Sarı Defterdekiler
"Dağ köylerinden, obalardan, kasabalardan ikide bir kopup gelir Adana'ya ve önümüze, ağıtlar, türküler, destanlar sererdi, buruşuk sarı kâğıtlar üstüne yazılmış... Her getirdiği söz yumağı akıllara durgunluk verirdi. Dehşetli acı, dehşetli güzeldi... "Ağıtlar toplamak, ölümle kavgaya tutuşmak gibi bir şeydi. Yitebilecek olanla, yitenle, ölümle, yok olmakla bir yarışma... Kurtarmak gerekti Çukurova ve Toros doğasının, insanın söz serüvenini... Ona 'Türküler Müfettişi' adını takmıştım." Sarı Defterdekiler, Yaşar Kemal'in 1992'de Alpay Kabacalı'ya armağan ettiği defterlerle yer alan koşma, semai, destan, türkü, ağıt, mani ve türkülü halk hikâyesi türlerindeki, çoğu ilk kez yayımlanan derlemelerinden oluşuyor.
Beyaz Pantolon
Büyümek dediğin…
Yaşar Kemal bize bütün eserlerinde yoksulları, ezilenleri, zulme uğrayanları, emekçileri, memleket insanını, çocukları anlattı… Bunca yoksulluğa, yoksunluğa, acıya rağmen, hayatın bu cehennem kıyısını anlatırken bile kelimelerini hep umuda kilitledi.
“Beyaz Pantolon” hikâyesinde, ayakkabı tamircisi Mustafa’nın bir beyaz pantolon alabilmek uğruna tuğla ocağında ölümüne verdiği mücadele, yazarın Sarı Sıcak kitabında yer alıyordu.
Şimdi ise, Sedat Girgin’in resimleriyle bağımsız bir kitap olarak okurlarla buluşuyor.
Kalemler
Yaşar Kemal’in “Kalemler” hikayesi.
Türkiye edebiyatının büyük ustası Yaşar Kemal’in yazdığı “Kalemler”, dokunaklı ve sarsıcı bir öykü. Şimdi bu öykü, Sedat Girgin’in resimleriyle yeni bir baskıyla okurlarıyla buluşuyor.
“Kırmızısı, beyazı, karası, mavisi, turuncusu. Bir araya getirince kalemlerini, bir renk harmanı oluyordu. Gerçekten bir kalem harmanına benziyordu, ışıklı. Kalemleri okula getirecek, getirecekti ama, ya sorarlarsa bu kalemleri nereden aldın diye. Ne diyecekti, ne diyebilirdi.
O kadar çocuğun arasında Çöpçübaşı babam çöplerin arasından topladı bu kadar kalemi diyemezdi ki... Ölse de, kesseler de, kanını iyice akıtsalar da diyemezdi ki. Nasıl derdi. Ama mutlaka getirmeli, arkadaşlarına kalemlerini göstermeliydi.”
Yağmurla Gelen
Çocuk gözleri neler neler biriktirir şu hayatta?
Yaşar Kemal’den: Yağmurla Gelen.
Yağmurla Gelen, açlığın, kimsesizliğin, korkunun, kâbusların koynundan çıkmanın, direnmenin, inat etmenin, sokakların diliyle yoğrulan bir çocuğun hayatını anlatıyor... Dünyaya bir kez Muhterem Yoğuntaş’ın gözlerinden baktıktan sonra, o dünya bir daha asla eskisi gibi olmayacak...
Yağmurla Gelen, Türkiye edebiyatının büyük ustası Yaşar Kemal’den hayata tutunmak, kök salmak isteyen bir çocuğun, Muhterem Yoğuntaş’ın belleklerden silinmeyecek hikâyesi... Daha önce, Çocuklar İnsandır kitabında yayımlanan bu hikâye, şimdi de YKY’nin Doğan Kardeş dizisinden Mustafa Delioğlu’nun resimleriyle yayımlanıyor.
Sevmek Sevinmek İyi Şeyler Üstüne
Sevmek, Sevinmek, İyi Şeyler Üstüne ve Yaşar Kemal...
“Ben sevgiden, sevinçten söz açmak istemez miyim, delice, çılgınca, içim taşa taşa, bir sevinçten söz açmak istemez miyim? Ben sevinçli adamım. Bu dünya böyle olmasa, böyle kara, karanlık olmasa, ben sevinçten taşar coşardım. Yaradılışım karanlıktan çok aydınlığa, acıdan çok sevince... Ne çare, ne çare ki sevinmek gelmiyor elimden... Dostluktan söz açmak, ne güzel. Bir dostum var. Sıcacık eli var. Sevgi dolu gözleri var. Ne güzel yalansız, salt sevgi dolu bir insan eli sıkmak. Sıcacık, sıcacık... Ben deli olurum, insanlar karanlık karanlık, kuşkulu baktıkça bana... Bütün insanlar kuşkusuz, korkusuz, çıkar düşünmeden, düşmanlık geçirmeden içlerinden baksalar biribirlerine... İnsan, ne olur biliyor musunuz, sıcacık bir bahar güneşinin bahtiyarlığında duyar kendisini... Bahar güneşinde bir sevinç içinde gerinir. İnsan bir bahar çiçeği temizliğinde olur.”
Böyle söylüyor Yaşar Kemal. Bu satırların geçtiği yazının başlığı Sevmek, Sevinmek, İyi Şeyler Üstüne, kitaba adını da veriyor. Yapı Kredi Yayınları’nın Doğan Kardeş-ilkgençlik dizisinden yayımlanan kitap, edebiyatını hümanizm üzerine kuran, Türkiye edebiyatının büyük ustası Yaşar Kemal’in edebiyat, kültür ve özgürlük üzerine temel düşüncelerini gençlere tanıtmak için seçilen yazılardan oluşuyor... Bu başlık, henüz Yaşar Kemal edebiyatıyla tanışmayanlar için, onun dünyaya yaklaşımını özetliyor. Bir insan, bir yazar ve bir aydın olarak hayattaki duruşunu olduğu kadar; kökleri asırlar öncesine dayanan olay ve duyguları acı, yoksunluk ve isyanla harmanlayan Anadolu ve Çukurova’nın kültüründen beslenerek yarattığı coşkulu, zengin ve evrensel dilini de ele veriyor. Sevmek, Sevinmek, İyi Şeyler Üstüne, Yaşar Kemal’in daha önce yayımlanan Baldaki Tuz, Zulmün Artsın, Ağacın Çürüğü ve Ustadır Arı kitaplarından seçildi. İlki 1960, sonuncusu 1993 yılına ait, onun düşünce evrenine ayna tutan toplam 18 yazı ve konuşmadaki eleştirel tavır, aynı zamanda Türkiye’nin 20. yüzyılın ikinci yarısındaki egemen politik, düşünsel yapısına da ayna tutuyor. Her işin başının “düşünce namusu” olduğunu söyler Yaşar Kemal. “Bence, Batı Batı dedikleri, düşünce namusuyla başlar, onunla biter. Düşünce namusunun bitmediği, gelişmediği yerde, hiçbir iyilik bitmez, gelişemez.” Tembellik, bilim, masallar, korkular, kültür, özgürlük, sinema, Köy Enstitüleri, gericilik, ilericilik, sömürü düzeni, Çukurova, sanat, öfke, folklor, doğa, öğretmenler, İkinci Dünya Savaşı, vicdan, nükleer tehlike, Dostoyevski, Nâzım Hikmet... Ve daha nice kişi, konu ve fikir... Kimi coşkuyla, kimi küskünlükle, kimi başkaldırarak kaleme alınsa da, hepsinin temelinde sevgi var.
