3391 Kilometre – Film Özel Baskı
Bir Mesafe Aşkı Hikâyesi
Yağmur böyle güzel yağar mı bir daha şimdi çıkıp ıslanmazsak?
“O gün, bana ‘Sinemaya gidelim mi?’ diye sordu. 3391 kilometre öteden, şehirlerce, denizlerce uzağımdan… Yanımdaki insanlar görmezken beni, o bana imkânsız olduğunu bile bile ‘Sinemaya gidelim mi?’ dedi…”
Aylarca sesini duymadığınız, yüzünü görmediğiniz, dokunmadığınız, kokusunu almadığınız, aynı sokaktan geçme ihtimalinizin dahi olmadığı, aynı fotoğrafın içinde bile bulunamayacağınız, sizden kilometrelerce, hatta denizlerce, adalarca ve şehirlerce uzakta olan bir insana âşık olur muydunuz?
Kendinize yapar mıydınız bunu?
Bu hikâye, uzak bir ilişkinin hikâyesi! Birbirlerini görmeden ve duymadan, aylar boyunca gece gündüz konuşan; birbirlerine bu kadar uzak, ama bir o kadar da yakın olan; aralarına giren onca kilometreye rağmen birbirlerine âşık iki insanın hikâyesi! Burası bizim gezegenimiz, burada her şey anını bekler. Burası, bizim 3391 kilometrelik gezegenimiz…
“Seni görmem için yanımda olmana gerek yok. Gözlerim kapalıyken de görebiliyorum seni. Zaten seni gözlerim kapalıyken görebiliyorum sadece…”
3391 Kilometre Ciltsiz Bir Mesafe Aşkı Hikayesi
Yağmur böyle güzel yağar mı bir daha şimdi çıkıp ıslanmazsak?
“O gün, bana ‘Sinemaya gidelim mi?’ diye sordu. 3391 kilometre öteden, şehirlerce, denizlerce uzağımdan… Yanımdaki insanlar görmezken beni, o bana imkânsız olduğunu bile bile ‘Sinemaya gidelim mi?’ dedi…”
Aylarca sesini duymadığınız, yüzünü görmediğiniz, dokunmadığınız, kokusunu almadığınız, aynı sokaktan geçme ihtimalinizin dahi olmadığı, aynı fotoğrafın içinde bile bulunamayacağınız, sizden kilometrelerce, hatta denizlerce, adalarca ve şehirlerce uzakta olan bir insana âşık olur muydunuz?
Kendinize yapar mıydınız bunu?
Bu hikâye, uzak bir ilişkinin hikâyesi! Birbirlerini görmeden ve duymadan, aylar boyunca gece gündüz konuşan; birbirlerine bu kadar uzak, ama bir o kadar da yakın olan; aralarına giren onca kilometreye rağmen birbirlerine âşık iki insanın hikâyesi! Burası bizim gezegenimiz, burada her şey anını bekler. Burası, bizim 3391 kilometrelik gezegenimiz…
“Seni görmem için yanımda olmana gerek yok. Gözlerim kapalıyken de görebiliyorum seni. Zaten seni gözlerim kapalıyken görebiliyorum sadece…”
Bul Beni Ciltli
“Herkesin umutları vardı ve umutsuzlukları, herkesin imkânları vardı ve imkânsızlıkları.
Hayat iki uçluydu her daim, kutlamaların konfetileri ve vedaların külleri arasında gidip geliyordu gerçeklik.”
Derin Mavi Sezer, en yakın arkadaşı Baran’ın kaybolduğu gün yanında görülen son kişiydi. Bu kayıp Derin’in ve arkadaşlarının hayatını temelinden sarsarken hayatlarına dahil olan bir yabancı tüm taşları yerinden oynatacaktır. Baran’ın kaybı çocukluk arkadaşları Derin, Dünya, Berfu ve Baran’a tamamen yabancı olan Aziz Ata’yı da içine alarak bir bulmacanın içine sürüklerken ortaya çıkacak gerçek, herkesin inandığından çok başka olacaktır. Kimse tüm bu olan bitenin eski bir fotoğraf çerçevesine bağlanacağını tahmin dahi edemeyecektir.
Çünkü harp ve harap kelimelerinin arasında yalnızca bir harf var.
İşte o kadar yakın birbirine savaşmak ve perişan olmak...
Bul Beni Karton Kapak
“Herkesin umutları vardı ve umutsuzlukları, herkesin imkânları vardı ve imkânsızlıkları.
Hayat iki uçluydu her daim, kutlamaların konfetileri ve vedaların külleri arasında gidip geliyordu gerçeklik.”
Derin Mavi Sezer, en yakın arkadaşı Baran’ın kaybolduğu gün yanında görülen son kişiydi. Bu kayıp Derin’in ve arkadaşlarının hayatını temelinden sarsarken hayatlarına dahil olan bir yabancı tüm taşları yerinden oynatacaktır. Baran’ın kaybı çocukluk arkadaşları Derin, Dünya, Berfu ve Baran’a tamamen yabancı olan Aziz Ata’yı da içine alarak bir bulmacanın içine sürüklerken ortaya çıkacak gerçek, herkesin inandığından çok başka olacaktır. Kimse tüm bu olan bitenin eski bir fotoğraf çerçevesine bağlanacağını tahmin dahi edemeyecektir.
