Medea. Sesler
₺228,00 Orijinal fiyat: ₺228,00.₺189,00Şu andaki fiyat: ₺189,00.
5 adet stokta
Medea Sesler
Christa Wolf, 1996’da yayımlanan Medea.Sesler’de, Euripides’in tragedyasından beri defalarca işlenen hikâyeyi ele alır. Medea, hep çocuklarının canına kıyan canavar anne, kardeş katili, gönderdiği zehirli elbiseyle Korinthos Kralı Kreon’un kızı Glauke’yi öldüren büyücü, İason’un kaypaklığının kurbanı ya da kendi kökleriyle köprüleri atmış ebedi yabancı olarak betimlenmiştir. Ancak Wolf’un Medea’sı tutkunun çaresiz tutsağı değildir ve hiçbir suç işlememiştir. Ülkesini daha yüksek ve daha insani bir medeniyet arayışıyla terk etmiş, olağanüstü güçleri ve insani kusurları olan bağımsız bir kadındır. Yazar romanı, eski tanrıça merkezli dinlerin yerini ataerkil yönetimlere bıraktığı, kralların iktidar uğruna her şeyi göze aldığı bir çağa yerleştirir. Yabancılaşmanın insan varoluşuna sindiği bu çağda, yalnızca farklı kültürler arasında değil, aynı kültürel iklimde yaşayan cinsiyetler arasında da diyalog olanaksızdır. Margaret Atwood’un “hem görüntüleri yansıtan hem de sesleri yankılayan, aynalarla kaplı bir tünel”e benzettiği romanda Wolf, iktidarın işleyişini, iktidarın baskısı altında ezilenlerin davranış biçimini farklı bakış açılarından inceleyerek, insan topluluklarındaki şiddetin kaynağına inmeye çalışır.
İlgili ürünler
Altın Yağmur
Kimliği hakkında çok az şey bildiğimiz, Bizans döneminden İstanbullu hemşerimiz, Mabeyinci Pavlos, özgün adıyla Paulos Silentiarios... İS altıncı yüzyılda, İustinianos’un sarayında bir tür mabeyincilik görevi üstlenen (sessizliği sağlayan kişi) Mabeyinci Pavlos’un ismi, kendisine atfedilenlerle beraber 80’in üzerinde epigramma ile iki uzun şiiriyle (biri Pythia kaplıcaları üstüne, diğeriyse Ayasofya’nın yapılışı onuruna yazılan ve kilisenin açılışında halka okunan Ayasofya’nın Betimi [Kırmızı Kedi Yayınevi 2018]) bugünlere kadar gelir.
Mabeyinci’nin 70’in üzerinde epigramma’sını bir araya getirdiği Altın Yağmur kitabında, Samih Rifat’ın dört önemli kaynaktan, Anthologie Grecque (Pierre Waltz), Anthologie Grecque (Maurice Rat), Anthologie de la Poézie Grecque (Robert Brassilach) ve Poèmes Erotiques (Paul Le Silentiaire) derleyip çevirdiği şiirler, yüzyıllar sonra biz okurlarını “sessizliğe” davet ediyor.
“Daha ne kadar, ateşli bakışlarımızı saklayıp,
kaş göz işaretleriyle yetineceğiz, söyle!
Gel açığa vuralım sevdamızı ve karşı çıkarsa biri
her acıyı unutturacak kavuşmamıza, bir kılıç
çare olsun ikimiz için de: birlikte sahip olmak
en güzeli, sonsuza dek, yaşama ya da ölüme.”
