Secdede Son Nefes
₺200,00 Orijinal fiyat: ₺200,00.₺160,00Şu andaki fiyat: ₺160,00.
Dayanabilen yüreklere….
Her gün okuyucularımdan onlarca mektup ve mesaj alıyorum. Bu da onlardan birisiydi.
Ama öylesine ibretli, öylesine yakıcıydı ki, ilk okuyuşta, kelimenin tam anlamıyla şaşırıp, kalmıştım.
Hiç düşünmeden “bu mutlaka kitap olmalı” diye geçirdim içinden… Yazıyı gönderen okuyucumla görüşüp, hayat hikâyesini dinleyince de; şaşkınlığım büsbütün artmıştı.
“Allah’ım ! Olamaz böyle bir şey” diye inledim, hayretler içinde kalarak….
İşte insanın kanını donduran, aklını uçuran ve herkese müthiş bir hayat dersi sunan bu yaşananlar, kitap haline geldi.
Gençlerden yaşlılara, evlilerden bekârlara, patronlardan işçilere her kesim, bu kitabı mutlaka okumalıdır. Çünkü hepsine de yetecek hayatın gerçekleri ve ibretli örnekleri vardır.
Dayanabilen yürükler, buyurun…
| Yayınevi | Nesil |
|---|---|
| Yazar | Halit Ertuğrul |
| Sayfa Sayısı | 136 |
| Kağıt Cinsi | 1. Hamur |
| Baskı Yılı | 2023 |
| Boyut | “14, 00 X 21, 00″ |
| Cilt Tipi | Karton Kapak |
1 adet stokta
Nesil – Secdede Son Nefes
Dayanabilen yüreklere….
Her gün okuyucularımdan onlarca mektup ve mesaj alıyorum. Bu da onlardan birisiydi.
Ama öylesine ibretli, öylesine yakıcıydı ki, ilk okuyuşta, kelimenin tam anlamıyla şaşırıp, kalmıştım.
Hiç düşünmeden “bu mutlaka kitap olmalı” diye geçirdim içinden… Yazıyı gönderen okuyucumla görüşüp, hayat hikâyesini dinleyince de; şaşkınlığım büsbütün artmıştı.
“Allah’ım ! Olamaz böyle bir şey” diye inledim, hayretler içinde kalarak….
İşte insanın kanını donduran, aklını uçuran ve herkese müthiş bir hayat dersi sunan bu yaşananlar, kitap haline geldi.
Gençlerden yaşlılara, evlilerden bekârlara, patronlardan işçilere her kesim, bu kitabı mutlaka okumalıdır. Çünkü hepsine de yetecek hayatın gerçekleri ve ibretli örnekleri vardır.
Dayanabilen yürükler, buyurun…
İlgili ürünler
Bülbülün Kırk Şarkısı Hz. Muhammed İçin
Gönüllere şifa bir hayat hikayesi: Hazret-i Muhammed…
Selamlar ki, şeker dudaklıların vuslatı gibi içtendir, elbette onadır. Hasretler ki, aşıkların avazı kadar yanıktır, elbette onadır. Övgüler ki, özlem sözlerince füzun ve arzular ki sevgililerin saçları misali uzun, ona, hep ona, hep onadır. O ki güldür, o ki sevgilidir, bütün mecburiyetler onadır.
Çölde alevlerle küfürler kavururken insanlığı ve bir gün ortasında kızıl kayalara çarparken vahşetlerin tutuşturduğu dalga dalga nefesler, bir melek adını andı onun. Sözcükler henüz yetim, sevgiler hançer sokumlarına mahkumdu. Goncalardan kan damlıyordu gülistanlara ve çırçır böceklerinin rüya aralığında cinayetler işleniyor; babalar kızlarını toprağa diri diri gömüyordu. Cinnet karargahına dönen yüreklerde hep aynı boşluk vardı ve masum kelebekler çarmıha geriliyordu, yalnızca masum oldukları için...
