Curcuna Evi
Dünya gençlik edebiyatının öncü yazarı
Christine Nöstlinger’in ünlü romanı Türkçe’de!
Çivisi çıkan bir aile, şiddetlenen
kavak yelleri... Tam bir curcuna!
Çocuk ve gençlik edebiyatına yön veren benzersiz yapıtlarıyla tüm dünyada çok okunan Christine Nöstlinger, ünlü gençlik romanı Curcuna Evi’nde geniş bir ailenin öyküsünü ustaca kelimelere döküyor. Yetişkin dünyasının karmaşası içinde yolunu bulmaya çalışan genç bireylerin gözünden anlatılan roman, aile kurumunu oluşturan bireylere ve ilişkilere dair kabulleri yerle bir ederek, yepyeni bir bakış açısı ve düşünme olanağı sunuyor. Yazar, genç bireyin iç sesini dinleme deneyimini, sorumluluk alma bilincini, ilişkileri düzenleme yeteneğini ve ilk aşk heyecanlarını kendine özgü üslubuyla dillendiriyor. Temposu ve mizah düzeyi hiç düşmeyen roman, gençlere olduğu kadar kendine farklı bir gözle bakmak isteyen yetişkinlere de keyifli bir okuma vaat ediyor. Dünya edebiyatının çok ödüllü yazarı Nöstlinger’in bu romanı, Günışığı Kitaplığı’nın miniklere, çocuklara ve gençlere sunduğu özel Nöstlinger koleksiyonunun 22. kitabı.
Marie bir rastlantı sonucu, yüz yıllık aile evleri Henriette Konağı’nın ellerinden gitmek üzere olduğunu öğrenir. Birbirlerini umursamadan yaşayan aile bireyleriyse, çılgın hayalleriyle ünlü büyükannenin planlarından habersizdir. Marie, bir yandan evdeki curcunayla uğraşırken, bir yandan da ilkgençliğin heyecanları içinde duygu karmaşasını çözmeye çalışır. Birbirleriyle her fırsatta didişen gençlerin ve ilginç aile büyüklerinin yarattığı curcuna acaba nasıl dinecektir?..
Evde Ve Uzakta
Gençlik arayışlarını ve aile sorunlarını ergen gözüyle anlatan usta işi bir roman!
Genişlemiş bir ailenin üyesi olan Erika, hoş bir genç kız olarak serpilen ablası İlse'nin neden sürekli yalan söylediğini, annesiyle neden kavga edip durduğunu anlayamaz. Evdeki özgürlüklerin yetersizliğini, büyüklerin daraltıcı baskısını hissetse de, İlse'nin verdiği beklenmedik karar ve doğurduğu sonuçlar, onu derinden etkiler. Erika sorularının yanıtlarını, ablasını ararken bulabilecektir ancak...
Günümüzün en sevilen çocuk ve gençlik kitapları yazarlarından Christine Nöstlinger, genişledikçe bireyleri birbirinden uzaklaşan modern ailede çocukların sorunlarını irdelerken, ergenin dünyasına duyarlıkla yaklaşıyor. Kendi çocuklarına bile hoşgörüyle davranmayı başaramayan baskıcı yetişkinleri, tipik Nöstlinger üslubuyla, ustaca bir mizahla eleştiriyor. Yazar, antiterbiyeci bakış açısının en iyi örneklerinden olan bu romanında, çocuğun yanında dururken, yetişkini de göz ardı etmiyor. Uluslararası birçok saygın edebiyat ödülünün sahibi usta yazar, hangi yaştan olursa olsun yarattığı kahramanlarını, eğrisi doğrusuyla kendi gerçekliği içinde derinlikli ve çok boyutlu bir anlatımla işliyor.
Franz Ve Arkadaşlık Hikayesi
Franz’ın en iyi iki arkadaşı, Gabi ve Egon birbirlerini çekemezler. Egon, Gabi’yi cadoluzun teki olarak görür, Gabi de Egon’u sıkıcı bulur. Arkadaşlarını bir araya gelmekten vazgeçen Franz, Egon’u sabah arkadaşı, Gabi’yi de öğleden sonra arkadaşı ilan eder. Yeni tanıştığı Elfi ise tüm dengeleri bozacaktır…
Hadi Ama Baba
Annesiyle yaşarken bir anda babasıyla oturmak zorunda kalan bir gencin deneyimledikleri. Gazeteci annesiyle Viyana’da yaşayan Feli mutlu bir gençtir. Annesiyle grafik tasarım firması sahibi babası boşanalı epey olmuştur. Feli’nin yaşamı, arkadaşları ve özellikle yakışıklı Lorenz sayesinde oldukça renklidir. Derken bir gün annesinin, aldığı cazip bir iş teklifi nedeniyle Almanya’ya gideceklerini ve Münih’e yerleşeceklerini öğrenir. Feli, Münih’e gitmeyecektir! Bunun için tek çare, babasıyla oturabilmesidir. Oysa, babasının yaşamında Feli’ye yer yoktur...