Nerdesin Arkadaşım
Sokak çocukları yanı başımızda ama biz ne biliyoruz onlara dair?
Yaşar Kemal’in yıllar önce, 1975’te, sokak çocuklarıyla yaptığı röportajları gazetedeki sunumuyla bir araya getiren Çocuklar insandır kitabı, kendi gölgesinden bile korkanların ve gözüpeklerin, müthiş bir yoksulluğun, itilmişliğin, ötelenmişliğin ayna gibi parladığı, unutulmamaya mühürlenen hayatları bir araya getiriyordu… Düşlerine sunarak hayata tutunmaya çalışan sokak çocuklarının sorunları bugün de güncelliğini koruyor.
Yaşar Kemal’e “Çok iyi bir roman yazsaydım bu kadar sevmezdim” dedirten hazin ve çarpıcı bu kitaptan yapılan bir seçme Neredesin Arkadaşım...
Tek Kanatlı Bir Kuş
Edebiyatımızın çınarı, büyük usta Yaşar Kemal'in Tek Kanatlı Bir Kuş kitabı, toplumda bulaşıcı bir hastalık gibi yayılan korkunun destansı bir romanı.
Halkının neden terk ettiği bilinmeyen, gizemli karanlık bir kasaba, bu kasabaya atandığı halde gidemeyen bir posta müdürü, yalnızlığın timsali bir istasyon şefi, "Alamancı" bir genç kadın...Ve bütün fantastikliğine karşın son derece gerçekçi gelen bir dünya... Metafor mu? Alegori mi yoksa?
Şaşırtıcı ve çok katmanlı olay akışı, kişilerinin zenginliği ve derinliği, zaman zaman bir röportaj keskinliği kazanan masalsı diliyle tam bir Yaşar Kemal romanı.
Tek Kanatlı Bir Kuş'da toplumda bulaşıcı bir hastalık gibi yayılan korkuyu anlatan Yaşar Kemal, kitabın ana teması korku ile ilgili "Ben hep korkudan korktum. Korkudan çok korktum. Roman yazdığım zaman içimde bir korku istemezdim. O yüzden bu kitapta da korkuyu anlattım. Kayseri'de askerlik yaptığım kasabanın üzerinde büyük bir taş vardı ve bütün kasaba bu taşın üzerlerine düşeceğinden korkuyor, taşı üzerilerine düşmesin diye demir zincirlerle bağlıyorlardı. Madem korkuyorsunuz o zaman çekin gidin derdim. Seneler senesi bu korkuyu yazmak istedim" diyor.
Romanının başkahramanları olan Posta Müdürü Remzi Bey ve karısı Melek Hanım'ın çileli yolculuğundan ve o dönem için şartları çok daha ağır olan postacılık mesleğinden bahseden Yaşar Kemal, "O dönemde Anadolu'da postacıdan daha önemli bir kişi yoktu. Özellikle benim için postacı çok önemliydi. O zaman bana mektuplar geliyordu. Bu mektupları benden önce jandarmalar okuyordu. Bazen makale yazar gazeteye göndermek isterdim. Bu makaleler bazen gider, bazen de gitmezdi" diye ekliyor.
Yaşar Kemal'in 1960'ların sonunda yazdığı ve şimdi yayımlamaya karar verdiği Tek Kanatlı Bir Kuş romanı, okuru 1960'lı yılların Anadolusu'na götüren tarihi bir belge olmanın yanı sıra büyük ustanın edebiyatında önemli bir dönemi de gözler önüne seriyor.
Bugünlerde Bahar İndi
Bugünlerde bahar indi Çukurovanın düzüne Donandı ağaçlar Donandı dünya Donandı yeşilinden alından Sarısından Donandı delicesine Bir ışık fışkırır topraktan yağmur gibi Bir güneş doldurur ortalığı Bire canım Tüter Açıldı apaydınlık terütaze Devedikeni çiçekleri koskocaman Mosmor açıldı Nennilendi dağlar Gizlenen bir şairin gizli şiirleri... İlk kez gün ışığına çıkanlarla birlikte...
Yolda
Osman boyuna gökyüzüne bakıyor... Bir parça bulut... Bazan bir ak bulut gölgesi, üstlerinde bir an kalıp geçiyor... Gözler bulut gölgesinin arkasında... Gün tepede... Ekin sapları çatırdıyor. Yarılmış, kızgın toprak, Osmanın ayaklarının altında... Osmanı habire hoplatıyor. Canını dişine takmış Osman. Alttan yanıyor, tepeden yanıyor. Ciğerine kızgın bir demiri sokuyorlar gibi... Sıcak... Dünya kamaş kamaş... Göz açıp on metre ileriye bakılmıyor. Zeynep deste yüklerken Osmana dönüp baktı. Baktı ki Osmanın bacakları zangır zangır titriyor. "Osman," dedi. "Osman... Osmanım, böyle yaya gidip gelme. Seni atın üstüne bindireyim."
Binbir Çiçekli Bahçe (1. Baskı)
Ustadır Arı, Ağacın Çürüğü, Baldaki Tuz, Zulmün Artsın ve Binbir Çiçekli Bahçe Yaşar Kemal'in gazetelerde, dergilerde yayımlanmış toplumcu ve gerçekçi bir bakış açısıyla kaleme aldığı yazılardan ve konuşmalardından derlenmiştir. Onun düşünce ve yazarlık serüvenine tanıklık eden bu yazılar halkın yıllardır içine sürüklendiği karınlığın belgeleridir. "Dünyamız, ne büyük mutluluktur ki, on binlerce çiçekli bir kültür bahçesidir. Her kültürün bir rengi, bir kokusu vardır. Dünyamızın bir çiçeğinin koparılması, dünyamızdan bir rengin, bir kokunun yok olmasıdır." Yaşar Kemal
Gökyüzü Mavi Kaldı
Her kültürün kendinden önce var olmuş bir başka kültürün yatağında büyüdüğü Anadolu toprakları binlerce yıl zengin bir halk edebiyatına kaynaklık etti. Sebahattin Eyuboğlu ile Yaşar Kemal'in ortak çalışması olan Gökyüzü Mavi Kaldı bu büyük edebiyatın seçme ürünlerinden oluşuyor. Adını Yaşar Kemal'in koyduğu bu kitap, bir yandan halk edebiyatımızın zenginliğini, büyüklüğünü hangi büyük kültürlerden beslendiğini ortaya koyarken, bir yanıyla da halk edebiyatı tarihimize düşülmüş büyük bir not. Kuş uçtu yuva kaldı Gökyüzü mavi kaldı "Folkloru ölü bir araç yığını olarak görmüyorum. Gerkçek folklorcular da bilir bunu. Her zaman halkın içinden sanatçılar çıkacaktır.(...) Halkın yaratması, bir gereksinmedir. Yaratmak bir gereksinmedir çünkü. Sanat insanın kanındadır. Halklar her çağda, her yerde, her zaman yaratırlar. Eğer yozlaşmamışlarsa." Yaşar Kemal
Baldaki Tuz
Baldaki Tuz, Ağacın Çürüğü, Ustadır Arı ve Zulmün Artsın Yaşar Kemal’in gazetelerde, dergilerde yayınlanmış toplumcu ve gerçekçi bir bakış açısıyla kaleme aldığı yazılarından ve konuşmalarından derlenmiştir. Onun düşünce ve yazarlık serüvenine tanıklık eden bu yazılar halkın yıllardır içine sürüklendiği karanlığın belgeleridir.
