Hassas Mevzularda Matrak Muhabbetler
₺220,00 Orijinal fiyat: ₺220,00.₺169,51Şu andaki fiyat: ₺169,51.
Elinizdeki kitap, çoğu akademik uzantılara sahip konulara dair denemeler içeriyor. Pek çok bilgi de barındıran bu yazıların duygulardan uzak okunması olanaksız; çünkü ele alınan meseleler gerçekten hassas.
Toprak Işık ve Seher Cesur Kılıçaslan, atomu parçalayan bir bomba ile on binlerce insanın diri diri yakılmasındaki akıl almaz zalimliğe isyan ediyorlar; sürekli kamçılanan tüketim çılgınlığı ile baş edemeyen dünyadaki kaynakların önlenemez yok oluşuyla dertleniyorlar; kültürlerin iç içe geçtiği günümüzde kültürler arası çatışmanın günlük yaşamdaki izlerini takip ediyorlar ve ülkemize özgü fay hatlarına yakından bakıyorlar. Eleştirel düşünmeyi, hem ayrı bir konu olarak ele alıyor hem de yöntem olarak kullanıyorlar.
Kitabın dilindeki kıvraklıktan eminiz ki edebi bir tad alacaksınız. Üsluptaki ince mizahın ise sizi pek çok kez gülümseteceğinden, bazen de size kahkahalar attıracağından kuşku duymuyoruz. Önünüzde, kuantum teorisinden antropolojinin derinliklerine uzanan, öğretici olduğu kadar da eğlenceli bir serüven var.
| Yayınevi |
Altın Kitaplar |
|---|---|
| Yazar |
Toprak Işık |
| Sayfa Sayısı |
192 |
| Kağıt Cinsi |
2. Hamur |
| Baskı Yılı |
2019 |
| Boyut |
"13 ,50 X 19 ,50" |
| Cilt Tipi |
Karton Kapak |
1 adet stokta
Altın Kitaplar – Hassas Mevzularda Matrak Muhabbetler
Elinizdeki kitap, çoğu akademik uzantılara sahip konulara dair denemeler içeriyor. Pek çok bilgi de barındıran bu yazıların duygulardan uzak okunması olanaksız; çünkü ele alınan meseleler gerçekten hassas.
Toprak Işık ve Seher Cesur Kılıçaslan, atomu parçalayan bir bomba ile on binlerce insanın diri diri yakılmasındaki akıl almaz zalimliğe isyan ediyorlar; sürekli kamçılanan tüketim çılgınlığı ile baş edemeyen dünyadaki kaynakların önlenemez yok oluşuyla dertleniyorlar; kültürlerin iç içe geçtiği günümüzde kültürler arası çatışmanın günlük yaşamdaki izlerini takip ediyorlar ve ülkemize özgü fay hatlarına yakından bakıyorlar. Eleştirel düşünmeyi, hem ayrı bir konu olarak ele alıyor hem de yöntem olarak kullanıyorlar.
Kitabın dilindeki kıvraklıktan eminiz ki edebi bir tad alacaksınız. Üsluptaki ince mizahın ise sizi pek çok kez gülümseteceğinden, bazen de size kahkahalar attıracağından kuşku duymuyoruz. Önünüzde, kuantum teorisinden antropolojinin derinliklerine uzanan, öğretici olduğu kadar da eğlenceli bir serüven var.
İlgili ürünler
Batı Notları
Edebiyat Ve Toplum
Edebiyat toplumsal olguları yansıtması açısından her zaman değerli bir sosyolojik araç olmuştur. Edebiyat sayesinde toplumu doğrudan gözlemlemek yerine, onu kavramada dâhiyane bir yeteneğe sahip olan edebiyatçının yansıttıkları üzerinden şaşırtıcı varsayımlara ulaşabiliriz. Özellikle toplumsal tarih çalışmalarında ancak edebî metinler sayesinde geçmişte yaşanmış sosyal ilişkilileri, olayları ve yapıları betimleme şansımız olur.