İşte Şimdi Hapı Yuttum
Aynı kızdan hoşlanan iki gencin öyküsü, Nöstlinger'in çok renkli, "genç" kalemiyle derinlik kazanıyor!
Sabahları okula giderken tramvay durağında karşılaştığı yakışıklı delikanlı, Julia'nın ilgisini çekmektedir. Sonunda tanıştığı Stephan'la zamanla yakınlaşırlar. Ancak, Stephan'ın okul arkadaşı Gustav iki gencin bir araya gelmesine ve yalnız kalmalarına bir türlü izin vermez. Aşırı kilolu olan ve ergenlik sivilceleriyle boğuşan Gustav, sempatik görünmeye çalışırken itici olmakta ve dışlanmaktadır. Onun aşırıya kaçan bu itici davranışlarının aslında fiziksel özelliklerinden duyduğu rahatsızlıktan kaynaklandığını keşfeden Julia, daha anlayışlı olmaya çabalar. Ama, Julia'dan çok hoşlanan Gustav'ın bütün girişimleri boşa çıkar. Stephan'la Julia birbirlerine âşık olmuşlardır bile. Artık, iki gencin önündeki en önemli sorun, ayrı geçirecekleri yaz tatilidir. Zaten yeterince kötü olan bu ayrılık, bir yanlış anlama sonucunda Stephan'ın Julia'ya bıraktığı veda mektubuyla tam bir kâbusa dönüşür…
Kitaplarıyla gençleri olduğu kadar yetişkinleri de fetheden ünlü yazar Christine Nöstlinger'in ergenlik çağındaki iki gencin ilk ciddi ilişkilerini anlattığı Türkçe'deki ikinci gençlik romanında, okul, aile, boşanma, parasal sıkıntılar, dış görünüşün gençler üzerindeki etkileri gibi konulara yine ustaca değiniliyor. Yazar, yalın ve gündelik konuşma diliyle kaleme aldığı öyküyü genç kızın günlüğünden aktarırken, hem gençlere hem yetişkinlere, yaşama ve gençlik deneyimlerine ilişkin önemli ipuçları veriyor.
Kim Takar Salatalık Kralı
Birdenbire mutfağınızda salatalıktan bir "kral" ortaya çıksa, görün bakın neler olur!
O acayip salatalık şey mutfaklarında ortaya çıkana dek, Hogelmann'lar sıradan bir aileydi. Kilerdeki Kumi-Ori'lerin kralı olduğunu, ama isyan çıkaran hain halkı yüzünden onlara sığındığını ileri süren salatalık yaratık, kendisine Majesteleri demelerini istedi. Kısa sürede Bay Hogelmann'ı etkisi altına almayı başardı ve aile bireylerini gizliden gizliye izlemeye, olmadık yalanlar kıvırmaya başladı. Hogelmann'ların evinde artık hiçbir şey eskisi gibi değildi. Herkes huzursuz ve mutsuzdu. Eğer, gerçekten doğru dürüst bir aile olsalardı, böyle salatalıktan bir şey yüzünden huzurları kaçar mıydı?..
1973 Alman Gençlik Edebiyatı Ödülü
Dünya çocuk edebiyatının usta ismi Christine Nöstlinger'den, çocuklar için, toplumun yöneten-yönetilen ayrımına mizah dolu bir bakış! Mutfaklarında beliriveren "küçük" bir belanın üstesinden gelmeye çalışan sıradan bir aileyi anlatan romanı bugüne dek her yaştan okur büyük bir keyifle okudu. 1973'te Alman Çocuk Edebiyatı Ödülü'ne değer görülen roman, bugün çocuk edebiyatının klasikleri arasında.
Konuk Değil Baş Belası
Arkadaşlık ve hoşgörü üzerine bir başyapıt!