Çünkü harp ve harap kelimelerinin arasında yalnızca bir harf var.
İşte o kadar yakın birbirine savaşmak ve perişan olmak...
Daire : 7
“Sanki geçmişimi bir sırt çantası gibi hep yanımda taşıyordum. Yürürken, otururken, gülerken, koşarken, konuşurken, yerken, içerken, sarılırken, eğlenirken o hep oradaydı; sırtımda. Biz sırtında çantalarla yaşayanlarız. İçi bizi acıtan anılarla, kıran bilgeliklerle ve mahveden tecrübelerle dolu sırt çantalarımız hep sırtımızda. Bazılarımızın yükü daha ağır, bazılarımızın yükü daha hafif ama hiçbirimiz tamamen özgür değiliz; çantaları bir kenara bırakamadığımız sürece...”
Mine ve Efe’nin No. 26’yla başlayan hikâyeleri Daire 7’yle devam ediyor.
Kardelen Sokak, No. 26, Daire 7 hikâyelerinin başladığı adresti. Mine’nin acıları ve umutları Daire 7’nin dört duvarı arasında dolaşırken, birlikte yazacakları yeni hikâye onların miladı mı olacak yoksa bu dört duvarın arasındaki her bir hatıra yollarına engel mi çıkaracak?
Daire 7’ye hoş geldiniz. Burada misafir değil, ev sahibisiniz...
Daire 7 (Ciltli)
“Sanki geçmişimi bir sırt çantası gibi hep yanımda taşıyordum. Yürürken, otururken, gülerken, koşarken, konuşurken, yerken, içerken, sarılırken, eğlenirken o hep oradaydı; sırtımda. Biz sırtında çantalarla yaşayanlarız. İçi bizi acıtan anılarla, kıran bilgeliklerle ve mahveden tecrübelerle dolu sırt çantalarımız hep sırtımızda. Bazılarımızın yükü daha ağır, bazılarımızın yükü daha hafif ama hiçbirimiz tamamen özgür değiliz; çantaları bir kenara bırakamadığımız sürece...”
Mine ve Efe’nin No. 26’yla başlayan hikâyeleri Daire 7’yle devam ediyor.
Kardelen Sokak, No. 26, Daire 7 hikâyelerinin başladığı adresti. Mine’nin acıları ve umutları Daire 7’nin dört duvarı arasında dolaşırken, birlikte yazacakları yeni hikâye onların miladı mı olacak yoksa bu dört duvarın arasındaki her bir hatıra yollarına engel mi çıkaracak?
Daire 7’ye hoş geldiniz. Burada misafir değil, ev sahibisiniz...
Enkaz Altındakiler
Kırık
aynanın
ayrılmış
parçalarında birlikteydik.
Birlikte
ve
paramparçaydık.
“Gözlerinizi açtığınızda yıkılmış bir evde uyanacaksınız. Tek çıkış yolunuz yerin altında. Kendinizi bulduğunuz çıkış noktası her bir yanı kameralarla çevrili, her yeri izlenen bir platonun içinde. Tek amacınız ise alandaki ipuçlarını takip edip evleri bulmak. Tüm yarışmacılar evleri
bulduğu an kazanan belirlenmiş olacak.
Öyleyse, sizi kaybetmemizi ister misiniz?”
Kumru, Uraz, Nisan, Eren ve Bulut… Farklı hayalleri olan ve birbirine yabancı beş genç… Enkaz Altındakiler isimli sıradışı bir televizyon yarışmasına başvurarak inanılmaz bir deneyime adım atarlar. Ancak ortaya çıkan beklenmedik gelişmelerle hayatları derinden sarsılacak ve unutamayacakları bir yolculuğa çıkacaklardır…
"Ben Kumru Sonat; buraya benim, senin, bizim, enkaz altındakilerin hikâyesini anlatmaya geldim.
Sen de enkaz altındasın,
farkında değil misin?"
Enkaz Altındakiler (Ciltli)
Kırık
aynanın
ayrılmış
parçalarında birlikteydik.
Birlikte
ve
paramparçaydık.
“Gözlerinizi açtığınızda yıkılmış bir evde uyanacaksınız. Tek çıkış yolunuz yerin altında. Kendinizi bulduğunuz çıkış noktası her bir yanı kameralarla çevrili, her yeri izlenen bir platonun içinde. Tek amacınız ise alandaki ipuçlarını takip edip evleri bulmak. Tüm yarışmacılar evleri
bulduğu an kazanan belirlenmiş olacak.
Öyleyse, sizi kaybetmemizi ister misiniz?”
Kumru, Uraz, Nisan, Eren ve Bulut… Farklı hayalleri olan ve birbirine yabancı beş genç… Enkaz Altındakiler isimli sıradışı bir televizyon yarışmasına başvurarak inanılmaz bir deneyime adım atarlar. Ancak ortaya çıkan beklenmedik gelişmelerle hayatları derinden sarsılacak ve unutamayacakları bir yolculuğa çıkacaklardır…
"Ben Kumru Sonat; buraya benim, senin, bizim, enkaz altındakilerin hikâyesini anlatmaya geldim.
