Benim Üniversitelerim – Modern Klasikler 68
Benim Üniversitelerim, Gorki’nin Çocukluğum’ la başlayıp Ekmeğimi Kazanırken’ le devam eden ve Rus dilinde yazılmış en güzel otobiyografilerden biri olarak kabul edilen üçlemesinin son kitabıdır.
Gorki’nin üniversiteleri, ona kendi hayatlarının acımasız gerçekliğini öğreten gerçek insanlardır… Toplum dışına itilmiş yersiz yurtsuz aylaklar ve serserilerdir… Açlığı, zulmü ve baskıyı; devlet ve kiliseyle ilişkilerini sorgulayan devrimcilerdir… Kürek mahkûmları gibi sürekli çalışan, hayatlarını aklın rehberliğinde yaşamak isteyenlere düşman olan mujiklerdir…
Devrime yol açan fikirlerin filizlenmeye başladığı bir dönemde yazarın sosyal çevresini bu kesimlerden insanlar oluşturur. Çocukluğundan itibaren yazgısı olan sefil ve hoyrat gerçekliği daha güzel, daha insani bir hayata dönüştürme çabasındaki Gorki, Rus toplumunun devrim öncesindeki umutlarının cisimleşmiş halidir adeta.
Yararsız Bir Adam
“Maksim Gorki’nin kitapları tutkulu bir başkaldırıyla bezeli.” –Jack London
Dört yaşında yetim kalan Yevsey Klimkov, okulu bitirdiğinde kitapçı Raspopov’un yanında çıraklık yapmaya başlar. İyilikten, dürüstlükten yana nutuklar çekmeyi seven Raspopov bir yandan devrimcilere kitap satarken bir yandan da onları ihbar etmektedir. Ancak ustasının zamansız ölümüyle birlikte, zayıf iradeli Klimkov polis tarafından Raspopov’un yerine muhbirlik yapmaya zorlanacaktır.
Rus edebiyatının önde gelen yazarlarından Maksim Gorki, Yararsız Bir Adam’da, habis bir iktidara boyun eğen bir adamın ve toplumun çöküşünü gözler önüne seriyor.
Bozguncu
İnsan ruhunun en büyük araştırmacılarından biri olan Gorki, genellikle özyaşamöyküsel olan edebiyat eserlerinde insanı, iradesi ve iradesizliğiyle, yeteneği ve yeteneksizliğiyle, en çelişkili yönleriyle anlattı. Yaşamın her katmanından insanları anlatan edebiyatıyla hem çarlık döneminde hem de Sovyetler döneminde dile gelmemiş hayatların gür sesi oldu. Bu derlemede yer alan ve 19. yüzyıl sonunda Rusya’nın engin bozkırlarına, sayısız şehrine dağılmış değişik kesimlerden bireyleri anlatan öykülerde öne çıkan tema, olağan hayat içindeki yakıcı umut öğeleri ve bütün kahramanların ortak yanı olan özgürlük arzusudur. Bu dönemin öykülerindeki insanlar, genellikle dipten gelenlerdir ve hayatı farkında olmadıkları bir sabırla tanımaya çalışan evrensel karakterlerdir.
Benim Üniversitelerim – Can Yayınları
Benim Üniversitelerim’de, Aleksey Peşkov, üniversitede okumak üzere Kazan şehrine gelir. Fakat zorluklarla geçen hayatında bu büyük hayalini gerçekleştirmesi kolay olmayacaktır. Bir yandan ekmeğini kazanmaya diğer yandan eğitimini sürdürmeye çalışan genç, Rusya’da çarlık yönetiminin ve eskimiş dünya görüşünün çalkantılı ortamında bütün hayatın bir üniversiteye dönüştüğünü görür.
Karşısına benzersiz kişilikleri olan, Rusya’nın kaderini değiştirecek kişiler çıkacaktır. Rusya gürül gürül geleceğini tartışmaktadır.
Çocukluğum ve İnsanlar Arasında’nın ardından Benim Üniversitelerim’le birlikte, edebiyat tarihine eşsiz bir gerçekçilik anlayışı getiren Maksim Gorki’nin kendi hayatından yola çıkarak yazdığı üçleme tamamlanmış olur.
