yazar Barış Toprak, Türkiye’de ‘Bilim Kurgu’ ve 'Polisiye' edebiyatına yeni bir bakış açısı getiriyor…

Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.