Sultan Alparslan
₺78,00
Anayurdumuz olan Orta Asya’da
birçok büyük devlet kurmuş olan Türkler,
aynı zamanda tarihte iz bırakmış çok sayıda hakanlar,
kağanlar, hükümdarlar ve padişahlar yetiştirmişlerdir.
Bunların arasında, özellikle hâlen yaşamakta olan
bizler için Alparslan; ayrı bir önem ve değere sahiptir.
***
Bu eser, Sultan Alparslan’ın kişiliğini anlamak adına hazırlanmış bir el kitabı niteliğindedir.
| Yayınevi | Nesil Genç |
|---|---|
| Yazar | Ahmet Altıntaş |
| Sayfa Sayısı | 64 |
| Kağıt Cinsi | 1. Hamur |
| Baskı Yılı | 2023 |
| Boyut | “12, 50 X 19, 50″ |
| Cilt Tipi | Karton Kapak |
1 adet stokta
Nesil Genç – Sultan Alparslan
Anayurdumuz olan Orta Asya’da
birçok büyük devlet kurmuş olan Türkler,
aynı zamanda tarihte iz bırakmış çok sayıda hakanlar,
kağanlar, hükümdarlar ve padişahlar yetiştirmişlerdir.
Bunların arasında, özellikle hâlen yaşamakta olan
bizler için Alparslan; ayrı bir önem ve değere sahiptir.
***
Bu eser, Sultan Alparslan’ın kişiliğini anlamak adına hazırlanmış bir el kitabı niteliğindedir.
İlgili ürünler
Anadolu Türk Tarihi 1 / Büyük Selçuklu Devleti
Milli Mücadele Tarihi 1908 – 1923
Tarih alanında dünyanın tartışmasız en büyük isimlerinden biri olan Halil İnalcık’ın kaleminden Millî Mücadele Tarihi.
İnkılâp tarihini bir bütün olarak kavrayabilmek için 1908 yılındaki II. Meşrutiyet’in ilanından başlanması gerektiğini söyleyen İnalcık, ilk olarak 1908-1918 arasındaki belli başlı gelişmeleri kuşbakışı bir perspektifle ele alıyor. Bu çerçevede imparatorluğu kurtarmak için Osmanlılık ve Türkçülük akımlarının gelişimini, İttihat ve Terakki’nin iktidar sürecini, I. Dünya Savaşı’ndaki gelişmeleri ve savaş bitiminde memleketin işgaline giden aşamaları irdeliyor.
İzmir’in işgali ve sonrasında Mustafa Kemal’in Anadolu’ya geçişi ile başlayan süreç Türk Kurtuluş Savaşı’nın odağını oluşturmaktadır. Bu çerçevede İnalcık, millî iradenin hâkim olması için Erzurum ve Sivas kongreleri ile başlayan mücadelenin 23 Nisan 1920’de Ankara’da Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışı ile ivme kazandığını ve sonrasında Doğu, Güneydoğu ve Batı Anadolu’da Mustafa Kemal liderliğindeki Türk ordusunun elde ettiği başarılar ile saltanatın kaldırılması ile neticelendiğini ortaya koyuyor. İnönü Muharebeleri, Sakarya Muharebesi ve Büyük Taarruz’dan başarılı bir netice elde eden Ankara Hükümeti’nin 24 Temmuz 1923’te imzalanan Lozan Antlaşması ile siyasi olarak mevcudiyetini dünya kamuoyuna tescil ettirdiğini gösteriyor.
Millî Mücadele Tarihi, Halil İnalcık’ın kaleminden 1908-1923 yılları arasında millî iradenin hâkim kılınmasının aşamalarını ve Mustafa Kemal Atatürk’ün bu aşamalardaki etkin liderliğinin detaylı anlatımı.
Muhteşem Süleyman
Ortaçağ İnsanları
Ortaçağ İnsanları Nasıl Yaşarlardı?