Sen de enkaz altındasın,
farkında değil misin?"
Enkaz Altındakiler 2
"Hayatta bazı şeyler vardır, izi kalır..."
Belki de biz farklı renklerdik, aynı küpün farklı yanlarında olmak bizim tek kaderimizdi.
“Gözlerinizi açtığınızda yıkılmış bir evde uyanacaksınız. Tek çıkış yolunuz yerin altında. Kendinizi bulduğunuz çıkış noktası her bir yanı kameralarla çevrili, her yeri izlenen bir platonun içinde. Tek amacınız ise alandaki ipuçlarını takip edip evleri bulmak. Tüm yarışmacılar evleri bulduğu an kazanan belirlenmiş olacak. Öyleyse, sizi kaybetmemizi ister misiniz?”
Kumru, Uraz, Nisan, Eren ve Bulut serinin ikinci kitabında şimdi bir kez daha yerin altında ve bir kez daha kameraların karşısında. Üstelik bu sefer onları gerçek bir yarışma, gerçek bir mücadele beklemektedir fakat hayal kırıklıkları peşlerini asla bırakmaz. Peki bu sefer o kapıdan çıkmayı ve evlerine dönmeyi başarabilecekler mi?
"Bir defter hayal ettim zihnimde. Önce sağ elimle acılarımı yazdım, sonra sol elimle tesellilerimi yazdım. Sağımla acı çektim, solumla teselli ettim kendimi."
Enkaz Altındakiler 2 Ciltli
"Hayatta bazı şeyler vardır, izi kalır..."
Belki de biz farklı renklerdik, aynı küpün farklı yanlarında olmak bizim tek kaderimizdi.
“Gözlerinizi açtığınızda yıkılmış bir evde uyanacaksınız. Tek çıkış yolunuz yerin altında. Kendinizi bulduğunuz çıkış noktası her bir yanı kameralarla çevrili, her yeri izlenen bir platonun içinde. Tek amacınız ise alandaki ipuçlarını takip edip evleri bulmak. Tüm yarışmacılar evleri bulduğu an kazanan belirlenmiş olacak. Öyleyse, sizi kaybetmemizi ister misiniz?”
Kumru, Uraz, Nisan, Eren ve Bulut serinin ikinci kitabında şimdi bir kez daha yerin altında ve bir kez daha kameraların karşısında. Üstelik bu sefer onları gerçek bir yarışma, gerçek bir mücadele beklemektedir fakat hayal kırıklıkları peşlerini asla bırakmaz. Peki bu sefer o kapıdan çıkmayı ve evlerine dönmeyi başarabilecekler mi?
"Bir defter hayal ettim zihnimde. Önce sağ elimle acılarımı yazdım, sonra sol elimle tesellilerimi yazdım. Sağımla acı çektim, solumla teselli ettim kendimi."
Kalp Muhafızı (Ciltli)
Senin görevin kalbimi korumaktı.
HEPİMİZİN ACILARI VARDI AMA BEN BU ACILARI DİLE GETİREMEYECEK KADAR TUTSAKTIM.
Kâhin gözlerini bebekten ayırıp yere çevirdi ve başını salladı.
“Bu o, majesteleri,” dedi. “Kehanetin bebeği. Tacın sizden sonraki sahibi, krallığın tek kurtuluşu ve kalbin taşıyıcısı.”
Prenses Sara’nın kaderi, o doğmadan önce bile herkes tarafından biliniyordu. O, kehanetin bebeği ve kalbin sahibiydi; kraliçesi olacağı krallığa bolluk ve bereket getirecekti. Kehaneti öğrenen krallıklar Sara’nın peşine düşünce savaş kaçınılmaz hale geldi. Artık yapılacak tek şey vardı: Kalbin sahibi Sara, babasının yedi muhafızıyla yola çıkacak, saraydan olabildiğince uzaklara gidecekti...
Bu yolculuk kralın en güçlü muhafızı Hazar ve Prenses Sara’yı öyle bir noktada bağlayacaktı ki kader bu bağa çözülemeyecek bir düğüm atacaktı.
Hazar...
Kalbimin koruyucusu, vazgeçilmezi ve en büyük düşmanı... Beni koruduğu hiçbir kötü, kalbimi onun kadar kırmadı.
Kalp Muhafızı 2 (Karton Kapak)
“Bende senin kalbinin haritası var. Ben orada asla kaybolmam.”
Krallıkların savaşı sona erdi lakin Sara ve Hazar’ın savaşı daha yeni başlıyor...
Sara ondan ustalıkla gizlenen sırları art arda öğrenmenin şaşkınlığını yaşarken kendini bir kâbusun içinde bulacak, Hazar ise tüm bunların ortasında hiç olmadığı kadar acı dolu bir çaresizliğe hapsolacaktı...
Hissettiği tüm güzel hisler yerini kahra ve hüzne bırakırken Sara, tutunduğu her dalın çatırdadığını izleyecek, umutsuzluğu tadacaktı.
Peki, tüm aşk masalları mutlu sonla bitmez miydi?
