Güven Cilt 2

Orijinal fiyat: ₺700,00.Şu andaki fiyat: ₺578,00.

Polisin fellek fellek aradığı Hasan Basri Alp kayıptı, nerde olduğunu bilen yoktu. Ele geçeceği pek düşünülmediğinden olacak, soruşturmada sıkışıldı mı, kimi işleri onun üstüne yıkma eğilimi, polisin Basri’yi arama kızgınlığını daha da kışkırtıyordu. İstanbul da İstanbulluluğunu yaşıyordu gene. Kuzeyden, Haliç üstlerinden çıkıveren kış azgını kara bulutları, maviliklere mızrak gibi çakılmış minarelerin onuruyla kabaran, kurşunlu, ağırbaşlı kubbeleri, kör olası açlığın kavgasında tedirgin dolanan delifişek martıları, gelin gibi gezinen tekneleri, Boğaz’da yaşayan lüferleri, istavritleri, uskumruları, kuyruğu sokakları süpürerek götürülen derya kuzusu torikleri, balıkçı tablalarına manda gibi serilmiş (...) Yabanıl sokak kedileriyle sekiz yüz binlik İstanbul kenti; kıran kırana savaştaki bir dünyanın ortasında, boynunu bükmüş, karanlık bir beklenti içindeydi. Yalnız İstanbul mu, tüm Türkiye bekliyordu bu acılı karanlık içinde.

Güven Cilt 1

Orijinal fiyat: ₺900,00.Şu andaki fiyat: ₺743,00.

Doğru. Kim ne yapıyor ki? Bir şeyler diyecek oldu, vazgeçti Rahmi. TKP için alınan desantralizasyon kararında, bunun gerekçelerini açıklama görevi de verilmemiş miydi kendilerine? Doğru dürüst yaptık mı bunu biz? Yapmadık. Niye? İşimize gelmediğinden! O güne dek tuttuğumuz yolun çıkmazlığını, yanlışlığını bir özeleştiriyle halka duyurmamız isteniyordu bizden. Gelmedi işimize! Muhalefet doğru mu söylemişti yani! Muhalefet nerden çıktı şimdi? O muhalefeti suçlayan da Komintern’di! İlkelerine göre doğruydu suçlarken. 32’lerdeydi o suçlama. Dünya devrimi peşinde Komintern. Sınıf sınıfa karşı! Muhalefet de Merkez’den daha keskin o günler. Yedinci Kongre’den sonra alındı desantralizasyon kararı. 36 sonları. Karar 37 başlarında çıktı. Naziler iktidara gelmiş. Savaş kazanları kaynıyor. Dengeler altüst olmuş. Bizimkiler doğru dürüst anlamamış Yedinci Kongre’de alınmış kararları. Kemalistleri değerlendirmeler değişmiş; savaştan yana olmayan devlet sayılmış Kemalist Türkiye. Biz, “Kahrolsun kanımızı emen zenginler iktidarı, Kemalist burjuvazi,” diyoruz! Hiç mi iyi bir şey yapmadı bu adamlar? dediler Komintern’de. Dediler! Yıllarca sonra dediler! Habersiz mi yapıyorduk onlardan; bilmiyorlar mıydı daha önce yaptıklarımızı? “Bu işin tüm sorumluluğu Merkez Komitesi’nindir; biz bunu üstleniyoruz” dedi Doktor. Evet, Komintern’e verdiği yazılı bildiride dedi. Kaç kişi gördü o bildiriyi? Devlet sırrı gibi sakladık. Oturup şimdi anlatayım mı bunları? “Kim ne yapıyor ki?” diye taş atıp dursun mu bu adam? Legaliteye geçin, dediler. Olan biteni şu adamla bile konuşamıyorsak, nasıl geçeceğiz legaliteye. Rakı mı çarpıyor? Ağır ol bakalım Rahmi Yoldaş! Kimsenin sana bir şey sorduğu yok.

Bir Gün Tek Başına

Orijinal fiyat: ₺850,00.Şu andaki fiyat: ₺702,00.

“Ağır ağır çıktı odadan, banyoya girdi, şofbeni yaktı, suyu açtı. Büyük bir gürültüyle akan suya baktı, elini tuttu, ılıktı tam istediği gibi. Fakat yine de bir türlü giremiyordu suyun altına. Değişmek istemiyorum da ondan. Bu suyla birlikte içindeki her şey akıp gidecek. Sonra yavaşça girdi.

Hiçbir şeyin akıp gideceği yok. Ne kolay öyle! Korkaksın da ondan. Her şey hemen değişiversin istiyorsun. Sanki daha mı iyi olurdu? O zaman da peşinden koşar, bir türlü yetişemezdin. Şimdi de geri kalıyorum; bak şimdi de… Altından çekiliverdi, çok kızmıştı su. Gözlerindeki sabunları akıtmak için uzattığı eli bile zor dayanıyordu. Sende iş yok oğlum. Bu sıcak, beriki soğuk…

Öteki sert, beriki yumuşak… Ömrünce sınırda kalacaksın. Sende iş yok oğlum, sende iş yok… Biraz ferahlamıştı. Şofbeni ayarladı, tekrar girdi suyun altına. Her vakit böyle olurdu. Sonunda dönüp dolaşıp kesinlikle kendini suçladı mı bitirirdi. Söyleyecek söz kalır mı? Ben, böyleyim… Bitti…

Artık savunma bile boşuna. Değil mi ki değişmez… O vakit bırakırsın yaşamayı kendi yoluna, yürür gider. Sonra yine kımıldamaya başlar birikenler. Sonra yine kızgın su. Ya da bir diş ağrısı. Ola ki bazı görmeden bastığın asfalta yayılmış yemyeşil bir balgam. Bir vapurun kaçması…”