Çocukluğum ( Yeni Beyaz Kapak )
Maksim Gorki’nin bu kısa romanı, hayatının çocukluktan yetişkinliğe geçiş dönemini anlattığı ünlü üçlemesinin birinci kısmını oluşturur. Otobiyografik anlatı türünün en beğenilen örneklerinden biri olan Çocukluğum, Gorki’nin Rusya’nın orta kesiminde bulunan Nijni şehrinde yaşadığı yılları anlatır. Bir çocuğun ailesini ve insanları tanıyarak, iyiyle kötü, güzelle çirkin, şiddetle merhamet, sevgiyle nefret gibi değerlerin yaşamda, insan ilişkilerinde iç içe girdiğine tanık olarak geçirdiği bu yıllar, aynı zamanda, Rusya’da sarsıcı altüst oluşların yaşandığı, 1905 ve 1917 devrimleriyle ve bütün gürültüsüyle XX. yüzyılın yaklaştığı yıllardır.
Babası öldükten sonra annesi tarafından büyükbabasıyla büyükannesinin yanına bırakılan Aleksey, iki ihtiyarın yanında bir yandan büyükannesinden dinî hikâyeler dinler, diğer yandan büyükbabasının ani şiddet patlamalarına tanık olur. Amcaların miras çekişmeleri, doğumlar, evlilikler, müzik eşliğinde dinlenen halk efsaneleri... Bir epik şiir havasıyla geçen günler aynı zamanda büyük bir yazarı ortaya çıkarmaktadır. Gorki’nin olgunluk çağında anlattığı bu çocukluk hikâyesi aynı zamanda büyük bir yazarın kendi kendini tanıma çabasıdır.
Yaşanmış Hikayeler Yeni Beyaz Kapak
İnsanlar Arasında, Ana, Çocukluğum, Ekmeğimi Kazanırken, Benim Üniversitelerim gibi yapıtlarıyla Rus edebiyatının en saygın yazarları arasında yer alan Maksim Gorki, 1890’larda daha yirmili yaşlarda yazdığı öyküleriyle olağanüstü bir başarı kazandı, ünü hızla yayıldı, neredeyse Tolstoy ve Çehov gibi yazarlarla bir tutuldu. Gorki’nin bu dönemdeki öyküleri 1898’de “Eskizler ve Hikâyeler” başlığı altında iki ciltte yayımlandı. Ataol Behramoğlu, bu eserden yaptığı bir seçkiyi Yaşanmış Hikâyeler başlığı altında topladı. Yaşanmış Hikâyeler’de Gorki’nin, başta “Makar Çudra”, “Çelkaş” ve “Yirmi Altı Adam ve Bir Kız” olmak üzere en iyi öyküleri yer alıyor. Gorki’nin Rusya’da ayaktakımını konu aldığı “serseri dönemi”ne ait bu öyküler insan sevgisi ve özgürlük tutkusuyla dolu.
İnsanlar Arasında Yeni Beyaz Kapak
Gorki’nin daha önce Türkçede Ekmeğimi Kazanırken adıyla yayımlanan bu eseri, yazarın Çocukluğum, İnsanlar Arasında ve Benim Üniversitelerim’den oluşan ünlü otobiyografik üçlemesinin ikinci kısmıdır.
Kendi deneyimlerinden yola çıkarak Rusya’nın toplumsal hayatını bütün yönleriyle anlatan Gorki, bu kitapta akrabalarından ayrılarak yabancı insanlar arasında çalışmaya başladığı dönemi anlatır. XX. yüzyıl başı Rusya’sının gergin havası, insan tipleri, günlük hayatı ve tarihi, gençliğe adım atan bir çocuğun gözünden son derece yalın bir dille tasvir edilir. Yayımlandığı dönemde bir eleştirmen eseri şöyle övmüştü: “Sürükleyici bir şekilde okunan bu kitap o kadar şaşırtıcı bir yalınlıkla yazılmış ki, bu ancak Maksim Gorki’nin kendine özgü içtenliğiyle anlatılabilir.” Çağdaşlarından biriyse yazara yazdığı mektubunda şöyle diyordu: “Romanınızı elimden bırakamadan okuyorum... Özellikle kadınların tasviri çok derinden etkiliyor. Bu acımasız çağda unutmamamız gereken bir tek şey var, o da eğer mekanik hayvanlara dönüşmediysek, bunu kadınlarımızın yaşamı koruma yeteneğine borçluyuz. Siz bunu çok güzel, zarif ve derin bir şekilde anlatmışsınız.”
