Gümüş Yürek 2 – Bilinmeyen Lanetin Kederi
₺469,00 Orijinal fiyat: ₺469,00.₺385,00Şu andaki fiyat: ₺385,00.
“Seni görmeden ölmeyeceğim, demek istiyorum ama seni görmek için önce ölmem gerekecek belki.”
Eira Morwen, ölümün bile verdiği sözlerin önüne geçemeyeceğini bildiğinden bir yolculuğa daha çıkması gerektiğinin farkındaydı. Uzun çamlardan göğe yükselen sivri kulelere ve karanlık suların ötesindeki hain topraklara uzanan bu tehlikeli yolculukta, fısıldayan rüzgârlar ona kadim sırlar anlatacak, adımlarını izleyen gölgeler ise kaderinin peşine düşecekti. Ne bir harita ne de yıldızlar ona yol gösterecek ve Eira bir kez daha her şeyin sonunda dönüşeceği kişiyi tahmin edemeden yolun onlardan yana olmasını dileyecekti.
“Yine de yalvarırım… Seni bulduğumda beni tanı. Kulaklarım farklı olsa da ellerim kirlenmiş, gümüş yüreğim kararmış olsa da tanı beni. Dolunaya benzeyen gözlerimi senin üstündeki duruşlarından tanı.”
| Yayınevi | Guardian |
|---|---|
| Yazar | D.n. Archeron |
| Sayfa Sayısı | 416 |
| Kağıt Cinsi | 2. Hamur |
| Baskı Yılı | 2024 |
| Boyut | “13, 50 X 19, 50″ |
| Cilt Tipi | Ciltli |
1 adet stokta
Guardian – Gümüş Yürek 2 – Bilinmeyen Lanetin Kederi
/n
“Seni görmeden ölmeyeceğim, demek istiyorum ama seni görmek için önce ölmem gerekecek belki.”
Eira Morwen, ölümün bile verdiği sözlerin önüne geçemeyeceğini bildiğinden bir yolculuğa daha çıkması gerektiğinin farkındaydı. Uzun çamlardan göğe yükselen sivri kulelere ve karanlık suların ötesindeki hain topraklara uzanan bu tehlikeli yolculukta, fısıldayan rüzgârlar ona kadim sırlar anlatacak, adımlarını izleyen gölgeler ise kaderinin peşine düşecekti. Ne bir harita ne de yıldızlar ona yol gösterecek ve Eira bir kez daha her şeyin sonunda dönüşeceği kişiyi tahmin edemeden yolun onlardan yana olmasını dileyecekti.
“Yine de yalvarırım… Seni bulduğumda beni tanı. Kulaklarım farklı olsa da ellerim kirlenmiş, gümüş yüreğim kararmış olsa da tanı beni. Dolunaya benzeyen gözlerimi senin üstündeki duruşlarından tanı.”
İlgili ürünler
Bayan Peregrinein Tuhaf Çocukları 4 Günler Haritası
Günler Haritası’nda Bayan Peregrine’in vesayeti altındaki çocuklar Amerika’da yepyeni bir maceraya atılıyorlar.
Tuhafların dünyasını yerle bir eden savaştan sonra döngüler ve tuhaf halk hayatlarını yeniden kurmaya çalışmaktadır. Jacob Portman da savaştaki rolünden sonra evine, Florida’ya dönmüştür. Hayatının normale döndüğünü sanan Jacob, arkadaşlarının sürpriz ziyaretiyle aslında tuhaflıkların peşini bırakmayacağını fark eder. Tam da istediği gibi.
Dedesi hakkında daha önce hiç bilmediği yeni şeyler öğrenen Jacob, bir gölge avcısı olarak dedesinin izinden gitmeye ve Amerika’daki tuhaflara yardım etmeye karar verir. Yepyeni tuhaflıklara ev sahipliği yapan Amerika, tuhaflar için kanunsuz bir kıtadır. Jacob ve arkadaşları kendilerini eskisinden bile daha büyük bir tehlikenin içinde bulacaklardır.
Dokuz
KORE ÇOK SATANI VE BİLİM KURGU ÖDÜLÜ KAZANANI
"Göstersene, merak ediyorum."
"Neyi?"
"Parmaklarında büyüyen filizleri."
Liseye giden Wonwoo Park iki yıl önce gizemli bir şekilde sırra kadem bastı. Kaçtı mı yoksa öldürüldü mü, kimse bilmiyor.
