Mo’nun Gizemi-1
Avustralya’ya gidiyordum. Uçakta, her haliyle garip ve gizemli, genç bir adamla tanıştım. Kendisi Genetik Mühendisiydi. Onunla insan kopyalama olgusu üzerine, ürperti verici konuşmalar yaptık. Daha sonra o bana, roman yazmam için, yürek hoplatıcı bir serüven aktardı. Bu serüveni, birbirlerine tutklu bir aşkla bağlı olan, Defne ve Burç adında, liseli iki genç yaşamıştı. Böylece her sayfasında, acaba sorusuyla insanı kuşatan, bu soluk kesici roman ortaya çıktı. Ne var ki, bu olayda aklıma takılan bazı soruların yanıtlarını, hala bulabilmiş değilim: Yol arkadaşım Burç, gerçek bir insan mıydı? Yoksa ben, gen teknolojisi ve canlı kopyalama yöntemiyle, laboratuvarda oluşturulmuş biriyle mi yolculuk yapmıştım?
Gelincik Dizisi 7 Kumluktaki Yavru Martı
Akşamüstü, çocuklar deniz kıyısındaki kumluğa dolmuşlardı. Kalabalığın orta yerinde, boz renkli bir martı yavrusu vardı. Tüylerini kabartmış, ürkek ürkek çevresine bakıyordu. Çocuklar, onun üzerine tartışmaya girişmişlerdi.
Gürcan:
En iyisi, dedi, birimiz elimize alıp yarasının yerini bulalım. Evdekilere danışır, merhem filan süreriz. Kırığı çıkığı varsa, sarar sarmalarız.
Gelincik Dizisi 9 Neşeli Boyacı
Erhanlar sekiz kardeştiler. Erhan beşinci sınıfı bitirmişti. Ailesi geçim sıkıntısı içindeydi. Erhan yaşındaki komşu çocukları, kendilerine göre birer iş uydurmuşlardı.
Kimi sokaklarda su satıyor kimi kundura boyuyor kimi pazarcılara çıraklık ediyor kimisi de yükçülük yapıyordu. Erhan da eve katkıda bulunmak istiyordu. Bu isteğini babasına söyledi. Ailece düşündüler. Erhan, zayıf ve çelimsiz bir çocuktu. Bu yüzden, küçük boy bir boya sandığı satın aldılar. Erhan, arkadaşlarına danışarak, gerekli boyaları edindi.
Gelincik Dizisi 16 Yaşanmış Hayvan Öyküleri 2
Gelincik Dizisi; köy, kasaba ve kentlerde, başta okul olmak üzere, değişik ortamlarda çocukların yaşadığı çocukça serüvenleri içeriyor. Gerek resimleri gerekse sayfa tasarımıyla oldukça farklı ve özenli bir çalışmanın ürünü olan dizi, eğitsel nitelikli kısa öykülerden oluşuyor. İlköğretim 3. sınıf öğrencilerine hem okuma zevki ve alışkanlığı edindirmede, hem de okuma hızını geliştirmede yararlı olduğu için dizi, okullarda yaygın olarak okutuluyor. Dizideki öykülerde pek çok farklı tema ve kavram işleniyor. Tüm bunlar çocuğa kuru öğütler şeklinde verilmek yerine, yaş düzeylerine, dil dağarcıklarına uygun serüvenler eşliğinde, sezdirme yoluyla aktarılıyor. Bu dizide yer alan Yaşanmış Hayvan Öyküleri hayvanseverlerden derlenen yaşanmış olaylarla örülmüştür. Bu öyküler, çocuklarda doğa ve hayvan sevgisi oluştururken, bir yandan da hayvanlarla kurulacak ilişkilerde gözetilmesi gereken kuralları vurguluyor. Yazar Gülten Dayıoğlu'nun değişik yerlerde yayımlanmış öykülerinin bir araya getirilmesiyle daha da zenginleşen dizideki kitap sayısı on yediye çıkarılmıştır.