Zaman öyle bir zaman, mekan öyle bir mekandı… Ebabiller kara yere kararken Ebrehe’nin fillerini, gonca ana rahminde yetim kalıverdi. Kabe’nin duvarını bir kırlangıç kucaklamıştı oysa, çığlık çığlığa… Ardından bir şair kollarını açıp haykırmıştı: “Yaklaşıyor yaklaşmakta olan!.. Yaklaşıyor yaklaşmakta olan!.. Yaklaşıyor yaklaş…”
Avizesi cevza, ışığı dolunay idi gecenin... Yaklaşmakta olan, bir gül olup açtı ve yeminler edildi ömrüne. Gül açınca taşırdı insanlığın sevinç ırmaklarını ve dünya ilk kez dünya olduğunu hissetti. Bir bülbül gülün aşkına yanmış, yanmaktan kana boyanmıştı. Anlatıyordu: Zaman o gül gibi gül görmedi zaman olalı Gülün güzelliği dillerde dasitan olalı Peygamber Efendimizin hayat hikayesi… İskender Pala’nın güçlü kaleminden…
İlahi Söz
Dünyanın pek çok ülkesinde ilgiyle takip edilen Nouman Ali Khan’ın Kur’an-ı Kerim’in anlaşılması ve hayata aktarılması için gösterdiği çaba bu defa bambaşka bir kitapla okurla buluşuyor: İlahî Söz/Kur’an’ın Edebî Dilini Keşfetmek
Nouman Ali Khan ve öğrencisi Sharif Randhawa’nın Kur’an’ın dili ve edebî özellikleri üzerine yıllardır yaptıkları çalışmalar neticesinde birlikte kaleme aldıkları eser, Kur’an’ın emsalsiz diline, üslubuna, ritim ve kafiye düzeneğine etkileyici bir pencere açıyor. Ayetlerin simetrisine, kullanılan benzetmelere ve aktarılan mesellere bambaşka bir gözle bakmamızı sağlayan bu ayrıntılar her okuyuşumuzda Kur’an’ın başka bir mucizesini görmemizi sağlıyor.
İlahî Söz, Kur’an dilinin mucizevi yönüne, kelime yapısı hem de kelimelerin kullanımı ve dili açısından deliller getirerek okurlarını Kur’an’ın, Rabbimizin kelamı olduğuna hiçbir şüphe bırakmaksızın bir kez daha ikna ediyor ve Kur’an’ın ilahî mesajına çağırıyor.
“İlahî Söz, Kur’ân’ın edebî dili üzerinde yapılan çok önemli bir çalışma. Kur’ân’ın hem üslubunun hem de yapısının anlaşılması için çok kıymetli katkılar sağlıyor. Şiddetle tavsiye ederim.”
Carl W. Ernst, Kuzey Carolina Üniversitesi, Chappel Hill
“İlahî Söz, okuyucularını Kur’ân’ın hem edebî inceliklerinden hem de nükteli yapısından haberdar ediyor.”
Raymond Farrin, Kuveyt Amerikan Üniversitesi
Kendini Arayan Kadın
Mifarim N – İşaret Iv
“Eğer günahlarından ders çıkarıp onları ‘iyiliğe’ dönüştürmeyi, hissettiğin pişmanlık ve vicdan azabının yangınında ruhunu güzelleştirme arzusu ile tekâmülünü gerçekleştirmeyi başarabilirsen, işte o zaman kişiye ‘günahkar’ denilmesinin arkasındaki ‘gizli Rahmet’i de anlarsın… Günahından ‘kar’ edene ‘günah-kar’ denir. Günah-kar günahlarından dolayı aczini görüp boyun eğmeyi, ‘yokluğu’ yaşamış; Rabb’ine karşı duyduğu utanç ile varoluş amacını gerçekleştirme peşine düşmeyi öğrenmiş, hatalarını ve isyanlarını ilahî hakikatini aşikar etmek için ‘bir dönüşüm vesilesi’ kılmış kişidir.”