Teyzesiyle yaşayan on yedi yaşındaki Dokuz, bir gün aniden bitkilerin seslerini duymaya başladığını fark eder. Gelgelelim dünya onun bu yeni yetenekleriyle hayatta kalabilmesi için elverişli değildir. Ancak genç kız, Wonwoo'nun kayboluşunun ardındaki sırrı öğrenmeye karar verir arkadaşlarıyla gizem dolu bir yolculuğa çıkar.
Bitkilerin bildiği ama insanlardan gizlediği sır perdesini yavaş yavaş aralayan Dokuz, olayı aydınlatırken kendine dair şaşırtıcı gerçekleri de keşfeder.
Kore edebiyatının genç kalemlerinden Cheon Seon-ran'dan sarsılmaz dostluklara, karanlığa boyun eğmeyen umuda ve farklılıklara rağmen kendini olduğu gibi kabul etmeye dair fantastik ve duygusal bir roman...
İskandinav Mitolojisi
“Başlangıçtan Önce Hiçbir Şey Yoktu: Ne Toprak Vardı Ne Gökkubbe, Ne Yıldızlar Vardı Ne De Gökyüzü¨. Şekilsiz Ve Şemalsiz, Sisten Bir A^lem İle Durmadan Yanan Ateşten Bir A^lemdi Var Olan.”
Neil Gaiman, eserlerinde fantastik diyarlar yaratırken kadim mitolojilerden her zaman ilham alan bir yazar olmuştur. Şimdi ise dikkatini bu diyarların kaynağına yöneltiyor ve destansı kuzey masallarını kendine has üslubuyla anlatıyor.
İskandinav Mitolojisi’nde yazar mühim İskandinav tanrılarını tasavvur ederken mitlerin aslına sadık kalıyor: Odin, Yüceler Yücesi, bilge, cüretkâr ve kurnaz. Thor, Odin’in oğlu, muazzam kudretine rağmen tanrıların en bilgesi olduğu söylenemez. Ve Loki, Odin’in kan kardeşi, oyunbaz ve önünde kimsenin duramadığı bir düzenbaz.
Gaiman, eski çağa bu ait hikâyeleri tıpkı bir romancı gibi ele alıyor; hikâyeler efsanevi dokuz âlemin yaratılışından başlıyor ve tanrıların, cücelerin, devlerin maceralarıyla devam ediyor. Thor’un çekicinin nasıl çalındığından, içenlere şairane ilhamlar veren bal şarabının kaynağının ne olduğuna kadar pek çok mit Gaiman’ın nüktedan cümleleriyle yeniden hayat buluyor. En nihayetinde her şey tanrıların alacakaranlığında doruğa çıkıyor: Ragnarök’te…
“Gaiman’ın her zamanki gibi yalın ve su gibi akan kelimeleri ortaçağ metinlerinin dramatik gücünü yansıtmayı başarıyor. Hikâyeleri anlatma tarzı yediden yetmişe herkese uygun ve bu hem yerinde hem de akıllıca bir hamle.” –Ursula K. Le Guin
“İskandinav Mitolojisi’nde Gaiman eski mitleri öyle canlı anlatmış ki okurken yatak odam Valhalla’ya dönüşecek sanmaya başladım. Cüceler, devler ve yaratıklar da dahil tüm İskandinav panteonunu bir film ya da roman gibi işliyor. Ne yalan söyleyeyim, kendime göğüs zırhı sipariş etmeme şu kadar kaldı. Takdiminde Gaiman’ın da dediği gibi, bu öyküler dünyayı yaratan ateş ve buzdan başlayıp dünyayı sona erdiren ateş ve buza giden yolculuğu anlatıyor.” –Lidia Yuknavitch
“Bu kitap sayesinde, çocukken severek okuduğum mitler yeni nesle, baştan keşfedilmek üzere anlatılacak. Ne de olsa, tekrar anlatılamayan öyküler unutulmaya mahkumdur ve her neslin bu mitleri yeniden keşfetmesi ve anlaması gerekir.” –Joanne Harris
Karanlığın Dokunuşu
İşin aslı, küçüklüğünden beri dokunduğu çiçekler kuruyup soluyordu. New Athens’e taşındıktan sonra, fani bir gazeteci kılığında, mütevazı bir hayat sürmeyi umuyordu.
ÖLÜLER TANRISI HADES, FANİ DÜNYADA BİR KUMAR İMPARATORLUĞU İNŞA ETMİŞTİ
ve en sevdiği bahislerin de imkânsız şeyler olduğu söyleniyordu.