Gelincik Dizisi 15 Yaşanmış Hayvan Öyküleri 1
Gelincik Dizisi; köy, kasaba ve kentlerde, başta okul olmak üzere, değişik ortamlarda çocukların yaşadığı çocukça serüvenleri içeriyor. Gerek resimleri gerekse sayfa tasarımıyla oldukça farklı ve özenli bir çalışmanın ürünü olan dizi, eğitsel nitelikli kısa öykülerden oluşuyor. İlköğretim 3. sınıf öğrencilerine hem okuma zevki ve alışkanlığı edindirmede, hem de okuma hızını geliştirmede yararlı olduğu için dizi, okullarda yaygın olarak okutuluyor. Dizideki öykülerde pek çok farklı tema ve kavram işleniyor. Tüm bunlar çocuğa kuru öğütler şeklinde verilmek yerine, yaş düzeylerine, dil dağarcıklarına uygun serüvenler eşliğinde, sezdirme yoluyla aktarılıyor. Bu dizide yer alan Yaşanmış Hayvan Öyküleri hayvanseverlerden derlenen yaşanmış olaylarla örülmüştür. Bu öyküler, çocuklarda doğa ve hayvan sevgisi oluştururken, bir yandan da hayvanlarla kurulacak ilişkilerde gözetilmesi gereken kuralları vurguluyor. Yazar Gülten Dayıoğlu'nun değişik yerlerde yayımlanmış öykülerinin bir araya getirilmesiyle daha da zenginleşen dizideki kitap sayısı on yediye çıkarılmıştır.
Gelincik Dizisi 12 Uçurtma
Gelincik Dizisi; köy, kasaba ve kentlerde, başta okul olmak üzere, değişik ortamlarda çocukların yaşadığı çocukça serüvenleri içeriyor. Gerek resimleri gerekse sayfa tasarımıyla oldukça farklı ve özenli bir çalışmanın ürünü olan dizi, eğitsel nitelikli kısa öykülerden oluşuyor. İlköğretim 3. sınıf öğrencilerine hem okuma zevki ve alışkanlığı edindirmede, hem de okuma hızını geliştirmede yararlı olduğu için dizi, okullarda yaygın olarak okutuluyor. Dizideki öykülerde pek çok farklı tema ve kavram işleniyor. Tüm bunlar çocuğa kuru öğütler şeklinde verilmek yerine, yaş düzeylerine, dil dağarcıklarına uygun serüvenler eşliğinde, sezdirme yoluyla aktarılıyor. Bu dizide yer alan Yaşanmış Hayvan Öyküleri hayvanseverlerden derlenen yaşanmış olaylarla örülmüştür. Bu öyküler, çocuklarda doğa ve hayvan sevgisi oluştururken, bir yandan da hayvanlarla kurulacak ilişkilerde gözetilmesi gereken kuralları vurguluyor. Yazar Gülten Dayıoğlu'nun değişik yerlerde yayımlanmış öykülerinin bir araya getirilmesiyle daha da zenginleşen dizideki kitap sayısı on yediye çıkarılmıştır.
Gelincik Dizisi 4 Deli Bey
Gelincik Dizisi 10 Sıcak Ekmek
Gelincik Dizisi 11 Şenlik Günü
Gelincik Dizisi 1 Azat Kuşu
Gelincik Dizisi 5 Kır Gezisi
Gelincik Dizisi 13 Uçan Motor
Selim sekiz yaşındaydı. Sevimli ve cana yakın bir çocuktu. Ailesiyle deniz kıyısında bir ilçede yaşıyordu. Yaz gelince oteller, kiralık evler hep yazlıkçılarla dolardı. Selim yazı iple çekerdi. Yeni yeni arkadaşlar edinir, yeni oyunlar öğrenirdi. Annesi onu gün boyu, deniz kıyısındaki kumluklardan eve sokamazdı.
Sekizinci Renk
Ela, sıradan öğüt ve eleştirilere uyarak yaşama yumuşak iniş yapmak istemiyordu. Hayatı deneyerek, kalıplaşmış kuralları aşan özgür ve sıradışı bir kimlik edinmeyi amaçlıyordu.
O, çok renkli düşler kuruyordu. Örneğin; gökkuşağının sadece yedi renk olduğuna inanmıyordu. İnsanoğlunun gözlerini bürüyen bağnazlık perdesi yırtıldığında, yepyeni renklerin ortaya çıkacağına yürekten inanıyordu.