Misafir’in sözleri bütün hücrelerimi adeta yakmıştı. Günah-kar… Günahlarından dolayı duyduğu “samimi” utancı ve pişmanlığıyla Rabb’inin affı ve merhameti sayesinde “kar” edip temizlenmiş, böylece de yüceltilmiş ruh… Aman Ya Rabbî! Bu ne muhteşem bir açıklamaydı…
Misafir üzüntülü bir sesle şöyle söyledi: “Allah’ı takdir edemediler… O’nun kadrini, kıymetini gereği gibi bilemediler...”
İçimi derin bir utanç kapladı... Derin bir vicdan azabı...
Usulca, “Ve ma kaderullahe hakka kadrihî...” dedim.
Gözlerime baktı: “Allah’ı takdir edemediniz…”
Misafirsin I – İşaret V
“Misafir” kelimesi çok ilginçtir mesela... “Tefsir, sefer ve misafir” kelimeleri, hepsi birbiriyle bağlantılıdır. “Kuran’ı tefsir ediyorum,” demek aslında “dünyadaki misafirliğimin anlamını yani marifeti öğrenmeye çalışıyorum,” demektir. Marifet, kendini ve Yaradanını bilmeye, tanımaya gayret göstermektir. Kainat “büyük insan” olduğu için onda sizin içsel yolculuğunuzun izdüşümü bulunur. Bu sebeple “Şu ayet ne diyor? Bunun anlamı ne?” diye o kitap bu kitap gezmeden önce “tefsir” ne demek anlamanız lazım... Tefsir “perdeyi kaldırmak” demektir ve “sefer” kelimesiyle bağlantılıdır.
Kuran senin sana yolculuğunu anlatır; algıların üzerindeki örtüleri kaldırarak “öz”üne varma seferini... Bu, enfüsünde, içsel aleminde gerçekleşen tefsirdir. Bilim ise dış alemde, afakta ayetlerin üzerinde bulunan perdeleri kaldırmayı sağlayarak kainat kitabını tefsir etme görevindedir. Fark etseniz de etmeseniz de dünyanızı dinler ve inançlar yönetiyor. Buna rağmen siz dine alerji geliştirmişsiniz! “Misafir” kelimesiyle aynı kökten gelen “sefer” kelimesi dünyada bir yolculukta olduğunuzu işaret eder. Dünya bir köprü, hayat bir yolculuktur. Sen kendindeki Rabbine yapacağın seferde; kendine ve Yaradanına ait hakikatlerin içinden geçerken, o hakikatlerin üzerini kapatan örtüler teker teker kalkmaya başlar. Bu da senin farkındalığına sunulan her yeni bilgiyle bilinç ekranından bir perdenin daha kalkması demektir.
Seferdesin... Allah’ın ilim sofrasında Misafir-Sin...
Siret-İ Meryem
Zemzemin Annesi Hz.hacer
Hazreti Hacer…
İbrahim Peygamber’e eş, oğlu İsmail’e anne olan kutlu kadın.
Hazreti Muhammed'in(sav) temiz soyunun kaynağı.
Çölün ortasında, kucağında bebeğiyle yapayalnız kalmasına rağmen teslimiyetini bir an bile yitirmeyendir o...
Kadın olmanın en ağır imtihanlarından geçerken tevekkülden bir şehir inşa eden bir yürek...
“Şehirlerin annesi Mekke”nin mimarı...
Ceylanlarla sohbet eden,
Rüzgârın kızı Hacer.
Bizi Zemzem kıyısında bekleyen annemizdir o.
Asırlardan bugüne akan bir nehir...
Sibel Eraslan, “Cennet Kadınlarının Sultanları”na Hazreti Hacer romanını ekliyor bu kez. Hazreti Hacer’in hayatını zaman değişse de insanlığın değişmez kavisleriyle anlatıyor. Hepimizin büyükannesi olan Hazreti Hacer’in hayatını okurken aşk, ayrılık, sadakat, esaret ve özgürlük üzerine yeniden düşüneceksiniz.

Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.