Yürüyen Kentler
₺275,00 Orijinal fiyat: ₺275,00.₺225,00Şu andaki fiyat: ₺225,00.
2002 Gold Nestle Smarties Ödülü 2003 Blue Peter Yılın Kitabı Ödülü Uzak gelecekte, 60 Dakika Savaşları’nın sonrasında bildiğimiz dünyadan eser kalmamıştı. Tekerlekler üstünde “yürüyen” Londra kenti, eski Kuzey Denizi’nin kurumuş yatağı boyunca, küçük kentleri kovalıyordu. Tarihçiler Loncası’nda Üçüncü Sınıf Çırak Tom, kızına âşık olduğu baştarihçinin canını kurtarmaya çabalarken, kendini suikastçı Hester’la birlikte, mahvedilmiş bir dünyada, acımasız bir düzende var olma savaşının içinde buldu… “Tom, yarı baygın Hester’ı kolundan kavradı. Tezgezerli adamlardan biri, kaçmalarını engellemek için hamle yapmıştı ki, kırmızı paltolu kadın adamın önüne dikildi: “Onlar benim yolcularım. Fiyatta anlaşmaya çalışıyordum!” “Onlar bizim kölelerimiz!” diye haykırdı Wreyland, kadını itekleyerek. “Tom Nitsworthy ve arkadaşı. Onları Dış Topraklar’da buldum. Kural kuraldır. Mal bulanındır…”
| Yayınevi | On8 Kitap |
|---|---|
| Yazar | Philip Reeve |
| Sayfa Sayısı | 351 |
| Kağıt Cinsi | 2. Hamur |
| Baskı Yılı | 2013 |
| Boyut | “12, 00 X 18, 00″ |
| Cilt Tipi | Karton Kapak |
1 adet stokta
On8 Kitap – Yürüyen Kentler
/n
2002 Gold Nestle Smarties Ödülü 2003 Blue Peter Yılın Kitabı Ödülü Uzak gelecekte, 60 Dakika Savaşları’nın sonrasında bildiğimiz dünyadan eser kalmamıştı. Tekerlekler üstünde “yürüyen” Londra kenti, eski Kuzey Denizi’nin kurumuş yatağı boyunca, küçük kentleri kovalıyordu. Tarihçiler Loncası’nda Üçüncü Sınıf Çırak Tom, kızına âşık olduğu baştarihçinin canını kurtarmaya çabalarken, kendini suikastçı Hester’la birlikte, mahvedilmiş bir dünyada, acımasız bir düzende var olma savaşının içinde buldu… “Tom, yarı baygın Hester’ı kolundan kavradı. Tezgezerli adamlardan biri, kaçmalarını engellemek için hamle yapmıştı ki, kırmızı paltolu kadın adamın önüne dikildi: “Onlar benim yolcularım. Fiyatta anlaşmaya çalışıyordum!” “Onlar bizim kölelerimiz!” diye haykırdı Wreyland, kadını itekleyerek. “Tom Nitsworthy ve arkadaşı. Onları Dış Topraklar’da buldum. Kural kuraldır. Mal bulanındır…”
İlgili ürünler
Hayat Oyunu
Liktorun Kılıcı
“Son elli yılın en olağanüstü bilimkurgu kitabı. Yeni Güneş Kitabı, bilimkurgu edebiyatının Kayıp Zamanın İzinde’si olmaya en yakın eser.” –Neil Gaiman
Locus En İyi Fantazi Romanı Ödülü
August Derleth Yılın En İyi Romanı Ödülü
“Bazen Bir Oğlan Çocuğunun Gözlerinden Anlarım Onun Gelecekte Gamli Bir Adam Olacağını.”
Bilimkurgunun Melville’i olarak bilinen Gene Wolfe, spekülatif edebiyatın sınırlarını zorlayan, fantaziden bilim ve bilimden de fantazi çıkarmayı başaran, türün her alanında eşit muazzamlıkta eserler veren ender yazarlardan biri. Wolfe’un dilin ve türün imkânlarını sonuna kadar kullandığı, bilimkurgunun Ulysses’i olarak da anılan Yeni Güneş Kitabı’nın üçüncü cildi Liktorun Kılıcı’nda ise bu gizemli yolculuğun sonuna yaklaşıyoruz artık.
Günümüzden yüz binlerce yıl sonrası. Ancak öyle bir gelecek ki geçmişten farkı yok. Bugüne ait kültür ve olaylar artık bir anı bile değil. Gezegen, beklenmedik ve gizemli biçimlerde değişimler geçirmiş. Güneş’in ömrünün sonu gelmiş, sönmekte.
İşkenceci Severian, sürgün edildiği Thrax’a, Penceresiz Odalar Şehri’ne ulaştı sonunda. Ancak vicdanı yüzünden burayı da terk etmek zorunda kalacak ve dağları aşacağı bu yolculuğunda, adaş olduğu bir oğlan da yoldaşlık edecek ona.