Ortaokul ve lise yıllarında, bu amaç ve inançlar doğrultusunda yanlış ya da doğru, acıklı veya gülünç pek çok serüvene atıldı. Ailesi ve arkadaşlarıyla sürtüşmelere girdi. Acı, korku, kaygı ve düşkırıklığıyla birlikte sevincin, coşkunun, aşkın ve mutluluğun doruklarında yaşadı.
Ganga
Ganj nehrinin yatağında, insan küllerinden oluşma, olağanüstü nitelikler içeren, gizemli bir yaşam ortamı vardır. Burada yaşayan balıklarda zamanla hem insanca, hem de insanüstü özellikler belirir. Binlerce yıl süren evrim sonunda, giderek insanoğlunun beyin gücünü aşan balık türleri oluşur. Bu yaratıklar, yeryüzündeki canlıların en gelişmiş ve en yeni türü olmanın onuruyla kendilerini "Ganj’lılar" olarak adlandırırlar. Bu üstün beyinli yaratıklar, değişim tutkusuna kapılırlar. Tek amaçları insana dönüşüp yeryüzüne çıkmak, yok olmanın eşiğinde bulunan dünyayı kurtarıp insanlara, aklın boyutlarını aşan gözkamaştırıcı yaşam olanakları sunmaktır. "Ganga", bu gizemli canlı türünün, insana dönüşmeyi başarmış tek temsilcisi olarak insanların arasına karışır. Ganj’lılar adına, yeryüzünü ve insanları tanıyıp yaşam deneyimi edinmek için dünyayı dolaşmaya başlar. Bu süreçte, öylesine gülünç, korkunç, acıklı ve şaşırtıcı olaylarla karşılaşıp soluk kesici serüvenler yaşar ki!.. Ganga ile bir gün siz de karşılaşabilirsiniz. Görkemli beyninize yoğunlaşıp düşünerek, yaratıcı gücünüzü uyararak, onu algılayabilirsiniz. Bunu başarırsanız, yepyeni bir yaşama adım atmanın sevinç ve coşkusuyla kuşatılacaksınız.
Tunadan Uçan Kuş
Boris, Tuna kıyılarında yaşayan, çok akıllı ve olağanüstü yeteneklere sahip bir çocuktu. Padişah fermanıyla devşirmeye alındı. Zorla annesinin kollarından koparılan Boris, Başkent İstanbul'a götürülürken, Turnacıbaşı'nın elinden kaçtı. Daha sonra, azılı eşkiya Dramalı Deli Hüseyin'e tutsak oldu. Afrika'da köle pazarında satılarak, kendini Habeşistan sarayında buldu. Diri diri gömülme pahasına, buradan kurtarıldı. Yeniden İstanbul'a getirildi. Adı değiştirilip Behram oldu. Kısa sürede Padişah'ın gözüne girdi. Topkapı Sarayında, Enderun okulunda eğitim görerek, yükselmeye başladı.Behram, Tuna'dan uçan bir kuştu. Asya, Afrika, Avrupa göklerinde, yıllar yılı kanat çırptı. Soluk kesici serüvenlere daldı. Başından akla gelmedik olaylar geçti. Sonra bir gün, kanadı kırıldı. Ama, o yılmadı. Yaşamı boyunca, zihin, bellek ve gönül kanatlarıyla uçmayı sürdürdü. Devrişmelikten, Osmanlı İmparatorluğunun Başvezir'liğine yükselen Behram'ın ibret dolu yaşamını heyecanla okuyacaksınız.
Işın Çağı Çocukları
İleri Görüşlüler Ülkesi'nin doğumevlerinde, birdenbire gizemli olaylar görülmeye başlamıştı. Erkek bebeklerden bazıları doğumdan kısa bir süre sonra, ortadan yok oluyorlardı. Ana babalar, korku içindeydiler. Konu kısa sürede basına yansıdı. Giderek büyüdü. Ülkenin, önemli sorunu durumuna geldi. Yöneticiler, olaya el koydular. Doğumevlerinde olağanüstü güvenlik önlemleri alındı. Halk, bebek hırsızlarının kesinlikle yakayı ele vereceklerini umuyordu. Ama, olmadı. Bunca çabaya karşın tek bir bebek hırsızı bile ele geçirilemedi...