“Dünyayı sonuna kadar ödemek... Çalışarak, kitapların, türlü insanların. Doğanın macerasına katılarak, yoksul, acı çekerek ödemek. Ama dünyayı sonuna kadar ödemek. İliklerine kadar bütün yoğunluğuyla ödemek. Kırk yıllık yolda yaprak kımıldasa, yüreğinin başında duyarak, dünyanın acısına, sevincine katılarak ödemek.”
- Yaşar Kemal
Zülmün Artsın
Zulmün Artsın, Baldaki Tuz, Ağacın Çürüğü ve Ustadır Arı Yaşar Kemal'in gazetelerde, dergilerde yayınlanmış toplumcu ve gerçekçi bir bakış açısıyla kaleme aldığı yazılarından ve konuşmalarından derlenmiştir. Onun düşünce ve yazarlık serüvenine tanıklık eden bu yazılar halkın yıllardır içine sürüklendiği karanlığın belgeleridir. "Egede, Akdeniz yörelerinde gene ormanlar yanıyor. Benim şaşırdığım daha yanacak orman kaldığıdır. Nereden buluyorlar da, bu kadar ormanı yakıyorlar? Ben bu yörelerde dikili ağaç kalmadığını sanıyordum. Demek ki yanılmışım. Öldürmeyen Allah öldürmez derler, şu ormanı da bitirmeyen Allah bir türlü bitirmiyor demek ki." -Yaşar Kemal-
Ağıtlar
Ölüme karşı etkin bir direniş olan ağıt, insanoğlunun ölümle yüz yüze geldiğinde duyduğu şaşkınlığı, korkuyu ve inanmazlığı dayanılır kılma çabasının sonucudur. Bin yıllardır yakılan ağıtlar, Anadolu'da da çok büyük bir çeşitlilik ve zenginlik gösterir. Yaşar Kemal'in Çukurova bölgesinden ve Toroslar'dan derlediği pek çok ağıt, Ağıtlar'da bir araya geliyor. "Gözümüzün önüne, bir deri bir kemik köylü delikanlının biri çıkacak. Adı Kemal Sadık Göğceli, Hemite köyünden gelmedir. Dağ bayır dinlemez, köyünden, dağ köylerinden, obalardan, ovalardan, kasabalardan, ikide bir de kopup gelir Adana'ya çöker önümüze, ağıtlar, türküler, destanlar serer buruşuk sarı kağıtlar üstüne yazılmış. Peki, nereden toplamıştır bunları?anadolu bacılarının hep birlikte yaktıkları ağıtların yazıcılığını ediyordu, bu zorunluluğu duyuyordu, esnek ve kararlı yazısı ile. O hızla kopup geliyordu tabana kuvvet, sanki kaderi ile kaderimiz buna bağlıymışçasına. Önümüze serdiiği söz dizileri, Çukurova kadınlarının ölüm karşısında uyaklı sözleri, bağırtıları, dövünmeleriydi.Sanki ölenin, vurulanın, ezilenin,(...)ırgatı, işçisi, yarıcısı ile büyük değişimlerin içinde bulunan Çukurova7nın avaz avaz ağıtlarından sorumluydu bu çocuk."
Sarı Sıcak
Sarı Sıcak Anadolu halkının yokluğa, açlığa unutulmuşluğa karşı verdiği insanüstü mücadelenin hikayesidir. Pisliğin, sıcağın, sefaletin ortasında bir avuç insanın hayatla aralarındaki ince bağa sımsıkı sarılışlarının ve hayatta kalma çabalarının dramı yirmi iki hikayede dile getirilir. "Kemal'in yazım stili yalın ve çarpıcı; köylülerin ağzından bütün insanlık adına konuşuyor." -Publisher's Weekly, (A.B.D.) "Korkunç bir duyarlık ve acımasız bir şiir..." -Observer (İngiltere) "Sadelik ve dürüstlükle anlatılan bu öyküler insanın belleğine kazınıyor." -The Milwaukee Journal, (A.B.D.) "Yoksulluk, boş insanlar, sinekler,toz, ölümüne çalışma, uçsuz bucaksızlık, bitkinlik, yabanlık, yılmazlık. (...) Çaresizlikten doğan acıma ve duyarlığın evrensel boyutları." -The Guardian, (İngiltere) "Köylülerin sefaletini ve sosyal eşitsizliğini dile getiren kitaplarıyla Yaşar Kemal, Türkiye'deki son üç kuşağı en derinden etkileyen yazar." -Neue Zürcher Zeitung, (İsviçre)
Kale Kapısı (Yky)
Kimsecik, "dağları beklerken" korkunun yıkıcı gücünün, üç kitaplık dev efsanesidir. Korku insanın benliğini parçalarken, bu insanlık durumundan büyük bir trajedi doğar. Ama çocuklar korkuya yenik düşmez, üstüne yürürler. Üçlünün ikinci kitabı Kale Kapısı'nın kahramanları iyilik ile kötülüğün buluştuğu tek avuçtaki iki insandır. İşlediği cinayetten sonra dağa çıkan Salman'ın saldığı korku kalpleri karartır. Ancak korkunun hüküm sürdüğü yerde cesaret uyanırsa yaşam sürer, sürecektir.
