Benimle Oynar Mısın Baba
₺260,00 Orijinal fiyat: ₺260,00.₺214,50Şu andaki fiyat: ₺214,50.
| Yayınevi |
Timaş Yayınları |
|---|---|
| Yazar |
Ali Çankırılı |
| Sayfa Sayısı |
256 |
| Kağıt Cinsi |
1. Hamur |
| Baskı Yılı |
2022 |
| Boyut |
"13 ,00" ,50 X 21 |
| Cilt Tipi |
Karton Kapak |
1 adet stokta
Timaş Yayınları – Benimle Oynar Mısın Baba
İlgili ürünler
Çocuk Eğitiminde 100 Temel Kural 7-14 Yaş
7-14 yaş kişiliğin şekillendiği dönemdir…
Çocuğun, var olduğu hali ile kendini ortaya koyabilmek için çaba harcadığı dönem…
Ondandır ki bu dönemde kız çocukları annesi gibi çanta ister...
Erkek çocukları babası gibi cüzdan…
Çocuğun bu dönemde ne yaşadığının farkındalığına erişmiş yetişkinler, onun kendini var olduğu hali ile ortaya koymasından keyif alır, kişilik gelişim sürecine eşlik ederler…
Kişilik gelişimi farkındalığı olmayan yetişkinler ise çocuğu “adam etmek için” kırar, incitir, baskılar… yaşına uygun olmayan beklentilerle onun çocuksu coşkusunu hayal kırıklıkları ile tüketir…
Böylesi önemli bir döneme bir de çocuğun okulu, öğretmeni, ödevi, arkadaş ilişkileri eklendiğinde ebeveynlerin problem çözme becerilerini artırmaları bir zorunluluk haline gelir…
Pedagog Dr. Adem Güneş, “okul çağı çocuğu” da diyebileceğimiz 7-14 yaş dönemi çocuğuyla ilgili temel özellikleri kısa ve net bilgilerle bir kitapta topladı…
Uzun okumalara fırsat bulamayan…
Kısa ve öz bilgilerle bu dönemin farkındalığını kazanmak isteyen yetişkinler için 7-14 Yaş Dönemi Çocuk Eğitiminde 100 Temel Kural bir ilke kitabı niteliğinde…
İnsan Tabiatını Tanıma
Alfred Adler, büyük yankı uyandırmış bu kitabında, can alıcı bir soruna parmak basmıştır: insan kişiliğinin gelişmesinde aşağılık duygusunun ve bu duyguyu gidermek için gösterilen çabaların önemi. Aşağılık duygusuna kapılan çocuk, belli bir davranış kalıbını benimsemekte ve bu davranış kalıbı onun bütün kişiliğine biçim vermektedir. Böylece, toplum içerisinde hem kendilerine hem de çevrelerine zarar veren ve toplumun uyumlu bir şekilde işlemesini engelleyen bazı insanlar çıkmaktadır ortaya. Bu gibi kimselerle karşılaşınca onlara kızarız, alınırız, güceniriz. Oysa bu öfkelerin hiçbir anlamı yoktur. Çünkü kendi içimize bakmayı biliyorsak bu sinirlendirici özelliklerin en azından kısmen bizde de bulunduğunu görmezlikten gelemeyiz. Sorunlar, temeldeki psikolojik gerçeklerden kaynaklanmaktadır. Toplumda uyumlu bir evliliğin, mutlu bir aile hayatının, huzurlu bir iş çevresinin, sürekli bir arkadaşlığın, sağlam bir dostluğun bu derece az olması, büyük ölçüde, bu psikolojik gerçekleri bilmemekten ileri gelmektedir. Alfred Adler’in önemi de, işte bu noktada ortaya çıkmaktadır. Alfred Adler (1870-1937) çağımızın en önde gelen psikologlarından biridir. Meslek hayatının ilk yıllarını Viyana'da geçirmiş ve 1910 yılına kadar Sigmund Freud'la birlikte çalışmıştır. 1910-11 yıllarında Freud çevresindeki gruptan ayrılıp bazı noktalarda tamamen farklı yeni bir sistem ortaya atmıştır. Bireysel Psikoloji adını verdiği isteminin kamuoyuna yaymak için Avrupa ve ABD'nin birçok kentinde sosyal hizmet görevlilerine, öğretmenlere doktorlara ve halka konferanslar veren Adler, "çocuk yönetimi" klinikleri de kurmuştur. Herkesin anlayabileceği sade ve açık bir üslupla kaleme alınmış, birçok dile çevrilmiş ve tekrar tekrar basılmış eserleriyle çağımızın en çok okunan psikologlarından olan Alfred Adler'in yayımlanmış kitaplarından bazıları şunlardır. The Neurotic Constiution (1917); Study of Organ İnferiorty and İts Psychical Compensation (1917); Practise and Theory of individual Psychology (1927); Problems of Neurosis (1929); The Science of Living (1929); The Pattern of Life (1930); Social İnterest (1939).