Yurdumu Özledim
Çocuklar ayaza aldırmadan, okul bahçesinde koşuşup duruyorlardı. Yanakları al al olmuş, burunları kızarıp dudakları morarmıştı. Soğuk yel dikenli çalı gibi bedenlerini dalayıp geçiyordu. Bahçedeki yağmur birikintileri donmuştu. Çocuklar çukurların üstünü kaplayan ince buz katmanlarını kırma yarışına girişmişlerdi. Buzlar ayaklarının altında çıtır çıtır çatlayıp dağıldıkça, sevinçten uçuyorlardı. Böylece bahçede kuş gözü kadar çukurlarda bile buz komadılar, ezdiler, dağıttılar. Deri çukurlardaki donmuş yüzeylerin altında su doluydu. Bunları kırarken, dizlerine dek sulara battılar. Lastik ayakkabıları, el örmesi nakışlı yün çorapları, pantolon paçaları sırılsıklam oldu...
Midos Kartalının Gözleri
Akıllı Pireler
Yeryüzündeki ülkelerden birinde olağanüstü yeteneklerle donanmış, çok akıllı bir bilim adamı yaşıyordu. Anaokuluna başlamadan, okuma yazmayı öğrenmişti. Yaşıtları orta öğrenimlerini sürdürürken o, birçok bilim dalında profesörlük düzeyine gelmişti. Ama, durumundan yine de hoşnut değildi. Bildiklerini yineleyerek, öğrencilere aktarmak yerine; insanlığın yararına sunabileceği, yeni bir şeyler bulmak istiyordu. Fakat üzerinde derinleşebileceği konuyu bir türlü saptayamıyordu. İkide bir, 'Geçmişte yaşayan bilginler, evrenin pek çok gizini çözmüşler. Bana bir şey kalmamış' diye yakınmaktan kendini alamıyordu. Bir gün, bu sorunu, çok sevdiği arkadaşına açtı. Arkadaşı ona, şöyle bir öneride bulundu...
Ölümsüz Ece
İnsanoğlu, çağlar boyunca hep doğanın, dünyanın, evrenin gizemini çözmeye çabaladı. Bu yolla uygarlığın doruğuna ulaştı. Ama, yine de evrendeki tüm gizler çözülmüş değil. Gizemlerle dolu Ölümsüz Ece Olayı, uygarlığın beşiği sayılan Anadolu'da ortaya çıktı. Ölümsüz Ece'nin, üçbin yıllık yaşam serüveninin coşkusu, giderek tüm dünyayı sardı.
Ben Büyüyünce
Nalbant Nuri ile oğlu Mehmet, toy bir atı nallamaya çabalıyorlardı. At, hiç de hoşnut görünmüyordu. Kuyruğunu savurtuyor, gözlerini kırpıştırıyor, dudaklarını oynatarak homurdanıyor, arada bir öfkeyle kişniyordu. Derisi de yer yer seğirmeye başlayınca, Nalbant Nuri, ayağını koyverdi. Yelesini sıvazlayarak sevecenlikle çıkıştı:
Bak hele güzel kızım! Kocaman at oldun gayri, taylığı toyluğu bir yana koy. Naldan ürkecek ne var?
İyiliğin için yapıyoruz bunu. Hadi, vazgeç huysuzluktan! Çifte mifte sallamaya kalkışma ha! Kocadım gayrı direnemem. Allah saklasın, taaa şuralara dürelenir giderim de çarşılıya şenlik çıkar. Belki bir yanım da kırılır. Nuri emmine böyle işler etmek sana yakışır mı? Doğrusu ya, anan da böyleydi gençliğinde. Ama, o tez uslanmıştı. Sen de aklını başına topla! diyerek, atın boynuna kolunu doladı. Döşünü kaşıdı yumuşak yumuşak... At, gide gide gevşedi. Gövdesindeki seğirmeler azaldı. Kuyruk savurtuşu tavsadı...