Ana ( Yeni Beyaz Kapak )
Maksim Gorki’nin 1906’da sürgünde yazdığı romanı Ana, toplumcu gerçekçilik akımının başyapıtlarından biri kabul edilir. Rus proletaryasının Çarlık Rusya’sına karşı verdiği devrimci mücadelenin romanıdır. Eser, fabrikalarda zor şartlarda çalışan binlerce işçiden biri olan Pavel’in özgürlükçü fikirlerine başlangıçta korkuyla yaklaşsa da, sonradan onun ilkelerine sahip çıkarak devrimin meşalesini taşıyan kadınlardan biri olan annesi Pelageya’nın hikayesini anlatır. 1905 Devrimi öncesi Rusya’nın toplumsal panoramasını ustalıkla yansıtan Ana aynı zamanda yeni bir düşünce ve toplumsal uyanışın simgesi haline gelmiştir.
Ekmeğimi Kazanırken – Modern Klasikler 60
Gorki’nin Rus tarihinin 19. yüzyıl sonundan 20. yüzyıl başlarına uzanan çok önemli bir dönemine ışık tutan otobiyografik üçlemesi, aslında kendini ve içinde yaşadığı dünyayı anlama ve anlamlandırma çabasının hikâyesidir. Bu çaba, Ekmeğimi Kazanırken’de artık hayata atılan yeniyetmelik çağındaki Gorki’yi 19. Yüzyıl Rusya’sının katı gerçekliğiyle yüz yüze getirir.
Üçlemenin ilk kitabı Çocukluğum’un sonunda dedesi tarafından “Var git insanların arasına karış…” sözleriyle dünyaya salındıktan sonra, ayakçılıktan bulaşıkçılığa, kuş yakalamaktan bir ikonografi atölyesinde çıraklığa kadar birçok farklı işte çalışır. Biz de garip ve hüzünlü hayat yolculuğunun farklı duraklarında bu halk çocuğuna eşlik eder, daha sonra yapıtlarına esin verecek olağanüstü canlı çok sayıda karakterle tanışırız. Kitaplar aracılığıyla gerçeklikten kaçıp sığındığı, ama görev çağırdığında terk etmeye hazır olduğu düş dünyasında onunla birlikte geziniriz.
Çocukluğum – Modern Klasikler 37
Gorki’nin Çocukluğum, Ekmeğimi Kazanırken ve Benim Üniversitelerim’den oluşan u¨çlemesi, Rus dilinde yazılmış en gu¨zel otobiyografilerden biridir. Çocukluğum’da babasını ku¨çu¨k yaşta yitirdikten sonra taşındığı dedesinin evinde geçirdiği yılları anlatır. Miras kavgaları, doğumlar, ölu¨mler, ku¨çu¨k Aleksey’in tanık olduğu ve bizzat maruz kaldığı akıl almaz şiddet, bu evde gu¨ndelik hayatın akışı içinde sıradan olaylardır.
“Herkesin herkese du¨şman” olduğu bu aile, 19. yu¨zyıl Rusya’sında hu¨ku¨m su¨ren acımasız ve hoyrat hayatın bir “ku¨çu¨k evreni”dir aslında. Neyse ki idealizmi ve tertemiz kalbiyle adeta bir halk filozofu olan ninesi hep Aleksey’in yanındadır. Bir de her biri hayatında iz bırakan çok sayıda capcanlı karakter vardır… Onlar sayesinde hayat zor olduğu kadar gizemli ve renklidir de. Hem Gorki’nin “kendi u¨lkelerinde bir yabancı gibi yaşayan, gerçekteyse o toplumun en iyileri olan” insanlardan ilkiyle tanışması da yine çocukluğuna rastlar…