Ortaçağ’da yaşamış bir köylü, bir ev hanımı, bir kumaşçı bizim tarih ufkumuzda kaybolup gider. Oysa bir derebeyinin mülk defteri, kronikler, seyyahların hikâyeleri, başrahibin kayıtları, ev idaresi konulu öğretici eserler, aile mektupları koleksiyonları, evler, kitabeler ve vasiyetnameler araştırmacılar için bulunmaz birer kaynak niteliğindedir. İşte Ortaçağ’ın sıradan insanlarının bu sıra dışı hayatları, çağın detaylarını keşfetmek adına oldukça önemlidir.
Eileen Power, İngiliz tarihçiliğinde de var olan bu eksikliği çok önceden fark etmişti. Ortaçağ İnsanları bu eksikliği gidermek için yazdığı, Ortaçağ’ın gündelik hayatını yeniden kurguladığı bir eser... Sıradan insanları sıradan olmayan bir üslupla anlatması ise kitabın en dikkat çeken tarafı...
Kitapta Çiftçi Bodo’nun peşinden Şarlman zamanındaki bir yurtluk hayatını, Marco Polo ile 13. yüzyıl iklimini ve onun seyahat aşkının hikâyesini, Madame Eglantine ile bir başrahibenin yaratıcı tasviri ile beceriklice harmanlanmıs¸ gec¸ Ortac¸agˆ piskoposlarının ziyaret kayıtlarını, Parisli bir ev hanımıyla 14. yüzyılın ev hayatını, Thomas Betson ile 15. yüzyılın yün ticaret dünyasını ve tacirleri, VII. Henry zamanında bir Essex kumaşçısının faaliyetlerini tüm canlılığıyla okumak mümkün.
Bu şekilde Ortaçağ gündelik hayatının kapılarını aralayıp günümüze ışık tutan Power; bize dinden, siyasetten, du¨s¸u¨nce hayatından, ticaretten, u¨retimden, ziraat ve kadın vazifelerinden o¨rneklerle kuşattığı yeni bir dünya sunuyor.
Ortaçağ İnsanları, oldukça geniş ve her türlü sürprize açık olan bir dönemin bilinmeyen yönlerini şahıslar eşliğinde ortaya koyan benzersiz bir sosyal tarih çalışması…
Savaş Sanatı – Hasan Ali Yücel Klasikleri 234
Sun Zi / Sun Tzu (MÖ 6. yy) Yazarın adı Wade-Giles transkripsiyon sisteminde “Sun Tzu”, Pin-Yin transkripsiyon sisteminde “Sun Zi” olarak yazılmaktadır. Doğum ve ölüm tarihi tam olarak bilinmemektedir. Komutan ve düşünür olarak ünlenen Sun Zi’nin Savaş Sanatı adlı eseri insanlık tarihinin en eski ve en fazla araştırılan ve tartışılan strateji eseridir. Bütün dünyada sadece askerlik alanında değil, iş idaresi ve kişisel gelişim gibi pek çok alanda da bir strateji klasiği olarak kabul görmüştür.
Süleyman Askeri Bey – Teşkilat – I Mahsusa’nın İlk Başkanı
İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin fedaisi; Şemsi Paşa suikastını organize eden ve II. Meşrutiyet’e giden kapıyı ardına kadar aralayan kişi; “İlk Türk Cumhuriyeti” olarak bilinen Garbî Trakya Hükûmeti’nin kurucusu; Teşkilat-ı Mahsusa’nın kurucu başkanı ve Teşkilat’ın Kafkasya’dan Orta Doğu’ya, Afrika’dan Orta Asya’ya kadar yürüttüğü onlarca özel harp faaliyetinin baş mimarı… Türk gayrinizami harp tarihinin en önemli ismi ve tarihçiliğimizin hakkını teslim edemediği sayısız kahramandan biri Süleyman Askerî Bey…
Gönülden bağlı olduğu, uğruna canından geçtiği Osmanlı Devleti’nin muzaffer olması için hiçbir mücadeleden kaçınmayan Süleyman Askerî Bey, büyük bir savaş meydanına ilk defa 1911’de İtalyanlara karşı durmak için Trablusgarp’ta çıktı. Burada Enver Bey’in kurmay başkanı olarak ölümüne savaştı ve ömrünün geri kalanını çatışmada vücuduna giren ancak doktorların çıkaramadığı Trablusgarp hatırası bir mermiyle geçirdi.