Dört Kardeştiler
Dört Kardeştiler, ana babalarını art arda yitiren dört kardeşin kendi başlarına ayakta durma çabalarını anlatmaktadır. Renkli bir köy ortamında geçen romanda, sevgi ve özveriye dayalı kardeşlik başları, şaşırtıcı ve zaman zaman da duygu yüklü serüvenlerle kaleme alınmıştır.
Usta yazar Gülten Dayıoğlu dostluk, kardeşlik, dayanışma, özveri gibi kavramlarla zenginleştirdiği romanıyla çocuklara oldukça duygusal ve heyecanlı anlar yaşatıyor.
Fadiş
Yıkılmış bir yuvadan arta kalan Fadiş, Analı babalı bir yuvası olmadığından , çeşitli köy, kasaba, ve kentlerde akrabalardan oluşan değişik ailelerin yanında yaşamak zorundadır. Tek dayanağı annesi Cemile'dir Ama, baba onu ikide bir kaçırıp annesinden uzaklaştırır. Anne, kızının izine düşer onu bulur. Ancak geçim için çalışmak zorunda olduğundan, Fadiş'i aylık yollamak koşuluyla yakınlarına bırakır. Ana kızın yaşamı özlemle sürer.Bir türlü bir araya gelemezler. Fadiş'in duygu yüklü yaşam serüveni, öylesine renkli, öylesine ilginç ve sürükleyicidir ki! Yazarın ilk romanı olan Fadiş 1971 yılında basılmıştır. O zamandan bu güne kadar, kuşaktan kuşağa sürekli okunarak, klasik çocuk romanı niteliği kazanmıştır. Yediden yetmişe ,bu kitapta, herkes kendinden bir şey bulmaktadır. Özellikle Fadiş'in yaşamın zorlukları karşısında gösterdiği direnç, insanlara örnek olmaktadır. Köy ,kasaba, kent yaşamı içinde süren Fadiş 'in serüvenleri ,özgündür sevinç coşku, kaygı, korku, acı, yanında örf adetler, gelenek görenekler, insan ilişkileri , sevgi dolu bir yaklaşımla işlenmektedir. Bu yüzden Fadiş, otuz yıldır halkın elinde, gönlünde yaşamayı başarmıştır.
Dünya Çocukların Olsa
Milli eğitim, gençlik ve spor bakanlığı talim ve terbiye kurulunun 27.5.1986 tarih ve 4429 numaralı yazısıyla, 1739 sayılı kanun gereği, ilk ve ortaokullara tavsiye edilmiştir. Dünya Çocukların Olsa adlı çocuk romanı 1986'da Alman Yayıncılar Birliği'nce 'Gençliğe yarın umudu veren' diye tanımlanan dünyaca ünlü üç yüz çocuk kitabı dizisine seçilmiştir. Aralarına Jules Verne, R. Kipling, D. Defoe gibi klasik çocuk romanı yazarlarının yapıtlarının yer aydığı diziden bir katalog oluşturularak özel sergilerle halka tanıtıldı.
Parpat Dağının Esrarı
Bitkilerle zihinsel iletişime giren küçük bir çocuk, önce kendi evinin bahçesini, sonra yaşadığı kasabanın park ve bahçelerini bin bir renkli çiçeklerle donatır. Bu çocuk daha sonra bitki bilgini olur. Çevresel kirlilik nedeniyle dünyadaki tüm bitkiler bozulup kararmaya başlamıştır. Bitki bilgini, doğanın yeniden yeşermesi, bitkilerin eski durumlarına kavuşması için çalışmalar yaparken kendini, binlerce yıldır gizemli bir dağ olarak bilinen Parbat Dağlinın içinde bulur. Ve böylece, yeryüzünde insanları şaşkınlık ve merak içinde bırakan görkemli, gizemli olaylar başlar... Parbat Dağı'nın Esrarı heyecanlı kurgusu ve akıcı anlatımıyla çocuklara yaşadıkları dünyayı korumaları ve ona katkıda bulunmaları için yeni bir kapı aralıyor.