Hades’le tanışmasının ardından, Persephone kendini Ölüler Tanrısı ile bir anlaşmanın içinde buldu ve bu anlaşmanın şartları imkânsızdı: Persephone ya Yeraltı Dünyası’nda hayat yaratacaktı ya da özgürlüğünü ebediyen yitirecekti.
Fakat girdiği bu bahis, Persephone’nin bir tanrıça olarak başarısızlığını ortaya çıkarmaktan fazlasını yapacaktı. Özgürlüğünün tohumlarını ekmek için mücadele ederken Ölüler Tanrısı’na duyduğu aşk büyüyordu
—ve bu onun için en büyük yasaktı.
Powerless
New York Times Çok Satanlar listesinden!
Paedyn, Prens’in hayatı boyunca avladığı şeyin ta kendisi…
Prens ise Paedyn’in hayatını rol yaparak geçirdiği gerçekliğin ta kendisi…
Ilya Krallığı sadece sıradışı ve güçlü olan Seçkinlere ait. Seçkinlerin sahip oldukları güçler, onlara onlarca yıl önce yaşanmış Veba tarafından bahşedildi. Fakat herkes iyileşecek ve Veba’nın ödüllerinin tadını çıkarak kadar şanslı değildi. Sıradan doğanlar ise isimlerini hak edecek kadar… sıradanlar. Ve Kral, Elit topluluğunu korumak için tüm Sıradanları sürgün etmeye karar verdiğinde, bir yeteneğinizin olmaması aniden bir suç haline geldi. Şimdi Paedyn Gray bir kader suçlusu ve zorunlu olarak bir hırsız.
Powerless Ciltli
New York Times Çok Satanlar listesinden!
Paedyn, Prens’in hayatı boyunca avladığı şeyin ta kendisi…
Prens ise Paedyn’in hayatını rol yaparak geçirdiği gerçekliğin ta kendisi…
Ilya Krallığı sadece sıradışı ve güçlü olan Seçkinlere ait. Seçkinlerin sahip oldukları güçler, onlara onlarca yıl önce yaşanmış Veba tarafından bahşedildi. Fakat herkes iyileşecek ve Veba’nın ödüllerinin tadını çıkarak kadar şanslı değildi. Sıradan doğanlar ise isimlerini hak edecek kadar… sıradanlar. Ve Kral, Elit topluluğunu korumak için tüm Sıradanları sürgün etmeye karar verdiğinde, bir yeteneğinizin olmaması aniden bir suç haline geldi. Şimdi Paedyn Gray bir kader suçlusu ve zorunlu olarak bir hırsız.
Yanan Denizin Dansı
Hırsızlar Krallığı, Aadilor diyarındaki hem büyü hem de zevkle dolup taşan saklı bir yerdi. Yemin ve kanla bağlı üç ölümcül büyücüden oluşan Mousai, güçlerini bu krallığın hazinelerini korumak için kullanıyordu. Niya Bassette, Mousai’a dansıyla güç getiriyordu. Ne var ki, baştan çıkarıcı hareketlerinin ardında ağır bir sır taşıyordu. Kötü şöhretli korsan lordu Alōs Ezra ise yıllardır bu sırrı ona karşı kullanmaktaydı. Kaçakçılık suçundan Hırsızlar Krallığı’ndan sürgün edilen korsan, Niya’yı rehin alma planıyla yeniden ortaya çıkmıştı. Bu sırrı kullanarak Hırsız Kral tarafından bağışlanmayı hedefliyordu. Niya sırrını korumak ve özgürlüğünü garanti altına almak için korsan lorduyla kendi anlaşmasını yaptı. Fakat bunu yaparken bir şekilde adamın gemisine bağlanmıştı. Şimdi ölümcül sularla, kana susamış bir mürettebatla ve ona ihanet eden kalbiyle mücadele etmek zorundaydı. Alōs’la aralarındaki çekim, çok geçmeden bu hassas ateşkesi tehdit etmeye başladı ve açık denizlerde çalkantılı bir yolculuğa sebep oldu. Krallığından çok uzakta olan Niya, gerçekten de tehlikeli bir dansın içindeydi. Karanlık eylemlerin asil kalpleri gizlediği ve en çekici dansların çoğu zaman karşı tarafı yaktığı Aadilor dünyasına hoş geldiniz. Baştan çıkarıcı bir dansa ne dersiniz?

Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.