İlk kitabıyla bizi yüzlerce yıl öncesine götüren ve krallıkların kapılarını açan Kalp Muhafızı serisi ikinci kitabıyla devam ediyor!
"Bana göre herkes içinde kendi krallığını taşır ve sen benim şahsi krallığımı yerle bir ettin."
Kalp Muhafızı 2 Ciltli
“Bende senin kalbinin haritası var. Ben orada asla kaybolmam.”
Krallıkların savaşı sona erdi lakin Sara ve Hazar’ın savaşı daha yeni başlıyor...
Sara ondan ustalıkla gizlenen sırları art arda öğrenmenin şaşkınlığını yaşarken kendini bir kâbusun içinde bulacak, Hazar ise tüm bunların ortasında hiç olmadığı kadar acı dolu bir çaresizliğe hapsolacaktı...
Hissettiği tüm güzel hisler yerini kahra ve hüzne bırakırken Sara, tutunduğu her dalın çatırdadığını izleyecek, umutsuzluğu tadacaktı.
Peki, tüm aşk masalları mutlu sonla bitmez miydi?
İlk kitabıyla bizi yüzlerce yıl öncesine götüren ve krallıkların kapılarını açan Kalp Muhafızı serisi ikinci kitabıyla devam ediyor!
"Bana göre herkes içinde kendi krallığını taşır ve sen benim şahsi krallığımı yerle bir ettin."
Kar Küresi Ciltli
Seni yanıma, tüm dünyayı karşıma almak istiyorum.
Hava soğuktu, rüzgâr acımasız. Burası bir kar küresiydi, biz de içindeki figürler. Gün gelecekti, birileri bu kar küresini eline alıp sallayacaktı. Kar yağıyor sanacaktık oysa altüst olacaktık...
Eylül, kışın en soğuk günlerinden birinde kendisini Abant Gölü'nün yakınlarında ormanlık bir alanın içine kurulmuş Kar Küresi Psikolojik Destek Merkezinde bulduğunda başına geleceklerden habersizdi. Buraya yalnızca psikolojik destek almak için geldiğini sanan Eylül kendisini bambaşka bir sona doğru giderken bulacaktı. Önce Merih'le tanışacak, sonra Merih'te kendisini bulacaktı. "Biz buradayız," diyecekti Merih ona, "ve bunlar yaşanıyor."
Bu hikâye Eylül'ün ve Merih'in altüst olmalarının hikâyesi… Birlikte dibe batmalarının ve ışıksız kalmalarının hikâyesi... Hiçbir gülümsemesi içten olmayan, gözü hep uzaklarda bir yerlere dalan, ne olduğunun bilinmezliğinde oradan oraya savrulan, kanatlarını göremediği için kendisini çirkin sanan tavus kuşlarının hikâyesi. Bu hikâye sizin hikâyeniz, bu satırları siz yazdınız... Eylül ve Merih'in kış masalının içinde üşümeye hazır mısınız?
Bu doğan güneş var ya Eylül... İşte o bizim için doğmuyor.
Kar Küresi Ciltsiz
Seni yanıma, tüm dünyayı karşıma almak istiyorum.
Hava soğuktu, rüzgâr acımasız. Burası bir kar küresiydi, biz de içindeki figürler. Gün gelecekti, birileri bu kar küresini eline alıp sallayacaktı. Kar yağıyor sanacaktık oysa altüst olacaktık...
Eylül, kışın en soğuk günlerinden birinde kendisini Abant Gölü'nün yakınlarında ormanlık bir alanın içine kurulmuş Kar Küresi Psikolojik Destek Merkezinde bulduğunda başına geleceklerden habersizdi. Buraya yalnızca psikolojik destek almak için geldiğini sanan Eylül kendisini bambaşka bir sona doğru giderken bulacaktı. Önce Merih'le tanışacak, sonra Merih'te kendisini bulacaktı. "Biz buradayız," diyecekti Merih ona, "ve bunlar yaşanıyor."
Bu hikâye Eylül'ün ve Merih'in altüst olmalarının hikâyesi… Birlikte dibe batmalarının ve ışıksız kalmalarının hikâyesi... Hiçbir gülümsemesi içten olmayan, gözü hep uzaklarda bir yerlere dalan, ne olduğunun bilinmezliğinde oradan oraya savrulan, kanatlarını göremediği için kendisini çirkin sanan tavus kuşlarının hikâyesi. Bu hikâye sizin hikâyeniz, bu satırları siz yazdınız... Eylül ve Merih'in kış masalının içinde üşümeye hazır mısınız?
Bu doğan güneş var ya Eylül... İşte o bizim için doğmuyor.
Kar Tanesi
"Kalbine elini uzat, tutunup kalkmak için seni bekliyor."
Karlı bir ormanın tam ortasında tanıdım seni. Orman acımasızdı. Orman ıssızdı. Orman soğuktu. Sen ise bir kar tanesi gibi eşsizdin. Bir kar tanesi gibi erimeye mahkûmdun Eylül… Günler geçti, kış dindi… Güneş açtı, orman ısındı. Ve sen kar tanesi… Günün birinde milyonlarca kar tanesi gibi eridin… ve ben seni kurtaramadım.