Sunanın Serçeleri
Suna'nın Serçeleri, akıcı üslubu ve zengin temalarıyla oldukça keyif veren bir öykü ve masal kitabı. Hareketli ve sevgi dolu bir çocuk olan Suna'nın, geçirdiği bir kaza sonucu yürüyememesini ve bu vahim olay sonrasında kendi iç evreninde yaşadığı tüm duygulan anlatıyor Suna'nın Serçeleri. Suna, belki de yaşadığı olayı unutmak ve iyileşmek adına fantastik bir dünya kuruyor kendine ve her gün bir serçe gelip ona kısa öyküler anlatıyor. Sonunda bir gün Suna kendi gerçeklerine dönüp onlarla yüzleşiyor ve iyileşme süreci asıl o zaman başlıyor. Kısa öykü ve masallardan oluşan Suna'nın Serçeleri, usta yazar Gülten Dayloğlu'rıun özgün kurgusuyla yıllardır çocuklar tarafından hep başucu kitabı olarak okunmaktadır.
İz Sürücü Köpekler Dizisi A Takımı Doğuyor
Heyyy çocuklar! Ne haber? Umarım, yaşam sevinciniz artarak su¨rmektedir.
Senden ne haber diyorsanız size bir mu¨jdem var. Hem yu¨reğinize değecek hem de merak ve coşkularınızı köru¨kleyecek, yepyeni bir dizinin ilk kitabıyla selamlıyorum sizleri...
Haydi, hep birlikte köpek okuluna gidelim. Bakalım, orada bizi neler bekliyor.
Yoksa Sen Misin
Bürküt 15. yüzyılda Orta Asya’da yaşayan bir Türkmen kızı. Doğuştan Şamanlık yeteneğine sahip. Kutsal Vooo Bataklığı’nda boğulmak üzereyken çamurdaki Anaşidalar ona uzaylı-insan niteliği kazandırırlar. Çünkü kendisine göksel güçler tarafından, insan soyunun yok olmaması konusunda önemli bir görev verilmiştir.
Bengü ise 21. yüzyılda İstanbul’da yaşamaktadır. Kayak kazasında çığ altında kalır. Ruhu varlığından kıvılcım gibi sıçrayıp çıkar. Paralel evrenlerdeki geçmiş zaman katmanlarına savrulur. Orada Bürküt’e sığınıp onunla bütünleşir.
Bürküt, ruh eşiyle birlikte Asya’da on yıl süreyle destansı serüvenler yaşar. Sonunda Oğuz Kağan’ın Çin’de yaptırmış olduğu efsanevi Beyaz Piramitler’e ulaşır. İnanışa göre piramitlerde, tüm dünyada barışı sağlayacak gizemli bir güç saklıdır.
2001 yılbaşı gecesinde, dünyayı şaşırtan bir olay yaşanır. On yıl önce yarı ölü hâlde, bitkisel hayata tutsak olan on beş yaşındaki Bengü birdenbire canlanır. Çünkü ruhu, Bürküt’ten ayrılıp kendisine geri dönmüştür. Amaaa!
Gizemli Güvercin
Gizemli Güvercin, Gülten Dayıoğlu’nun kaleminden, Çocuk Klasikleri arasına girmeye aday bir eser. Bu Öykü-Masal, yazarın ailesinde dört kuşaktır anlatılmakta. Eserde, merak ve coşku dolu bir kurguyla sevginin ve direncin değeri vurgulanırken çocuklar, düşsel dünyalarda, şaşırtıcı ve görkemli serüvenlere davet ediliyor.
Yazar Hakkında:
1935 yılında Kütahya, Emet’te doğdu. İlköğrenimini Anadolu’nun çeşitli yerlerinde yaptı. İstanbul’da Atatürk Kız Lisesi’ni bitirdi. Bir süre İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesine devam etti, ama aslında kalbinde ilkokul öğretmeni olmak vardı. Bunu dışarıdan sınavlara girerek başardı ve ilkokul öğretmeni oldu. On beş yıllık öğretmenlik hayatından sonra daha fazla çocuğa ulaşmak, onların eğitimine ve gelişimine katkıda bulunmak amacıyla öğretmenliği bıraktı. Hayatına Çocuk ve Gençlik Edebiyatı alanında eserler veren bir yazar olarak devam etti. O zamandan şimdiye 70 kitabı yayımlandı. Dayıoğlu’nun yayımlanmış 20’den fazla radyo ve televizyon oyunu da vardır.