Kendini Arayan İnsan
“Yaşantımızı tüm gerçekliğiyle analiz ediyor ve bu analiz çok çarpıcı. -New York Times
“Çoğu insan yapayalnız olduğunun farkına varmaktan korktuğu için kendini asla aramıyor.” -Chicago Tribune
“Rollo May’in bu sağduyulu, popüler kitabı, espri ve hayal gücüyle bezenmiş, kültürle dokunmuş. Korkmayan ve halinden pek de memnun olmayan herkes için bu kitap son derece faydalı olacak.” -New York Herald Tribune
Rollo May, şu çok önemli soruyu soruyor: “Acaba gözden kaçırdığımız önemli bir rehber ve güç kaynağı var mı?” Ne geçmiş ne de gelecek açısından hiçbir şeyin kesin olmadığı bir dönemde içsel bütünlük nasıl sağlanabilir?
“İnsanların benden beklentilerini yansıtan bir aynalar toplamından ibaretim.” Bu cümle size ne kadar yakın?
Bu kitap, yaşadığımız bu “Endişe Çağı”nda kişisel bütünlüğümüzü bulmak için yazıldı. Amacımız, çağımızın güvensizliğine karşı durabilmemizi sağlayacak yöntemler bulmak, içimizdeki güç merkezini ortaya çıkarmak ve çok az şeyin güvende olduğu günümüzde, itimat edebileceğimiz değer ve amaçlara ulaşabilmemizi sağlayacak yolu elimizden geldiğince işaret edebilmektir.
“İnsanları destek almaya sevk eden şey, duygusal ilişkilerinin sürekli olarak ayrılıkla noktalanması, evlilik planlarını bir türlü gerçekleştirememeleri yahut eşlerinin onları tatmin etmemesi gibi şikâyetler olabilir. Ne var ki konuşmaya başladıktan sonra çok geçmeden ister gerçek isterse hayalini kurdukları eşlerinden aslında kendi içlerindeki bir eksikliği gidermesini yahut bir boşluğu doldurmasını bekledikleri ve bu gerçekleşmediği için endişeye ya da öfkeye kapıldıklarını açığa vuruyorlar.”