Eylül ve Merih’in Kar Küresi’nde başlayan maceraları serinin ikinci kitabı Kar Tanesi’yle kaldığı yerden devam ediyor. Bu sefer okuyanları çok daha soğuk, çok daha karanlık bir hikâye bekliyor.
Eylül ve Merih’in hikâyesinde üşümeye ve onların kendilerini bulma yolculuğuna eşlik etmeye hazır mısınız?
Merih, ismini “kırmızı gezegen” olarak bilinen, alev alev yanan Merih’ten alıyordu. Ben ise ona göre bir kar tanesiydim.
Yanında erimeye mahkûm gibiydim...
Bırak da senin yanın benim cennetim olarak kalsın, cehennemi tek başıma yaşıyorum zaten.
Kar Tanesi Ciltli
"Kalbine elini uzat, tutunup kalkmak için seni bekliyor."
Karlı bir ormanın tam ortasında tanıdım seni. Orman acımasızdı. Orman ıssızdı. Orman soğuktu. Sen ise bir kar tanesi gibi eşsizdin. Bir kar tanesi gibi erimeye mahkûmdun Eylül… Günler geçti, kış dindi… Güneş açtı, orman ısındı. Ve sen kar tanesi… Günün birinde milyonlarca kar tanesi gibi eridin… ve ben seni kurtaramadım.
Eylül ve Merih’in Kar Küresi’nde başlayan maceraları serinin ikinci kitabı Kar Tanesi’yle kaldığı yerden devam ediyor. Bu sefer okuyanları çok daha soğuk, çok daha karanlık bir hikâye bekliyor.
Eylül ve Merih’in hikâyesinde üşümeye ve onların kendilerini bulma yolculuğuna eşlik etmeye hazır mısınız?
Merih, ismini “kırmızı gezegen” olarak bilinen, alev alev yanan Merih’ten alıyordu. Ben ise ona göre bir kar tanesiydim.
Yanında erimeye mahkûm gibiydim...
Bırak da senin yanın benim cennetim olarak kalsın, cehennemi tek başıma yaşıyorum zaten.
Karantina 1 Ciltli
Yıldızları görebilmek için duvarları arasında yaşadığımız evimizden vazgeçtik.
"Sadece bedenlerimizi değil, ruhlarımızı da karantinaya aldılar. Ne bu karantinadan çıkabiliyoruz, ne de birbirimizden ayrılabiliyoruz. Bundan sonraki tek savaşımız bu karantinadan kurtulmak. Kurtulduğumuzda da birlikte olacağız, ama özgür…Savaş bitti, ve biz sağ kaldık.Savaş bitti, ve biz hala ayaktayız."
Zeynep, yeni okuluna başladığı ilk gün kendini bir felaketin ortasında bulmuştu. Salgın bir hastalık nedeniyle okulu karantinaya alınmış, akşamında ise kendini okulun karanlık koridorlarında bir kız öğrencinin cesedinin başında bulmuştu. Üstelik yalnız değildi, onlar da yanındaydı; mahşerin diğer üç atlısı.
Bu, yalnızca bedenleri değil ruhları da karantinaya alınmış dört kişinin hikâyesi. Bu, onların özgürlüklerine ulaşmak için yaşadıkları esaretin hikâyesi. Bu, birbirlerinin her şeyi haline gelen, gökyüzündeki son yıldız yanıp kül oluncaya kadar birlikte olacaklarına söz veren dört arkadaşın hikâyesi. Bu, mahşerin dört atlısının hikayesi.
Şimdi, bizimle misiniz?
Karantina 1 Ciltsiz
Yıldızları görebilmek için duvarları arasında yaşadığımız evimizden vazgeçtik.
"Sadece bedenlerimizi değil, ruhlarımızı da karantinaya aldılar. Ne bu karantinadan çıkabiliyoruz, ne de birbirimizden ayrılabiliyoruz. Bundan sonraki tek savaşımız bu karantinadan kurtulmak. Kurtulduğumuzda da birlikte olacağız, ama özgür…Savaş bitti, ve biz sağ kaldık.Savaş bitti, ve biz hâlâ ayaktayız."
Zeynep, yeni okuluna başladığı ilk gün kendini bir felaketin ortasında bulmuştu. Salgın bir hastalık nedeniyle okulu karantinaya alınmış, akşamında ise kendini okulun karanlık koridorlarında bir kız öğrencinin cesedinin başında bulmuştu. Üstelik yalnız değildi, onlar da yanındaydı; mahşerin diğer üç atlısı.
Bu, yalnızca bedenleri değil ruhları da karantinaya alınmış dört kişinin hikâyesi. Bu, onların özgürlüklerine ulaşmak için yaşadıkları esaretin hikâyesi. Bu, birbirlerinin her şeyi haline gelen, gökyüzündeki son yıldız yanıp kül oluncaya kadar birlikte olacaklarına söz veren dört arkadaşın hikâyesi. Bu, mahşerin dört atlısının hikâyesi.
Şimdi, bizimle misiniz?
Karantina 1. Perde Film Özel Baskı
Mahşerin Dört Atlısının Hikâyesi
“Sadece bedenlerimizi değil, ruhlarımızı da karantinaya aldılar.