Edebiyatın toplumla olan ilişkisi bununla sınırlı değildir. Edebiyatın bizzat kendisi tarihin çeşitli dönemlerinde toplumsal dönüşümün ana motiflerinden biri olmuştur. Fransız İhtilali'nden Bolşevik Devrimi'ne, faşist rejimlerin ortaya çıkışından 68 olaylarına kalemin toplumu dönüştürmede önemli bir rol oynadığını görürüz.
Bugün Türk toplumunun yaşadığı tarihsel değişime ışık tutmak istediğimizde edebiyat bizim için en önemli anahtar haline gelir. Osmanlı İmparatorluğu'nun yıkılışından Cumhuriyet'in kuruluşuna dek yaşanan süreç, toplumsal sancılar; Tanzimat Edebiyatı, Millî Mücadele dönemi Edebiyatı derinlemesine incelenmeden tahlil edilemez.
Tüm bunlarla birlikte Türkiye'de edebiyat akımlarının ortaya çıkış şekillerinin Türk toplum yapısının dönüşümüyle paralellik arz ettiğini görürüz. Örneğin roman, ancak belirli ölçülerde, Batılı anlamda orta sınıf tanımına uyan bir kitlenin palazlanmasıyla güçlenmiştir. Türkiye'de büyük göç dalgası öncesi önemli bir toplumsallık arz eden köy yaşantısı köy edebiyatını ortaya çıkarmıştır. Kentleşmeyle birlikte ortaya çıkan yabancılaşma ve yeni toplumsal sorunlar Garip Akımı'nı doğurmuştur. Bunlar gibi sayabileceğimiz sayısız örnek Türkiye'de de edebiyat ve toplumun etle tırnak gibi birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini gösterir.
Ancak edebiyatın toplum ile kurduğu bu yakın ilişki ve bunun sonucunda sunduğu sosyolojik zenginlik edebiyat eserini asıl amacı olan sanatsal kaygısından saptırmamalıdır. Bir edebî eserinin toplumsal yönü ne kadar güçlü olursa olsun eserin var oluşunun ön koşulu sanatsal ifadesidir.
Dünya çapında şöhrete sahip, en önemli tarihçi ve sosyal bilimcilerimizden biri olan Prof. Dr. Kemal Karpat Osmanlı'dan Günümüze Edebiyat ve Toplum'da bu iki temel kaygıyı göz önünde bulundurarak edebiyat aracılığıyla Türk toplum yapısının tarihsel süreç içerisinde farklı bir resmini çiziyor. Türk dili ve edebiyatıyla ilgili olarak şaşırtıcı bilgiler verirken yaptığı analizlerle okuyucuyu çok farklı perspektiflerden sosyolojik bir okuma yapmaya teşvik ediyor. Türkiye'de toplum ve edebiyat ilişkisi üzerine henüz güçlü bir literatürün oluşmadığı göz önünde bulundurulduğunda Karpat'ın bu eseri alanında eşsiz bir başvuru kaynağı haline geliyor.
Hayat Senin Adın
Başına kötü şeyler gelmemiş gibi davran demiyorum. Acını dibine kadar yaşa. Ama defalarca söyledim; hayatına devam etmek zorunda olduğunu lütfen unutma. Sınıfta kalmadın sen bu hayat okulunda! O kişi sınıfta kaldı! Vicdan sınıfında! Merhamet sınıfında! İnsanlık sınıfında! Hepimiz insan olmanın gereklerini sonuna kadar yaşıyoruz; seviyoruz, ayrı düşüyoruz, özlüyoruz. Bazen mutlu oluyoruz, bazense hüzünlere boğuluyoruz. Pek çok kişi dokunuyor hayatlarımıza; kimisi kırıp döküyor, kimi ise onarıyor yaralarımızı. Peki, bizler ne yapacağız hayatın inişleri ve çıkışları karşısında? Eğilip bükülecek miyiz yoksa savaşacak mıyız cesaretle? Her ne olursa olsun, cesur ol. Cesaret asalettir. Ve seni üzenler, huzur değil ızdıraptır. Huzur mu istiyorsun yoksa sırf yalnız kalmamak için ızdırap mı? İyi karar ver.

Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.