Serinin bu cildinde, Severian, kaderin kendisi kadar azametli kılıcı Terminus Est ve pek kudretli bir ışığa sahip cevheri Pençe ile yoluna devam edecek, karşısına çıkan canavarları alt edecek, bu yıkılmış dünyanın mazisine dair biraz daha bilgi edinecek ve bazı eski yüzlerle tekrar karşılaşacak. Güneş elbet bir gün ölecek. Ve Yeni Güneş elbet bir gün doğacak.
Liktorun Kılıcı, tek hamleyle birbirinden ayrılmayan doğru ile yanlışın kitabı.
Ölüme Yazgılı Şehir
“Arkadi ve Boris Strugatski’nin en ünlü kitabı değil ama en iyi kitabı.” –Dmitri Gluhovski
“KİMSENİN KADERİMİZE HÂKİM OLMASINA İZİN VERMEYECEĞİZ! KENDİ KADERİMİZİN HÂKİMİ KENDİMİZİZ! MİLLETİN KADERİ MİLLETİN ELLERİNDE! İNSANLARIN KADERİ İNSANLARIN ELLERİNDE!”
Arkadi ve Boris Strugatski, entelektüel açıdan kışkırtıcı, inanılmaz eğlenceli, cesur ve eleştirel kitaplarıyla “Sovyetler döneminin en büyük bilimkurgu yazarları” sıfatını hak eden yegâne ikili. 1972’de tamamlanan ama “tehlikeli fikirlerle” dolu olduğu için ancak 80’lerin sonunda yayımlanabilen Ölüme Yazgılı Şehir ise birçokları tarafından yazarların magnum opusu kabul ediliyor.
Sabahları güneşin bir tuşa basılarak açıldığı ve geceleri kapandığı, bir tarafı uçurum, diğer tarafı ise inanılmaz yükseklikte bir duvarla çevrili gizemli bir şehir... Deney adındaki bu şehrin sakinleri farklı tarihlerden ve farklı mekânlarından koparılmış, Deney’de kendi kendilerini yönetmeye bırakılmış insanlardır ve amaçları şüpheli görünen Mentorlar tarafından yönlendirilmektedirler.
1950'lerin Leningrad'ından getirilen genç bir astronom, Andrey Voronin, şehirdeki ilk işi çöp toplayıcılığı olmasına rağmen Deney'e yürekten inanmaktadır. Andrey en yakın arkadaşının intiharından sonra sarsılacak, uzaylı olduklarını düşündüğü Mentorların kökenini ve amaçlarını öğrenmek için tehlikeli bir yolculuğa çıkacaktır.
Yönetici sınıfın olmadığı bir medeniyet mümkün mü? İnsanlar kendileriyle baş başa kalabilir mi gerçekten?
Özerkin Hisarı – Yeni Güneş Kitabı 4
“Günümüzün kesinlikle en iyi, en özgün yazarlarından. Eserleri benzersiz, hipnotize edici, hiçbir şeyle kıyaslayamamak korkutucu.” –Harlan Ellison
John W. Campbell En İyi Bilimkurgu Romanı Ödülü / Prix Apollo
Sizin İçin Tüm Vaatlerimi Yerine Getirdim Mi?”
Bilimkurgunun Melville’i olarak bilinen Gene Wolfe, spekülatif edebiyatın sınırlarını zorlayan, fantaziden bilim ve bilimden de fantazi çıkarmayı başaran, türün her alanında eşit muazzamlıkta eserler veren ender yazarlardan biri. Wolfe’un dilin ve türün imkânlarını sonuna kadar kullandığı, bilimkurgunun Ulysses’i olarak da anılan Yeni Güneş Kitabı dörtlemesinin son cildi Özerkin Hisarı başladığı yerde bitiriyor yolculuğu.
Günümüzden yüz binlerce yıl sonrası. Ancak öyle bir gelecek ki geçmişten farkı yok. Bugüne ait kültür ve olaylar artık bir anı bile değil. Gezegen, beklenmedik ve gizemli biçimlerde değişimler geçirmiş. Güneş’in ömrünün sonu gelmiş, sönmekte.
Severian bir zamanlar işkenceciydi, ardından liktor görevini üstlendi, şimdiyse yazgısındaki asıl mertebeye erişmek üzere. Ama önce ölü bir askeri diriltmeye çalışacak, ateşler içinde hasta yatacak, daha sonraysa dinleyeceği dört hikâyenin en iyisini seçecek.
Dörtlemenin son kitabında, Severian kadim bir nesneyi asıl sahiplerine teslim edecek, büyük bir savaşın içinde bulacak kendini, Harçâlem’in Özerki ile tanışacak en nihayetinde ve zamanın ötesindeki yeşil adam ile karşılaşacak bir kere daha. İnsanlığın yıldızlara tekrar erişip erişmemesi onun elinde artık. Güneş ise bir gün ölecek elbette. Peki, Yeni Güneş doğacak mı yine?
Özerkin Hisarı, tek bedende birden fazla ömrün kitabı.