Kusursuz Cinayet
Bu, bir cinayetin -gerçekliğin katilinin- öyküsüdür. Ve bir yanılsamanın -yaşamsal yanılsamanın, dünyaya ilişkin temel yanılsamanın- yok edilmesinin öyküsüdür. Gerçek, yanılsama içinde kaybolmaz; bütünsel gerçeklik içinde kaybolan, yanılsamadır. Eğer cinayet kusursuz olsaydı, cinayetin öğelerini sergilemeyi amaçlayan bu kitabın da kusursuz olması gerekirdi. Ne yazık ki cinayet hiçbir zaman kusursuz değildir. Kaldı ki gerçeğin yok edilmesini anlatan bu polisiye kitapta, ne nedenler ne de katiller saptanabildi, ve gerçeğin cesedi de hiçbir zaman bulunamadı. Bu kitabı yönlendiren düşünceye gelince, o da hiçbir zaman saptanamadı. Cinayetin silahı bu düşünceydi. Her ne kadar cinayet hiçbir biçimde kusursuz olmasa da, kusursuzluk, adının da gösterdiği gibi her zaman bir suçla ilgilidir. Aynen kötülüğün şeffaflığı içinde, kötülüğü oluşturanın şeffaflığın kendisi olması gibi kusursuz cinayette de kusursuzluğun kendisi cinayettir. Ama kusursuzluk hiçbir zaman cezasız kalmaz: Kusursuzluğun cezası, onun aynen yeniden üretilmesidir. Bu cinayette hafifletici nedenler bulunabilir mi? Kuşkusuz hayır, çünkü bunları her zaman cinayetin nedenleri ya da cinayeti işleyenler arasında aramak gerekir. Oysa bir cinayette bir neden ya da katiller bulunmamakta ve dolayısıyla açıklanamaz niteliğini mükemmel bir şekilde korumaktadır. Gerçek kusursuzluğu da buradan kaynaklanmaktadır. Cinayet bir kavram olarak ele alındığında, bunun, daha çok, ağırlaştırıcı bir neden olduğu tartışma götürmez. Cinayetin sonuçları sürekli bir nitelik sunuyorsa, bunun nedeni, ne katil ne de kurbanın olmamasıdır. Eğer bunlardan biri ya da öteki var olsaydı, cinayetin gizi günün birinde ortaya çıkar ve cinayet süreci de çözülmüş olurdu. Sonuç olarak giz, katil ve kurbanın birbirine karışmasına dayanmaktadır. "Son çözümlemede, katil ve kurban aynı kişidir. İnsan soyunun birliğini anlamamız, ancak bu nihai eşdeğerliğin gerçekliğini tüm korkunçluğu içinde anlamamızla olanaklıdır. (Eric Gans) Son çözümlemede, nesne ve özne birdir. Dünyanın özünü kavramamız, ancak bu kökten eşdeğerliğin gerçekliğini tüm alaycılığı içinde kavramamızla olanaklıdır.
Mutluluk 2.0
Mutluluk 2.0, mutluluğa dair fikirlerinizi tepe taklak edecek. Bildiklerinizi, öğretilenleri, mutlu olmak için yapmanız gerekenleri yeniden düzenlemeye, düşünmeye hazırlıklı olun. Önemli olan sahip olmadığın bir mutluluğun peşinde koşmak mı, yoksa yanındaki mutluluğu fark edebilmek mi? Mutlu olmak için önce kendisiyle barışık olması gerekmiyor mu kişinin? Peki ya hayatın bize verdikleriyle yetinebiliyor muyuz?
Tüm bu sorulara ve daha birçok soruya cevap veriyor yazarlar bu kitapta;
“Mutluluk 2.0 ile mutluluğa dair var olan bilgi kirliliğini temizleyerek güncel araştırmalarca destekli, uygulanabilir bilgileri sizlere yalın bir dille sunmak istiyoruz. Genel olarak vermek istediğimiz mesajsa çok açık: Neredeyse hepimizin, eğer istiyorsa, daha sağlıklı bir duygusal yaşam geliştirebilmesi, daha kaliteli bir yaşam sürebilmesi ve potansiyelini kullanarak hedeflerine ulaşabilmesi mümkündür.”
Elma Yayınevi mutluluk kavramının yeni modeliyle karşınızda. Örneklerle, önerilerle ve uzman görüşlerle Mutluluk 2.0 sizler için…
Sosyoloji
“Sosyoloji, insanın yaşamıyla ilgilenen geniş kapsamlı bir alandır. İnsanlar başkalarıyla toplumsal bağları olmadan, çocuk olarak gelişemez ya da yetişkin olarak varlıklarını sürdüremezler. Bu nedenle tüm insanlar bir topluma aittir ve toplum insanın var olabilmesinin en belirgin koşuludur.”