Sonrasında Balkanlar’daki karışıklıkları dindirebilmek ve buradaki Türk varlığını koruyabilmek adına bölgede Garbî Trakya Hükûmeti’ni kurdu. Bulgaristan’da yürüttüğü örtülü operasyonla Bulgaristan’ın I. Dünya Savaşı’nda Osmanlı Devleti’nin safında savaşa girmesinin en kritik aktörlerinden biri oldu. Kurucu başkanı olduğu Teşkilat-ı Mahsusa’nın Osmanlı coğrafyasının ve dünyanın dört bir köşesinde yürüttüğü onlarca özel harp faaliyetinin stratejistiydi. Son görev yeri Irak’ta İngilizlere karşı savaşırken ordusunun yenik düşmesine dayanamayarak 14 Nisan 1915’te emanetini kendi eliyle teslim etti.
31 yıllık kısa ömrüne çok büyük işler sığdıran Süleyman Askerî Bey’in hayatı bu kitapla adeta yeni baştan yazılıyor. Tarihçi Süleyman Tekir, Askerî’nin daha önce gün yüzüne çıkmamış kişisel evrakı ve hatıratının yanı sıra Askerî’nin ailesiyle yaptığı sözlü tarih çalışmalarıyla bu büyük kahramanın geçmişimizde bıraktığı önemli izleri ustalıklar tespit edip gün yüzüne çıkarıyor.
Süleyman Askerî Bey: Teşkilat-ı Mahsusa’nın İlk Başkanı, hem Askerî’nin hayatıyla ilgili birçok bilinmezi açığa çıkarıyor hem de akademik ve popüler literatürdeki çarpık görüşleri tashih ediyor.
Şüphe: Hayri Bey’in Vefatı İntihar Mı Cinayet Mi?
“Kadı ola davacı vü muhzır dahi şâhit
Ol mahkemenin hükmüne derler mi adâlet”
Ziya Paşa
Yaptığı özgün çalışmalarla Türk ve dünya tarih literatürüne önemli katkılarda bulunmuş çok değerli bir isim olan Prof. Dr. Ali Akyıldız, bu kitabında, sarayda Sultan II. Abdülhamid’in hemen yanı başında, Ceyb-i Hümayun kitabetinde görev yapan Daruşşafaka mezunu Hayri Bey isimli bir kâtibin şüpheli bir biçimde yaralanarak vefatı sonucunda usule uygun bir inceleme ve soruşturma yapılmaksızın apar topar defnedilmesi, vehimli padişahın duruma el koyarak bir gün sonra büyük bir heyetin huzurunda mezarını açtırıp na’şına otopsi yaptırtması, polis müfettişleriyle zaptiye nazırının soruşturma neticesinde ortaya çıkan bulgu ve verileri değerlendirip saraya iletmesi ve dosya tekemmül ettikten sonra da sanıkların yargılanması süreçlerini tabir caizse bir “tarih dedektifi” titizliğiyle inceliyor.
Akyıldız, bu çalışmayla bir ölümün cinayet mi yoksa intihar mı olduğunu sorgulamanın yanı sıra, Sultan II. Abdülhamid döneminde emniyet ve yargı sistemlerinin çalışma usulleriyle dönemin basınının kamuoyu oluşturma süreçlerini de gözler önüne sererek polisiye romanları aratmayacak derecede kıymetli bir mikro tarih eseri ortaya koyuyor.

Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.