Zafere Açılan Kapı
Umut Ekenler
Memleket yangın yeriydi. Genç yaşlı, kadın erkek demeden tüm toplum büyük bir kargaşanın eşiğinde, sahip olduğu her şeyi kaybetmek üzereydi.
Düşman dört bir yanda, yıllarca komşu görünenler pusuda, asker yorgun, açlık kapıdaydı...
Tüm bunlara dur demenin vakti gelmiş de geçiyordu. Anneler, babalar, gençler, çocuklar ve yaşlılar millî mücadelenin korkmaz bir neferi olarak vatanı korumak, düşmanları ülkeden kovmak ve özgür bir gelecek uğruna o büyük önderin, Mustafa Kemal'in peşinden gitmeye hazırlanıyordu.
Nice Mustafalar, Osmanlar, Aliler, Kemaller, Gazi Dedeler, Hatice Kadınlar vardı bu mücadelenin kilometre taşlarında.
Onlar umut ektiler, ışık oldular, can verdiler. Sokaklarda özgürce koşalım, rahatça uyuyalım, vatan toprağına bir tek düşman ayağı basmasın diye.
Umut Ekenler, işte o destanı yazanların hikâyesidir.
Gizemli Sandığın Sakladıkları
Kat kat örtülerin altında
Gizlenmiş gibi,
Odanın köşesinde
Kocaman bir sandık
Sanki ona “Gel” diyor.
İçinde ne var acaba?
Bir açsa
Bir bakabilse
Gizemli hazinelerle
Bir kucaklaşabilse…
Kimi zaman korktuğu, kimi zaman mutluluktan havalara uçtuğu düşsel zamanları anı defteriyle paylaştığı günlerin sonunda; bazen masallarla süslenen, bazen çocukluğunun kahramanlarıyla zenginleşen maceralarla Müge’nin hayalleri gerçeğe dönüşecek miydi?
Belki de bunun yanıtı gerçekten o gizemli sandıkta saklıydı...
Gökten İnen Üç Yıldız
Cuma, Rabiş, bir de Ercüş... Henüz yaşamlarının başındaki üç küçük çocuk. Ülkenin farklı kentlerinden göçüp Ege’nin bir sahil kasabasında yalnızlıklarını birbirlerinin arkadaşlıklarında avutmaya çalışan üç taze fidan. Gökyüzündeki parlak yıldızlardan kendileri için birer tane seçtiklerinde yaşamın onlara neler sunacağını bilemeyecek kadar küçükler. Tıpkı yıllar sonra acımasız bir savaşın önünde dili farklı, geleneği göreneği farklı bambaşka bir ülkeye savrulan Yasin gibi.
Üç arkadaşın adım izleri, bu küçük göçmeni acaba nereye kadar götürecek?
Dilek Mağarası
Siz Olsaydınız Ne Yapardınız?
Bintepe’nin Hayaleti
Reyhan
Yüreğimin Kıyısında
Güneşe Tırmanan Çocuk
Düşler, kişinin en dokunulmaz, en tükenmez zenginliğidir. Çocukluk düşlerimiz ise bu hazinenin en ışıltılı bölümünü oluşturur. Bir çocuk için güneşle dost olmak bile çok kolaydır düşlerde. Düşlerini sevdikleriyle paylaşmak ise bir başka zenginlik katar kişiye. Cengiz, böyle bir çocuk işte. Tüm güzelliklerin yaşamında özel bir yeri var. Güneş ise en iyi dostu, arkadaşı. Gün oluyor onu kimselerle paylaşmıyor, dünyayı karanlık bürüyor. Gün oluyor kucak kucak gün ışığını sevdiklerine sunuyor. Yaşamın gizlerini keşfederken bir bir, parlak gün ışığı ona hep yol gösteriyor. Dileğim.; tüm insanların ışıl ışıl bir yolda, sevgiye, barışa, mutluluğa yürümesi. - Nur İçözü