"Bendini yıkan ve taşan bir nehir gibi çoşkun bir anlatı...Yaşar Kemal, her yıl Nobel Edebiyat Ödülü'nün en güçlü adaylarından. İsveç okuyucusuna büyük anlatılarından bir örnek daha verdi." John Ohlsson, Arbetet, (İsveç) "Yaşar Kemal şiirsellikle yaşanmışın tadını birleştiren büyük bir ustadır." Hubert Juin, Le Monde, (Fransa) Kendisinden önce uluslar arası yazar yetiştiremeyen ülkesinde Yaşar Kemal, yurdunun ve Ortadoğu'nun tartışılmaz sesi olmuştur. O bize Homeros'la Eugene Sue arasındaki köprülerin daha yıkılmadığını gösterir." Alain Bosquet, Magazine Littéraire, (Fransa)
Üç Anadolu Efsanesi
Halk söylencelerine, efsanelere duyduğu hayranlıkla Köroğlu, Karacaoğlan ve Alageyik efsanelerini kendine has tarzıyla kaleme alan Yaşar Kemal, anlatım gücünü besleyen bereketli topraklara olan vefa borcunu da Üç Anadolu Efsanesi ile öder. "Kilometrelerce yürüyüp, dağ bayır koşup ne kurtarırsa kardır kuralınca, öne ağıtları, sonra da türküleri, koşmaları, destanları, Çukurova'nın tüm uyaklı uyaksız söz çeşitlerini, tekerlemelerini, küfürlerini avlıyordu. Folklor derlemesi filan değildi, bu iş hayat memat işiydi, özbeöz malını kurtarıyordu Çukurova'nın, sorumlusuydu kurda kuşa karşı, şaka değil." Abidin Dino, Milliyet Sanat "Yaşar Kemal, Anadolu aşık-hikayelerinin geleneğine göbek bağıyla bağlanmış bir yazar. Onu ta çocukluğundan başlayarak Anadolu sözlü geleneğinin destansı türleri büyülemiş." Pertev Naili Boratav, Folklor ve Edebiyat 1
Kanın Sesi
Kimsecik, "dağları bekleyen" korkunun yıkıcı gücünün, üç kitaplık dev efsanesidir. Korku insanın benliğini parçalarken, bu insanlık durumundan büyük bir trajedi doğar. Ama çocuklar korkuya yenik düşmez, üstüne yürürler. Üçlünün üçüncü kitabı Kanın Sesi'nde katliamların korkularıyla yürekleri dağlanmış çocuklar, insanlığın büyük macerasının devamıdırlar. Çocuklar korkuya inat sevgiyi yeşertirken yol arkadaşı, kendini sürekli yeniden yaratan doğadır. " Yaşar Kemal dünyanın en büyük yazarlarından biridir." Harry James Cargas, St. Louis Post-Dispatch, (A.B.D) "Yaşar Kemal, insanoğlunun çektiklerini hırs dolu bir beceriyle anlatan yürekli bir yazardır. O, isyan ve öfkesini, insanlara karşı batı yazarlarına az görülen bir güvenle desteklemesini bilmiştir." New Statesman
Ölmez Otu
Başı dara düşenler, yarattıkları düş dünyasında bulurlar yollarını. Ayakta kalabilmek için sığındıkları bu dünya bir yandan onları yaşatırken, bir yandan da hikayelerini örer. Dağın Öte Yüzü üçlüsü darda kalanların yarattıkları düş dünyasının büyük ve görkemli hikayesidir. Üçlünün üçüncü kitabı Ölmez Otu Toros Dağlarından Çukurova'ya uzanan bir toprakta yeşerir. Pamuk toplamaya inen Yalak köylülerine kendi yarattıkları efsane eşlik eder. Ancan mitin yıkılışını anlatan satırlar, vahşi olduğu kadar olağanüstü bir türkü gibi içimize işler. "Ölmez Otu patetik, acı ve güçlü bir romandır, Yaşar Kemal ise kuşkusuz sesi Anadolu sınırlarını aşan bir Türk yazarı." -Michel Deon, Journal Dimanche, (Fransa) "Bir halkın ve bir yaşama biçiminin portresi olarak bundan daha iyisi ortaya konulmazdı." -The New York Times Book Review, (A.B.D.) "Ölmez Otu'nda şehvet, kan, şiddet, cinayet hepsi vardır ve hepsi olağanüstü boyutlardadır." -Berna Moran, Türk Romanına Eleştirel Bir Bakış- "Ölmez Otu'nda Yaşar Kemal insan olarak bakıyor köylüye, roman malzemesi olarak değil." -Fethi Naci, Bir Romancı: Yaşar Kemal
Ustadır Arı (Yky)
Ustadır Arı, Ağacın Çürüğü, Baldaki Tuz ve Zulmün Artsın Yaşar Kemal'in gazetelerde, dergilerde yayınlanmış toplumcu ve gerçekçi bir bakış açısıyla kaleme aldığı yazılardan ve konuşmalarından derlenmiştir. Onun düşünce ve yazarlık serüvenine tanıklık eden bu yazılar halkın yıllardır içine sürüklendiği karanlığın belgeleridir. "Boğazı zilli kurt, boğazındaki zil yüzünden hiçbir canlışa yaklaşamaz. Boğazında zil, bozkırlar boyunca, dağlar boyunca koşar durur ve bir gün açlıktan ölür. Bu insan aklına gelen işkencelerin, zulümlerin en korkunçlarından biridir." -Yaşar Kemal-
Ağrıdağı Efsanesi
Bir aşk destanı olan Ağrıdağı Efsanesi geleneklerini Mahmut Han'a karşı savunan Ahmet Gülbahar arasındaki aşkı konu alır. Efsanelere ve halk söylencelerine yürekten bağlı Yaşar Kemal'in bu romanı, insan psikolojisinin derinliklerini de içerir.
"Yaşar Kemal Anadolu'nun halk edebiyatıyla alışveriş içindeyken başladı yazmaya. Gerçek bir yazar olduğu için de dilin duyarlığından, şiirsel destanın tek kahramanı olan Türk halkının kültüründen esinlenmesini bildi."
- Jeliha Hafsia, La Presse, (Tunus)
"Yaşar Kemal'de büyük bir romancının bütün nitelikleri var."
- British Books, (İngiltere)
"Zengin, renkli ve zekice bir netlikle bezenmiş bir üslup ve yazdığı her kelime sert, cilalanmış, ayrıksı ve bir buğday tanesi gibi potansiyel olarak üretken."
- Irish Times, (İrlanda)
"Kitabın güzelliği zengin şiirsel dilinde, efsane ve mit duygusunda yatıyor."
- Sunday Telegraph, (İngiltere)
"Yaşar Kemal, Şehrazat klasmanında bir masal anlatıcı."