Ne bu karantinadan çıkabiliyoruz ne de birbirimizden ayrılabiliyoruz.
Bundan sonraki tek savaşımız bu karantinadan kurtulmak.
Kurtulduğumuzda da birlikte olacağız ama özgür…
Savas bitti ve biz sag kaldık.
Savas bitti ve biz hâlâ ayaktayız.”
Zeynep, yeni okuluna başladığı ilk gün kendini bir felaketin ortasında bulmuştu. Salgın bir hastalık nedeniyle okulu karantinaya alınmış, akşamında ise kendini okulun karanlık koridorlarında bir kız öğrencinin cesedinin başında bulmuştu. Üstelik yalnız değildi, onlar da yanındaydı; mahşerin diğer üç atlısı.
Bu, yalnızca bedenleri değil ruhları da karantinaya alınmış dört kişinin hikâyesi.
Bu, onların özgürlüklerine ulaşmak için yaşadıkları esaretin hikâyesi.
Bu, birbirlerinin her şeyi haline gelen, gökyüzündeki son yıldız yanıp kül oluncaya kadar birlikte olacaklarına söz veren dört arkadaşın hikâyesi.
Bu, mahşerin dört atlısının hikâyesi.
Şimdi, bizimle misiniz?
Karantina 2 Ciltsiz İkinci Perde Mahşerin Dört Atlısının Hikayesi
“Söz konusu ben olunca sustum, razı oldum.
Ama şimdi söz konusu sensin, ve ben bütün dünyayı karşıma alacağım.”
Duyuyor musunuz?
Şehirler ötesinden, denizler kadar uzaklardan gelen o bağırış seslerini...
Kılıç, kesik, çığlık seslerini.
Belki de yalnızca ben duyuyorum içimdeki savaşın seslerini...
Bir tarafın savaşı kazandığını sandığı an, pes ettiği andır.
Biz kazandığımızı sandık, kılıçlarımızı bıraktık.
Oysa pes etmişiz yalnızca.
Şimdi uzaktan geldiğini duyuyorum o ikinci savaşın.
Bizim koşarak uzaklaştığımız atlar, şimdi koşarak peşimizden geliyor.
Düşman bu sefer daha güçlü, kılıçları bu sefer daha keskin ve çaresizlik her zamankinden daha yoğun.
Oysa herkesin unuttuğu bir şey var; biz hâlâ ayaktayız.
Ve düşmeye niyetimiz yok.
Birinci perde bitti, ikinci perde başlıyor…
Karantina 3 Ciltli Üçüncü Perde Mahşerin Dört Atlısının Hikayesi
“Ve hiç unutma, ışıklar sadece karanlıkta yanar.”
Su nasıl akarsa hep suya doğru, ateş nasıl çoğaltırsa yalnızca ateşi, rüzgâr nasıl bilmezse durgun esişleri, ölü her balık nasıl vurursa karaya, beşiğinden ayırılan bebekler nasıl ağlarsa onu alan kollar annesinden bir başkasıysa, bir kuş nasıl bilmezse uçmadan oradan oraya gitmeyi, hepimiz nasıl doğduysak öyle büyür ve bir gün ne olursa olsun yuvamıza dönmek isteriz...
Suysak suyu çeker, ateşsek ateşi isteriz.
Çünkü sadece aynı şeyler birbirini çoğaltabilir.
Bizi sadece biz çoğaltırız.
Zeynep, Onur, Burak ve Mert'in savaşı sürüyor,
Karantina Serisi Üçüncü Perde'siyle geliyor!
Hala bizimle misiniz?
Karantina 3 Ciltsiz Üçüncü Perde
“Ve hiç unutma, ışıklar sadece karanlıkta yanar.”
Su nasıl akarsa hep suya doğru, ateş nasıl çoğaltırsa yalnızca ateşi, rüzgâr nasıl bilmezse durgun esişleri, ölü her balık nasıl vurursa karaya, beşiğinden ayırılan bebekler nasıl ağlarsa onu alan kollar annesinden bir başkasıysa, bir kuş nasıl bilmezse uçmadan oradan oraya gitmeyi, hepimiz nasıl doğduysak öyle büyür ve bir gün ne olursa olsun yuvamıza dönmek isteriz...
Suysak suyu çeker, ateşsek ateşi isteriz.
Çünkü sadece aynı şeyler birbirini çoğaltabilir.
Bizi sadece biz çoğaltırız.
Zeynep, Onur, Burak ve Mert'in savaşı sürüyor,
Karantina Serisi Üçüncü Perde'siyle geliyor!
Hala bizimle misiniz?
Karantina 4 Ciltli Dördüncü Perde
“Unutma; karanlık olmadan aydınlık bir hiçtir.”
Teşekkür ederim hayatıma. Teşekkür ederim çektiğim her bir acıya, yaşadığım her mutsuz geceye, tüm korkularıma, girdiğim her çıkmaz yola... Teşekkür ederim karanlığıma çünkü hiçbiri olmasaydı ben de olmazdım, acıyı yaşamasaydım mutluluğun tadını bilemezdim. İşte bu yüzden bilin ki her nerede ne yaşıyorsanız yaşayın, bazen acı çekmemiz gerekiyor ki mutluluk geldiğinde onu tanıyabilelim. Bazen karanlıkta kalmamız gerekiyor ki ışıklar yandığında aydınlığın ne demek olduğunu anlayabilelim...