Kayıplara Karışmak
Satın almak üzere gittiğim, sahibi KAYIPLARA KARIŞMIŞ bir evde bu romanı yazma tutkusuna nasıl kapıldım? Bu soru aklıma geldikçe İRKİLİYORUM. Çünkü, bu işe giriştiğimde şaşırtıcı sırlarla kuşatılacağımı, Habil-Kabil ile yüzleşip Babil Kulesi'nde soluk alıp vereceğimi bilmiyordum.
Okurlarımı merak ve korku çemberi ile kuşatacak duyulmadık, bilinmedik olayların yanında kışkırtıcı serüvenlere dalacağım aklıma bile gelmemişti. Üstelik, aklın sınırlarını zorlayan bir İNANÇ dayatmasıyla karşı karşıya geleceğimi hiç düşünmemiştim. Sanırım, beni tüm bu zorlukları göze almaya Güneş ve Gür'ün yüreklerinde çocuk saflığıyla başlayan küçük kıpırtıların yaşam boyu derinleşerek destansı bir SEVDA'ya dönüşmesi sürükledi.
Mo’nun Gizemi-3 İkizler
Mo’nun Gizemi dizisindeki tüm gizler çözülüyor. Bu kitabın başkahramanları, Defne ile Burç’un ikizleri. Onlarla heyecanın doruklarına uçacaksınız. İkizlerin biri kız, öteki erkek. Yuma tarafından, gizemli yöntemlerle laboratuvarda oluşturuldular...
Otran bebekleri getirdiğinde, Defne-Burç ve Ece öylesine sevindiler ki!...
Ne var ki ikizler, birdenbire iri birer tırtıla, sonra deniz yıldızına, en sonunda da yeniden insan yavrusuna dönüştüler. Aslında ikizler, insanüstü birer varlıktılar. Defne-Burç ve Mo genleri ile kedi görünümünde, Dünya Dışı bir canlı olan Şila’nın genlerini taşıyorlardı... Haydi Ellerimi Tutun! Gözlerinizi Kapatın! İkizlerle Birlikte Yaşam Boyu Unutamayacağınız Serüvenlere Dalalım.
Gelincik Dizisi 2 Cambaz Parası
Gelincik Dizisi; köy, kasaba ve kentlerde, başta okul olmak üzere, değişik ortamlarda çocukların yaşadığı çocukça serüvenleri içeriyor. Gerek resimleri gerekse sayfa tasarımıyla oldukça farklı ve özenli bir çalışmanın ürünü olan dizi, eğitsel nitelikli kısa öykülerden oluşuyor. İlköğretim 3. sınıf öğrencilerine hem okuma zevki ve alışkanlığı edindirmede, hem de okuma hızını geliştirmede yararlı olduğu için dizi, okullarda yaygın olarak okutuluyor. Dizideki öykülerde pek çok farklı tema ve kavram işleniyor. Tüm bunlar çocuğa kuru öğütler şeklinde verilmek yerine, yaş düzeylerine, dil dağarcıklarına uygun serüvenler eşliğinde, sezdirme yoluyla aktarılıyor. Bu dizide yer alan Yaşanmış Hayvan Öyküleri hayvanseverlerden derlenen yaşanmış olaylarla örülmüştür. Bu öyküler, çocuklarda doğa ve hayvan sevgisi oluştururken, bir yandan da hayvanlarla kurulacak ilişkilerde gözetilmesi gereken kuralları vurguluyor. Yazar Gülten Dayıoğlu’nun değişik yerlerde yayımlanmış öykülerinin bir araya getirilmesiyle daha da zenginleşen dizideki kitap sayısı on yediye çıkarılmıştır.
Gelincik Dizisi 14 Yalan Üç Ayaklıdır
Gelincik Dizisi; köy, kasaba ve kentlerde, başta okul olmak üzere, değişik ortamlarda çocukların yaşadığı çocukça serüvenleri içeriyor.
