Kırk Kere Söyledim

Orijinal fiyat: ₺295,00.Şu andaki fiyat: ₺239,00.

“Konuşuyoruz, konuşuyoruz, konuşuyoruz da söylediklerimizin çocukların kulağından içeri ses olarak girip nasıl bir hisse dönüştüğünden pek bahsetmiyoruz. İstedim ki sesin hisse dönüştüğü yerde biraz soluklanalım. ‘Kırk kere söyledim’ gibi artık dilimize pelesenk olmuş dil kalıplarını kullanırken aslında ne demek istediğimizi, çocuğun bunu nasıl duyduğunu, nasıl anlamlandırdığını tartışalım.”

Ziya Selçuk

Yapma yavrum. Yavrum yapma. Çocuğum yapmasana. Yahu yapma! Yapma dedim ya! Kırk kere söyledim sana yapma şunu diye!

Defalarca “Yapma,” dediniz. Çocuğunuz yapmaya devam etti. Sonunda “Kırk kere söyledim sana!” da dediniz. Ama belki de çocuğunuzun bunu yaparken ne demek istediğini hiç düşünmediniz. Oysa sormanız gereken soru şuydu: Kırk kere uyarıldığı hâlde yine aynı şeyi yapmaya devam eden çocuk ne demek ister?

“Çocukla iletişim” deyince nedense çoğunlukla “Biz söyleyeceğiz, anlatacağız, çocuk dinleyecek; biz isteyeceğiz, çocuk yapacak,” kabilinden bir iletişim şeklini anlıyoruz. Çocukla iletişimde yaşadığımız olaylar bir anlamda koca bir ebeveynlik okyanusunun içindeki buzdağına benzer. Unutmayın, bir de buzdağının altı var.

Ben söyledim, o ne anladı?
O söyledi, ben ne anladım?
Benim söylediğim ona ne hissettirdi?
O bu davranışıyla ne anlatmak istedi?
Bana cevap vermediğinde söylemediği şeyler neler?
Söylediğinde üstünü örttüğü şeyler neler?

Yıllarını çocuk gelişimi ve eğitim alanına adamış Dr. Ziya Selçuk’un değerli kaleminden, sık kullandığımız dil kalıplarını ebeveynlik açısından yeni bir çözümlemeye tabi tutacak, çocuğa ve çocukluğa bakış açımızı değiştirecek çok yönlü bir hasbihâl... Kullandığımız kalıplar, deyimler, imalar, vurgular üzerinden aileden başlayıp topluma yayılacak bir dönüşüm çağrısı…

Bölünmüş Dünya

Orijinal fiyat: ₺345,00.Şu andaki fiyat: ₺285,00.
Nefis bir müzik duyuluyor, kim bilir hangi senfoni... Onlarca farklı enstrüman var sahnede. Kemanların esinde piyano, onun eşliğinde nefesliler giriyor devreye, hepsi aynı anda aynı notaya basarken bile farklı sesler çıkarıyorlar. Orkestranın varlığından haberdar olmasa bu sesin tek bir yerden çıktığına inanabilir insan. Melodiyi işitmeyenler Bir’i, bütünü oluşturan parçaları tek tek alıp, “Bak,” diyorlar, “Bak! Bu öteki...” Keman’ın Piyano’yu dışladığı bir sahneyi sadece komik çizgi filmlerde görebileceğimizden eminiz hâlbuki... Bütün sıfatlarının, görevlerinin ötesinde bir eğitim neferi olan Ziya Selçuk, Bölünmüş Dünya üzerine sorduğu sorular ve aradığı/bulduğu cevaplarla müziğin sesini biraz daha açarak yüzlerimizi sahneye dönmemizi sağlıyor. “...Her şey ama her şey zıtlık zannettiklerimizi fark etmemize ve oluşturmaya çalıştıkları birliği anlamamıza yardımcı olmak için bir öğretmen gibi karşımızda duruyor. Fakat biz doğadaki akış ve değişimi zıtlık zannetmenin sınırlılığını yaşıyoruz. Oysa değişim doğalsa sorun yok. Ancak değişim normatifse zıddını doğuruyor ve kendisi olmayana dönüşüyor. Bunun sonucunda değişimin iki zıt ucundan birini resmin tamamı zannediyoruz. Ama bu zıtlığı aşarak akışı bütünde görecek olan da insanın ta kendisi...”