Memo Yeni Kapak
Cumhuriyet’in ilk yılları... Geçen yüzyılın ilk yarısı... İmparatorluk içindeyken bile kendi egemenliğini koruyabilmiş olan ağalar, çıkarlarına dört elle sarılmışlar, direniyorlar. Aşiret düzeninde çatlakların, kutuplaşmaların derinleştiği bir dönem ve patlak veren fırtına: Dersim olayları. Acımasız koşulların rüzgârlarıyla savrulan, yitip giden insanlar... Bu fırtınada obasını, insanlarını fitneden korumaya ant vermiş, kulları uyarıp diriltmeye baş koymuş bir çan ustası: Memo. Doğu Anadolu’nun amansız koşullarından, kendine özgü yaşam biçiminden doğan bir trajediye tanıklık ediyor bu roman. Binyıllar içinde katmanlanmış değerlerin, geleneksel, yerleşik düzenin dönüşüm ve değişim sancılarını olanca çıplaklığıyla ortaya koyan bir dil, çarpıcı bir anlatım. Sert ve acımasız bir coğrafyanın, mevsimsiz boranlarla savrulan hayatların destanı. Tarihe içerden bir tanıklık.
Cemo
Cumhuriyet'in ilk yılları...
Doğu Anadolu'nun yaman coğrafyasında, aman vermez havasında, binbir oyunuyla insanı coşturan, yoran doğasında yaşayan bir söylence Cemo. Kömür gözleri ocak alevi gibi yanan, kara saçları gök ışıltıları taşıyan çatıldığında hançere dönüşen kaşlarıyla yürek yakan Cemo. Başı eğdirilemeyen, Nuh dedi mi Peygamber demeyen Cemo, insanlarına da, hayatına da dişiyle tırnağıyla sahip çıkan yiğit bir kadın. Doğu Anadolu'da bir masal gibi geçen hayatıyla edebiyatımızın simge isimlerinden biri. Kemal Bilbaşar'ın ağalık düzenindeki insanları, aşiret törelerini, inançlarını, yaşama biçimlerini olanca gerçekliğiyle yansıtan bir dille yazdığı Cemo, unutulmaz roman kahramanları arasında yer almış biri. Bir direnişin romanı. İlk yayınlandığı 1966'dan beri sevilerek okunan bu romanın ikinci bölümü olan Memo ile birikte şimdi Can Yayınları'nda.
Yonca Kız
Yaşamın zorlukları karşısında yonca Kız gibi dirençli olmak gerekir. Yonca Kız, Kale kasabasında, penceresi ovaya bakan, minicik taş bir evde dünyaya gelmiş, kara saçlı, pırıl pırıl gözleri, minicik ağzı olan bir güzel kızdır. Annesinin adı Gonca, Babasının adı Mehmet Torlak. Bir gün babası, iş aramak için İzmir’e gider, iş bulunca gelip Yonca Kız’la annesi Gonca’yı alıp İzmir’e götürür. İzmir’de Yonca Kız’ın teyzesinin konağına yerleşirler. Babası kapıcılık yapacak, annesi de konakta mutfak işlerine bakacaktır. Baba için de, anne için de, Yonca Kız için de çok zorlu bir yaşam başlamıştır.