- Daily Telegrapn. (İngiltere)
Ağacın Çürüğü
Ağacın Çürüğü, Baldaki Tuz, ustadır Arı ve Zulmün Artsın Yaşar Kemal'in gazetelerde, dergilerde yayınlanmış toplumcu ve gerekçi bir bakış açısıyla kaleme aldığı yazılarından ve konuşmalarından derlenen kitaplardır. Yazarın düşünce ve yazarlık serüvenine tanıklık eden bu yazılar halkın yıllardır içine sürüklendiği karanlığın belgeleridir. "Sayın muhbir vatandaş, sen bu yurdun çürümesinin başlangıcıydın ve sonu olacaksın. Senin bol bol işlediğin yerde, hangi toplum olursa olsun, bir düşmanlıklar kargaşası çıkar...Sayın muhbir vatandaş, sen bir ölçüsün. Senin oyunaların en korkuncusun." Yaşar Kemal "Yaşar Kemal büyük bir yazardır. Onun eserlerini okumak, zengin kazanımlar sağlayan büyük bir serüvendir." Fönstet (İsveç)
Demirciler Çarşısı Cinayeti (Yky)
Akçasazın Ağaları tarihle, zamanla, düzenle hesaplaşmanın hikayesidir. Ağalar çökerken yanı başlarında yeni bir tarih yazılır, değişim kaçınılmazdır. Güçlüler dövüşürken doğa da ses verir. Demirciler Çarşısı Cinayeti birbirini yok etmek için tüm hünerlerini, olanaklarını, güçlerini, bundan da öte akıllarını, nefretlerini ve kinlerini kullanan iki derebeyinin ayakları altında ezilen toprağın, toprağın insanlarının ve yeşerttiği doğanın büyük efsanesidir. Lanet, çıktığı bağrı vuracaktır. "Yaşar Kemal sadece Mitterrand'ın kalbindeki sevgili halk ozanı değil. Yaşar Kemal edebiyatın bir devi." Andre Clavel, Nouvelles Littéaires, (Fransa) "Demirciler Çarşısı Cinayeti birbirlerini yok etme amacıyla tüm hünerlerini kullanan iki karşıt grup arasında kalan ülkenin kaderi üzerine dev lanet okumayı konu ediyor." Alain Bosquet, (Fransa) "Eski rapsodilerin epik esinini, gücünü, doğa aşkının usta bir lirizmiyle iç içe sokarak, Yaşar kemal, bize büyüleyici kişilikler çiziyor ve bizi kapıp götüren bu destandan ayrılmak çok güç oluyor." Bulletin Critique du Livre Français, (Fransa) "Dramatik devinim öylesine canlı bir şelikde anlatılmış ki, insan Torosların eteklerinde kimi zaman bir kovboy filmi kimi zaman da bir Shakespeare trajedisi izlediği kanısına kapılıyor." Christian Guidicelli, Guide Lire, (Fransa)
Allahın Askerleri
Yaşar Kemal İstanbul'un çeşitli semtlerinde çocuklar arasında dolaşarak onların hikâyelerini anlatır. Küçük yaştaki bu çocuklar, sokarlarda yatıp kalkıyor olmalarına, kimsesizliklerine, hor görülmelerine, açlığa rağmen hâlâ hayatta, hâlâ insan kalmaşılardır. Allahın Askerleriyle yapılan röportaj zengin bir dille hüzünlü bir hikâyeye dönüşür. "Yaşar Kemal yaylaların sözlüğü..." Ceyhun Atuf Kansu "Yaşar Kemal, baştan beri, yoksullar ve doğa konularında olduğu gibi, çocuklar konusunda da son derece duyarlı bir yazar oldu. Yapıtlarında sık sık çocuklara başrolü vermekle kalmadı, onların yaşamlarını, sıkıntılarını, düyaya bakışlarını da bir dizi röportajla ele aldı. Onun röportajlarının yayımlanmasından 10-15 yıl sonra, Türkiye'de sanki birdenbire, bir sokak çocukları patlaması yaşandı ve hâlâ da yaşanıyor. Türkiye'de bugün kendi kaderine terk edilmiş on binlerce çocuk var. Dünyada ise bu durumda milyonlarca çocuk var." Süha Oğuzertem
Yusufcuk Yusuf(Akçasazın Ağaları
Akçasazın Ağaları tarihle, zamanla, düzenle hesaplaşmanın hikayesidir. Ağalar çökerken yanı başlarında yeni bir tarih yazılır, değişme kaçınılmazdır. Güçlüler dövüşürken doğa da ses verir. Yusufçuk Yusuf Çukurova'ya kuşaklar boyunca egemen olmuş iki derebeyinin hikayesidir. Köylüleri yıllarca baskı altında tutan bu güç kırılırken, yeni zamanların gereklerine uyum sağlamış yeni zenginler başka bir güç oluştururlar. barbarlığı çağrıştıran bu güç, "bataklıktan kutulmaya yüz tutmuş bir bataklık toprağını yağmalar." "İnsanoğlu farklılaşıyor, deri değiştiriyor ve kendini yeniden tanımlıyor. Acaba ortaklaşa yitirilen yüzyılların ağırlığını bir kenara koyabilecek mi? Genleştirmek bizim elimizde. Yaşar Kemal'in Binbir Geceleri bizi buna davet ediyor." Alain Bospuet, Le Matin, (Fransa) "Hasatla birlikte, omuzları evrensel genişlikte Türk yazarı Yaşar Kemal'in yeni kahramanlık destanı geldi. Bunalım evreninde bir trajedi. Kitapta İnce Memed'in yazarının bizi alıştırdığı epik ve toprak kokan soluğu bulmak da mümkün." Andre Clavel, Nouvelles litteraires, (Fransa) "Yusufçuk Yusuf'ta Yaşar Kemal'i yeni ve büyük bir atılım içinde buluyoruz. Bu kitap yalnız Yaşar Kemal'in en önemli yapıtı değil, Türk romanının da başyapıtlarından biridir." Cemal Süreya, Oluşum "Hugo çapında bir yazar olan Yaşar Kemal'in en önemli özelliği, günümüzde gözardı edilen bir tarzda freskler çizerek yazması." Christian Guidicelli, Guide Lire, (Fransa)
Bir Bulut Kaynıyor Bu Diyar Baştanbaşa 4
Romanlarında Anadolu insanının gerçek dünyasını destansı boyutlara taşıyan, yaşanmış ve yaşanan gerçeği mitlerin, efsanelerin evreninde çoğaltan Yaşar Kemal, sadece bir romancı ve halkbilimci değil, gazetelerimizde modern röportaj yazarlığının da kurucusudur. Onun, her biri yayımlandığı dönemde olay yaratan röportajlarında gerçek, hayat buldu ve okuyucuyu sarstı. Bu Diyar Baştanbaşa dörtlüsünün dördüncü kitabı Bir Bulut Kaynıyor diğer üç kitap gibi doğa ilen insan arasındaki kimi zaman içli tatlı, kimi zaman acı acıtıcı ilişkileri örer. Kaymakamlar, ağalar, şoförler, gecekondularda yaşayanlar, fakir evleri, zengin mezarları, martılar, "Amerikalılar", rektörler, yunuslar ve balıkçıların yanısıra, Çetin Altan, Abidin Dino, Sait Faik bu kitabın konuklarıdır. "Bir gazetecinin zaferi..." -Hüseyin Cahit Yalçın, Ulus, 6 Eylül 1953 "Zafer gazetecinin değil, edebiyatçınındır." -Tarık Dursun K., Milliyet, 11 Mart 1971 "Yaşar Kemal'in röportajlarını klasik gazete röportajcılığından ayrı tutarak, yetkin bir edebiyat ürünü diye okumak gerekir." -Hilmi Yavuz, Cumhuriyet, 8 Nisan 1971