Zeynep, Onur, Burak ve Mert tam da her şey normale dönüyor derken yeniden karanlığın içine çekiliyor. Karantina serisi son perdeye doğru ilerlerken bir önceki durak olan Dördüncü Perde’yle karşınızda!
Karantina 4 Ciltsiz Dördüncü Perde
“Unutma; karanlık olmadan aydınlık bir hiçtir.”
Teşekkür ederim hayatıma. Teşekkür ederim çektiğim her bir acıya, yaşadığım her mutsuz geceye, tüm korkularıma, girdiğim her çıkmaz yola... Teşekkür ederim karanlığıma çünkü hiçbiri olmasaydı ben de olmazdım, acıyı yaşamasaydım mutluluğun tadını bilemezdim. İşte bu yüzden bilin ki her nerede ne yaşıyorsanız yaşayın, bazen acı çekmemiz gerekiyor ki mutluluk geldiğinde onu tanıyabilelim. Bazen karanlıkta kalmamız gerekiyor ki ışıklar yandığında aydınlığın ne demek olduğunu anlayabilelim...
Zeynep, Onur, Burak ve Mert tam da her şey normale dönüyor derken yeniden karanlığın içine çekiliyor. Karantina serisi son perdeye doğru ilerlerken bir önceki durak olan Dördüncü Perde’yle karşınızda!
Karantina 5 Ciltli Beşinci Perde Mahşerin Dört Atlısının Hikayesi
Duvarların yükü hâlâ üzerimizde ve Karantina hâlâ bir adım arkamızda...
Belki de kabullenmemiz gereken bir şey vardı bu hayatta.
Karantina hayatın ta kendisiymiş; içinden çıkmak değil, içinde yaşamayı öğrenmek gerekirmiş.
Öyleyse soruyorum sana: Hazır mısın? Sana bu zamana kadar hep o karantinadan nasıl kurtulduğumuzu anlattım, artık o karantinaya nasıl döndüğümüzü anlatmanın vakti geldi.
Hazırsan başlayalım. Ben Zeynep. Zeynep Akay.
Mahşerin Üç Atlısına dördüncü olmaya geldim…
Ve oldum.
Karantina 5 Ciltsiz Beşinci Perde Mahşerin Dört Atlısının Hikayesi
Mahşerin Dört Atlısının Hikayesi.
"Mesele hiçbir zaman karantinadan kurtulmak degildi.
Mesele karantinayı sevmekti."
Duvarların yükü hâlâ üzerimizde ve Karantina hâlâ bir adım arkamızda...
Belki de kabullenmemiz gereken bir şey vardı bu hayatta.
Karantina hayatın ta kendisiymiş; içinden çıkmak değil, içinde yaşamayı öğrenmek gerekirmiş.
Öyleyse soruyorum sana: Hazır mısın? Sana bu zamana kadar hep
o karantinadan nasıl kurtulduğumuzu anlattım, artık o karantinaya nasıl döndüğümüzü anlatmanın vakti geldi.
Hazırsan başlayalım. Ben Zeynep. Zeynep Akay.
Mahşerin Üç Atlısına dördüncü olmaya geldim…
Ve oldum.
No:26 Ciltli
Sen bırak tutunmayı, dünya bizi sarmalar.
Kendimi yaşamaya değer görmediğim her şey benim bu hayattaki esaretimdir.
Mine çocukluk döneminde babasından şiddet görmüş, annesi tarafından terk edilmiş ve sonrasında yurtta büyütülmüştür. Geçmiş travmalarının ve acılarının üzerine kendisine kurduğu yeni hayatında internetten Yeşil Küpeli Kız takma ismiyle magazin haberleri yaparak milyonlarca takipçiye ulaşmıştır. Mine'nin şimdiki haber hedefi ise hızla yayılan müzik videosuyla bir gecede şöhrete kavuşan, genç kızların yeni sevgilisi Efe Duran'dır...
Mine ve Efe’yi aynı çatı altında bir araya getiren No. 26, ikisi için de geri dönüşü olmayan bir değişimin başlangıcı olacaktır.
Bize hiçbir şeyi yaşamayı hak görmeyen herkese bir çiçeğin bataklıktan da doğabileceğini göstereceğiz.
No:26 Ciltsiz
Sen bırak tutunmayı, dünya bizi sarmalar.
Kendimi yaşamaya değer görmediğim her şey benim bu hayattaki esaretimdir.
Mine çocukluk döneminde babasından şiddet görmüş, annesi tarafından terk edilmiş ve sonrasında yurtta büyütülmüştür. Geçmiş travmalarının ve acılarının üzerine kendisine kurduğu yeni hayatında internetten Yeşil Küpeli Kız takma ismiyle magazin haberleri yaparak milyonlarca takipçiye ulaşmıştır. Mine'nin şimdiki haber hedefi ise hızla yayılan müzik videosuyla bir gecede şöhrete kavuşan, genç kızların yeni sevgilisi Efe Duran'dır...