Gerek resimleri gerekse sayfa tasarımıyla oldukça farklı ve özenli bir çalışmanın ürünü olan dizi, eğitsel nitelikli kısa öykülerden oluşuyor. İlköğretim 3. sınıf öğrencilerine hem okuma zevki ve alışkanlığı edindirmede, hem de okuma hızını geliştirmede yararlı olduğu için dizi, okullarda yaygın olarak okutuluyor. Dizideki öykülerde pek çok farklı tema ve kavram işleniyor. Tüm bunlar çocuğa kuru öğütler şeklinde verilmek yerine, yaş düzeylerine, dil dağarcıklarına uygun serüvenler eşliğinde, sezdirme yoluyla aktarılıyor.
Bu dizide yer alan Yaşanmış Hayvan Öyküleri hayvanseverlerden derlenen yaşanmış olaylarla örülmüştür. Bu öyküler, çocuklarda doğa ve hayvan sevgisi oluştururken, bir yandan da hayvanlarla kurulacak ilişkilerde gözetilmesi gereken kuralları vurguluyor. Yazar Gülten Dayıoğlu’nun değişik yerlerde yayımlanmış öykülerinin bir araya getirilmesiyle daha da zenginleşen dizideki kitap
sayısı on yediye çıkarılmıştır.
Gelincik Dizisi 3 Damdaki Korkuluklar
Gelincik Dizisi; köy, kasaba ve kentlerde, başta okul olmak üzere, değişik ortamlarda çocukların yaşadığı çocukça serüvenleri içeriyor. Gerek resimleri gerekse sayfa tasarımıyla oldukça farklı ve özenli bir çalışmanın ürünü olan dizi, eğitsel nitelikli kısa öykülerden oluşuyor. İlköğretim 3. sınıf öğrencilerine hem okuma zevki ve alışkanlığı edindirmede, hem de okuma hızını geliştirmede yararlı olduğu için dizi, okullarda yaygın olarak okutuluyor. Dizideki öykülerde pek çok farklı tema ve kavram işleniyor. Tüm bunlar çocuğa kuru öğütler şeklinde verilmek yerine, yaş düzeylerine, dil dağarcıklarına uygun serüvenler eşliğinde, sezdirme yoluyla aktarılıyor. Bu dizide yer alan Yaşanmış Hayvan Öyküleri hayvanseverlerden derlenen yaşanmış olaylarla örülmüştür. Bu öyküler, çocuklarda doğa ve hayvan sevgisi oluştururken, bir yandan da hayvanlarla kurulacak ilişkilerde gözetilmesi gereken kuralları vurguluyor. Yazar Gülten Dayıoğlu’nun değişik yerlerde yayımlanmış öykülerinin bir araya getirilmesiyle daha da zenginleşen dizideki kitap sayısı on yediye çıkarılmıştır.
Gelincik Dizisi 6 Kırmızı Bisiklet
Gelincik Dizisi; köy, kasaba ve kentlerde, başta okul olmak üzere, değişik ortamlarda çocukların yaşadığı çocukça serüvenleri içeriyor.
Gerek resimleri gerekse sayfa tasarımıyla oldukça farklı ve özenli bir çalışmanın ürünü olan dizi, eğitsel nitelikli kısa öykülerden oluşuyor. İlköğretim 3. sınıf öğrencilerine hem okuma zevki ve alışkanlığı edindirmede, hem de okuma hızını geliştirmede yararlı olduğu için dizi, okullarda yaygın olarak okutuluyor. Dizideki öykülerde pek çok farklı tema ve kavram işleniyor. Tüm bunlar çocuğa kuru öğütler şeklinde verilmek yerine, yaş düzeylerine, dil dağarcıklarına uygun serüvenler eşliğinde, sezdirme yoluyla aktarılıyor.
Bu dizide yer alan Yaşanmış Hayvan Öyküleri hayvanseverlerden derlenen yaşanmış olaylarla örülmüştür. Bu öyküler, çocuklarda doğa ve hayvan sevgisi oluştururken, bir yandan da hayvanlarla kurulacak ilişkilerde gözetilmesi gereken kuralları vurguluyor. Yazar Gülten Dayıoğlu’nun değişik yerlerde yayımlanmış öykülerinin bir araya getirilmesiyle daha da zenginleşen dizideki kitap sayısı on yediye çıkarılmıştır.