Resimli Adam
“Bradbury’nin öyküleri öylesine içinize işliyor ki bir daha unutamıyorsunuz.”
–Margaret Atwood
Ulusal Kitap Ödülü
Pulitzer Onur Ödülü
Ulusal Sanat Madalyası
“Bu resimler geleceği gösterir.”
Ray Bradbury sadece bilimkurgunun değil fantastik edebiyatın ve korkunun da yirminci yüzyıldaki ustalarından biri. Bilimkurgunun “iyi edebiyat” da olabileceğini kanıtlayan belki de ilk yazar. Tüm yeteneklerini sergilediği ve çerçeve öykü formatında yazdığı Resimli Adam ise modern bireyin psikolojisine ve teknolojik ilerlemenin karanlık yanına ışık tutan eşsiz bir öykü derlemesi.
Tüm vücudu, hareket eden dövmelerle kaplı Resimli Adam bu durumundan dolayı neredeyse kırk yıldır kalıcı bir iş bulamamıştır hatta karnavallarda bile çalışamıyordur artık. Çünkü lanetli bedeninin üzerindeki dövmeler geleceği göstermektedir. Yanında belli bir süre geçiren kişinin kaderi Resimli Adam’ın bedeninde görünüverir.
Dövmeleri üzerinden hikâyeler bir bir ortaya dökülür. Bir çocuğun hayalleri kadar naif, bir bilim insanının gerçekleri kadar kuvvetli toplam on yedi öykü Resimli Adam’ın vücudunda hayat bulur.
Ölümden inançlara, nükleer savaştan ırkçılığa, dünyanın sonundan uzaydaki yalnızlığımıza kadar insanlığa dair birçok konuya değinen Bradbury, hayallerimizle hakikati karşı karşıya getirip eleştiren, düşündüren ve dehşete düşüren bir bilimkurgu klasiği ortaya çıkarıyor.
Resimli Adam, bilimkurgunun kaleydoskopu.
Tanrıların Altını
Vakıf
Hugo Tüm Zamanların En İyi Serisi Ödülü
1941 yılında genç bir bilim insanı ve yazar olarak Isaac Asimov, Edward Gibbon’ın yazdığı Roma İmparatorluğu'nun Gerileyiş ve Çöküş Tarihi’nden etkilenerek çağının çok ötesinde bir destan yazdı: Galaktik İmparatorluk’un çöküşü ve feodalizmin dönüşü, İkinci Galaktik İmparatorluk dönemindeki güvenli ortamdan geçmişe bakan bir bakış açısıyla anlatıldı. İşte bu süreç sonucunda “Tarih tahmin edilebilir mi?”, “Toplum nasıl yönetilmeli?” ya da “İmparatorluklar neden yükselir ve çöker?” gibi soruları sormaktan çekinmeyen destansı Vakıf Serisi ortaya çıktı.
Galaktik İmparatorluk’un altın çağıydı. Binlerce yıldır gezegenler bu kadim medeniyetçe yönetiliyordu. Ancak bir adam, imparatorluğun çökeceğini öngörme cüretini gösterdi: Psikotarih biliminin öncüsü Hari Seldon. Tahminlerine göre galaktik savaş kaçınılmazdı. Bu durumu olabildiğince ertelemek adına iki Vakıf kurdu; biri imparatorluğun sahip olduğu binlerce yıllık bilgiyi korumakla yükümlüydü, diğerinin ise ne yeri ne de amacı biliniyordu. İmparatorluk çökmeye başlayınca Galaktik Ansiklopedi üzerinde çalışan Birinci Vakıf sakinleri, Seldon’ın onlar için tahminlerinin de ötesinde bir rol biçtiğini anlayacaktı.
İthaki Yayınları, Vakıf Serisi’ni yayımlanma sırasına göre yayımlamaya devam edecek.
Yayımlanış tarihine göre: 1. kitap / Kronolojiye göre: 3. kitap
Yeryüzü’ne Düşen Kız
İNSANLIĞI KURTARMAK İÇİN NE KADAR İLERİ GİDEBİLİRSİN?
Aria, hastalıkların ve hatta ölümün olmadığı, çok düzenli bir gezegende yaşar. Artık Dünya, insanların üzerinde çalışabilmek ve deneyimlerinden bir şeyler öğrenebilmek için yüzyıllar önce deneklerle doldurdukları 'Gölge Gezegenleri'dir. Şimdiyse deney sona ermek üzeredir ve Aria, bilim insanı babasıyla birlikte Dünya'ya giderek insanları yok edecek bir olaylar zincirini başlatmak zorundadır. İnsanların değersiz olduğuna inandırılarak yetiştirilen Aria, kendisinin de yarı insan olduğunu keşfedince şok olur. Dünya sakinlerinin ölümlü olmalarına rağmen hayattan keyif aldıklarını ve sevgi dolu olduklarını görünce hayrete düşer. Ancak bunu anladıktan sonra, onları ve kendisini bu felaketten nasıl kurtarabilir?

Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.