Atebetü’l – Hakayık – Hasan Ali Yücel Klasikleri 268
Edib Ahmed Yükneki (yaklaşık 11. yy sonu-12. yy ilk yarısı): Eserinde adının Edib Ahmed, doğduğu yerin Yüknek, baba adının Mahmud-ı Yükneki olduğu belirtilen şair hakkında çok az bilgiye erişilebilmiştir. Arapça ve Farsça bildiği tahmin edilmekte, esere sonradan eklendiği düşünülen bölümde gözlerinin görmediği söylenmektedir. Doğum ve ölüm tarihi gibi Yüknek ilinin yeri de kesin olarak tespit edilebilmiş değildir. Yazılı Türk edebiyatının ilk döneminden günümüze ulaşabilmiş az sayıda eserden biri olan Atebetü’l-Hakayık, Hakaniye lehçesi de denilen Karahanlı dönemi Türkçesinin nadir örneklerindendir ve Türk edebiyatı tarihinde ayrı bir öneme sahiptir. Uygur Türkçesi ve aruz ölçüsüyle yazılmış olan Atebetü’l-Hakayık, kolayca anlaşılacak ve akılda tutulabilecek şekilde düzenlenmiş, yazarı tarafından Büyük Emir Dad Sipehsalar Bey’e armağan edilmiştir.
Ermişin Bahçesi
Halil Cibran’ın ölümünün ardından yayımlanan eseri Ermişin Bahçesi , bir geri dönüşün hikâyesini anlatır. El Mustafa, on iki yıl boyunca uzak kaldığı adaya ayak bastığında geri dönüşün bütün sancı ve sızılarını yüreğinde taşır. Halkına kavuştuğu an, daha derin bir yalnızlığın pençesine düştüğü andır. Annesiyle babasının ebedi uykuya yattığı o bahçenin duvarları, dünyayla arasına çizdiği bir sınır çizgisine dönüşür. Onun sesine hasret kulaklara fısıldadığı ise yaşama ve yaşamın getirdiklerine ve götürdüklerine dair kedere bulanmış cümlelerdir.
Hamlet
“Shakespeare her şeyi söylemiştir; dili âdeta yıldızların ışığı, ateş böcekleri, güneş ve ay gibidir. Gözyaşı, kan ve birayla yazdığı kelimeleri kalp atışı misali marş eder. O herkese hitap eder ve hepimiz de onu sahipleniriz fakat onu gerçekten takdir edebilmek için bize değil, bambaşka bir dünyaya ait olduğunu hatırlamak gerekir.”
—Orson Welles
Edebiyata olduğu kadar dil bilimine etkisiyle de nam salan öncü ozan Shakespeare’in çığır açan oyunlarından Hamlet, ayrıca hem ün en ünlü hem de en uzun eseridir. Danimarka Krallığı’nda geçen bu ikonik intikam tragedyası, babasının katilinin peşine düşen Prens Hamlet’i konu alır. Hamlet, saray nazırı Polonius’un kızı Ophelia’ya âşıktır ama Polonius rıza göstermez. Hamlet bir gün babasının hayaletiyle karşılaşır ve amcasının tahta geçmek için onu zehirleyip annesini kandırdığını öğrenince babasının öcünü almaya yemin eder. Bunun üzerine aklını kaçırmış gibi görünen Hamlet’in Ophelia’ya aşkından delirdiği düşünülür.
Toplum Sözleşmesi
Jean-Jacques Rousseau tarafından 18. yüzyılda toplumun nasıl yönetilmesi gerektiğini ele alan ilk eserlerden biri olan Toplum Sözleşmesi, eşitsizlik, toplum hakları, yasalar, demokrasi, siyasetin nasıl şekillenebileceği gibi konulara odaklanıyor. Rousseau’ya göre yurttaşlar olmadan erdem, erdem olmadan özgürlük, özgürlük olmadan devlet olmaz.
“Hiç şüphesiz salt akıldan kaynaklanan evrensel bir adalet vardır, ancak aramızda kabul edilen bu adalet karşılıklı olmalıdır. Doğal yaptırımların yokluğunda adalet yasaları insanlar arasında etkisiz kalır. Dürüst insan herkese karşı yasalar çerçevesinde davrandığı ve hiç kimse aynı şekilde karşılık vermediği zaman bu yasalar kötüye iyilik ederken dürüstün mahvoluşuna sebep olur. Bu yüzden hakları görevlerle birleştirmek ve adaleti nesnesiyle ilişkilendirmek için anlaşmalara ve yasalara ihtiyaç duyulur.”

Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.