Mine ve Efe’yi aynı çatı altında bir araya getiren No. 26, ikisi için de geri dönüşü olmayan bir değişimin başlangıcı olacaktır.
Bize hiçbir şeyi yaşamayı hak görmeyen herkese bir çiçeğin bataklıktan da doğabileceğini göstereceğiz.
Sıfır Kilometre Ciltli
Işıklar Sana Evinin Yolunu Gösterecek
Birbirimizi uzaktan uzağa sevmek bir göldü, biz de o göle atlayan iki balıktık.
O ufacık gölün içerisinde birbirimizi bulduk ve hiç kaybetmeyiz sandık.
Oysa hiçbir şey sandığımız kadar kolay olmadı. Yan yana olmak koskoca bir denizdi ve biz bu denizde birbirimizi kaybettik. Binlerce kilometreyi aştık, birbirimize geldik. Oysa şimdi her zamankinden zor bir savaş bekliyor bizi, buram buram hissediyorum bunu. Sonra kulaklığımı takıyorum, telefonumu atıyorum cebime, kendi kendime fısıldamaya başlıyorum içimden…
“Işıklar sana evinin yolunu gösterecek…”
Bir kez daha tekrar ediyorum:
“Işıklar sana evinin yolunu gösterecek…”
Sonra bir kez daha…
“Işıklar sana evinin yolunu gösterecek…”
Ben İzmir ve bu benim evimi bulma hikâyem.
İzmir ve Ege'nin ışıklarla dolu karanlık dünyalarının hikâyesi devam ediyor... Üstelik aralarındaki mesafe artık sıfır kilometre!
Işıklarınızı yeniden yakmaya geliyoruz, hazır mısınız?
“Tüm bu belirsizliklerin ortasında emin olduğum bir şey vardı, o buradaydı ve artık yıldızlarla doluydu üstümüzü kaplayan bu gökyüzü... Her ne olursa olsun, her nasıl olursa olsun.”
Sıfır Kilometre Ciltsiz
Işıklar Sana Evinin Yolunu Gösterecek
Birbirimizi uzaktan uzağa sevmek bir göldü, biz de o göle atlayan iki balıktık.
O ufacık gölün içerisinde birbirimizi bulduk ve hiç kaybetmeyiz sandık.
Oysa hiçbir şey sandığımız kadar kolay olmadı. Yan yana olmak koskoca bir denizdi ve biz bu denizde birbirimizi kaybettik. Binlerce kilometreyi aştık, birbirimize geldik. Oysa şimdi her zamankinden zor bir savaş bekliyor bizi, buram buram hissediyorum bunu. Sonra kulaklığımı takıyorum, telefonumu atıyorum cebime, kendi kendime fısıldamaya başlıyorum içimden…
“Işıklar sana evinin yolunu gösterecek…”
Bir kez daha tekrar ediyorum:
“Işıklar sana evinin yolunu gösterecek…”
Sonra bir kez daha…
“Işıklar sana evinin yolunu gösterecek…”
Ben İzmir ve bu benim evimi bulma hikâyem.
İzmir ve Ege'nin ışıklarla dolu karanlık dünyalarının hikâyesi devam ediyor... Üstelik aralarındaki mesafe artık sıfır kilometre!
Işıklarınızı yeniden yakmaya geliyoruz, hazır mısınız?
“Tüm bu belirsizliklerin ortasında emin olduğum bir şey vardı, o buradaydı ve artık yıldızlarla doluydu üstümüzü kaplayan bu gökyüzü... Her ne olursa olsun, her nasıl olursa olsun.”
Sıfır Kilometre Film Özel Baskı
“Tüm bu belirsizliklerin ortasında emin olduğum bir şey vardı: O buradaydı ve artık yıldızlarla doluydu üstümüzü kaplayan bu gökyüzü... Her ne olursa olsun, her nasıl olursa olsun.”
Birbirimizi uzaktan uzağa sevmek bir göldü, biz de o göle atlayan iki balıktık.
O ufacık gölün içerisinde birbirimizi bulduk ve hiç kaybetmeyiz sandık.
Oysa hiçbir şey sandığımız kadar kolay olmadı.
Yan yana olmak koskoca bir denizdi ve biz bu denizde birbirimizi kaybettik.
Binlerce kilometreyi aştık, birbirimize geldik.
Oysa şimdi her zamankinden zor bir savaş bekliyor bizi, buram buram hissediyorum bunu.
Sonra kulaklığımı takıyorum, telefonumu atıyorum cebime, kendi kendime fısıldamaya başlıyorum içimden…
“Işıklar sana evinin yolunu gösterecek…”
Bir kez daha tekrar ediyorum:
“Işıklar sana evinin yolunu gösterecek…”
Sonra bir kez daha…
“Işıklar sana evinin yolunu gösterecek…”
Ben İzmir ve bu benim evimi bulma hikâyem.
İzmir ve Ege'nin ışıklarla dolu karanlık dünyalarının hikâyesi devam ediyor... Üstelik aralarındaki mesafe artık sıfır kilometre!
Işıklarınızı yeniden yakmaya geliyoruz, hazır mısınız?