Villon’un Karısı
₺200,00 Orijinal fiyat: ₺200,00.₺165,00Şu andaki fiyat: ₺165,00.
İnsanlığımı Yitirirken ve Güneş Batarken gibi romanlarıyla, son yıllarda en çok okunan Japon yazarlardan Osamu Dazai’ın Villon’un Karısı başlıklı bu öykü seçkisi, okuru onun hâkim portresinin yer yer dışına çıkan bir yazar profiliyle baş başa bırakıyor. Kadın suretlerinin zenginliğiyle karakterize olan bu seçkiye, ilk öyküden itibaren yazarın hayatına giren özel bir kadının gölgesi eşlik ediyor.
Trajedilerle bezeli hayatından ve gözünü savaşa açan Japon toplumunun ahvalinden damıttığı öykülerinde Dazai, gerek coğrafyasının klasikleşmiş sanat imgelerinden esinlenerek betimlediği manzaralar, gerekse Japon edebiyatının köklü geleneğinden beslendiği biçimsel oyunlar eşliğinde kara mizahı iyiden iyiye koyultuyor.
Hayatın her anında duyumsadığımız bir başınalığımızla bizi bir kez daha başbaşa bırakan bir yapıt…
| Yayınevi | Sel Yayıncılık |
|---|---|
| Yazar | Osamu Dazai |
| Sayfa Sayısı | 112 |
| Kağıt Cinsi | 2. Hamur |
| Baskı Yılı | 2024 |
| Boyut | “13, 0″, 5 X 21 |
| Cilt Tipi | Karton Kapak |
1 adet stokta
Sel Yayıncılık – Villon’un Karısı
/n
İnsanlığımı Yitirirken ve Güneş Batarken gibi romanlarıyla, son yıllarda en çok okunan Japon yazarlardan Osamu Dazai’ın Villon’un Karısı başlıklı bu öykü seçkisi, okuru onun hâkim portresinin yer yer dışına çıkan bir yazar profiliyle baş başa bırakıyor. Kadın suretlerinin zenginliğiyle karakterize olan bu seçkiye, ilk öyküden itibaren yazarın hayatına giren özel bir kadının gölgesi eşlik ediyor.
Trajedilerle bezeli hayatından ve gözünü savaşa açan Japon toplumunun ahvalinden damıttığı öykülerinde Dazai, gerek coğrafyasının klasikleşmiş sanat imgelerinden esinlenerek betimlediği manzaralar, gerekse Japon edebiyatının köklü geleneğinden beslendiği biçimsel oyunlar eşliğinde kara mizahı iyiden iyiye koyultuyor.
Hayatın her anında duyumsadığımız bir başınalığımızla bizi bir kez daha başbaşa bırakan bir yapıt…
İlgili ürünler
Çikolataca Konuşur Musun
Çikolatanın gücünü asla hafife almayın!
Jaz, okulun yeni öğrencisi Nadima sınıflarına geldiğinde çok sevinmişti. En sonunda bir sıra arkadaşı olacaktı. Tek sorun Nadima’nın tek kelime bile İngilizce konuşamamasıydı. Nadima Suriye göçmeniydi. Jaz kısa sürede Nadima ile iletişim kurmanın bir yolunu bulur: Çikolata!
Jaz, arkadaşları ve ailesiyle ilişkilerinde; disleksi olduğu için de bazı derslerinde zorluklar yaşayıp hatalar yapsa da bu durumu düzeltmek için daima çaba gösteriyor. Nadima ile arkadaşlıklarında onları farklı kılan değil birleştiren şeyler üzerine yöneliyor.
Ailesiyle birlikte Suriye’deki iç savaştan botlarla kaçıp İngiltere’de bombalardan ve silahlardan uzakta yeni hayatına uyum sağlamaya çalışan Nadima ve Jaz’ın çok özel dostlukları okuyucuları gülümsetirken bazen de savaş ve mültecilik gibi hassas konular üzerine düşündürecek.
Çikolataca Konuşur Musun? arkadaşlığın dilinin kelimeler değil anlamlar olduğunu ve farklı diller konuşmanın, farklı kültürlerden gelmenin arkadaşlığın önünde engel olmadığını gösteren sımsıcak bir arkadaşlık hikâyesi.
Biraz çikolatadan daha fazlası!
Eyvah. Dayım Kayboldu! – Uçuk Kaçık Ailemle Maceralar
Uçuk Ailesi olarak yeni bir tatile ve yine kaçık bir maceraya doğru yola çıkıyoruz! Her şey, tatilimizin başlangıcı olan otel odasında gece altı kişi yatıp, sabah beş kişi kalkmamızla başladı!
Başta dayımın kaybolmuş olmasına ihtimal vermemiştik. Ancak polislerle birlikte güvenlik kamerası kayıtlarını izlediğimiz an, işler daha da karıştı. Dedem, kumlara gömülmenin verdiği zevki yaşayamadan “Reham!” diye feryat ederken buldu kendini. Annem ve babam, rötarlı bir panik yaşarken Neşe ise kapı eşiğine yerleştirdiği tuzağın derdine düştü. Ben mi? Ben de polisleri bile hayrete düşürecek bir kaçırılma vakasının orta yerinde, çay içiyorum işte. Hem de dayımı kaçıran adamlarla birlikte!
Anlayacağın, hayallerin önce suya düştüğü sonra balıklama yüzdüğü, kafa karıştıran, beyin yakan acayip bir tatil macerası bu
Yakıcı Sır
Yıldırım Sesli Manasçı-Asker Çocuğu-Beyaz Yağmur
Cengiz Aytmatov’un birbirinden güzel üç hikayesinin yer aldığı kitap; aslında insan, mekan ve hafıza arasında birbirini sürekli besleyen ilişkinin göz önüne serilmesi bakımından büyük önem taşıyor. Aytmatov, Asker Çocuğu isimli hikayesinde tıpkı çocuk kahramanların olduğu diğer hikayelerindeki gibi, çocuğa uçsuz bucaksız bir hayal dünyası vermiştir. Yazarın bu hikayesinde yetim bir çocuğun babaya duyduğu hasret okuyucuya öyle kuvvetli hissettirilmiştir ki, kısacık bir hikayede bunu başarmak elbette Aytmatov’un ustalığını bir kez daha ispatlamaktadır. Beyaz Yağmur hikayesinde aşkın tertemiz halini, Yıldırım Sesli Manasçı’da ise ölümsüz olanın fikir olduğunu anlatan Aytmatov, şu sözlerle Kırgız kahramanını bir Manas anlatıcısına dönüştürür: “Bu dünyada insanlar doğar ve ölür. (…) Ama dünyada, insan hafızası zamana meydan okur. İnsanın kendi hayatı, göz açıp kapatıncaya kadar geçen zaman kadar kısadır. Ölümsüz olan düşüncedir, fikirdir. Ve bu fikirler insandan insana geçer. Ölümsüz olan Manas’tır”

Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.