13 yaşındaki Ewald'ın ailesi, İngilizce'sini ilerletmesi için, bir İngiliz çocuğu evlerinde konuk etmeye karar verir. Ewald'ın bu işe fena halde canı sıkılır. Ancak, onun ve ailesinin canını asıl sıkacak şey yoldadır. Son anda bacağı kırılan konuk çocuk Tom yerine tuhaf ağabeyi Jasper iner uçaktan. Jasper'la yaşamak Ewald ve ailesi için alışılmadık bir deneyim olur. Davranışlarının nedenini öğrenmekse, herkeste tam bir şok yaratacaktır...
Pek çok kitabı dünya çocuk edebiyatının klasikleri arasında sayılan Christine Nöstlinger her şeyin göründüğü gibi olmayabileceğini, karşılıklı hoşgörü ve anlayışın her kapıyı açabileceğini, farklı olanı dışlamamak gerektiğini akılcı bir kurguyla bir kez daha vurguluyor.
Lolipop
Adını sevmediği için kendine en sevdiği şekerin adını veren çocuğun birbirinden sevimli öyküleri. Victor-Emanuel Meier, adından hiç memnun değildir. Uzun araştırmalar sonunda, "Lollipop" adında karar kılar. Hani şu, saplı bir yeşil şeker markası. Victor’un en sevdiği şeker de zaten Lollipop’tur. Üstelik, iyice yalayıp saydamlaştırınca, tek gözünü kısarak içinden baktığı kişiye her istediğini yaptırabilmektedir. Dolayısıyla, Lollipop ve yeşil şekeri Lollipop, önce yakın bir arkadaş edinme konusunu, ardından da evdeki iş bölümü ve ayağını yorganına göre uzatma konularını birlikte çözerler. Lollipop’un ödünü koparan misafir köpek konusunda doğrudan sonuca ulaşamasalar da, büyükannenin işinden utanç duymak ve giderek dozu artan yalanlar söylemek çıkmazından kurtulmayı başarırlar. En sonunda doğum günü partisi ise gerçek bir zafer olur... Hans Christian Andersen ve Astrid Lindgren ödülleri gibi çocuk ve gençlik edebiyatının uluslararası pek çok büyük ödülünün sahibi usta yazar Christine Nöstlinger’den, yine eğlenceli olduğu kadar sosyal eleştiriler sunan bir çocuk roman. Öyküler halinde biçimlediği kitabında, aile içi ilişkileri, arkadaşlığı, aşkı, korkuları, yalanları ve doğum günü partilerini bir çocuğun gözünden, eğlenceli ve hatta komik bir yorumda ele alıyor.
Susinin Ve Paulün Gizli Günlüğü
Aynı olaya kızlar nasıl, oğlanlar nasıl bakar?
Paul, ailesinin şehir dışındaki evinden, annesiyle birlikte Viyana'ya geri dönmüştür. Ancak, aynı sınıfı ve sırayı paylaştığı Susi bu dönüşten pek memnun kalmaz. Çünkü Susi, birlikte geçirdikleri yaz tatilinden sonra, Paul'ün dayanılmaz ve ukala biri olduğunu düşünmeye başlamıştır. Üstelik onun, Türkiyeli bir işçi ailesinin oğlu olan sınıf arkadaşları Ali'yi her fırsatta aşağılaması, Susi'yi iyice çileden çıkartmaktadır. Arkadaşlarına babasıyla ilgili türlü palavralar anlatıp duran ve gerçekte anne babasının boşanacaklarını saklayan Paul, gittikçe daha da çekilmez hale gelir. Ancak, Paul günün birinde evden kaçınca, Susi onun hakkındaki gerçeklerin farkına varmaya başlar...
Dünya çocuk ve gençlik edebiyatının çok ödüllü usta yazarı Christine Nöstlinger, bir kızla bir oğlanın günlüklerini tek kitapta sırt sırta birleştiriyor. Önden Susi'nin, arkadan Paul'ün günlüğünün farklı kapaklarla başladığı bu ilginç kitabın sonuysa, ortasında. Aynı olayların bir kızla bir oğlanın gözünden ne denli farklı algılandığını ve anlatıldığını çarpıcı bir gerçekçilikle gözler önüne seren kitap, aile içi ilişkilerin çocuklar üstündeki etkilerini ve hoşgörünün önemini yalın bir dil ve tarafsız bir bakış açısıyla vurguluyor.