Anthony Giddens
Çağdaş sosyolojinin en önemli isimlerinden Anthony Giddens tarafından hazırlanan bu kitap, sosyolojiye giriş niteliği de taşıyan kapsamlı ve ilgi çekici metinlerden oluşuyor. Toplumsal alanda karşılaştığımız pek çok olguyu, global trendlerin toplumsal yaşamımıza etkilerini sosyolojinin kendine özgü bakış açısıyla irdeliyor. Yirmi bir temel başlıktan oluşan Sosyoloji: Başlangıç Okumaları, çağdaş sosyolojik düşünce üzerine bilgi edinmek isteyen herkes için temel bir kaynak niteliğinde.
• Sosyoloji Nedir?
• Kültür ve Toplum
• Değişen Dünya
• Toplumsal Etkileşim ve Günlük Yaşam
• Toplumsal Cinsiyet ve Cinsellik
• Beden Sosyolojisi: Sağlık, Hastalık ve Yaşlanma
• Aile
• Suç ve Sapkınlık
• Irk, Etnisite ve Göç
• Sınıf, Tabakalaşma ve Eşitsizlik
• Yoksulluk, Refah ve Toplumsal Dışlanma
• Modern Örgütler
• Çalışma ve Ekonomik Yaşam
• Hükümet ve Siyaset
• Kitle İletişimi ve Haberleşme Yöntemleri
Stoacının Günlüğü
Mutluluğa nasıl kavuşuruz? Öfkemizi kontrol etmenin en etkili yolu nedir? Başarının gerçek ölçütü ne olmalıdır? Kederimizin üstesinden gelip hayatımıza nasıl bir anlam katabiliriz? Tüm bu soruların ve daha fazlasının cevabı Stoacı felsefenin özünü oluşturur. İşte Stoacının Günlüğü de bu antik bilgeliği temel alan faydalı bir rehber görevi görüyor.
Sanatçılardan aktivistlere, imparatorlardan savaş kahramanlarına kadar tarihin büyük isimlerinin gizli silahı olan Stoacılık prensipleri, eyleme geçmek isteyenlerin felsefesi olarak yüzyıllar boyu bir ışık gibi parladı. İnsan deneyiminin laboratuvarında son iki bin yıldır test edilen bu zamansız bilgiler modern hayatın karmaşasını anlamlandırabilmek adına oldukça önemli.
Bu kitapta yılın her bir günü için İmparator Marcus Aurelius’un, Seneca’nın ve Epiktetos’un yazdıklarından yola çıkılarak Stoacı egzersizler ile deneyimler paylaşılıyor ve okuyucular her gün için ayrı ayrı tarihî anekdotlar, bu anekdotlar üzerine düşündürücü yorumlar ve Antik Yunan kültürüne ait, hayatı kolaylaştıran bakış açılarıyla karşılaşıyor. Bir yıl boyunca bu kitaptaki Stoacı öğretileri takip ederek siz de hayatın güçlükleri karşısında daha yapıcı çözümler bulabileceğiniz huzurlu, dingin bir zihne kavuşabilirsiniz.
“Üç büyük Stoacı bilgenin hayat derslerini özetleyen bu kitabı yıl boyu yanınızda taşıyacak ve güçlüklerle karşılaştığınızda doğrudan ona başvuracaksınız.”
WALL STREET JOURNAL
“Antik bilgeliği modern hayatımıza uyarlayan harika bir hediye.”
MARIA POPOVA, Brain Pickings editörü
“Kontrolünüzde olan şeylere odaklanmanıza yardımcı olan, yanlış ve sınırlayıcı inanışlardan kurtulmanızı ve doğru bir şekilde eyleme geçmenizi sağlayan eşi bulunmaz bir eser. Stoacının Günlüğü’nü kendinize rehber edinin ve hayatınızın günbegün nasıl güzelleştiğini görün.”