Yağmurcuk Kuşu (Yky)
Kimsecik, "dağları bekleyen" korkunun yıkıcı gücünün, üç kitaplık dev efsanesidir. Korku insanın benliğini parçalarken, bu insanlık durumundan büyük bir trajedi doğar. Ama çocuklar korkuya yenik düşmez, üstüne yürürler. Üçlünün ilk kitabı Yağmurcuk Kuşu cinayetin yarattığı korkuyla şekillenir. Roman katliamların nedenleri ile sonuçları arasındaki ürpertici ilişkiyi açığa çıkarırken, bir yanıyla da bir köy çocuğunun masum ve cesur dünyasının nasil belirdiğini ortaya koyar. "Doğu dünyasının eşiğinden günümüzün dev yazarlarından biri bize ulaşıyor. Yaşar Kemal, hem Western hem Yunan tragedyası sınıflamasına giren destanlar yazıyor." L'Evenement du Jeudi, (Fransa) "Yaşar Kemal modern Türkiye'nin dünyaya armağan ettiği en yetenekli yazar ve aynı zamanda savaş sonrasının en çekici yaratıcılarındandır. Bu güzel dramın getirdiği yenilik, çocukluk döneminin çeşitliliği ile zengin ve çekici sahneleridir." Alain bosquet, Magazine Litteraire, (Fransa) "Yaşar Kemal, nefis bir biçimde betimlenmiş bir Anadolu ortamında geçen Yunan tragedyasının tüm inceliği ve kaderciliği içinden yeniden canlandırmaktadır." Christian Guidicelli, Lire, (Fransa)
Al Gözüm Seyrele Salih
Al Gözüm Seyreyle Salih'te Karadeniz'in küçük bir kasabaında on bir yaşındaki Salih'in, kanadı kırık bir martıya duyduğu sevgi ve mavi oyuncak bir kamyonu elde etme isteği konu alınır. 1970'lerin Türkiyesi, dönemin insan, devlet, iktidar ilişkileri Salih'in dünyasını çevreler. Yaşar Kemal, Salih'in gözündenhayata bakar ve çocukluğun bahçesinden, Türkiye'nin genel yapısını tüm inceliğiyle çizer. "Yaşar Kemal bir halkın kültürünü temsil etmektedir. Epiği geniş, katıksız bir halkçı temele yaslanmıştır.Romanları yaşamın zenginliği, sıcaklığı, güzelliğiyle doludur." Joel Ohlsson, Arbetet,(İsveç) "Yaşar Kemal'in yapıtları olgun, nefis bir meyve tadarcasına okunuyor." Gerard-Hunbert Goury, Le Matin, (Fransa) "Kemal büyük bir sevecenlik ve merhametle yazıyor." Daily Telegraph (İngiltere) "Yaşar Kemal'in destansı anlatımında hiçbir şey küçük değil. Onun her sözü, denizin köpüren dalgaları gibi çağıldıyor." Frankfurter Allgemeine Zeitung (Almanya)
Yer Demir Gök Bakır
Başı dara düşenler, yarattıkları düş dünyasında bulurlar yollarını. Ayakta kalabilmek için sığındıkları bu dünya bir yandan onları yaşatırken, bir yandan da hikalerini örer. Dağın Öte Yüzü üçlüsü darda kalanların yarattıkları düş dünyasının büyük ve görkemli hikayesidir. Üçlünün ikinci kitabı Yer Demir Gök Bakır bütün mümkünlerini yitirmiş köylülerin kendi yarattıkları ermişin işaret ettiklerine bakarak hayatta kalmalarını anlatır. Roman kendi mitini yaratmanın tanığı, düş dünyasının gücünün kanıtıdır. Fransız Eleştirmenler Derneği'nce "Yılın en güzel romanı" seçildi. "Birden bu barok kişilerin harikulade serüvenine kapılırsınız, acımasız gerçekle efsane arasında gider gelirsiniz. Yaşar Kemal ya da bir halkın dehası."
Martine Bauer, Le Matin de Paris, (Fransa) "Yaşar Kemal'in özgün ya da bilge bir anlatıcıdan çok daha başka bir şey olduğunu bir kez daha kabul etmek gerekir. (...) Yazar halkı sanki gerçekten tek bir bütünmüş gibi, kişileri de anlatımı da aynı şiirsel imgelemi ve aynı büyüleyici çekiciliği taşır." Journal de Centre, (Fransa) "Toprağa ve gökyüzüne kenetlenmiş köylünün sert yaşamını düşleyebilenler, bir gemiye biner gibi binsin bu demirden toprağa, bizlere sonsuza dek yasak edilmiş bu serüveni yaşasınlar." M. Rieux, Que Lire, (Fransa) "İnsanlara karşı acımasız bir toprağın temposu..." Pierre A. Willemart, L'Actuel Bruxelles, (Belçika)
Çakırcalı Efe
Çakırcalı Memed Efe, on beş yıldan fazla bir zaman boyunca eşkıya olarak Osmanlıya baş kaldırmış, binden fazla insanı öldürmüş, öte yandan fakir fukaranın koruyucusu olmuştur. Yaşar Kemal, Çakırcalı’yı öldüren müfrezenin kumandanı Albay Rüştü Kobaş’ın verdiği bilgiler ışığında eşkıyanın hayat hikayesini, tanıklarının yorumlarına da yer vererek anlatır. "Yaşar Kemal insanoğlunun çektiklerini hırs dolu bir beceriyle anlatan yürekli bir yazardır. O isyan ve öfkesini, insanlara karşı Batı yazarlarında az görülen bir güvenle desteklemesini bilmiştir." New Statesman, (İngiltere) "Bir epik kültürün bu ölçüde derinliklerine inmiş birini daha bulmak çok güç." Norrtelje Tidning, (İsveç) "Yaşar Kemal çağdaş edebiyatın eşine az rastlanır devlerinden biridir." Le Figaro, (Fransa)
Hüyükteki Nar Ağacı
Yaşar Kemal’in "doğa-insan ilişkilerini en iyi anlamda verdiğim yapıtlarımdan biri" dediği Hüyükteki Nar Ağacı, traktörün tarıma girmesiyle birlikte işsiz kalan yarıcılar ve mevsimlik işçilerin dramını konu alıyor. Kapitalizmin Çukurova’ya düşen büyük gölgesi, her satırla görünür kılınıyor.
"İşte bu romanı ve Yaşar Kemal’in pek çok yapıtını güçlü kılan şey şu 'doğa-insan ilişkisi' sözlerinde saklanıyor. Çünkü Yaşar Kemal bu ilişkiye insanın en temel, en eski, dil yaratma yetisiyle özdeş bir niteliğiyle yaklaşıyor. Mitos yaratmak..."
Güven Turan
"Hüyükteki Nar Ağacı adlı romandaki tüm unsurların büyüleyici olması dışında Yaşar Kemal bu romanında kâinatın dışından kelimeleri ve Anadolu’da gizlenmiş mikrokosmos hayatlar ve hayaller ile epik yazarların kosmosunu yaratmayı başarmış."
Frankfurter Allgemeine Zeitung, (Almanya)
"Yaşar Kemal romanlarının çoğu, kuş uçmaz kervan geçmez Kilikya’da, sıtmanın kol gezdiği bereketli Çukurova’da, İstanbul’a bile başka bir dünya gibi görünen topraklarda geçer. Bu ücra, zorlu bölgeyi dünya edebiyatına taşıyan Yaşar Kemal, çok iyi bildiği eski mitlerden yola çıkarak çağdaş yapıtlar yaratıyor."
