Ruhu İyileştirme Yolları
“Sevgili dostum; dünyaya gelirken hiçbirimiz sonsuz mutluluk, daimî huzur, baht açıklığı ya da maddi rahatlık için bir sözleşme imzalamadık. Kimseden işlerin yolunda gideceğine dair bir garanti ya da söz almadık. Sadece doğduk. Geldiğimiz bu dünyada mutluluk kadar mutsuzluğa da yer vardı, hem de fazlasıyla. Ama biz hep kolaya kaçıp mutlu olmak istedik. Gülmek, sevilmek, kazanmak, başarmak, iyi hissetmek, güzel görünmek istedik. Oysa dünyada ağlamak, sevilmemek, kaybetmek, başarısız olmak, kötü hissetmek, güzel görünmemek de vardı. Ve mutluluk kadar mutsuzluk da bu dünyaya aitti, bu dünyanın parçasıydı. Biz bu parçayı reddediyoruz. Dünyanın tamamını kabullenmek yerine karanlık ve zor kısmını görmezden gelip kendimizi sonsuz mutluluğun kollarında bulmak istiyoruz.”
Ruhu İyileştirme Yolları ’ nda Klinik Psikolog Gökhan Ergür, terapi ve yaşam deneyimlerinden yola çıkarak, dünyanın ve insanların incittiği tüm kırgın ruhlara iyileşebilme tavsiyelerinde bulunuyor.
Unutmayın: Başımıza gelenlerden her zaman biz sorumlu değiliz ama başımıza gelenlerle ne yapacağımız her zaman bizim sorumluluğumuzdadır.
İnsaniyet Namına
“İnsan, iz sürmek için dünyadadır. Ruhuna üflenen hakikatin ardı sıra günlerini tüketmek için buradadır ve neyin peşindeyse sonunda ona dönüşecek olandır. Peki, senin peşinde olduğun gerçeklik nedir? Dünya sürgününde hangi kömürün kahrını çekip sonunda hangi elmasa kavuşmayı arzuluyorsun? Ve kavuştuğun elmas sahiden de çektiğin çileye, harcadığın günlere karşılık gelecek mi?”
İnsaniyet Namına, sizleri insan hallerini anlatan bir yolculuğa davet ediyor. Modern yaşam deneyimlerinin doğurduğu bilişsel açmazları ve ruhsal yaşantıları psikodinamik bir yaklaşımla analiz eden Gökhan Ergür; dünyadan kaçıp kendi dünyasını kuranların, birbirini bir daha hiç göremeyen âşıkların, kenarda kalmış hayatların, “evde olsa yemez” diyen annelerin, sokakların, bazen mutlulukların, günaşırı yalnızlıkların ve o boşluk hissini bir türlü dolduramayanların ruhlarına ayna olup yaralarına bir şifa önerisi sunuyor.
Yaşanmayacak Kadar Güzel
Yaşamanın ve mutlu olmanın ihtimali ne kadar yüksekse düşüş de o kadar şiddetli, hüzünlü ve derine olur. İnsanın en büyük mahareti, hayatın belli dönemlerinde aniden düşmesidir ve bu düşüş hep kendimizi en güvende hissettiğimiz yerlerde, en sevdiklerimizin marifetiyle gerçekleşir. Kişi güvende hissettiği ortamlarda süngüsünü indirir, kendisini koruma ihtiyacı hissetmez ve benliğine yöneltilecek her türlü saldırıya açık hale gelir. İşte bu yüzden sevdiklerimizin bizi incitmesi, en güvendiğimiz yerde vurulmamız üzerimizde travmatik bir etki bırakır. “Herkes bana bunu yapardı ama ondan beklemezdim,” deriz elimizin tersiyle gözyaşlarımızı silerek. Evet, bunu ondan beklemeyiz ve bunu senden beklemezdim.