JACK CANFIELD
“Hayattaki tercihlerimizi yönetebilmemizi ve yanılgılarımızdan kurtulmamızı sağlayan harika bir kaynak.”
JOSEPH A. MACIARIELLO
“Stoacının Günlüğü zaman sınırlarını ve kişisel farklılıkları aşan evrensel bilgelikler sunuyor. Bu kitap her zor anınızda dönüp sakinleşeceğiniz bir dinginlik merkezi gibi.”
GREGORY HAYS
“Bugüne dek durup kendini dinlemeye hiç zaman bulamamış, yüksek tempoya alışık insanları bile esaslı Stoacılara dönüştürecek
bir çalışma.”
TIMES
“Stoacının Günlüğü sakin, bilgelikle dolu bir hayat sürme arayışında olan herkes için manevi bir çapa görevi görüyor. Şartlar ne denli zor olursa olsun karanlık zamanları metanetle aşmanızı sağlayan bu kitabı yanınızdan ayırmayın.”
SHARON LEBELL
“Stoacılık günümüzde tekrar değer görüyorsa bu kesinlikle Ryan Holiday sayesinde olmuştur diyebiliriz.”
THE NEW YORK TIMES
Terapi
İnsanın insanı pek az dinler hale geldiği bir dünyada, psikoterapi, eşsiz bir insani karşılaşma imkânı sunar. Terapi odası, zamanımızda, pek çok kişinin gerçekten işitildiği tek yer haline gelmiştir. Peki, terapi odası değer-bağımsız bir alan mıdır, yoksa bütün kuramlar gibi modern terapi kuramlarının da berisinde bir kültür ve ideoloji saklamakta mıdır? Terapi: Kültürel bir Eleştiri adlı bu kitabında Prof. Dr. Kemal Sayar, bir şifa yönteminin kültürel çözümlemesini yapıyor. Zamanımız ‘psikolojik insan‘ın yükselişine ve ‘terapi kültürü‘nün yaygınlaşmasına tanıklık ediyor. İnsanlar kendilerini, modern çağda giderek daha fazla terapi diliyle ifade ediyor. Modern terapiler, bireyselleşme ve özgürlüğe vurgu yaparken, insanı toplumsal ve kültürel bağlamından uzaklaştırıyor mu? Modern terapiler eliyle yalnızlaşma, katı bireycilik, yabancılaşma veya narsisizm gibi modernliğe mahsus bazı ‘hastalıklar‘ çoğaltılıyor mu? Terapi, kimileyin çözümünü hedeflediği sorunları, kendi eliyle üretebilir mi? Elinizde tuttuğunuz kitap, hem bir modern çağ eleştirisi sunuyor, hem de bu sorulara cevap arıyor. Terapi: Kültürel Bir Eleştiri, psikoterapinin kendi içinden yükselen bir ses, bir eleştiri. Bireyi iyileştirmeye çalışırken, kendi içindeki açmazlara bakmayı başaramayan terapi yöntemlerine içeriden bir bakış. Prof. Dr. Kemal Sayar, insanın "kendisini tavaf eden hacı" olduğu bir zamanda, mesleki birikimini bir ayna misali psikoterapi kuramlarının üzerine tutuyor. İnsanın ilişki arayan bir varlık olduğunu söyleyerek, psikoterapi kuramlarındaki esaslı paradigma değişimine dikkatimizi çekiyor. Gündelik hayatı ve politikayı terapi odasının dışında bırakmayan, kültürel ve sosyal bağlama dikkat kesilen, ötekinin yüzünü bir çağrı olarak önemseyen, şiirsel ilhamlara açık bir psikoterapi öneriyor. ‘Çağın terapi odası‘nda kafası karışmış herkes için, yeni sorular sorduracak, insanı farklı ve derinlikli bir bakış açısıyla kavramamızı sağlayacak bir kitap. Şifa niyetine.

Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.