Karl-Markus Gauss, Süddeutsche Zeitung, (Almanya)
Kuşlar’da Gitti
Kuşlar da Gitti, İstanbul'un çürüyen, kirlenen yüzünün ve insanlığın da şehirle birlikte yok oluşunun romanıdır. Kuşların bir zamanlar mekan tuttuğu İstanbul'da çocuklar onları yakalayarak cami, kilise ve sinagogların kapılarında "azat buzat beni cennet kapısında gözet" diyerek satarlar. Ancak çocuklar satamadıkları kuşları yemek zorunda kalırlar. "Sağlam bir kitap, yoğun bir insan sevgisi ve şiir, tam bir başyapıt." La Croix, (Fransa) "Saklanacak, tekrar tekrar okunacak, üstünde günlerce düşünülerek, bütün zamanların, bütün ülkelerin en güzel edebiyat yapıtlarının yanına konacak bir kitap..." Jeremy Brooks, The Independent, (İngiltere) ''Klasiklere özgü yalınlıkta bir öykü.'' Church Times, (İngiltere) ''Batı Avrupa'da neden böyle romancılarımız kalmadı?'' New Statesman, (İngiltere)
Tanyeri Horozları( Bir Ada Hikayesi 3)
Bir Ada Hikayesi dörtlüsü, savaşlardan, kırımlardan, sürgünlerden arta kalan insanların, Yunanistan'a gönderilen Rumların boşalttığı bir adada yeni bir yaşam kurma çabalarını alır. Umut romanın baş kahramanıdır. Tanyeri Horozları, yeni bir yaşam kurma çabası, korku, özlem, umut, sabır ve geçmişin acıları arasında, aşktan ve insan olmaktan duyulan sevincin romanıdır. Denize, adaya, insanlara duydukları aşkın geçmişin acılarıyla gölgelenmesine izin vermeyen, sevdalarını yüreklerinde sır gibi taşıyan adam gibi adamlar, kadın gibi kadınlar yüzlerini bir hayata dönerler. "Yaşar Kemal, yirminci ve yirmi birinci yüzyıl yazınının en büyük romancılarından biridir." - Barry Tharaud. (A.B.D.) "Yaşar Kemal'in romanlarını okumak coşkular dünyasında bir mola zamanı gibidir." -Jean-Pierre Deleage. (Fransa) "Yaşar Kemal'in imgelemi, insan ruhunun inceliklerini kavraması, anlatımının şiirsel derinlikleri üstüne titreyeceğimiz bir sanat eseri yaratıyor. Bütün dönemlerin en iyi yapıtlarından biri." - Jeremy Brooks, (İngiltere) "Yaşar Kemal zamanımızın en büyük epik romancısıdır. Onun romanlarını okuyan herkes bu kanıda birleşir. Zamanımızda hiçbir yazarın Yaşar Kemal'in gücüne ulaşamadığını bilmeliyiz." -Torbjörn Safve (İsviçre)
Teneke
Bir Anadolu kasabasında, çeltikçi ağaların yönetmeliklere karşı gelerek ektikleri çeltik sıtmaya neden olur. İdealist ve genç kaymakam tüm tecrübesizliğiyle, sıtmaya tutulan kasaba halkı adına ağalarla mücadeleye girişir. Ancak kaymakam kasabadan, ardından teneke çalınarak sürülür. Teneke idealizm ile baskın güç arasındaki mücadelenin romanıdır. "Teneke kuruluş halindeki milli edebiyatımızın nefis bir örneği." Fethi Naci, Bir Romancı: Yaşar Kemal “Yaşar Kemal şiirsellikle yaşanmışın tadını birleştiren büyük bir ustadır.”
Hubert Juin, Le Monde, (Fransa) “Yaşar Kemal toplumcu olmakla birlikte, bir bakıma gerçekçi yöntemden uzak durmuş bir yazar. Kullandığı olağandışı olaylar, simgeleşmiş kişiler ve hayvanlar, mitos kalıpları, onun romanlarını destan, efsane ve halk hikayeleri geleneğine bağlar.” Berna Moran, Türk Romanına Eleştirel Bir Bakış “Baskı, zulüm ve yozlaşmışlığın çaresiz kurbanlarının içinde bulundukları kötü duruma karşı bir protesto.” Derby Evening Telegraph (İngiltere) Kapaktaki Resim: Abidin Dino
İnce Memed 2
Otuz iki yıllık bir zaman diliminde yazılan İnce Memed dörtlüsü, düzene başkaldıran Memed'in ve insan ilişkileri, doğası ve renkleriyle Çukurova'nın öyküsü. Yaşar Kemal'in söyleşiyle " içinde başkaldırma kurduyla doğmuş" bir insanın, "mecbur adam"ın romanı. Öldürülen Abdi Ağa'nın yerini kardeşi Hamza alır. Memed, topraklarını ele geçirmek için vayvay köylülerine zulmeden Ali safa Bey'i ve Hamza'yı öldürür.
Ancak köylüler için tam bir efsaneye dönüşmesine rağmen zulmedenlerin öldürmekle bitmeyeceği konusunda kuşku duymaya başlar. Abdi ağa gitmiş, yerine Hamza gelmiştir, onun yerini de bir başkası alacaktır.
"Kalemi insanlığın hizmetinde bir yazar"
Henry Lundström, Sundvalls Tidning, (İsveç)
"Yaşar Kemal, görkemli bir destan akıcılığı içinde, tüm ayrıntıları titizlikle yansıtarak dile getirmiş ülkesini."
Paul Theroux, The New York Times, (A.B.D)
"Korkusuz bir toplum eleştiricisidir yaşar Kemal. Ve eşsiz bir şair."
Dagens Nyheter, (İsveç)
"Bir gökkuşağı gibi, toprağa hiç dokunmadan bir ufuktan diğerine kayan büyük bir efsane geleneğine dayanıyor."
Sunday Times, (İngiltere)
"Kemal'in Hardy ve Tolstoy ile karşılaştırılmasına yol açan zengin üslüp, konusunun zenginliği ve çeşitliliği, sıradan insanların yaşamıyla insanlığın bağlantısı, insanı içinde çeken bu romanda da aşikar"
The Times, (İngiltire)
"Baş döndürü bir hızla ilerliyor."
The Guardian, (İngiltere)
İnce Memed 1
Otuz iki yıllık bir zaman diliminde yazılan İnce Memed dörtlüsü, düzene başkaldıran Memed'in ve insan ilişkileri, doğası ve renkleriyle Çukorava'nın öyküsüdür. Yaşar Kemal'in söyleşiyle "içinde başlakdırma kurduyla doğmuş" bir insanın, "mecbur adam"ın romanı. Abdi Ağa'nın zulmüyle köyünü terk etmek zorunda kalan Memed, Ağa'nın yeğeniyle evlendirilmek üzere olan Hatçe'yi kaçırır.
Abdi Ağa'yı yaralayan, yeğenini de öldüren Memed eşkıya deli Durdu'ya katılır, ancak kıyıcığına katlanamadığı Deli Durdu'dan iki arkadaşıyla birlikte ayrılır. Memed, sıradan bir köy çocuğuyken, zulmedenler için eşkıyaya, köylüler içinse bir kurtarıcıya dönüşür.
"Bir yaşam biçimini bir halkın portresi olarak bölyesine veren bu romandan daha iyisi yazılamazdı. "
The New York Times Book Review, (A.B.D)
"Şaşırtıcı, orijinal bir kitap."
Sunday, Times, (İngiltere)
"Epik boyutlara ulaşan ve muhteşem bir sona ulaşmak için hız kazanan öyküye kendinizi kaptırıyorsunuz."
