Umut
₺80,00
| Yayınevi |
Edebiyat Dergisi |
|---|---|
| Yazar |
Nuri Pakdil |
| Sayfa Sayısı |
116 |
| Kağıt Cinsi |
2. Hamur |
| Baskı Yılı |
2014 |
| Boyut |
"13 ,00 X 21 ,00" |
1 adet stokta
Edebiyat Dergisi – Umut
İlgili ürünler
Cimri – Hasan Ali Yücel Klasikleri 37
Moliere (Jean-Baptiste Poquelin) (1622-1673); Eserlerindeki tiplemelerle dünya edebiyatında, Shakespeare’den sonra insan gerçekliğine belki de en derinlemesine nüfuz eden oyun yazarlarından biridir. Kadınlar Mektebi’nden Kibarlık Budalası’na, Cimri’den Hastalık Hastası’na bu oyunlar, sadece dönemin tutucu otoritelerini rahatsız etmekle kalmamış, tazaliklerini bugüne kadar korumuşlardır.
Köprü – İrfan Yayıncılık
Oidipus Kolonos’ta – Hasan Ali Yücel Klasikleri 280
Sophokles (MÖ 495-406): Yunan tragedyasının en önemli yazarları arasında adı ilkönce hatırlanan Sophokles, konuları işleyişi ve oyundaki karakterleri canlandırmakta ustalığıyla ayrı bir yere sahiptir. Tiyatro tekniğini geliştirmiş, diyaloglara, dekor ve kostüme önem vermiştir. Tragedyalarında dönemin yazarlarında rastlanmayan derli toplu bir içyapı görülür. Eserlerinde yazgı sorununu her zaman ön planda tutar. Katıldığı yarışmalarda yirmiden fazla ödül almıştır. Yüz yirmi üç tragedya yazan Sophokles’in eserlerinden sadece Aias, Antigone, Kral Oidipus, Elektra, Trakhisli Kadınlar, Philoktetes, Oidipus Kolonos’ta günümüze ulaşabilmiştir. Oidipus Kolonos’ta eseriyle Hasan Ali Yücel Klasikler Dizisi’nde Sophokles’in tüm eserleri tamamlanıyor.
Paris’te Katliam
Christopher Marlowe, (1564-1593): Hayatı ve ölümü bir gizem perdesiyle örtülü olan sanatçı Elizabeth döneminin en önemli oyun yazarları arasında yer alır. Canterbury’de bir ayakkabıcının oğlu olarak dünyaya gelmiş, zeka ve yeteneği ile sivrilmiş, zamanının en iyi eğitimini almıştır. Din öğrenimi yapmak üzere gittiği Cambridge Üniversitesi’nde tarih ve felsefeyle de ilgilenmiş, Fransızca öğrenmiş, lisans ve lisans üstü derecelerle mezun olmuştur. İngiliz tiyatrosunda uyaksız dizeler ve açık ölçü sayesinde dilin tüm olanaklarının kullanılabildiği yeni bir çığırın öncüsü olmuştur. Kartaca Kraliçesi Dido’yu Thomas Nashe ile birlikte 1587’den önce yazdığı tahmin edilmektedir. Bu oyunu Büyük Timurlenk 1-2, Maltalı Yahudi, Doktor Faustus ve 2. Edward izler. Paris’te Katliam yazarın son oyunudur. Uyumsuz, kavgacı ve küfürbaz bir insan olan Marlowe’un Katolik öğrenciler arasında devlet ajanı olarak çalıştığına dair şüpheler vardır. Kalpazanlıkla suçlanmış, tanrıtanımazlık iddiasıyla kovuşturulmuş ve bir meyhane arkadaşı tarafından öldürülmüştür.
Reis Bey – 17
Mesudiye Otelinin holü... Cephede, holün sokağa bakan vitrini... Vitrinde, otelin ismi tersine okunuyor... Sol dip köşede, girinti şeklinde iki duvarlık bir dirsek... Dirseğin sağ duvara bakan uç tarafında da, yukarı kattan inen ve dirseğin ön ucundan bükülüp cephe istikameti bulunan merdiven.. Sağda, sağ ön köşeye geçit bırakan müracaat gişesi... Gişenin arkasında ve duvarda, anahtar hücrelerinin çerçevesi... Merdiven kıvrığının sağ duvara bakan tarafında, vitrinin ortasında, giriş kapısıyla gişe arasında, ön planın sol ve orta yerinde, beyaz örtülü masalar ve iskemleler... Sağ ve sol köşelerde iki büyük koltuk... Göze çarpan herşey kenar semtte, orta halli bir otel manzarası gösteriyor...
Tohum – 15
Tohum: (3 Perde ) Muhsin Ertuğrul, bir yemekte; "Niçin bir piyes yazmıyorsun?" sualiyle, tiyatroyu, "hayatın (kantite) gibi değersiz ve geçici yüzünü değil, (kalite) gibi derin ve sonsuz şahsiyetini zapteden ve onu molozlarından ayıklayarak tasfiye eden, tıpkısını, fakat başka türlüsünü gösteren mistik bir ayna" olarak gören Necip Fazıl`ın yıllardır içinde gömülü bir hasrete dokunur. O anda, Şehir tiyatrosuna bir eser teslim etmek için sadece 20 günlük bir süre kalmıştır. Hemen kararını verir ve 7 gün içinde "Tohum"u bitirir.
Töre
Turgut Özakman, "Bütün Oyunları" dizisinin altıncı kitabında daha önce defalarca sahnelenmiş Güneşte On Kişi, Duvarların Ötesi ve Töre isimli üç oyun bulacaksınız.
Özakman, Töre'yi, "kadını yüceltmek, kan davasını aşağılamak için" yazılmış bir oyun olarak niteler. Töre, "ölüm"e karşın "yaşam"ı savunmayı seçen, ailedeki erkeklerin çoğunu yitirmiş sekiz kadının öyküsüdür. Kadınların bile ellerinde silah "düşman izi" sürdüğü bir karabasan ortamında yaşanan dram, gözleri görmeyen nene ve torun Zühre üstünde odaklanır.

Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.