Bir Kadın
Artık sesini duymayacağım. Olduğum kadını, bir zamanlar olduğum çocukla bir araya getiren onun sesi, sözleri, elleri, tavırları gülüşü ve yürüyüşüydü. Geldiğim dünyayla aramdaki son bağ da koptu. Ernaux, hafızasını, zihinsel ve fiziksel bütünlüğünü yok eden bir hastalık yüzünden yitirilen annenin ardından, küçük bir Normandiya kasabasının varoşlarında doğan ve Paris’in banliyölerindeki bir hastanenin geriatri koğuşunda ölen gerçek kadının portresini çizmeye, onu olduğu gibi resmetmeye girişiyor. Bir anne ve kızı arasındaki hem zayıf hem de sarsılmaz bağı, onları ayıran dünyaları anlatan Bir Kadın, mümkün olan en tarafsız dille yazılmış bir ağıt, belki de Annie Ernaux’nun en dokunaklı metni. “Annenin yaşamına ve ölümüne şefkatli, sert ve dokunaklı bir saygı duruşu...” The Washington Times “Son derece özgün. Bir Kadın, aslında her kadının hikâyesi.” The New York Times
Boş Dolaplar
Babamın Yeri
Seneler
Seneler çeşitli imgeler, fotoğraflar, dönemin gazete haberleri, popüler şarkıları, filmleri, reklamları, sloganları, siyasi gelişmelerinden hareketle 1940’lardan 2000'li yıllara uzanan deneysel bir metin, bir tür toplumsal kronik. En mahrem anılarına, hayatındaki önemli dönemeçlere kendi kuşağının hikâyesini de dahil edip tarihin kaydını tutan ve bunu yaparken klasikleşmiş otobiyografi yazınının dışına çıkan Ernaux, anlatının merkezine kendini koymaktan bilhassa kaçınıp bireysel tarihiyle kolektif tarihi bir araya getiriyor. Sınıf çatışması, kadın çalışmaları gibi konulara da yer vererek toplumsal bir bellek yazını oluşturuyor.
“Okumanız gereken en iyi kitaplardan biri.”
Deborah Levy
“Seneler yalnızca otobiyografi yazını için değil, sanat için de devrim niteliğinde.”
John Banville
Nobelli Yazarlar Seti
Nobel Ödüllü yazarların en sevilen kitapları bir arada
Albert Camus’nün bir 20. yüzyıl klasiğine dönüşen eseri Yabancı, Annie Ernaux’nun nadir görülecek türden bir yüzleşme deneyimi sunan metni Yalın Tutku, Gabriel García Márquez’in toplumsal bir ruh çözümlemesi yapan ölümsüz yapıtı Kırmızı Pazartesi, Hermann Hesse’nin aydınlanma ve özbenlik arayışını anlatan romanı Siddharta, Knut Hamsun’un “insan ruhunun keşfedilmemiş çatlakları”nı açığa çıkaran kitabı Açlık şimdi tek bir sette.
Yalın Tutku
İsimsiz bir anlatıcı, evli ve yabancı bir adam, her şeyi tüketen bir tutku, saplantıya dönüşen bir aşk… Ernaux ispatsız, sade üslubuyla, cinsellik temelinde kurulan bu ilişkinin dinamiklerini, tutkunun tuzağına düşmüş kalbin arzularını, beklentilerini, arzulanan erkeğin varlığıyla özdeşleşmedikçe katlanılabilir olmaktan çıkan günlük işleri, sıradan olayları bütün içtenliğiyle, cesurca ortaya koyuyor.
Yalın Tutku, hangi toplumsal konuma ait olursa olsun, tutkunun insanları nasıl ele geçirebileceğini, kişinin iradesini nasıl hiçliğe indirgeyip körleştirebileceğini anlatan, nadir görülecek türden bir yüzleşme deneyimi.
“Fransız edebiyatının en önemli yapıtlarından birinin yazarı olan Annie Ernaux’nun eseri yıkıcı olduğu kadar güçlü, öfkeli olduğu kadar da incelikli.”
Édouard Louis
“Basit açıklamalara kafa tutan tutkulara adanmış bir eser.”
The New York Times