Sunday Times, (İngiltere)
"Yaşar Kemal, şaşılacak ölçüde yaratıcı. "
The Bookseller, (İngiltere)
"Yaşar Kemal, karakterlerini unutulmaz, seçkin ve gerçek hayattan daha da gerçekçi kılan detay zenginliği ile Rus edebiyatının kalitesine ulaşıyor."
Sunday Telegraph, (İngiltere)
Deniz Küstü
Romanlarında, Karadeniz'den Toroslar'a, Ağrı Dağı'ndan Ege'ye uzanan çok geniş bir Anadolu coğrafyasını anlatan Yaşar Kemal, Deniz Küstü'de ana tema olarak İstanbul'un çürüyen doğasını seçer. Bir kentin tüm coğrafyasıyla her anlamda yozlaşmasının ve çürümesinin anlatıldığı romanda, tüm karakterler İstanbul'a göç yoluyla gelmişler ve beraberlerinde hayallerini de sürüklemişlerdir. Deniz Küstü ütopyaların ve anti-ütopyaların çarpışma alanıdır. "Kemal, açgözlülük, nefret ve çürümenin, aynı zamanda aşkın ve kurtuluşun öyküsünü yazmış." -Times Literary Supplement, (İngilizce) "Çağımızda örnekleri pek bol olmayan güçlü ve soluklu yazarlardan biri." -The Gazette, (Kanada) "Yaşar Kemal'in sanatı küçük kulislerin, klikleşmelerin ve günlük moda akımların dışında çizgisini sürdüregeliyor. Panait Istrati, Maksim Gorki, Jean Giono çapında bir yazar olmanın sağladığı gücün verdiği güvenle..." -Gerard Mordillat, Liberation, (Fransa)- "Yaşar Kemal'in dili zengin ve dinamik, çizdiği sahneler çok güçlü." -Curt Bladh, Skansa Dagbladet (İsveç) "Sadece büyük bir yeteneğin üretebileceği enerjiye, çeşitliliğe ve isabete sahip." -The Guardian, (İngiltere)
Yanan Ormanlarda Elli Gün (Yky)
Romanlarında Anadolu insanının gerçek dünyasını destansı boyutlara taşıyan, yaşanmış ve yaşanan gerçeği mitlerin, efsanelerin evreninde çoğaltan Yaşar Kemal, sadece bir romancı ve halkbilimci değil, gazetelerimizde modern röportaj yazarlığının da kurucusudur. Onun, her biri yayımlandığı dönemde olay yaratan röportajlarında gerçek, hayat buldu ve okuyucuyu sarstı. Bu Diyar Baştanbaşa dörtlüsünün ikinci kitabı Yanan Ormanlarda Elli Gün “Doğuda İnanılmaz Şeyler Gördüm” başlıklı bir röportajla başlar. İnanılmaz ve acı şeyler Yaşar Kemal’in satırlarında masalsı bir güzelliğe bürünür, içimize işler. Hayat kaynağımız doğaya yaptığımız kötülüklerle bizi yüzleştirir. “Halk duyarlığının yarattığı efsanelerin sınıf gerçeğinden soyutlanmadan, kısaca bir mystification’a gitmeden yansıtıldığına tanık oluyoruz.” Hilmi Yavuz, Cumhuriyet, 8 Nisan 1971 “Yazar, hikayeci ve romancı Yaşar Kemal nereye gitmişse, kimle karşılaşmışsa, hangi konuya eğilmişse hiçbirinde yüzeyde kalmamıştır. Bir hukukçu değildir, bir iktisatçı hele, hiç! Ama o iki meslekten olanlardan daha çok yurdunun sorunlarına, insanın dertlerine ve kişiliklerine eğilmesini, bakmasını ve görmesini bilmiştir. Tarık Dursun K., Milliyet, 11 Mart 1971
Ortadirek
Başı dara düşenler, yarattıkları düş dünyasında bulurlar yollarını. Ayakta kalabilmek için sığındıkları bu dünya bir yandan onları yaşatırken, bir yandan da hikayelerini örer. Dağın Öte Yüzü üçlüsü darda kalanların yarattıkları düş dünyasının büyük ve görkemli hikayesidir. Üçlünün ilk kitabı Ortadirek'te uzun ve zorlu yolda yürüyenler anlatılır. Bir çile yürüşüdür bu; varacakları yerde onları sadece ayakta kalmak mücadelesi bekliyor olsa da, her yürüyüş bir umuttur Pamuklar toplanmadan Çukurova'ya ulaşmak, çileye ve umuda da ulaşmaktır. "Türk romancısı Yaşar Kemal'in Ortadirek romanı edebiyatın büyük insan manzaralarından biridir. Bu roman aslında Savaş ve Barış ve Moby Dick boyutlarında bir yapıttır." -Michel Cournot, Le Monde, (Fransa) "Buna dikkat çekici bir eser değil, bir şaheser demek daha doğru olur." -Bulletin Critique du Livre Français, (Fransa) "Yaşar Kemal'in romanı Tolstoy'un çapına ve Dickens'ın canlılığına sahiptir." -Lena Jeger, Manchester Guardian, (İngiltere) "Sofokles'in trajedilerini besleyen o çok görmüş geçirmiş yaşlıların deneylerle dolu sesidir bu. Anadolu'nun sesi." -Ceyhun Atuf Kansu, Varlık- "Bugüne kadar okuduğum en mükemmel Türk romanıdır Ortadirek." -Fethi Naci, Bir Romancı: Yaşar Kemal
Peri Bacaları (Yky)
Romanlarında Anadolu insanının gerçek dünyasını destansı boyutlara taşıyan, yaşanmış ve yaşanan gerçeği mitlerlin, efsanelerin evreninde çoğalan Yaşar Kemal,sadece bir romancı ve halkbilimce değil, gazetelerimizde modern röportaj yazarlığının da kurucusudur. Onun, her biri yayımlandığı dönemde olay yaratan röportajlarında gerçek, hayat buldu ve okuyucuyu sarstı. Bu Diyar Baştanbaşa dörtlüsünün üçüncü kitabı Peri Bacaları bir İstanbul çocuğunun gözünden Anadolu köylerine uzanır, süngercilere varır, Van Gölü'ne Çukurova'ya uğrar, doğaya misafir olur. Peri Bacaları Yaşar Kemal'in sözcüklerinde periler diyarına dönüşür. "Dersin ki Asyanın bozkırından çadırlarını alıp, atlarına binip, devesini, koyununu, keçisini, malını toplayıp Anadoluya bir periler kavmi geldi.Her biri bir taşa dokundu, nakış oldu. Tuttuğu taş nakış oldu. Sonra kümbet oldu, cami, kervansaray, han oldu... Kafan bir an periler üstüne çalışmışsa bu böyledir. Çaresiz." Yaşar Kemal "Ortaya konan bu müthiş hakikatler karşısında ne söyleyeceğimi şaşırdım. İçimden taşanları, kalemime gelenleri yazmamak için kendimi zorlayarak susuyorum ve şahsen hiç tanımadğım bu cesur ve dürüst kalem arkadaşımı alnından öpmekle iktifa ediyorum." Hüseyin Cahit Yalçın, Ulus 6 Eylül 1953